“Sektörlerin yeni normali ve şirketlere tavsiyeler”

Fatih Kuran & Süheyl Baybalı Pandeminin Otomotiv ve makine sektöründeki etkisini alınması gereken önlemleri cevapladılar

“Sektörlerin yeni normali ve şirketlere tavsiyeler”

Pandemi ile başlayan yeni süreçte şirket birleşme ve satın almalarında önemli bir artış gözlemliyoruz. Sizce bu artışın sebebi nedir?

Süheyl Baybalı : Özellikle otomotiv ve makine üretim sektörleri için pandeminin satın alma ve birleşmeler için ana neden olduğunu söylemek doğru olmaz. Pandeminin daralan satışlar, yatırım ihtiyacının artması ve çok daha önemlisi yeni gelişen teknolojilerin kullanılması veya teknolojilerin geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan sermayeye ulaşımı zorlaştırdığı ise bir gerçek. Pandeminin hızlandırma etkisi yarattığını söyleyebiliriz.

Fatih Kuran : Bu dönemden özellikle olumsuz etkilenen bazı sektörlerde şirketlerin nakit akışlarının bozulduğunu gözlemliyoruz. Halihazırda yoğun şekilde dış borçlanmaya yönelmiş  şirketlerde bu olumsuz etki daha fazla yaşanıyor. Durumlarını düzeltmek amacı ile çözüm yaratmaya çalışan şirketler daha fazla kredi imkanı yaratamadıklarında şirketlerini satmaya veya şirket içine ilave kaynak sokacak ortaklıklara daha sıcak yaklaşmaktalar. Ayrıca pandemi döneminden bağımsız olarak da dünya ve Türkiye’de bu alanda artan bir trendden de bahsedebiliriz. Önümüzdeki yıllarda özellikle küçük ve orta boy işletmeler seviyesinde satın alma ve birleşmeler konusunda bir artış beklemekteyiz.

Pandemi krizi sektörel bazda şirketleri derinden etkiledi. Hangi sektörlere pozitif hangilerine negatif yansımaları oldu? Kısaca bahsedebilir misiniz?

Süheyl Baybalı : Otomotiv ve makine sektörleri için ihracat rakamları ile değerlendirme yaparsak, TIM 2020 verilerine göre durumu aşağıdaki gibi özetlenebilir.

Otomotiv endüstrisinde 25.548.566 USD ile  2019’a göre % 16,5 düşüş, makine ve aksamları sektöründe 7.542.789 USD ile 2019’a göre % 3,7 lik düşüş görüldü.
Doğal olarak en önemli ihracat pazarımız olan AB’de pandeminin etkisi ile ihracatın daraldığını biliyoruz.

Fatih Kuran :Pandemi krizinin ekonomik etkileri sektörel bazda büyük değişimler göstermektedir. Sektörlerin önemli bölümü değişen ölçülerde olumsuz etkilenirken bazı sektörler ise olumlu olarak ayrışmış durumdalar. Kriz turizm, ulaşım, restoran ve eğlence sektörü, otomotiv, enerji ve genel olarak gıda dışında kalan üretim sektörlerini olumsuz etkiledi. Bazı sektörlerin 2019 yılı kapasitelerine erişimin ancak 3-4 yıl gibi uzun bir zaman alabileceği de tahmin edilmekte. Öte yandan  e-ticaret, online alışveriş ve kurye hizmetleri, bilgi ve iletişim teknolojileri, kişisel bakım ve sağlık, gıda ve perakende zincirleri, tarım, tıbbi malzeme ve hizmetler ile ilgili sektörler ise krizden olumlu olarak etkilenmiş durumdadırlar.

Otomotiv sektörü yeni dönemde ne gibi gelişmelere gebe? Firmaları neler bekliyor?

Süheyl Baybalı : Otomotiv sektöründe yaşanmakta olan yıkıcı değişim CASE (Connected, Autonomous, Shared Mobility, Electrified - Bağlantılı, Otonom, Paylaşımlı, Elektrikli) otomotiv sektörünü  derinden etkilemektedir.

2025’te AB ve ABD’de araç parkının tamamının, Çin’de ise %90’ından fazlasının ‘bağlantılı’ olması beklenirken,  2035’te ‘elektrikli araçların’ (xEV) araç parkı içinde AB’de %67’den, Çin de ise %54’ten daha fazla olması beklenmektedir. 2025 ve 2030’da devreye girecek AB emisyon normları xEV araştırma ve yatırımlarını doğal olarak hızlandırmıştır. Otonom araçların ise araç parkı içinde göreceli olarak daha düşük bir yüzdeye sahip olacağı anlaşılmaktadır( AB ve Çin’de sırası ile yaklaşık % 17 ve % 16 ). Kar havuzu dağılımı için yapılan çalışmalar 2030’lara geldiğimiz zaman mikro hareketlilik, bağlantılı araç hizmetleri, teknoloji tedarikçileri vb. ait payın %25’lere kadar yükseleceğini ve geleneksel hizmetlere (geleneksel tedarikçiler, yeni araç satışı, satış sonrası) ait payın ise %50’lere düşeceğini göstermektedir.

CASE, tüm otomotiv ana ve tedarik sanayi şirketlerinin, son kullanıcıya yakın durarak ve kullanıcı deneyimlerini anlayarak başarılı olmaları için, yeni yetkinlikler geliştirmesine neden olmaktadır. Bu yetkinliklere sahip olmak, bağlantılı, elektrikli, araç sahipliği yerine paylaşımlı araç kullanmayı tercih eden son kullanıcıların iyi analiz edilmesi ve beklentilerine uygun tasarımların sunulması anlamına gelmektedir.

Pandemiden ötürü otomotiv sektöründe üretim faaliyetleri durmak zorunda kaldı. Firmalar bundan sonra yatırımlarını neye göre şekillendirecek? 

Süheyl Baybalı : CASE aynı zamanda ürünlerin de değişmesine neden olmuştur. Elektrik/elektronik parçaların, yazılımın, sensörler ile algılamayı yapay zeka ile birleştiren ekipmanların (radar, lidar, kamera vb.) kullanımı ve araç maliyeti içindeki payı artmıştır ve daha da artacaktır. 2030’a kadar otomotiv yazılım ve elektrik/elektronik pazarı her yıl %7’lik bileşik büyüme ile 10 yıl içinde 2 kat büyüyerek 469 milyar USD olacaktır.

Çok iyi bildiğimiz üzere, Türk Otomotiv Tedarik Sanayisi metal şekillendirme, dövme, döküm, plastik enjeksiyon, metal enjeksiyon, plastik şekillendirme vb. konularda gelişmiş teknolojileri ve üretim ekipmanlarını kullanmaktadır. Ancak ‘Değişim (CASE)’ Türk Otomotiv Tedarik Sanayisini kökten tehdit etmektedir.

Bir taraftan elektrik/elektronik, yazılım ve dijital teknolojilerin (güvenlik, konfor, haberleşme, görsel) kullanımının artması, diğer taraftan elektrikli araç (xEV) payının AB araç parkı içinde %50’lilerin üzerine çıkacak olması en önemi tehdit olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tüm bu gelişmelerle beraber COVID-19 son kullanıcı davranışlarının değişmesine neden olmuştur. Dijital hizmet ve fonksiyonlar ile bağlantılı kalarak izlenebilirlik, konfor, sağlık ve güvenlik beklentilerine yönelik endişelerin giderilmeye çalışıldığı da görülmektedir.

Yatırımların bu eğilimlerin dikkate alınarak yapılması ve stratejilerin oluşturulması gerekiyor.

Otomotiv sektöründe bir firmanın finansal sürekliliğini devam ettirebilmesi için neler yapması gerekiyor?

Fatih Kuran : Otomotiv ve makine üretim sektörleri gibi bazı sektörlerde, pandemi krizinden bağımsız, büyük bir teknolojik değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Bu sürecin en az önümüzdeki on yıla damgasını vuracağını rahatlıkla ifade edebiliriz. Değişimin büyük ya da küçük tüm oyuncuları etkisi altına alması kaçınılmazdır ve yeni duruma adapte olmak için işletmelerin büyük ölçekli yatırımlar yapma ihtiyacı söz konusu olacaktır. Yatırımların bir kısmı makine, ekipman, donanım şeklinde sabit yatırım ve kalan kısmınının da teknoloji transferi ile araştırma geliştirme yatırımları başta olmak üzere entellüktüel sermaye şeklinde olmasını beklemekteyiz. Bahsettiğimiz büyüklükte yatırımları özellikle küçük ve orta boy işletmelerin tek başlarına gerçekleştirmeleri ve yeni ekonomide rekabet güçlerini koruyabilmeleri çoğu işletme için mümkün olamayacaktır. Bu nedenle daha büyük hacimlere ulaşarak ölçek ekonomisinden faydalanıp maliyetleri düşürmek, Ar-Ge maliyetlerinden tasarruf etmek, teknoloji transferi sağlamak, satış ile dağıtım kanallarını daha verimli yönetebilmek ve yeni pazarlara açılmak amacı ile şirket satın alma ve birleşme işlemlerinde önümüzdeki yıllarda global düzeyde önemli bir artış gerçekleşmesini beklemekteyiz.

Sektörde ortalama 100 yıllık dev firmalar bulunuyor. Bundan sonra da 100 yıl ayakta kalan dev firmalar görebilecek miyiz?

Süheyl Baybalı : Bu çok anlamlı bir soru, ancak cevaplaması hiç de beklendiği kadar kolay değil. Ortada bir Tesla Effect var ve bilinen tüm doğruları bir şekilde alt üst etti. Diğer taraftan ana sanayilerin özellikle start-up’larla ve teknoloji şirketleri ile işbirlikleri var. Google yeni açıkladı ve muhtemelen Apple’da açıklama yapacak.
Diğer taraftan VW’nin ID3 ve ID4 tasarımlarından çok şey öğrendiği ve öğrenmeye devam edeceği de anlaşılıyor. GM Ocak ay içinde yeni EV Hummer ve Cadillac ile ilgili gelişmeleri açıkladı.

Özet olarak şirketler pazar kaybetmemek için savaşmaya devam edecek ancak ana sanayiler artık tek başlarına pazarı ve teknolojiyi yönlendiremeyecekler.

Fatih Kuran :Uzun vadede başarılı olmak ve asırlık şirketler arasında yer bulmak için sadece günü kurtarmak değil uzun vadeli bakış açısı gerekiyor. Bu tip şirketlerin uzun vadeli gelişme ve büyüme stratejileri doğrultusunda her daim çok istikrarlı hareket ettiklerini ve ancak büyük değişimlere adapte olabilmek için nadiren değişikliğe gittiklerini gözlemliyoruz. Ayrıca asırlık şirketler varoluşlarını güvence altında tutmak amacı ile nakit akış yönetimine çok daha fazla önem vermekteler ve sektörlerindeki diğer şirketlere göre çok daha likit durumda olmaktalar.  Diğer taraftan risk analizi ve yönetim tekniklerinin etkin kullanımı ile şirket performansını ölçme ve geliştirmeye yönelik bitmeyen azim de uzun vadeli şirket başarısının temel unsurlarından biri durumunda. Bu tip şirketler ancak daha küçük ölçeklerde test edip emin olduktan sonra büyük risklerin altına girmekteler.

Makine üretim sektörüne baktığımızda pandemi bu alana nasıl yansıdı? Genel bir değerlendirme rica edebilir miyiz?

Süheyl Baybalı : Makine sektöründe de giderek rekabetin arttığını, dijital dönüşüm, sanayi 4.0, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik gibi bir çok teknolojinin kullanıma girmekte olduğunu görüyoruz.

Diğer taraftan IOT uygulamaları, robotlar vb. ile giderek verimliğin artırılması, standart operasyonların otonomlaştırılması gibi konular, makine sektörünün en önemli öncelikleri olarak görünüyor.

Gelişmiş ülkelerdeki beklentilerin bu yönde olduğunu bilerek geliştirmeler ve teknoloji uygulamaları için kaynak ayrılması, yatırımların yapılması ve değişimin kökten tetiklenmesi gerekmektedir. Tüm bunlar kurumların yeni stratejiler oluşturması, insan kaynağına yatırım yapması ve yeni nesil elektronik ve yazılım için yetkinliklerinin kazanılması anlamına gelmektedir.

Makine üretim sektöründe firmaların kriz dönemini atlatıp sağlam bir finans stratejisiyle yoluna devam etmesi için neler yapması gerekiyor?

Fatih Kuran : Pandemi nedeni ile insan gibi hastalıklardan etkilenmeyecek, üretimlerde kesinti olmasını engelleyecek robotik üretim tekniklerine dönüşümün hızlanmasını beklemekteyiz. Büyük bir teknolojik değişim ihtiyacının etkilerinin bu sektörü de derinden etkilediğini gözlemlemekteyiz. Bu bağlamda üretici şirketler için ilave yatırım ihtiyaçları söz konusu olacağı gibi Ar-Ge çalışmalarının önemi ve bütçeden almaları gereken paylarda artış söz konusu olacaktır. Daha önce de bahsettiğim gibi özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler başta olmak üzere finansal gücü yeterli olmayan şirketlerin satın alma veya birleşmeler yöntemi ile kendilerini bu yeni döneme daha iyi adapte etmelerini beklemekteyim.

Türk firmalarına yeni dönemde finans anlamında ne gibi önerileriniz olur? Ayakta kalabilmek veya krizi hafif atlatabilmek adına neler yapmalılar?

Süheyl Baybalı : Detaya girmeden tek kelime ile özetlemek gerekirse  kurumlar ‘işbirliği  ve rekabet öncesi çalışmalar‘ yapmayı öğrenmeli. Buradaki hedef tamamlayıcı veya paralel çalışmalar yaparak, yaratılacak yüksek katma değer ile yurt içinde yoğun olarak rekabet etmek yerine dünyada yeni pazarlarda birlikte veya tek başlarına faaliyet göstermek olmalıdır. Kurumların birbirlerinden öğrenecekleri çok şey var diye düşünüyorum.

Fatih Kuran :Kriz dönemlerinde şirketlerin ilk önceliği mevcudiyetlerini devam ettirmek olmalıdır. Kriz dönemi genelde pek çok fırsatı da barındırsa da öncelik şirketin krizden yara almadan çıkmasını sağlamak olmalıdır. Krizi sağ salim atlatabilmenin sırrı iyi bir nakit akış yönetiminden geçer. Şirket satışları ve karlılıkları düşse de zaman için de kendini toparlayabilir. Oysa nakit akışının eksiye düşmesi bir şirketin edimlerini yerine getirememesi anlamına gelir. Başlangıçta önemli itibar kayıplarına neden olur ve bu durumun devam etmesi şirketleri iflasa kadar sürükleyebilir.  Kriz döneminde şirketlere satışlarını arttırmaya yönelik tedbirler almalarını, müşteri portföylerini özellikle yurt dışına açılarak geliştirmelerini, maliyetlerini azaltmalarını, alacak ve stok yönetimine odaklanmalarını önerebiliriz. Ayrıca alacak ve borç yönetiminde paranın zaman değerini dikkate almaları ve kriz dönemlerinde tahsilat riskinin arttığının bilincinde olmaları da önemlidir.