Restoran konsepti ile yeme içme sektörüne yeni ekonomik model

Restoran konsepti ile yeme içme sektörüne yeni ekonomik model

Türkiye’ye Cafe Bistro konseptini tanıtan isimlerden Oğuz Şenol’un son girişimi olan Cafe Italiano, restoran ve fast food kanalları arasında konumlandırdığı yeni ekonomik model ile hem yatırımcı hem de tüketicilere yeni bir alternatif sunuyor.  Kaliteli İtalyan lezzetlerini, erişebilir fiyatlarla restoran kalitesinde tüketicilerle buluşturan mezo – restoran modeli üç yılda 55 şube ile büyüme hedefinde.

Bu sene restoran işletmeciliği alanında 25. yılını geride bırakan, 1995 yılında açtığı Harvard Cafe ile Türkiye’ye Cafe Bistro konseptini tanıtan isimlerden biri olan Oğuz Şenol’un kurduğu Cafe Italiano, restoran sektörüne yeni bir ekonomik model getiren özel mezo – restoran konseptini tanıttı.

Oğuz Şenol tarafından geliştirilen, yerleşik restoran anlayışını ve kalitesini, neredeyse fast food fiyatına sunan mezo – restoran konsepti hem yatırımcılar hem de lezzet düşkünleri için yeni bir alternatif sunuyor.  

Fast Food ile restoran kategorileri arasında yeni bir yer edinen konsept için ara segmenti temsilen; orta anlamına gelen ‘mezo’ teriminin kullanıldığını anlatan Cafe Italiano Kurucusu Oğuz Şenol, “Restoranlar ya da cafeler aslında halkın farklı bir tat almak için buluştuğu kamusal alanlar. Dolayısıyla dinamikleri toplumun hareketleriyle eş güdümlü olmalı. Biz konseptimizi geliştirirken insanların satın alma alışkanları ve harcama güçlerini dikkate aldık. Gözlemlerimiz sırasında fark ettik ki dışarıda ailesi ya da dostlarıyla yemek yemek isteyen birinin önüne sadece iki seçenek çıkıyor. Ya ekonomik olarak gerçekten pahalı hizmet güzel ortamda sunan restoran veya cafe bistroları tercih edecek ya da fast food kanalına yönelecek. Yani iki segment arasındaki ‘mezo’ orta alanda müşteriyi memnun edecek bir işletme stili yok. İşte Cafe Italiano bu ‘mezo – restoran’ fikrinden ortaya çıktı ve mevcut bu boşluğu doldurdu. Kaliteli, sevilen İtalyan tarzı lezzetleri, erişebilir fiyatlarla tüketicilere sunuyoruz. Üstelik bu hizmet kalitesini Trattoria tarzı; sıcak, samimi ve rahat bir dekorasyona sahip bir ortamda sunuyoruz ” diyor.

 

Üç yılda 55 şube

Sundukları karlı franchise modeli ile üç yıl içinde 55 şubeye ulaşmayı hedeflediklerini anlatan Şenol, “Dekorasyondan altyapıya kadar tüm noktalardaki maliyetleri, kalitemizi koruyarak sadece sadeleşme ile düşürdük. Dünyanın herhangi bir köşesinde hızla açılabilecek bir model ortaya çıkarttık. Franchise sistemimizin yatırımcılar tarafından ilgiyle karşılanacağına inanıyoruz. Sunduğumuz yatırım ve kazanç fırsatlarıyla 2020 yılında 10 yeni şube açmayı planlıyoruz. İlk etapta nüfusun daha yoğun olduğu, dışarıda yemek yeme kültürünün oturduğu büyük kentlere yöneleceğiz. Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir, Mersin ve Trabzon hedef kentlerimiz. Ama arzumuz lezzetlerimizi tüm Türkiye’ye ulaştırmak. Avrupa ve Orta Doğu ilgilendiğimiz coğrafyalar. Bu bölgelerde yatırımcılarla temas halindeyiz. Hem Türkiye’de hem de yurt dışında toplam 55 şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. Bu şubelerin beş tanesi merkeze bağlı olacak” diyor.

 

Yatırımcıya yüksek maliyet avantajı

25 yıllık sektör tecrübelerinin bir ürünü olarak yatırımcılara yüksek maliyet avantajı sunduklarını anlatan Şenol, “Girişimciler başvuru yaptıkları andan itibaren lokasyon seçimi, eğitim, kiralama, dekorasyon, lojistik vb. konularda profesyonel bir kadronun desteğini almaya başlıyor. Sunduğumuz bu destek sayesinde dört ila altı hafta arasında şubeyi açabiliyoruz. Ayrıca merkez mutfağımızda tüm şube personeline yönelik özel eğitimler de düzenliyoruz. Ama yatırımcılara sunduğumuz en büyük destek, 25 yıllık tecrübe ve güçlü bağlantılarımızdan kaynaklanan ‘food cost – gıda maliyeti’ avantajı. Tedarikçilerden aldığımız tüm indirim yüzdelerini olduğu gibi bayimize yansıtıyoruz. Böylece yatırımcı işe kazançlı başlamış oluyor. 25 bin Euro isim hakkı bedelimiz var. Ortalama 150 m2 bir dükkanın anahtar teslim maliyeti ise 67 bin Euro. İnşaat giderlerinden demirbaş parkuruna kadar en uygun ve işlevsel seçenekleri belirledik. Böylece yatırım maliyetini minimize ettik. Yatırımın geri dönüşü ise 14 ila 18 ay arasında. Bu sektörümüzde rastlanmayan bir hızlı dönüştür” dedi.

 

Şubelerde İtalyan şıklığı

Menü ve restoran dekorasyonu üzerinde detaylı bir çalışma yaptıklarını da anlatan Şenol, “İtalyan mutfağının güzel bir özeti olan menümüz, sade ancak tüm taleplere doğru şekilde yanıt verebilecek bir düzende kurgulandı. Müşterilerimize; un karışımı bize ait olan özel pizzalarımız ve el yapımı taze makarnalarımızın yanı sıra salata, tavuk ve burger çeşitleri sunuyoruz. Şeflerimizin hazırladığı özel soslar ile hazırlanan lezzetlerimizi sıcak ve ferah dekorasyona sahip şubelerimizde ev sıcaklığında müşterilerimizle paylaşıyoruz. İtalyan mimari örnekleri ve görsellerinin kullanıldığı sadelik ve şıklığın göze çarptığı şubelerimizde fiyat avantajımız, porsiyonlarımız ve lezzetimiz öne çıkıyor. Cafe Italiano, pizza ve makarna çeşitlerinin dışında kendine has yemek çeşitleriyle de sevilen bir marka. Pizza Italiano, Pizza Roma, Tavuk Venedik, Fettuccine Italiano, Italiano Salata, Italiano Burger, Tavuklu ve Sebzeli Supreme Salata bunlardan bazıları” dedi.