Perakende sektörü ekonomik süreçten nasıl karlı çıkar?

20 Eylül 2018 Perşembe

Ülke gündeminde her gün farklı bir değişkenden etkilenen kur endeksi, evinde oturan Ayşe Teyze’den sektörün en büyük dinamiklerinin sahiplerine kadar herkesi etkiliyor. Bu durum da doğal olarak hem etiketlerdeki fiyatlara yansıyor hem de tüketicinin cebine. Bir de üstüne iç politikamızdaki gerginlikleri, farklı düşünce tarzlarını ve daha birçok negatif etkiye sahip konuları ele alırsak, ne yazık ki toparlanma ihtimali daha da güç hale geliyor. Ancak bu süreçten vatandaş ne anlamalı? Perakende temsilcileri bu süreçte nasıl hareket etmeli? Bankaların notunun düşürülmesi ne demek ve bizlere nasıl yansıyacak? Tüm bunların da dışında, bu kriz nasıl fırsata dönecek? Bu soruların da cevabını; Perakende.org yazarı olan Kamu Özel Ortaklığı (PPP) ve Proje Finansmanı Uzmanı ve eğitim -danışmanlık şirketi olan Dinamo’nun Kurucu Ortağı Fatih Kuran’dan dinledik…

perakende-sektoru-ekonomik-surecten-nasil-karli-cikar

Röportaj: Onur Kaya


Öncelikle sürekli yukarı yönlü seyir gösteren döviz kurunun yükselmesini sağlayan ekonomik nedenlerden kısaca bahsedebilir misiniz? Böylesine yüksek bir ateşin ekonomik nedenleri neler?

Şu an yaşadığımız ekonomik krizin pek çok nedeni bulunmakta. Ekonomik ve politik kökenli olarak etki eden unsurları iki kısma ayırmak mümkün. Ekonomik faktörler arasında iç ve dış kaynaklı etkenler mevcut. Örneğin FED tarafından faiz arttırımı yapılması hem Amerikan Doları’nın maliyetini arttırmış durumda hem de paranın yönünü genel olarak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden ABD’ye çevirmiş bir durumda. Bu durum uzunca bir süredir şiddetini arttırarak devam etmekte. Türkiye’nin iç meselelerine baktığımızda ise biz dış ticaret açığımızı kapatmak ve ekonomik büyümemizi de finanse etmek amacı ile dış kaynaklara ihtiyaç duyuyoruz. Son yıllarda durgunlaşmaya başlayan inşaat piyasası ve yabancı yatırımcının azalan talebi ile dış kaynak girişinde yaşanan sıkıntılar uzun zamandır kur üzerinde baskı yaratmaktaydı. Global arenadaki hareketlilik ile birlikte çarpan etkisi yaratmış durumdadır. Bir özet yapmak gerekirse ekonomik anlamda zayıflayan Türk Lirası politik unsurlar da devreye girince büyük bir devalüasyon ile karşı karşıya kalmış durumdayız.

 

Vatandaş olarak yükselen kurun günlük yaşamımıza etkisini biraz geç fark ettik gibi aslında. Bu süreçten sonra gündelik yaşamda ne gibi değişiklikler yaşanacaktır?

Aslına dünyada kendine yeten ülkeler yok denecek kadar az. Türkiye’nin de dışa bağımlı bir ekonomisi var. Bu nedenle aldığımız her ürün şu ya da bu şekilde döviz kurundaki artıştan er ya da geç etkilenecektir. Tamamen Türkiye’de üretilen ve ham maddesi de Türkiye’de bulunan bir üründe bile nakliye maliyetlerinin artmasına paralel olarak satış fiyatını doğrudan etkileyecektir. Dünya ile bu kadar entegre olduğumuz bir dönemde döviz kurlarındaki artışın Ayşe Teyzeyi etkilemesi kaçınılmazdır. İlerleyen dönemde enflasyon oranında ciddi artışlar da bekliyoruz. Fiyatların artması eğer alım gücü artmaz ise talep daralmasını da beraberinde getirebilir. Bu da stagflasyona (ekonomik durgunluk ile enflasyonun bir arada yaşanması) neden olabilir.

 

Perakende sektörü temsilcileri yaşanan dalgalanmayı en son raflara yansıtmaya çalışırken sizce ne gibi önlemler almalı? O süreç çoktan kaçtıysa bundan sonra nasıl bir yol izlenebilir?

Bahsettiğiniz durum pek çok alanda olduğu gibi sektörünüzdeki şirketlerin kar marjını daraltacaktır. Bu dönemde iç piyasada satışları arttırmanın hatta mevcut düzeyleri bile korumanın zor olduğunu düşünürsek şirketler için önlerinde değerlendirilmesi gereken iki önemli yol var. Bir tanesi yabancı piyasalara ağırlık vermek ve özellikle düşük TL maliyetler dolayısı ile dış piyasalarda daha rekabetçi olmaktır. Kurların geldiği düzey itibari ile döviz gelirleri arttırmak en önemli önceliklerden biri olmak durumundadır. Diğer yol da daralan kar marjları ve olası satış kayıplarını dikkate alarak verimliliği arttırmaya ve maliyetleri azaltmaya odaklanmaktır. Özellikle para kazanmayan operasyonlar örneğin mağazalar, bu dönemde tekrar gözden geçirilmeli ve gerekirse de kapatılmalıdır. Yanı sıra şirketin satış potansiyelini, verimlilik ve kaliteyi doğrudan etkileyen unsurlar hariç tüm maliyetlerin kontrol altına alınması gerekir. Şirketlerin bahsettiğim 2 yolu bir arada değerlendirmeleri yerinde olacaktır. Bu dönemde şirketler için, ayakta kalmak adına, karlılıktan ziyade sağlıklı nakit akış yönetimi yapabilmek daha önem kazanacaktır.

 

Sene sonu için enflasyon beklentisi çok yüksek. Bunun tam anlamı ne aslında? Tüketici-vatandaş ne anlamalı bu gelişmeden?

Yüksek enflasyon beklentisi genel olarak hakim ve bu durum şirketlerin maliyetlerine kaçınılmaz şekilde yansıyacak. Azalan talep ise şirketlerin bu maliyetleri fiyatlarına aynı ölçüde yansıtıp kar marjlarını korumasını engelleyecek. Bu nedenle maliyet artışlarının nihai tüketiciye zaman içinde kademeli olarak yansımasını bekliyorum.

 

Büyük bankaların ve kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi konusu da var gündemde. Bu ifade ne anlama geliyor aslında? Vatandaş bu durumu nasıl anlamalı?

Bankaların kaynaklarının önemli bir kısmını yurtdışından sağladıkları sendikasyon kredileri oluşturmakta. Yaşadığımız ekonomik kriz nedeni ile yurt dışında azalan güven ve kredi notunda düşme, bankalarımızın borçlanma kabiliyetini olumsuz olarak etkilemekte. Bu durum kendisini banka maliyetlerinin artması ve daha da önemlisi kullanılacak bankaların dış kredi imkânlarının daralması şeklinde kendini gösterecek. İyi dönemlerde vadesi geldiğinde yenilenen dış krediler artık ancak belli bir iskonto oranı ile yenilenebilecek. Kaynakları azalan bankalar da kredi hacimlerini kısmak mecburiyetinde kalacaklar. Diğer taraftan artan maliyetler işletme sermayesi ihtiyacını arttırıp öz kaynakları yeterli olmayan çoğu şirketin finansman ihtiyacını ve maliyetini arttıracak.  Finansman ihtiyacı artarken bankaların kredi hacimlerini daraltma durumunda kalması, şirketler için finansal yönetimi daha da kritik hale getirecektir. Vatandaş cephesinden bakacak olursak özellikle harcamalarını kredi kartı ile yapan ve vadesi geldiğinde ektresinin tamamını ödeyemeyen büyük kesim için artan faiz oranları tüketim eğilimi üzerinde ekstra bir negatif etki yapacaktır.

 

Krizi fırsata çevirmek düşüncesiyle hareket etmek isteyen esnaf ve yatırımcı şu süreçte nasıl bir yol izlemeli?

Parayı elinde tutanın daha da önemli olduğu alıcı ekonomisi yaşayacağımızı beklediğim bu dönem satın alırken kazanma dönemidir. Daha önce de bahsettiğim gibi dış piyasalara yönelmenin ve maliyet optimizasyonu yapmanın çok gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Alternatif tedarikçi arayışı da maliyet optimizasyonu sürecinde önemli olacaktır. Yanı sıra güçlü finansal bir bünye ve ölçek ekonomisinin sağladığı avantaj ile maliyetlerini minimize edebilen şirketler rekabetçi fiyatlar ile piyasadan daha fazla pay alabilirler. Bu durum kriz sonrası piyasadaki konumlarını güçlendirmek adına da ekstra bir avantaj yaratacaktır.



Online Güvenilir Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri