Engin Yıldırım

Engin Yıldırım

Danışman
PerAVM Gayrimenkul & AVM Danışmanlık Genel Müdürü

Markalaşma yolculuğu

19 Mart 2018 Pazartesi

Marka yaratma ve markalaşma düşüncesiyle ilk kez 1880lerde karşılaşıyoruz. Amerika’da açık olarak satılan kitlesel üretimdeki genel gıda ürünlerinin paketlenerek satışa sunulması sürecinde, isimsiz paketlerin tüketicide yarattığı güvensizlik duygusunu aşmak için şeker, un çorba, sabun gibi ürünlere isim koyma düşüncesi ortaya çıkmıştır. Paketlenerek satılan ürünler üzerine basılan isim, tüketicide bir aidiyet duygusu ve tanıdıklık izlenimi yaratmıştır.

Marka yaratmak zordur, uzun bir yolculuktur. Günler, aylar ve yıllarca disiplinle ve işin özünden uzaklaşmadan çalışmayı gerektirir. Manevi açıdan zordur; Yaratıcılık ile duygusal bağ kurmak için çalışır, müşteri tercihlerini değerlendirerek markanın tutması için uğraşırsınız. Maddi açıdan zordur, çünkü marka yaratmak tam anlamıyla bir yatırımdır. Sağlam bir markanın özünde, kaliteli bir mamul var. Burada mutlak bir kalite değil, talep ettiği fiyatla bağlantılı bir kaliteden söz ediyoruz. Markanın unsurlarından biri de, yıllar içinde oluşan sevgi ve güven ilişkisidir.

Marka olabilmek, marka kalabilmek, uzun vadeli düşünmek ve kısa vadeli çıkarları elinizin tersiyle itebilmektir. Kısacası marka günü kurtarmak değil, yarını inşa etmektir. Markanın tutmaması durumunda tüm bu yatırımlar, yaptığınız tüm çalışmalar, araştırma, reklam, halkla ilişkiler, promosyon, katalog ve diğer tanıtım faaliyetleri gider kalemleri olarak boşa gitmiş olacaktır. Markanın beğenilmesi ve aranır hale gelmesi tutması durumunda ise marka şirketin değerini artıracak, en değerli sermayesi haline gelecektir. Markaya sahip olmak için, hedef kitlenize, müşterinize, sunduğunuz fayda, kattığınız değeri her gün tekrar düşünün, başarılarınız öne çıkartın ve kendi özel ismini koruduğunuz gibi koruyun.

Markanın yaşı yoktur. Marka, her zaman kendini yenileme kapasitesine sahiptir. Yıllar içinde tüketicisiyle kurduğu bağın zayıflayıp zayıflamadığını izliyorsanız, markayı yenileme ihtiyacını da sezersiniz. Kilit sözcük gençleşme veya ihtiyarlaşma değil, kilit sözcük yenileme ve kendini yinelememedir. Dolayısıyla bir alışveriş merkezinin, hakkını veren sürdürülebilir bir marka haline gelebilmesi için, diğer alışveriş merkezlerinin yaptıklarından ya da verebildiklerinden fazlasını vermesi, farklı kalite ve özellikler taşıması gerekir. Bu farklılık, bir marka vaadi olarak iç ve dış müşterilere muntazam şekilde yansıtılmalıdır. Alışveriş merkezleri tüketicilerin belleklerine marka ısrarı yaratmalıdır.

Perakende de sadece ürüne odaklanmak bir strateji hatasıdır. Markanızı bir bütün olarak pazarlamak sizi avantajlı hale getirecektir. Güçlü bir marka bir şirketin en değerli varlıklarından birini oluşturur. Tüketiciler, alışveriş sürecinde farklı markaların karşılaştırmasını yaparken, yalnızca markanın sahip olduğu özellikleri değil, aynı zamanda markanın değerini ve gücünü de dikkate alırlar. Marka değerinin yaratılması ise tüketicilerin alternatif ürünlere karşı o markayı tercih etmesi ve ona bir değer biçmesi olarak tanımlanır. Markaların tanıtılması ve müşterinin ilgisini ve beğenisini kazanması için günümüzde ileri teknolojiye dayalı iletişim araçları yaygın biçimde kullanılmaktadır. Müşteriler, gazete, dergi, televizyon, internet, sosyal medya gibi görsel ve yazılı medya kanallarında yeni çıkan ürünleri veya geliştirilen markaları takip edebilirler.

Ürünün tanıtımı ve reklamı ile başlayan marka iletişimi, ürün satışa sunulduktan sonra müşterinin alışveriş sırasında karşılaştığı satıcı davranışı ile devam eder. Alışveriş deneyimi, ilk iletişimde yaratılan izlenime uygun bir şekilde yaşandığında olumlu yönde ikinci adım atılmış olacaktır.

Yaptığını Önce Kendin Beğen

Marka için herkesin özdeşleşebileceği bir ürün, kahraman yaratın. Alışveriş merkezinizin maskotu, hatta indirim günlerinizin bile maskotu olabilir. Genel Müdürlüğünü yaptığım City Mall’da da geleneksel hale getirdiğimiz “Uğurlu İndirim Şölenleri”nin simgesi ise uğur böceği. Ziyaretçiler City Mall’da belirli dönemlerde düzenlenen bu indirim şöleninden uğur böceği sembolü ile yapılan kampanya tanıtımlarını gördüğünde haberdar oluyor.

 

City Mall’a alışverişe gelen ziyaretçiler, kapısında “Uğur Böceği” gördüğü tüm mağazaların seçili ürünlerinde o güne özel yüzde 70’e varan indirimler, hediye çekleri, promosyonlar kazanıyor. Mağaza içine girdiğinde uğur böceğinin olduğu raflarda, reyonlarda o güne uğurlu indirim şölenine özel fiyatlar ve kampanyaların olduğu ürünleri alma şansı oluyor. Bu şekilde indirim günlerinin de kahramanı, sembolü uğur böceği oldu.

 

Çağımız hızlı tüketim çağı ve tüketim süresi çok farklı faktörlerin etkisi altında. Karar verme sürecinde kültürel, sosyal ve psikolojik faktörler de en az ekonomik faktörler kadar önemli. Hiçbir ürünün, markanın kendisini uzun uzun anlatacak zamanı, hatta yeteneği yok. Bu yüzden tüketicinin bir şekilde ürünle kendisini özdeşleştirebileceği simgeler yaratın. Markaların bizim hayatlarımızda çeşitli karşılıkları ve göndermeleri olmalı. Hepimizin hayatında çeşitli yerlere temas etmeli, gıdıklamalı. Onların gönül tellerini titrettiğin zaman insanlar ilgi gösteriyorlar sana. İnsanlara evet, ben de bunları yapıyorum deyince, seni ve senin markanı kendileriyle bir tutuyorlar. Basit ve kolay anlaşılır olmak yakalanması çok zor bir şeydir. Bir markanın basit ve anlaşılır olması, onun aslında zeki birileri tarafından geliştirildiğini gösterir. Yaptığını önce kendin beğen! Sen yaptığın işi beğenirsen, seni beğenecek birileri mutlaka çıkar. Marka, tüketicinin kimliğidir. Tüketici için hayat ne anlama geliyorsa marka da orada anlam bulur. Bu yüzden ürünün mutlaka, tüketicinin kendini içerisinde bulacağı bir öyküsü, felsefesi olmalı. Tüm öyküler, kurgunun, simgelerin, sembollerin ve düşlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Ürünün de bu semboller, simgelerle tüketicinin hayatıyla arasında bir bağ kurması gerekir. Öykü bizden olsun!

 

Ürününün hikâyesiyle ilgilenen insanları öykü yakalar. O nedenle her ürünün, her kahramanın bir öyküsü olmalı. Tüketici hem eğlenmek hem anlaşılmak hem de uyarılmak ister. Saçma komik, ilginç olan hemen fark edilir. İstediğin kadar kas, paralar dök, milyon dolarlar harca, ama insanlar, Vay be, bu çok güzelmiş demediği sürece başarılı olamıyorsun. İnsanların istediğini net bir şekilde görüp, onlara istediklerini vereceksin. Samimi olun, satış, duygusal bir süreçtir. Marka yaratabilmek için ürünümüze karşı da tüketiciye karşı da samimi olun. Marka yaratmak tek taraflı bir irade beyanı değil. Siz markaya istediğiniz anlamı yükleyin, tüketici bunu hayatına neden sokacağını sorgulayacaktır. Yani sizin kadar, tüketicinin de bunu benimsemesi, işin içinde olması gerek. Samimiyet çift taraflı her ilişkide olduğu gibi marka yaratma sürecinde de şart. Niyetiniz iyi değilse benimsenme şansınız da yok. Ürününüzü sevilir bir şey yapın! Önemli olan insanların onu sevmesidir. Samimi bir pazarlama stratejisi her anlamda insanların üzerinde değişik bir etki yaratır. İnsanlara ürününüz için bizim ile başlayan bir cümle kurdurtmak çok önemli. Gerisi gelir…

 



Online Güvenilir Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri