Perakendede ortak hedef ve inançla hareket edemezsek zor günler kaçınılmaz

Perakendede ortak hedef ve inançla hareket edemezsek zor günler kaçınılmaz

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, sektörün tüm taraflarının ortak bir noktada buluşamaması ve ortak söylem geliştirerek geleceğe yönelik kararlar alamaması nedeniyle, son yıllarda zor günler yaşadıklarının altını çizerek perakende sektörüne çağrıda bulundu: “Bundan sonraki süreçte ortak hedef ve inançla hareket edemezsek, gelecekte benzer sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.”

Organize perakendenin en önemli halkası yerel zincir marketlerin çatı örgütü Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF), Yönetim Kurulu Olağan Mart Ayı Toplantısı’nı, Doğu Anadolu Perakende Derneği (PERDER) ev sahipliğinde Erzurum’da gerçekleştirdi.

Yönetim Kurulu Toplantısı’nın ardından verilen ve Aziziye Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan, Palandöken Belediye Başkanı Av. Muhammet Sunar, Yakutiye Belediye Başkanı Dr. Mahmut Uçar, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Saim Özakalın, Erzurum Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yavuz Güney, Erzurum 1. Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Urkuç, Erzurum Ticaret ve Sanayi  Odası Başkan Vekili Muharrem Özdemir ve Doğu Anadolu PERDER Başkanı Murat Söylemez’in de katıldığı yemekte konuşan TPF Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, “Yerelle büyümenin ve yerelden kalkınmanın gücüne inanan bizler, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde kendi öz sermayemizle yatırım yapıyor, kendi insanımızla hareket ediyor, bölgelerimizde yaşanan sıkıntıları onlarla birlikte göğüslüyor, bulunduğumuz şehirlerin, ilçelerin, mahallelerin esnaf ekosistemini besliyor, ülkemizin gencine istihdam sağlıyor, ülkemize yatırım yapıyoruz” dedi. “Yarının ise tüm paydaşlarımızla birlikte hareket ettiğimizde daha güçlü olacağına inanıyoruz” ifadesini kullanan Düzgün, “Bu nedenle yeni dönemde müşterilerimizden tedarikçilerimize kadar tüm paydaşlarımız için yola, sürdürülebilirliği temel alarak çıktık. Hedefimiz, yeni dönemde sürdürülebilir iletişim, sürdürülebilir büyüme, sürdürülebilir iş süreçleri ve sürdürülebilir bir gelecek” diye konuştu.

 

“Tüketicimizle karşı karşıya geldik”

TPF’nin 447 üyesi, 72 bine yakın çalışanı, 4 bin 300 satış noktası ve 2 milyon 750 bin metrekare satış alanıyla her gün milyonlarca müşterisini ağırladığının altını çizen Düzgün, “Sayıları 30 bini aşan rakiplere rağmen, ulusal düşünüp, bizi biz yapan yerli ve yerelliğimizle hareket ederek, son 5 yıldır çift haneli büyümeye devam ediyoruz. Toplam market satışı ile gıda satışından aldığımız yüzde 33’lük pay, istihdama olan yüzde 35’lik katkımız ve 2019 yılında 45 milyar TL’ye yaklaşan ciromuz, büyüklüğümüzü ve gücümüzü gözler önüne seriyor. Ancak artık karlılıkları korumak düne göre daha zor. Fiyatla, mağaza lokasyonuyla, ürün çeşidiyle rekabet, geride kaldı. Bugün artık sayısal büyümeye değil, pazardaki değişime, müşteri beklentilerine ve sağlanan faydaya odaklanmak zorundayız” dedi. Müşteri memnuniyetini ve hizmet kalitesini artırmak için mağazalara, ekipmana, yeni teknolojilere, çalışanlara, yeni ticari kanallara ve gider azaltıcı projelere de yatırım yapılması gerektiğine dikkat çeken Düzgün, konuşmasında perakende sektörüne yönelik bir de çağrıda bulundu: “Sektörümüzün tüm taraflarının ortak bir noktada buluşamaması, geleceğe yönelik kararlar alamaması, ortak söylem geliştirememesi nedeniyle, son yıllarda hepimiz zor günler yaşadık ve tüketicimizle karşı karşıya geldik. Bundan sonraki süreçte ortak hedef ve inançla hareket edemezsek, gelecekte benzer sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır. Sadece iş ortaklarımızla değil, sektörümüzün itibarını artırmak, sorunlara ivedi çözümler bulmak amacıyla, TPF olarak diğer dernekler, kurumlar ve kanun koyucularla daha fazla bir araya gelmeye gayret edeceğiz.”

 

“Yerli sermayeye ve yöresel üreticilere pozitif ayrımcılık yapılmalı”

Konuşmasında, yerli sermayeye ve yöresel üreticilere destek olmak amacıyla pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini de savunan Düzgün, şunları söyledi: “Önümüzdeki süreçte yerelliğimizi ön plana çıkararak, sektörümüzü yakından ilgilendiren kurumlarla, iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirmeli, sahadaki rakiplerimize karşı, onların yapamadığı şekilde, yerel, bölgesel ve yöresel ürünlere, mağazalarımızda daha çok yer vermeye çalışmalıyız. Tüketicilerimize milli ve yerli perakendeci olduğumuzu hissettirmeliyiz. Bu bağlamda yeniden düzenlenecek olan Perakende Yasası’nda olmasını arzu ettiğimiz, yan yana market açılımlarının düzenlenmesi; çalışma saatlerinde düzenleme yapılması; özellikle markalı ürünlerde ambalaj ve gramaj düzenlemesi yapılması ve özel market markalı ürünlerin, satış noktalarında toplam ürün sayısının yüzde 25’ini geçmemesi; KDV eşitlemesi yapılması; Hal Yasası gibi, gıda perakende sektörünü çok yakından ilgilendiren konularda, ilgili kurumlara birebir ziyaretlerimizi yapıp raporlarımızı da sunduk ve yerel marketler zincirinin önemini anlattık.”