Fatih Kuran

Fatih Kuran

Finans Danışmanı
Kamu Özel Ortaklığı (PPP) ve Proje Finansmanı Uzmanı Fatih Kuran, eğitim ve danışmanlık şirketi olan Dinamo’nun da kurucu ortağıdır

Şirketinize en son ne zaman check-up yaptırdınız?

25 Nisan 2019 Perşembe

Hemen her şirket sahibinin hayalinde, kendisinden sonra önce çocuklarına daha sonra da torunlarına miras kalarak uzun yıllar faaliyetlerine başarı ile devam edecek bir şirket kurmak yatar. Realitede ise istatistikler bize tam aksi bir durumu göstermekte. 2018 yılı itibari ile dünya Fortune 500 listesini incelediğimizde 1955’den bu yana listede kalabilmeyi başarabilmiş sadece 54 şirket sayabiliyoruz. Exxon, General Motors, Chevron, General Electric, Boeing ve Coca Cola gibi şirketler bunu başarmışlar. 446 şirket yani yüzde 88’lik çok daha büyük kısım ise muhtelif nedenlerle bu süreç içinde faaliyetine son vermiş ya da daha alt sıralara gerilemiş durumdalar. Türkiye’de ise ortalama şirket ömrü olarak sadece 10-15 yıl arasında değişen rakamlar telaffuz edilmektedir. Kayıtlara göre en eski şirketimiz 1777 yılında kurulmuş olan Hacı Bekir Lokum ve Akide Şekerleri. 1900 yılından önce kurulan ve halen faaliyetlerini sürdüren ise sadece 8 şirketimiz var. Rakamlar bize şirketlerin başarılarını ancak kısa bir dönem sürdürülebildiğini ve devamlılık arz etmediğini gösteriyor.

Bu tehlikenin farkında olan şirketler ‘büyüme’ kavramının başına ‘sürdürülebilir’ kelimesini eklediler.  Saman alevi gibi kısa vadede hızlı büyümek ancak devamlılığı yakalayamayıp sonrasında büyük kayıplar yaşayıp kaybolmak yerine daha az ancak uzun vadede istikrarlı bir büyümenin sağlanmasına odaklandılar.

 

Şirketlerin sürdürülebilir büyüme ve uzun vadede başarılı olması için pek çok gereklilik söz konusu. Odaklanma, istikrarlı hareket etme, temkinli olma ancak yeri geldiğinde risk de alabilme, yumurtaların hepsini aynı sepete koymama, insan kaynağına yatırım yapma, inovasyon, verimlilik vb. uzun bir liste yapılabilir. İyi bir finansal yönetim de şirketlerin uzun vadede istikrarlı şekilde büyümeleri ve mevcudiyetlerine devam etmeleri için kritik unsurlardan bir tanesi durumunda.

 

Sağlıklı olduğunuza inanıyor olsanız da her yıl düzenli sağlık kontrolünden geçmemiz, check up yaptırmamız gerektiğini hepimiz bilir ve faydalarını da kabul ederiz. Peki ya şirketinizi en son ne zaman sağlık kontrolünden geçirdiniz? Şirketinizin gelecek bir yılını ve ötesini ne kadar sağlıklı tahmin edebiliyorsunuz; kur ve faiz artışı, satışlarda ve/veya karlılıkta azalma, maliyetlerde artış, vergi düzenlemelerinde olası farklılıklar, piyasanın daralması ve işletme sermayesi ihtiyacınızın artması gibi olası risklerin gerçekleşmesi durumunda şirketinizin durumunu öngörebiliyor musunuz? Deneyimlerim Türkiye’de faaliyette olan pek çok şirketin önünü net olara göremediği için gerekli önlemleri alamadığı şeklinde. Şirketler genelde, ilk aşamada, pazarda bir boşluk yakalamakta ve yüksek karlılıklar ile başarılı olup büyümekteler. Büyüme ile birlikte kadrolar artmakta, işler karmaşıklaşmaya başlamakta ve pazardaki boşluğu gören diğer şirketlerin de rekabete katılması ile kar marjları aşağıya inmekte. İşte özellikle bu noktada eğer şirket iyi bir finansal yönetim politikası geliştirmemiş ise önce sıkışıklıklar ile takip eden dar boğazlar ve sonrasında da iflaslar yaşanıyor.

 

İyi bir finansal yönetim, şirketin işlerinden ne kadar para kazandığını – karlılığını- göstereceği gibi olası kötü süprizlerde yönetimin nakit akışının durumunu öngörebilmesine de imkan sağlar. Bu sayede ileride olası kaynak ihtiyaçları söz konusu olacak ise önceden hazırlık yapma fırsatı sağlanır. Yine olası risklerin şirket performansını nasıl etkileyebileceği hesaplanıp risk yönetim – hedging- teknikleri kullanılması için zemin hazırlar. Finansal check-up finansal yönetimin bir anlamda sağlaması niteliğindedir. Yapılacak analizler ile şirketin ileriye dönük finansal performansının nasıl olabileceği ile olası kötü pazar ve ekonomik koşullarda bile sürdürelebilir performansı devam ettirip ettiremeyeceği kontrol edilmiş olur.

 

Negatif bir sonuç çıkması durumunda gerekli tedbirleri önceden alma imkânı sağlar. Analizin etkisi finansal konular ile de sınırlı değildir. Örneğin yapılan analizde şirketin bir iş kolunda karlılığının azaldığı veya risklerin olması gerekenden fazla olduğu fark edilir ise ilgili iş kolundan çıkma veya bu alanda daha temkinli olma kararı alınabilir.  Ayrıca nakit akışı üzerinde stres testi denilen analiz ile beklenen en kötü durumlarda bile şirketin borç geri ödeme performansını ölçmemize imkan sağlar. Dikkat edilmesi gereken kritik hususlardan biri de analizlerin gelir tablosu üzerinden değil nakit akışı üzerinden yapılması gereğidir. Gelir tablosu muhasebesel esaslara göre hazırlanmış bir finansal tablodur oysa nakit akışı realiteyi önümüze serer. Ayrıca nakit akışı üzerinden yapılacak analizlerin farklı senaryolarda şirketin performansını ölçmemize imkan sağlayacak şekilde dinamik bazda yapılması gerekir. Dinamik analizde örneğin satışların, giderlerin, kurların ve faizin farklı değerleri için şirket performansını ölçebilmemiz gerekir. Oysa piyasada bu analizlerin daha ziyade statik bazda yapıldığına da şahit olmaktayız ki bu durum yapılan analizin şirket yönetimini doğru yönlendirme kabiliyetini azaltacaktır.

 

Üzeyir Garih’in verdiği bir örnek vardır: “Biz iş adamları elinde üç top oynayan cambazlar gibiyiz. Bu topun iki tanesi lastik top [Satışlar ve Kâr], biri de camdan kristal bir toptur [Nakit Akışı]. Lastik toplar yere düşse de tekrar yükselir ve yeniden tutabiliriz ama kristal top yere düştüğünde kırılır ve oyun biter.” Oyunda kalmak istiyorsanız kristal topunuza gözünüz gibi sahip çıkmanız gerekir. Şirketinize finansal check-up yaptırmayı sakın ihmal etmeyin. 



Online Güvenilir Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri