Türkiye 'de bir ilk: İlk çocuk mağazası "FLO Kids" adıyla açıldı

FLO Türkiye ve Yurtdışı Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kazım Çimen, yeni projeleri ve hedeflerini açıklarken, " FLO Kids" adıyla açtıkları ilk çocuk mağazasını da Perakende.org aracılığı ile duyurdu. 

Türkiye 'de bir ilk: İlk çocuk mağazası "FLO Kids" adıyla açıldı

Kısaca FLO hakkında bizi bilgilendirir misiniz? 

Bundan yaklaşık 50 yıl önce Ahmet Ziylan tarafından Antep’te küçük bir atölyede başladı. Bu 50 yılın ardından bugün artık 10 bine yakın çalışanı ile ve dolaylı olarak hizmet veren tedarikçileri de kattığımızda 30 bine yakın üyesi olan kocaman bir aile. FLO’yu kısaca tanımlayacak olursak, hem dikey hem de yatay anlamda büyüyen bir şirket. Hem FLO, Ninewest, Instreet gibi perakende mağazaları var hem toptan satışı var. Hem de e-ticaret satışı var. Bunun yanında kendisini marka olarak da geliştirmiş bir firma. Kinetix, Polaris, Lumberjack, Ninewest, Us. Polo, Dockers, gibi markaları ve lisansları var. Bu sayede satış dünyasının her kanalında hem de kendi markaları ile faaliyet gösteren, hem yatayda hem dikeyde gelişmiş bir şirket FLO.

Flo’nun şu anda kaç mağazası var ve bunlardan kaç tanesi sadece çocuklara özel mağazalar? Çocuklara yönelik mağaza planınız var mı? Varsa, bunun sebebi nedir?

Bugün yurt dışında 125 Türkiye’de de 360 tane olmak üzere toplamda 485 tane FLO mağazası var. Önümüzdeki aylarda açacağımız mağazalarla birlikte yılı 510 mağaza ile kapatacağız. Her sene de 60 tane mağaza açarak büyümeye devam edeceğiz. Bu büyümeyle birlikte 2025 yılında 800 mağaza rakamlarına ulaşmayı hedefliyoruz.

Çocuk mağazaları ve çocuk ayakkabıları konusunda bilgi vermek istiyorum. Biz de aslında bundan birkaç hafta önce İstanbul Pendik’te FLO Kids adıyla ilk çocuk mağazamızı açtık. Peki neden açtık? Siz de biliyorsunuz Türkiye’de çocuk ve genç nüfus oldukça yüksek. Dinamik bir ülke. İkincisi, birçok aile kendi mevcut gelirlerinin üzerinde para harcayarak çocuklarının ihtiyacını karşılıyor. Çocuklarımıza para harcamayı seviyoruz, çocuklarımıza kendimize alamadığımız şeyleri almayı seviyoruz. Üçüncüsü pazarda böyle bir boşluk var. Yani sadece çocuklara özel ayakkabı satan, o atmosfere odaklanan çocuklara özel ayakkabıda şirketler yok. Bunun tekstil için örnekleri var ama ayakkabı da yok. Bir diğer sebep de müşterilerimiz kaliteli ve güzel alışveriş ortamını hak ediyor. Bunu Türkiye’de biri yapacaktıysa da FLO’nun yapması gerekiyordu. Çocukların tüm aktivitelerine eşlik edecek, rengarenk ürünlerin yer aldığı yalnızca çocuklara yönelik bir mağaza ihtiyacı Türkiye’de vardı. Onu da açtık. Tabi bu sadece Türkiye’de değil, burayı pilot gibi de görebiliriz, Türkiye’de büyüttükçe bu işimizi öğrendikçe, çocuk ayakkabı mağazaları modelimizi yurt dışında da açmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde de Türkiye’de 50’ye yakın ayakkabı mağazası açmayı hedefliyoruz.

Pandemi döneminde FLO neler yaptı? Online satışlarla kapanma dönemi kompanse edebildi mi? Daha uygun fiyatlı ürünlere talep arttı mı?

Evet, maalesef tam olarak atlatamadığımız bir pandemi sürecine girdik, hala da devam ediyoruz. Şöyle 20 yıllık geçmişe baktığımız zaman perakende sektörünü etkileyecek birçok olayla karşı karşıya kaldık. Gerek kendi ülkemizde gerek yurtdışı kaynaklı işlerimizi zorlaştıran, yavaşlatan birçok bariyerle problemle karşılaştık. Ancak pandemi bir perakande firmasının başına gelebilecek en kötü şey. Çünkü mağazalar kapandı. Mağazalar kapandığı zaman işinizi devam ettirmek, özellikle de eskisi gibi devam ettirmeniz çok kolay değil. Böyle bir dönemde biz temel olarak 3 şeye odaklandık. Öncelikle mevcut çalışanlarımızın, istihdamımızın, yol arkadaşlarımızın sürdürülebilir refah seviyesinde kalması ve onların sağlıklarının korunması. İkincisi sektörümüzün de sürdürülebilirliğini sağlamamız gerekiyordu çünkü FLO; sadece kendi firmasının çok ötesinde sektör içerisinde büyük anlamlar ifade eden bir şirket dolayısıyla tedarikçilerimizin de ayakkabı sektörünün de sağlığını, bizimle birlikte çalışan 35 bin kişinin de hem ticari faaliyetlerini hem de sağlığını düşünmemiz gerekiyordu. Bizim açıkçası önem verdiğimiz ikinci konu da buydu. Üçüncüsü ise herkesin işlerinin durduğu ya da yavaşladığı bu dönemde, yatırımlara devam etmek gibi bir ayrıcalığa sahiptik. Bu dönemde yatırımlarımızı hiç durdurmadan devam ettik. Bu dönemde online satışlarımız aşağı yukarı iki kat arttı. Yüzde 10’lar-15’ler seviyesinden 20’ler 30’lar seviyelerine çıktık. Ortalamada da şuan yüzde 20’ler seviyesine geldik. Onlinedan gelen ciromuz iki kat arttı. Fakat bizim mağazacılık kanalımız o kadar geniş ki, bunu kompanse edecek seviyede değildi. Çünkü biz mağazacılık ağı yurt içinde 380’in üzerinde olan çok geniş bir perakende ağından bahsediyoruz. Peki pandemi insanların tüketim alışkanlığını değiştirdi mi? Biraz değiştirdi. Dediğiniz gibi uygun fiyatlı ürünlere bir dönem rağbet olsa da temel anlamda çok büyük değişiklikler olmadı. Temel olarak zaten çok müşterilerine her zaman için uygun fiyatlı ürün sunan FLO’da bu çok fazla düştü diyemeyiz. Zaten, çok düşük kar marjlarıyla müşterilerimize ürünlerimizi sunduğumuz için bunun daha altına inecek bir yer yoktu. Müşterilerimiz de bize bu anlamda teveccüh gösterdiler. Burada o nedenle çok marjinal ve radikal bir düşüş olduğunu söyleyemeyiz.

FLO bir tasarım merkezi kurdu 6 ay önce yanılmıyorsam buradaki çalışmalar nasıl gidiyor? Bir de son dönemde küresel ısınma, karbon ayak izi ciddi bir tehlike haline geldi. Yakın zamanda bu tasarım merkezinizden geri dönüştürülmüş ayakkabı görebilecek miyiz?

İlk önce biz şuna inanıyoruz. Büyük şirketler ticari öncelikleri kadar, topluma ve bulunduğu ekosisteme karşı sorumluluk sahibidirler. Yıllardır ayakkabı dendiğinde tüm araştırmalarda akla ilk gelen mağaza FLO çıkıyor. Bu teveccüh çok güzel ama bunun da bir karşılığı olmalı. Sadece müşterilerimize karşı değil, hem doğaya hem sektöre karşı bize bir sorumluluk yüklüyor bu durum. Pazar lideri olan şirketler, üretimden tasarıma kadar ayak izi bırakmalı. Biz bu bilinçle, dediğiniz gibi Türkiye’nin ilk akredite ayakkabı tasarım merkezini hayata geçirdik. Bunun hemen ardından Sanayi ve Teknoloji bakanlığından akreditasyonlu bu merkezimizde hem ayakkabı tasarımı hem üretimi alanındaki bilgi birikimimize inovatif çalışmaları ekleyerek, çok yenilikçi diyebileceğimiz tasarımlar, ürünler geliştirmek üzere çalışıyorz. Bu merkezimizde, sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, akıllı giyim konularında pek çok çalışmamız var, üniversiteler ile de işbirliği içerisindeyiz. Buna paralel olarak da önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, akıllı giyim ürünleri gibi konularda, hem sektörde öncü projelere hem müşterilerimize sunacağımız yeniliklerin de müjdesini buradan vermek isterim.

Türkiye’de ayakkabı üretimi bilgisi var ancak bu topraklardan çıkan ve dünyaya giydirmeyi başardığımız bir marka maalesef yok. FLO’nun böyle bir hedefi var mı?

Aslında bu soruya tamamen dünyaya ayakkabı giydiren bir Türk markası yok dememek lazım. Çünkü yaklaşık 8-9 yıl önce; 2012 yılında bünyemize İtalya merkezli Lumberjack’i kattık. Bugün .Lumberjack markasıyla, Avrupa’da 20 ülkede 2000’e yakın noktada satış yapıyoruz. Bugün bu marka FLO’ya ait bir Türk markası. Onun yanı sıra bizim çok geniş bir marka ailemiz var. Her şeyden önce Türkiye’nin kendi alanında en kuvvetli ayakkabı marka portföyüne sahip şirketiz. Örneğin Kinetix, Türkiye’de global rakiplerini geride bırakarak en çok tercih edilen spor ayakkabı markasıdır. Buna paralel olarak konforu ön planda tutan Polaris markamız kadın ve erkek ürünleriyle vazgeçilmez markalarımızdan bir tanesi oldu.

Bunun yanında lisanslı olarak US. Polo ile sadece Türkiye’nin değil, 39 ülkenin de ayakkabı lisansına sahibiz. Aynı şekilde kısa süre önce bünyemize kattığımız Ninewest’te de yaklaşık 50 ülkede lisansına sahibiz. Bu markalarımız Türkiye’de hem tasarım yapıyor hem üretiyor hem de dünya çapında satışlarımızı yapıyoruz. Peki bu yeterli mi? Hayır değil. Hedefimiz sadece Türkiye ve yakın coğrafyalarda değil, aynı zamanda dünyanın da bir numaralı ayakkabıcısı olmak yönünde tüm gayretimiz. Bu yönde de devam edeceğiz.

Büyüme planlarınız doğrultusunda değerlendirdiğinizde omnichanel perakendeciye dönüşmenin öneminden ve bu alanda yaptığınız yatırımlardan da bahseder misiniz?

Omnichannel aslında son zamanlarda sıkça kullandığımız bir kelime belki ilk olarak bunu tarif etmekle başlamamız en iyisi olacak. Omnichannel müşteri beklentisini tek bir müşteri platformu gibi düşünerek, tüm kanalları birleştirerek, tüm stoku birleştirerek, müşteri için bütün satış kanallarının eş zamanda çalıştığı, müşteriyi tüm kanallarda tanıdığı ve ortak hizmet verebildiği platforma Omnichannel deniyor. Bu kadar geniş 360 derecelik müşteri memnuniyeti diye tanımladığımız Omnichannel açıkçası çok kolay bir organizasyon ve yapı değil. Bugün Türkiye’de bunu hakkıyla yapan firma var demek kolay değil. Bunun için çok çalışan firmalar var, ancak henüz Türkiye’de 360 derece Omnichannel firması var demek çok kolay değil. Buna çok yaklaşan firmalar var. Onlardan bir tanesi de biziz. Gerçekten çok kısa sürede, müşterinin istediği şekilde hizmet verebilecek noktaya geleceğiz. Bunu başarabilmek için şuanda yaklaşık 80  kişiden oluşan bir iç yazılım ekibimiz var. Bu yazılım ekibi, dışa bağımlılığı azaltmak için perakende sektöründe öncülük edecek projeler gerçekleştiriyoruz. Yakın zaman içerisinde de bu rakamı 100’e çıkarmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda Omnichannel uygulamalarımızla mağaza ve e ticaret stoklarımızı müşterilerin karşısına bütünleşik ve tek bir stok olarak çıkarmayı başarıyoruz. Şuan, online satışlarımız bütün mağazalarımız açılmış olmasına rağmen yüzde 20’lere ulaştı. Ve bunların tedariğini de mağazalardan gerçekleştiriyoruz. Müşterilerimiz online siparişlerini mağazadan teslim alabiliyor ya da oraya iade edebiliyor. Ya da başka mağazada bulunan ürünü adreslerine göndererek o an ihtiyaçlarını karşılayabiliyoruz. Ayrıca, müşteriye tam bir omnichannel deneyimi yaşatabileceğimiz “Omnichannel Corner” dediğimiz bütünleşik hizmet verecek noktaları da hayata geçirmeye başladık. Bu da birkaç ay içerisinde bütün mağazalarımızda hayata geçecek.

Omnichanel yapının operasyonel süreçler üzerindeki etkisi ne oldu?

Bir kere payımız yüzde 20’lere çıktı daha önce belirttiğim gibi. Yıllık ziyaretçi sayımız 200 milyona ulaştı. Yaklaşık 9 milyon üzerinde üye müşterimiz oldu. Omnichannel entegrasyonu ile özellikle de pandeminin çok yükseldiği, mağazaların kapandığı noktalarda online taraf cirolarımız yüzde 30’lar bandına kadar ulaştı. Ayrıca, Türkiye’de e-ticaretin yanı sıra Avrupa’da CIS ülkelerinde ve MENA bölgesinde, güçlü lokal ve global marketplace’lerle işbirliğimizi arttırdık ve oralardaki marketplacelerde satış yapıyoruz. Bununla birlikte pazar lideri olduğumuz Türkiye harici ülkelerde de Türkiye’de bu kurduğumuz Omnichannel entagrasyonunu önümüzdeki yılın başlarında hayata geçireceğiz. Öncelikli olarak Fas Kazakistan ve Ukrayna’da hayata geçirerek burada biriktirildiğimiz tecrübeleri de yurt dışına aktaracağız.

2021 performansınızı değerlendirerek, önümüzdeki dönemde hangi ülkelere ve bölgelere yoğunlaşmayı planladığınızı anlatabilir misiniz?

Biraz önce de bahsetmiştim pandemi döneminde belli kısıtlamalar ve zorluklar oldu ama beraberinde fırsatlar da getirdi. Bu fırsatları da açıkçası biz kullandık. Pandemiye rağmen 2021 ve 2021 260 milyon TL’lik mağaza yatırımı yaptık. Önümüzdeki 2 yılda 650 milyon TL’lik daha yatırım için para ayırdık. Açıkçası biz bu yatırımlarımızla karşılığını hem bugün hem de gelecekte alacağımızı biliyoruz. Yılın ilk yarısı çok önemli kısıtlama ve kapanmalarla geçmesine rağmen yılı aşağı yukarı 6 milyar TL’lik bir konsolide ciro ile kapatacağız. Bu yaklaşık 50 milyon çiftlik ayakkabı satışına tekabül ediyor. 21 ülkede 485’i FLO olmak üzere 600’ün üzerinde mağazamız var. Sadece 2021 yılının ilk dokuz ayında toplamda 60 tane mağaza açtık. Yıl sonunda bu seneyi 80 yeni mağaza açılışıyla kapatmayı düşünüyoruz. Yurt dışında nereye odaklanıyoruz? CIS dediğimiz, eski Sovyetler Birliği ülkeleri olarak tanımladığımız bölge, Kazakistan’dan Türkiye sınırına kadarki bölge. İkincisi Balkanlar, Üçüncüsü ise Kuzey Afrika. Bu bölgede şuan 125 tane mağazamız var ve önümüzdeki 3 yıl içerisinde sadece bu üç bölgede mağaza sayımızı 300’e çıkartmayı planlıyoruz. Sadece fiziksel mağaza açmakla kalmayıp kendi e-ticaret sitemizle, marketplace’lerle biraz önce bahsettiğim Omnichannel entagrasyonu ile de bu ülkelerde faaliyet göstereceğiz. Yani; bu ülkelerin sadece fiziksel mağazacılıkta değil onlineda da pazar lideri olmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde hızımızın yüksek olacağı ülkeler ise; Fas, Ukrayna, Eski Yugoslavya dediğimiz Sırbistan, Moldovya gibi ülkeler büyümeyi sürdüreceğimiz ülkeler gibi görünüyor.

2022 yılında yurt dışında kaç mağaza açmayı planlıyorsunuz?

Bu sene şuanda 125 mağazamız var yurt dışında. Buna 15 tane daha ekleyip bu yılı 140 gibi bir rakamla kapatacağız. Önümüzdeki sene 60 tane daha yurt dışı mazağa açmayı planlıyoruz. Önümüzdeki sene sonunda yurt dışında 200 mağazaya ulaşmış olacağız. Hemen hemen her sene yurt dışında 60-70 mağaza açarak, büyümemizi sürdüreceğiz. Burada ulaşmak istediğimiz orta vadede bir hedefimiz var. An itibariyle yurtdışı cirolarımızın toplam ciromuzdan aldığı pay yüzde 20’ler seviyesinde. Bu oranı yüzde 50’ler seviyesine getirene kadar yurt dışındaki büyüme hızımız devam edecek. Buna da 2025 yılında ulaşmayı hedefliyoruz. Yani biz ciromuzun yarısını 2025 yılında yurtdışından sağlamayı hedefliyoruz. Bunun için de şimdiden aksiyonlarımızı alıyoruz.

2023 hedefiniz nedir acaba?

Hemen tekrar özetleyeyim, yurdışında 200 mağaza hedefimize  2022 yılında ulaşacağız. 2023 yılında yurtdışı mağaza sayımız 260 olacak. 2025 yılında da yurt dışında 350-400 gibi bir mağaza sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. Bu da bizim toplam ciromuzun yüzde 50’sine denk gelecek. Ama dediğiniz gibi gerçekten önümüzdeki 5 yılın hangi dönem hangi ülkede neler yapacağımız hepsi netleşti buna göre de aksiyonlarımızı şimdiden alıyoruz. Biz dünya markası olmak konusunda çok ciddiyiz. Buna göre de çalışıyoruz.