Yeni Normalde Liderlik

Değişim derken, VUCA dünyası derken, bir de baktık ki, pandemi dünyasında daha önce hiç deneyimlemediğimiz bir süreçten geçiyoruz. Ne kurumsal ne kişisel hafızalarımızda böyle bir süreç ile baş etme kodu ne yazık ki yok. Son dönemde bize aşina olan tek şey, değişimin çok hızlanmış ve karmaşık hale gelmiş olması. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”i bilsek de ensemizde soluğunu hissettiğimiz değişime ayak uydurmak son dönemlerde pek de kolay olmuyor. Pandemi süreci buna farklı bir boyut kazandırdı, şimdi de pandemi sonrası diye bir dönemden bahsediyor ve sürece hazırlanmaya çalışıyoruz. Belki ofis hayatına en hızlı biçimde geri dönüp, eski alışkanlıklarımızı sürdürüyor olmayacağız ama yeni düzenin gerektirdiği kültürel değişiklikleri hızlı kabullenmek ve uygulamak zorunda kalacağız gibi. 

Neler bekliyor bizi, neler liderlerin gündemini süslüyor?

Çeviklik

Temel olarak bir anlayışa gereksinim varsa o da o da değişime hızlı ve verimli bir şekilde adapte olabilme becerisi, esnekliği ve kapasitesi olarak tanımlanan çevikliğin (agility) her sektörde hem kurumun ve her bireyin htiyacı olduğudur.

Kurum söz konusu olduğunda çeviklik kültürü, sistem, süreç ve araçların desteğinden, liderler söz konusu olduğunda çevik liderlikten, çalışanlar söz konusu olduğunda ise çevik öğrenme becerilerinden bahsediyoruz.  Hepimizin payına ödevlerin düştüğü bu yeni düzende ortak olanlar, açıklık, şeffaflık, iş birliği, öğrenmeye istek ve merak, yetkilendirilmiş ekipler ve tabii ki hızlı hareket edebilme becerisi. Düşünce yapısı; güven, hataları gizlemek yerine hatalardan öğrenme, çözüm odaklılık, sürekli gelişme (kaizen), israfı önleme, yalınlık, iş birliği ve şeffaflık gibi temel değerlerin üzerine oturuyor.  

Çevik liderler ise, bu değerleri yeşertmek ve sürdürmek adına çalışanlarına vizyon sağlayan, motive eden, sürekli gelişim için destekleyen, koçluk yapan, geri bildirimleri gelişim alanına odaklayan, problem çözen ve çalışanı için anlam yaratan liderler olacaklar.

Resilience

Türkçesi zor olan bir kelime ama şimdiden kurum yetkinlikleri arasında yer alıyor. Zor zamanlarla baş etme becerisi diye çevirebiliriz resilience’ı.  Yılmazlık da deniyor. İçinde üç önemli bölüm barındırıyor; dayanmak veya mukavemet, esneklik ve uyum, öğrenerek çıkmak. İnsan ancak zorluklardan öğreniyor ve gelişiyor bu yüzden yaşanan zorluklar her zaman çok değerli. Pandemi zamanı pek çoğumuz için farklı değerleri, unuttuğumuz ya da bir kenara ötelediğimiz temel ihtiyaçlarımızı hatırlattı. Kurum olarak, tekrarlayabilecek bu gibi karmaşık durumlarda zorluklarla baş etmede ruh ve kas gücünü sağlamlaştırmamız gerekli olduğunu hatırlattı. 

Birbirimize destek olmak hem bireysel hem ekip yılmazlığını artırmak, enerjimizi doğru yönetmek, işi anlamlı kılmak, bağları güçlendirmek bundan sonraki normalin olmazsa olmazı gibi duruyor. Bunu yapmanın çok fazla yolu var ve bunlardan en önemlisi hizmet eden liderliğin ön plana çıkması.

Mindful Liderlik

Gerçek dönüşüm liderlik vasfında olacak gibi. Öncelikle kendinin farkında olmak, bütünsel olarak varlığının, kırılganlıklarının farkında olmak, iyi olma yolunda gayret etmek ve değişimi yönetmede istekli olmak mindful liderliğin olmazsa olmazlarından. Kendisinin olduğu kadar takımının bütünsel bir varlık olduğunu ve bireysel farklılıkları olduğunu kabul eden, takıma buna göre yön veren destekleyen, motive eden, koçluk yapan liderler için en önemli detay çalışanı insan olarak kabul etmek… Bu kadar basit aslında. İnsan olarak kabul ettiğimizde, çalışanın duygusal, ruhsal, zihinsel ve bedensel bir bütünden oluştuğunu ve bunların birbiriyle uyumlu olması gerektiğini ve ancak rekabetçi gücün bunun kabulünden geçtiğini görmemiz gerekiyor. Mevcudiyet göstermek, anlam yaratmak, kendiyle ve diğerleriyle kaliteli bağlantılar kurmak, mindful kararlar almak uygulamak, güven yaratmak, açıklık ve şeffaflık kültürünü beslemek yeni normalin önemli liderlik göstergeleri arasında yer alıyor.    

İş Birliği

İnsan doğası itibariyle rekabet yerine iş birliği yaptığında daha mutlu oluyor. Ancak bu kapitalist dünyada unutulmuş bir detay. Y jenerayonu birbiriyle rekabet yerine gücünü birleştirerek, birlikte başarmayı daha eşitlikçi bir paylaşım içinde olmayı önemsiyor. Peki, bu iş birliğini sağlamak kimin sorumluluğunda? Şüphesiz ki liderler ya da karar vericilerin rolü büyük. Çeviklik kavramı yetkilendirilmiş takımlar içinde iş birliğini mutlaka istiyor. Yeni normalin kurumsal listesinde, gerçek anlamda iş birliği koşullarını oluşturmanın ayak sesleri var.

Yeni normalin kurumsal izdüşümünde payına neler düşecek hep birlikte göreceğiz. Pandemi bize gösterdi ki, teknoloji ne kadar ilerlemiş olursa olsun, robotlar, sanal zeka ne kadar gündemde olmaya can atarsa atsın, elimizi düzgün yıkamayı bilemiyorsak yani insanın sağlığını değerlerimizin en başına koyamıyorsak, birileri bize zorla hatırlatıyor olacak.   

Sibel Yücesan

SiZe Bütünsel Yaklaşım Kurucu Ortağı