İran’ı anlama denemesi

14 Mart 2018 Çarşamba

Güzel komşumuza, hiçbir yanlı tarih okumasının (!) ya da tahrifatının ya da algı yönetimlerinin tuzağına düşmeyerek bakmaya çalışacağım. Çünkü öyle bir dezenformasyon çağında yaşıyoruz ki, elimde en güvenilir kaynak kendi kişisel gözlemlerim. Bu da benim sübjektif bakışımla kirlenmiş olacak muhtemelen ama sizlerle en yalın haliyle paylaşabileceğim bilgi bu

10 yıldır sıklıkla sokaklarında gezdiğim, güzel yemeklerini tattığım, güzel insanlarıyla dostluk ettiğim, kültürünü, geleneklerini, insan ilişkilerini gözlemlediğim birisi olarak bakmaya çalışacağım İran’a. Kimi gezgin olarak kimi yabancı işçi olarak kimi yalnızca dostlarımla sohbet etmek için gidip geldiğim İran’a.

 

Ortak bir kaderi sürüklüyoruz yüzyıllardır: Ortadoğulu olma kaderini. Bence bu coğrafyaya ait olmak, bunun bir parçası olmak aynı zamanda muazzam bir geçmişe ve muazzam bir medeniyete de sahip olmak anlamına geliyor. Her ne kadar Avrupa dillerinde bir hor görme deyimine dönüştürülse de, Ortadoğu’nun medeniyetlerin beşiği olduğu gerçeği değiştirilemez.

 

Ama üzerinde oturduğumuz bu zenginlik de hala hızını alamayan tek dişi kalmış canavarın ağzının suyunu akıtmaya devam ediyor. Afganistan yetmedi, Irak yetmedi, Suriye, Mısır... yetmiyor, yetmeyecek. Ne zaman ki, bu güzelim toprakların ev sahipliği yaptığı ülkeler, artık biz yenecek lokma değiliz, boğazınızda kalırız diyecek, Ortadoğu, kendi geleceğini kendi tayin etme hakkına ve gücüne sahiptir, diyecek, o zamana kadar da yetmeyecek gibi görünüyor.

 

İran üzerinde uzun yıllardır hesaplar dönüyor. İran’a şekil vermek istiyorlar. Öyle oluyor beğenmiyorlar, böyle oluyor işlerine gelmiyor. Unutuyorlar ki, İran’a İranlılar şekil verir. Her ülke kendi iç dinamiklerinin gücüyle şekillenir. Bunun dışındaki her çaba er geç tarumar olmaya mahkumdur. Şimdi çok şükür hayat normale döndü ki aslında zaten günlük hayat aynen akıp gidiyordu. Gencecik insanların ölümüne, pek çok insanın özgürlüğünden olmasına mal olan son olaylarda 3 gerekçe ortaya atıldı. Birincisi yüksek enflasyondu, ki 2012 de yüzde 40’lara varan enflasyonu yaşamış birisi olarak benim için buna inanmak mümkün değil. 2016 da 25 sene sonra ilk kez tek haneli rakamları gördü İran enflasyonda. Şimdi de 14’ler seviyesinde. İkinci gerekçe işsizlikti ki, ambargonun kalkacağı beklentisiyle bile ciddi bir yabancı sermaye hareketliliği, yeni projeler gündeme gelmeye başlamıştı, pek çok İranlı genç, yüksek eğitim düzeylerinin de yardımıyla yabancı şirketlerde iş olanağı bulmaya başlamıştı. İşsizlik önceki yıllara göre ciddi oranda düşme eğilimine girmişti. Ve son gerekçe, özgürlükler; belki de üzerinde en çok değerlendirme ve spekülasyon yapılmaya açık konu bu. Pek çok genç arkadaşım var İran’da, dünyayı bilen, eğitim seviyeleri yüksek, tarih, teknoloji bilgileri derin, kendilerinden çok şey öğrendiğim gençler. Hepsinin gelecek beklentileri, hayalleri farklı olsa da ülkelerine inanıyorlar. Bazı alanlarda imkanların zorlanması gerektiğini düşünmekle birlikte ülkelerinin, her geçen gün daha ileri gideceğine, dünyanın vazgeçilmez ve güçlü bir parçası olduklarına inanıyorlar. 2017’deki son seçimlerden sonra çıkan tablodan memnun olanlar ezici şekilde çoğunlukta. Bu resmin tamamında gördüğüm şey üç gerekçeye de kuşkuyla bakmama yol açıyor ve bir kez daha ulusların kendi geleceklerini kendilerinin tayin etme hakkına inancım artıyor.



Güvenilir Online Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri