Kamu Özel Ortaklıkları (PPP) Nedir?

Kamu Özel Ortaklıkları (PPP) Nedir?

Özel sektör ile kamu sektörü arasındaki ortaklığın başlangıcı, Avrupa'da iki bin yıl önceki Roma İmparatorluğu'na kadar izlenebilir. Roma lejyonları ile bağlantılı karayolu sisteminin genişlemesine eşlik etmek için bir posta istasyonları ağı geliştirildi. Aslında büyük ahırlar, depolar, atölyeler, oteller ve askeri kışlaların etrafında toplanan posta istasyonları, özel sektörden bir ortak tarafından beş yıllık bir süre için inşa edildi ve yönetildi, bazen ilgili otoyolun bakımı da dahil olmak üzere sorumluluklar aldı. Romalılar ayrıca limanların yapımını ve işletmesini de önemli ölçüde bu şekilde gerçekleştirdiler. Yanı sıre PPP ile ilgili kayıt altına alınmış ilk işlemlerden biri de Fransa’da 1552 yılında Durance ve Ren nehirleri arasında kanal açılması projesi için Adam de Crappone ile yapılan imtiyaz sözleşmesidir.

Yakın tarihimize kadar PPP yöntemine örnek teşkil edecek başka bazı örnekler olsa da yaygın ve kabul edilmiş etkin bir model olarak kullanılması için,  piyasaların daha liberal hale gelmesi ile birlikte, 1980’lere kadar beklenilmesi gerekti ve özellikle 1990 yılından sonra kullanımı büyük bir ivme kazandı. Günümüzde PPP yöntemi ile altyapı yatırımlarında öncülüğü başta İngiltere olmak üzere gelişmiş ülkeler yapsa da özellikle Asya ve Afrika’da pek çok farklı ülkede başarılı uygulamalar yapıldığını gözlemlemekteyiz. Türkiye’de özellikle son 10-15 yılda gerçekleştirdiği PPP projeleri ile bu alanda başı çeken ülkeler arasındadır. Günümüzde PPP kamu ve özel sektöre sağladığı imkanlar nedeni ile dünyada kamu tarafından en çok uygulanan tedarik yöntemleri arasında yer almaktadır.

Kamu Özel Ortaklığı (PPP) tedarik yöntemi geleneksel olarak kamu tarafından gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının özel sektör tarafından yapılması, finanse edilmesi ve işletilmesidir. Yapılan yatırım ve işletilmesi ile ilgili denetim ve gözetim kamu tarafından gerçekleştirilir. Proje ile ilgili risklerin önemli bir bölümünün özel sektöre devredilmesi ve projenin kamu açısından projeyi tek başına gerçekleştiriyor olmasına göre, daha fazla avantaj yaratıyor olması gerekir.

Kamu Özel Ortaklığında geçen ortaklık ile kamu ile özel sektör arasında işbirliği kast edilmektedir. Yanı sıra bazı projelerde projenin gerçekleştirilmesi için kurulan proje şirketine (SPV) kamunun ortak olduğu durumlar da olabilir.

PPP uygulamaları ile kamu finanse eden, inşa eden ve çalıştıran kimliğinden çıkıp düzenleyen ve denetleyen rolünü üstlenmeye ağırlık vermektedir. Bu modeli kürekleri özel sektörün çektiği ancak dümende devletin olduğu modele benzetebiliriz.

Hangi Projeler PPP’ye uygundur?

Yatırım fizibilitesinde ‘Finansal Yapılabilirlik’ konu ile ilgili hemen herkesin aşina olduğu bir kavramdır. Yatırım projesinin yatırımcılar açısından karlı, değer yaratan ve sermaye geri dönüş süresi makul seviyede olması ile finanse edecek kurumlar açısından da kendi kendini belli bir emniyet marjı da dahil olmak üzere ödeyebilir olması anlamı taşır.

Bir projenin PPP yöntemi ile finanse edilebilir olması için sadece finansal yapılabilirliğinin olumlu olması yeterli değildir.  Ayrıca projenin kamu yararına faydasının yüksek olması gerekir ki buna da ‘Ekonomik Yapılabilirlik’ denilir. Bu analizde projenin makro ekonomik bazda ülkeye sağlayacağı faydaların analizi yapılır. Bir projenin PPP yöntemi ile finanse edilmesi için mutlaka ‘Ekonomik Yapılabilirlik’ de pozitif olmalıdır. Ülke aynı anda ancak bir kaç proje yapabilecek kapasitede ise bu takdirde seçilen projelerin ekonomik yapılabilirliğinin tercih edilmeyenlerden daha yüksek olması beklenilir.

PPP yöntemi ile finanse edilmeye en uygun projeler hem ekonomik hem de finansal yapılabilirliği yüksek olan projelerdir. Bu tip projeler kamu tarafından sınırlı destek ile kimi zaman destek dahi almadan yapılabilir.

Diğer taraftan ekonomik yapılabilirliği yüksek ancak finansal yapılabilirliği olumlu olmayan projelerin kamu yararına gerçekleştirilmesi mutlaka gerekiyor ise bu takdirde kamunun projenin finansal yapılabilirliğini pozitif hale getirmek için destek sağlaması gerekir. Bu destek genelde proje gelirlerine garanti getirmek sureti ile veya vergisel teşvikler sağlanmak sureti ile bazı durumlarda da finansman sağlayıcıları rahatlatacak sair garantiler ile sağlanır.

Fatih Kuran

Dinamo Danışmanlık Kurucu Ortağı, Kamu Özel Ortaklığı (PPP) ve Proje Finansmanı Uzmanı