Kitabı kapağına göre değerlendirmek mi?

Kitabı kapağına göre değerlendirmek mi?

You can’t judge a book by its cover; kitabı kapağına göre değerlendirmeyin ya da kimseyi dış görünüşüne göre yargılamayın demektedir.

Peki, bu konu halen yaşanıyor mu?

Evet, bence yaşanıyor.

Bazen anlatılanlardan bazen de tanık olarak gözlemliyor veya öğreniyoruz.

Bir müzik marketin yöneticisi ile kitabı değil de CD’yi kapağına göre alanların örneğini dinlemiştim.

Doğallıkla dinledikten sonra iade istemlerini de!

Oysa işi satış yapmak olan kişiler bu gerçeği bilirler ve ona göre hareket ederler, etmelidirler de!

Geçenlerde bu konu ile ilgili öğretici ve anımsatıcı bir videoyu izledim.

Aslında bu yazıdaki asıl amacım, müşteri ilişkilerini ele almak ve bu konuda çalışanlarımızın yaptıklarını ve yapması gerekenleri işlemek.

Bu konuda yaşanan yüzlerce iyi örnek var. Pandemi öncesinde olduğu gibi salgın sürecinde de işinin tüm gerekliliklerini hakkıyla yerine getiren ve gerçekleştirmek için çalışan kişiler bunlar.                     Her kademede bunun örnekleri var. Amaçları her koşulda mağazada müşteri memnuniyetini sağlamaya çalışmak.

Bunu farklı yorumlayan veya suiistimal eden bazı ‘alışverişçilere’ rağmen!

Sabır sahip olunması gereken önemli bir özellik olarak anımsanmalı ve uygulanmalıdır.

Üstelikte e – ticaret gibi talebin kullanan kişiye/cihaza göre değerlendirilmediği bir kulvar varken!

Covid 19 bazı kategorilerde ve buna paralel mağazalarda bazı alışveriş alışkanlıklarını değiştirdi.

İster Veblen ( Thorstein Veblen) malları kategorisine giren ürünleri satıyor olalım isterse de Giffen (Robert Giffen) mallarını. Veblen malları, fiyatı artıkça talebi artan ürünleri içerirken, Giffen mallarında ise,  patates fiyatının artmasının başka ürünlerin talebini düşürerek patatese ağırlık vermeye devam ederler şeklinde özetler. Bu iki örneğin dışında normal kategori ürünlerini satıyor da olabiliriz. Satış sanatı her kulvarda profesyonelce uygulanmalı ve kendini göstermelidir.

Elbette ki deneyim ve eğitim bu konudaki en önemli kozlarımız. Deneyim demişken bir film repliğini de burada anımsatmak istiyorum;  ‘Deneyim insanın başına gelen değil, başına gelenle ne yaptığıdır.’ Single Man – Tek Başına Bir Adam

Çalışanlarımıza deneyim kazandırmalıyız.

Kazandırıyoruz.

Daha deneyimli kişilerle çalışmalıyız.

İstihdam ediyoruz.

İstihdam etmek zor deniyor!

İstihdam için başka neler yapabiliriz ona bakmak lazım, çünkü buna çalışan veya uygulayanlar var.

Yöneticilerimiz deneyimlerini aktarıyorlar.

Aktarmalılarda. 

Çünkü daha çok satmalı, daha fazla uzmanlaşmalıyız.

Evet, kitabı kapağına göre değerlendirmek mi? Yoksa her müşterinin olması gerektiği gibi ilgi ve dikkatle değerlendirilmesi mi? Doğal olarak ikincisi denecektir, doğrusu da budur. Ancak her doğrunun uygulamada da doğru yapılması gerekliliğini unutmamak kaydıyla!

Yazımı başka bir söz ile bitirmek istiyorum.

‘Öğrendim ki insanlar sizin ne söylediğinizi, ne yaptığınızı unutuyor… Ama onlara ne hissettirdiğinizi unutmuyor.’ Maya Angelou