Fatih Kuran

Fatih Kuran

Finans Danışmanı
Kamu Özel Ortaklığı (PPP) ve Proje Finansmanı Uzmanı Fatih Kuran, eğitim ve danışmanlık şirketi olan Dinamo’nun da kurucu ortağıdır

Küçük işletmelerin başarılı olmasını sağlayacak öneriler

22 Ekim 2018 Pazartesi

Farklı şapkalarla KOBİ düzeyindeki şirketlerle yaptığım yüzlerce çalışma neticesinde şirketlerin başarılı olmaları için önemli bulduğum başlıkları paylaşmaya çalışacağım.

Yönetim riski: Çıraklığını bilmediğiniz işte ustalık yapamazsınız. Başarılı olacağınız işe A’dan Z’ye hâkim olmanız gerekir. Çoğu şirket faaliyet alanında bilgi birikimi olan bir patron tarafından kurulur ve belli bir noktaya kadar başarılı şekilde ilerler. Sonra bir eşiğe gelir ve aşması için patronun birikimleri yeterli olmaz. İşte bu noktayı görebilmek; yetersiz kalınan durumlarda doğru kişileri kadroya katabilmek ve farklı uzmanlığı olan kişilerden destek istemek gereklidir. Bir örnekle açıklamak gerekirse örneğin tekstil sektöründe başarılı olmuş bir iş adamı otel açmayı planlıyorsa bu yeni iş alanının daha önce çalıştığı sektörden farklı olduğunun ve desteğe ihtiyacı olacağının farkında olmalıdır. “Asıl tehlike bilmemek değil bilmediğini biliyor zannetmektir.”

 

Delegasyon: KOBİ’lerde patronlar yönetimdedir ve hemen her şey onlardan sorulur. Oysa şirket belli bir büyüklüğü aştıktan sonra tüm işleri tek kişinin eş zamanlı olarak yönetmesi mümkün değildir. Sistemi yavaşlatır, atalet doğurabilir ve inisiyatif alamayan çalışanların motivasyonlarında kayıplar olur. Özellikle büyüme eğiliminde olan şirketlerde mutlaka bazı yetkiler delege edilmelidir. Patron şirketlerinde yapılan önemli hatalardan biri de şirkette eş dost ve akrabaların çokluğudur. Çoğu zaman bu kişiler oturdukları koltukları yetkinliklerine değil patrona yakın olmalarına ve kendilerine duyulan güvene borçludurlar.  Şirket içinde bu tip kişilerin sayısı arttıkça organizasyonel erozyon da o derece hızlı gelişir. Zira, çalışanlar uzun vadede, yaptıkları çalışmalarının karşılığını maddi ve manevi olarak alacaklarına inandıkları organizasyonlarda yer almak isterler.

 

Nakit Akış Yönetimi. Yapılan çok önemli hatalardan biri de şirketin ileriye yönelik nakit akış projeksiyonu bulunmamasıdır. Şaşırtıcı olan Türkiye’deki KOBİ düzeyindeki şirketlerin % 95’den fazlasında böyle bir çalışmanın yapılmamasıdır. Aslında yaptıkları işte kar eden şirketler bile nakit akışlarının iyi yönetemezler ise iflas ile burun buruna gelebilirler. Nakit akışı alacak ve borç vadeleri, kredi geri ödeme vade ve koşulları, stok yönetimi ile bağlantılıdır. Ayrıca şirketinizde olası kötü senaryolara karşı belli bir miktar likidite tutarsanız olası krizlerde geminizi yüzdürebilirsiniz. Bu önemli konuda daha fazla bilgi için konu hakkındaki diğer yazılarıma başvurabilirsiniz.

 

Mali Disiplin: Şirkette kazanılan ve faaliyet döngüsü içinde kullanılmayacak nakit zaman içinde kar dağıtımı yolu ile şirket sahiplerine aktarılabilir. Ancak bazı şirket patronları şirketin kazancını kendi ceplerindeki para ile karıştırırlar. Şirketten sorumsuzca çekilecek paraların şirketin işletme sermayesini azaltacağı ve faaliyetlerine olumsuz etki edeceği unutulmamalıdır. Şirket sahiplerinin kendi adlarına gayrimenkul almak amacı ile şirketten para çekip nihayetinde sıkıntı yaşayan çok şirket örneği vardır. Yine kısa zamanda kazanılan paralar sürekli olarak gelmeye devam edecek kabulü ile yaşam standardını hızla yükseltip lüks arabalara binme sevdasında olan ve sonu hüsran ile biten örnekler de az değildir.  “Hesabınızı denizdeki değil tavadaki balığa göre yapın.”

 

Satış ve Pazarlama: Gördüğüm çoğu küçük ve orta düzey şirkette profesyonel satış ve pazarlama bölümleri bulunmamaktadır. Çoğu şirkette patronu tarafından oluşturulmuş ve yönetilen müşterilerden oluşan bir portföy bulunmaktadır. İstikrarlı bir şekilde büyümek ve krizlerden minimal düzeyde etkilenmek için müşteri portföyünün geliştirilmiş olması çok önemlidir ve bunu ancak bir ekip başarabilir. Şirket patronları müşteri bağlamak ve tutmak konusundaki birikimlerini satış ekipleri ile paylaşmak sureti ile gelişebileceklerinin bilincinde olmalı ve bu alanda yatırım yapmalıdır.

 

Konsantrasyon Riski: Bütün yumurtalar aynı sepette olmamalıdır. Makul sayıda müşteri ve tedarikçiye sahip olmazsanız çalıştığınız şirketlerdeki olumsuzluklar direkt aynı şekilde şirketinize etki edecektir. Satışlarınızın yüzde 25’den fazlası aynı müşteriye olmasın hele bu rakam yüzde 50’yi asla geçmesin. Satışlarınızın büyük kısmını kendisine yaptığınızı bilen bir müşterinin eli sizle her pazarlığa oturduğunda çok güçlü olacaktır. Bu nedenle bir türlü belini doğrultamayan ve iflas eden çok şirket vardır. Örneğin otel işletiyorsanız sadece belli bir ülke veya acente ile çalışmayın ve müşteri portföyünüzü dağıtmaya çalışın. Çalıştığınız banka da mal aldığınız tedarikçi de tek olmasın hep bir alternatifiniz yani B planınız bulunsun.

 

Maliyet Yönetimi: Mal satarken değil alırken kazanılır sözü doğrudur. Kaliteli mamulü her daim piyasanın nabzını tutmak sureti ile uygun koşullarla almaya bakın. Mal alımı yaparken her seferinde en az 3 yerden teklif alın. Kaliteden taviz vermeyin ama ince hesap yapın. Yatırım statüsünde olan kalemlerle maliyeti ayrıştırın ve tavizi maliyetlerden verin. Örneğin satış ekibinin benzinini sınırlamayın ama maliyet optimizasyonu yapacak şekilde denetleyin.

 

Katma Değer Yaratmak ve Ölçek Ekonomisi: Genel olarak para kazanmanın 2 temel yolu vardır.

1.Katma değerli görece az bulunan farklı bir ürün veya hizmet sunmak ve piyasadan ayrışmak: Gerçekleştirebilmek için özel tasarım, teknoloji, copyright, patent, know-how vb. unsurlar gerekir. Bu durumun sürdürülebilmesi için sürekli mevcut avantajlı pozisyonu korumak için araştırma geliştirme faaliyetlerinde bulunmak ve/veya yatırım yapmak gereklidir.

 

2. Piyasadaki aynı ürün veya hizmeti maliyet avantajı ile sürdürülebilir şekilde sunabilmek. Bu durumda maliyet avantajı yakalayabilmenin yolu ölçek ekonomisinden geçer. Büyük hacimli satın almalar ve üretimler yapabildiğiniz ölçüde piyasadaki rekabetçi pozisyonunuzu koruma imkanına sahip olursunuz.

Şirketinizin pazardaki durumunun yukarıdakilerden hangisine uyduğunu bilirseniz çalışmalarınızı bu doğrultuda yürütebilirsiniz. Çoğu şirket 10. yılına gelmeden kapanmak durumunda kalmaktadır. Kalıcı ve istikrarlı bir şirket olarak ayakta kalmak için güçlü olduğunuz noktaları bilip korumanız gerekir.

 

Ortaklıklar: Türkiye’de ortaklık kültürü zayıftır. Başarı geldiğinde ben sen kavgası başlama ihtimali yüksektir. Başarıyı getiren yolda kimin daha çok çalıştığı sorgulanmaya başlar ve memnuniyetsizlikler su yüzüne çıkar. Bu durum şirket içindeki çalışanlar arasında bölünmelere neden olabilir. Unutmayalım ki her kurum önce içerden yıkılır. Önlemek için ortaklar arasındaki beklentiler ve ilgili görev tanımları daha yolun başında belirlenebilir. Şirket ortakları da başarının takım oyunu sonucunda geldiğinin bilincinde olup bu olgunlukla davranması gerekir. ‘Yapmak çok zor bozmak ise bir o kadar kolaydır’.  

 



Online Güvenilir Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri