Perakende Doktoru - Selim Taşkın
1973 İstanbul doğumlu Selim Taşkın, mühendislik eğitimi sonrası 12 yıl bilişim sektöründe yöneticilik yaptıktan sonrası perakende sektöründe 13 yıl üst düzey yöneticilik yaptı. Şu anda da "Perakende Doktoru" unvanıyla verimlilik çözümleri sunmaktadır.

Peki, şimdi ne yapacağız?

08 Ağustos 2018 Çarşamba

Fırtınalı bu dönemde dünyayı ve Türkiye’yi anlamak ve sonra da kurumumuzu iyi anlayarak onu iyi yönetmek gerekiyor

Ekonomi dalgalanıyor, dünyada faizler yükseliyor, ülkemizin kredibilitesi düşüyor ve faizler artıyor. Türkiye’nin finansman maliyeti artıyor, bankaların kredi maliyetleri artıyor...

 

Sıcak para, ülkemize yılbaşından beridir zaman zaman geliyor ve yabancı doğrudan yatırım az yapılıyor. Önümüzdeki ilk 12 aylık dönemde kamu ve özel sektör ödemesi yaklaşık 180 milyar dolar; toplamda neredeyse milli gelirin yüzde 28’i . Yıl sonu milli gelirin tahminen yüzde 6,5’i cari açık...

 

Türkiye’deki ödemeler dengesinde bir kriz yok ancak yerel seçimlere kadarki zaman dilimi çok sancılı geçeceğe benziyor.

 

Enflasyon bir miktar daha artıp o noktadan aşağı düşmesi bekleniyor. Bu süreçte “tüketimi dengeleme” çalışması yapıldı. Kredi kartı alışveriş taksitlerine bir miktar sınırlamalar ve bazılarına yasak getirildi. Amerikan doları şu anda 5.08 TL ve enflasyon yıllık 15,85. Bu ortamda şirketlerin kredi kullanma riskleri artıyor. Bu yüzde, kredi kullanmak zorlaşacağı gibi mevcut şirket kredileri de risk altında olabilir.

 

Henüz orta vadeli program açıklanmadı, eylül ayında açıklanacak. Elbette açıklanacak yeni orta vadeli program kreditörleri ve yatırımcıları tatmin eder ise hasar azalarak düzelmeler hızlanacaktır. İstikrar tedbirleri önemli olacaktır. Öncelik büyüme yerine denge politikası olmalıdır; Hükümetin dengeli tüketimi teşvik edeceğini görüyoruz. Peki zaten azalan talep bu ortamda daha da azalacak mı? Sanırım evet..

 

İletişim çağında tüketici de gelişmeleri takip ediyor ve geleceğinin hesabını yapıyor. Ancak umutsuzluğa kapılacak kriz ortamı yok. Tüketici güven endeksi bir miktar da olsa geçen yıla göre artış gösteriyor. Ancak 100 değerinin altındaki her değer elbette ki düşük, son değer de talebin düşük olacağının işaretidir.

 

Peki şirket olarak biz ne yapacağız? Ülkemizin bu süreçten en az hasar ile çıkması planlanıyor..Peki kurumumuzu bu süreçten nasıl en az hasar ile kurtaracağız ve mümkünse bu süreç sonrası büyümeye nasıl hazırlanacağız? Tabii ki kurumumuz için yapılması gerekenleri tüm ekip ile samimi ve gerçekçi bir şekilde yaparak! Daha az duygusal ve daha çok gerçekçi, hızlı karar alarak…

 

Yapılması gerekenleri başlık olarak herkes biliyor aslında, ancak bunları hayata geçirebilmek yeteneği kurumda yok ise sıkıntı artacaktır. Bu da öncelikle şirket üst yönetiminin göstereceği tam ve net irade ile mümkün olacaktır. Bu iradenin altında nitelikli iş gücü, açık/net iletişim iklimi ve liderlik yatmaktadır. Müşterimizi tanımak ve dinlemek, her zamankinden daha yakın ve sıkı iletişim kurmak, müşterilerimizi özel hissettirmek her zamankinden çok daha önemli. Bazı önemli noktaları başlık olarak somutlaştırırsak:

 

  • Tam irade
  • İyi liderlik
  • Daha çok sahaya inmek
  • Daha nitelikli iş gücü ve çalışan memnuniyeti
  • Çok daha iyi planlama (özellikle ürün planlama ve ürün dağıtım yönetimi)
  • Daha akıllı, öngörüsel raporlama
  • Müşteriyi yakından tanımak ve müşterilerden daha çok geri bildirim alarak hızla değerlendirip çözüm üretmek
  • Müşteri deneyimini geliştirmek
  • CRM sistemlerini geliştirmek
  • Kişiselleştirilmiş kampanyalar ve daha az indirim ile daha çok kâr elde etmek ve müşteriye kendisini özel hissettirmek
  • Ölçülebilir şirket
  • Ölçerek yönetmek ve veriler ile karar almak
  • Pazarlama faaliyetlerini azaltmamak
  • Nakit akımını çok daha yakından takip etmek
  • Bankalar ile ilişkileri çok iyi tutmak
  • Her toplantıdan “çözüm” ile kalkmak
  • Kararları her zamankinden çok daha hızlı hayata geçirmek
  • Sonuçları izlemek/değerlendirmek gerekli ise hızlı düzeltici aksiyonları almak
  • Çok gerçekçi hedefler koymak çok sıkı bir bütçe yönetimi yapmak
  • KPI’larınızı detaylandırmak ve anlık izlemek
  • İş zekası gibi doğru ve hızlı karar almayı sağlayan sistemleri kuruma entegre etmek
  • Kredi ile değil kuruma ortak alarak nakit desteği sağlamak
  • Ormana bakmak ve ormana bakarken yaprakların altındakilere de hâkim olarak yönetmek

 

Çok daha fazla başlık sıralanabilir ancak sadece hatırlatmak istediğim başlıkları sıraladım. Zira bunlar her zaman yapılması gereken konular ancak bu dönemde çok daha önem arz etmektedir. Günlük işleri ve süreçleri yönetirken bazen bu başlıklar atlanılabilmektedir. Tekrar tekrar düşünüp, kendi kurumumuz için hangi başlıkları yapmalıyız, bunları nasıl bir önem sırasında hayata geçirmeliyiz, bunun zaman dilimi nasıl olmalı ve iş gücüm bunu ne şekilde yapabilir gibi konular üzerinde düşünmeli ve aksiyon planları hazırlamalıyız. Proje ekipleri kurarak her konuyu bir proje gibi yönetmeliyiz.

 

100 günlük programda ekonomik planlara ilişkin detaylara inilmedi. OVP (Orta Vadeli Program) açıklandığında tünelin ucunu daha iyi hissediyor olacağız. Eylül ayında Orta Vadeli Program açıklanacak. OVP’nin perakendeye etkisinin ne olabileceğini çözüm önerilerim ile birlikte paylaşıyor olacağım.

 

Bu tür zamanların, kurumlarımızın perakende sistematiğini elden geçirip daha sağlam ve rekabetçi kuruma dönüştürmek için uygun zamanlar olduğunu belirtmek isterim.



Online Güvenilir Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri