Uzman Görüşü
Perakende.org uzman görüşlerinin yer aldığı blog makale köşesidir.

“Erdoganomi” politikası Türkiye’yi krizden kurtarır mı?

17 Ağustos 2018 Cuma

Türk ekonomisindeki gelişmeler elbette Türkiye dışında da yakından izleniyor. Katar’dan hızlı bir şekilde gelen 15 milyar dolar düzeyindeki yatırım, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın uluslararası yatırımcılarla gerçekleştirdiği tele konferans, Bakanlığın acil olarak aldığı ve almaya devam edeceği anlaşılan ekonomik tedbirler, Türk Lirası’ndaki dalgalanmaların son bir iki günde durulmasını sağladı. Bununla beraber, Avrupa ülkelerindeki ekonomi çevreleri, 1 ay önceye göre yüzde 20 değer kaybettiği görülen Türk Lirası’nın Amerikan Doları, avro ve İngiliz Sterlini karsısındaki hareketliliğinin neden olduğu sıkıntıların yerel düzeyden çıkıp, Avrupa’daki bankaları da kapsayacak şekilde genişlemesi endişesiyle takip ediyorlar

Bu krizin bir anda oluşmadığı, zamana yayılarak ve işaretlerini vererek geldiği hususu, Türkiye dışındaki finans çevrelerinde kuvvetli bir görüş. Türk ekonomisi, özel sektöre ait 220 milyar dolar civarında yüksek borç seviyesinin ve bankacılık sistemindeki yabancı fon ağırlığının eşlik ettiği bir cari açık ile karşı karşıya. Bu cari açığın önemli bir nedeni olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ucuz kredi ve yüksek büyümeyi teşvik eden politikaları, bu ucuz kredi politikası sonucunda da Türk tüketicisinin kendisini zengin hissederek yüksek harcamalar yapması gösteriliyor. Hatta İngiliz Guardian gazetesi, bu ekonomik politika için “Erdoganomi” tanımını kullanıyor. Kısacası, birçok gelişmekte olan ülkenin yaptığı gibi, Amerikan faiz oranları en düşük seviyelerindeyken gerçekleştirilen dolar bazlı borçlanma, doların değerinin artmasıyla birlikte, krediyle büyümenin risklerini de Türk ekonomisi için beraberinde getirdi.

 

Krizin siyasi nedenleri de herkesin malumu: Türkiye’nin Rusya’dan satın almaya karar verdiği füzeler, ABD’nin İran’a karşı olan yaptırımlarına Türkiye’nin itirazı, ABD’li papaz Andrew Brunson’in terör örgütü bağlantısı gerekçesiyle yargılanması ve ülkeden çıkışına izin verilmemesi, Türkiye’den ABD’ye çelik ihracatına Başkan Trump’in koyduğu ambargo. İşte tüm bu ekonomik ve siyasi etkenler, dolar üzerindeki baskıyı iyice artırarak krizin hızla tetiklenmesine neden oldu.

 

Bu noktada, artık uluslararası finans çevreleri, krizin çıkmasında etkisi olan sorunlara Türkiye’nin diplomatik ve siyasi bir çözüm bulmasından çok, bir an önce etkili ekonomik önlemler almasını bekliyor. Avrupa finans çevreleri, krizin özellikle Avrupa piyasalarında Türk Lirası’yla yakın ilişki içinde olan bankalara bulaşıcı etkilerinden endişe ediyor. FTSE endeksi gecen hafta cuma günü 75 puan düşerken, Almanya’daki Dax endeksi günü yüzde 2 düşüşle kapadı. Krize erken evrede müdahale edilmediği takdirde daha sonra alınacak önlemlerin çok daha pahalıya mal olması kaçınılmaz olacak. Gözlemciler, Türkiye’nin 3 ila 6 aylık bir süre için bir bankacılık krizini erteleyebileceğini düşünmekle birlikte sonunda büyük bir krizin hem Türkiye hem de bölge için kaçınılmaz olmasından endişe ediyorlar.

 

Diplomatik ve ticari gerekçeleri bir an için bir kenara bırakıp ekonomik açıdan değerlendirdiğimizde, Türkiye ile benzer bir borçlanma stratejisi izleyen Rusya’da, ABD Doları değer kazanırken Rus Merkez Bankası’nın faiz oranlarını 6,5 puan artırdığını ve bankacılık sistemine yönelik önlemler aldığını görüyoruz. Ne yazık ki Türkiye’nin bu ani krize karşı yeterince hızlı ve etkin karşılık vermediği, Rusya’daki bu önlemlere benzer girişimleri hemen başlatmadığı yurtdışında ortak bir düşünce olarak dile getiriliyor.

 

Tabii Türkiye Cumhurbaşkanı’nın tutumu da uluslararası finans çevrelerinde yakından izleniyor. Sıklıkla dile getirilen bir husus bu krizin aslında Türkiye’nin “kendi evinde, kendisinin yarattığı” bir kriz olarak görülmesi… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim dönemindeki bir konuşmasında dile getirdiği, seçildiği takdirde  Merkez Bankası’nın faiz oranlarına ilişkin politikalarını kontrol edeceğine dair söylemi daha o dönemde hem TL’nin değer kaybetmesine yol açmıştı hem de Avrupa’da şaşkınlık yaratmıştı. Ortaya çıkan bu krizde de Merkez Bankası’nın yönetimine şöyle ya da böyle müdahale etmesi ve bankanın krizle mücadele yöntemi olarak faiz yükseltmesini engellemeye çalışması da finans çevrelerinin eleştirdiği bir yaklaşım. Hele ki sosyal medya hesaplarına yönelik soruşturma açılması, uluslararası finans çevrelerinde bir krizle mücadele yöntemi olarak görülmüyor ne yazık ki…  

 

Eğer Türkiye, bu tüketim ve yüksek büyüme odaklı politikasının sonuçlarını ciddiyetle düşünmüş olsaydı, öngörülebilir krizlerle başa çıkmak için yeterli rezervinin olması gerekirdi. Tüm geri ödemeleri ve bir sonraki yıl ödenecek dış borç faizini karşılamak için Türkiye’nin yaklaşık 180 milyar dolara ihtiyacı bulunduğu hesaplanıyor. Ancak Türkiye’nin elinde bu tutarın ancak yarısından daha azı bulunuyor. Eğer faizlerin artırılmasına karşı sert bir direnç uygulanmaya devam edilecekse, o zaman Türkiye’nin bu krize acil bir çözüm olarak IMF’ye başvurması gerekecektir. Aslında, Merkez Bankası’nın faizlere müdahale etmesi durumunda dahi IMF’ye başvurulması yine kaçınılmaz bir adım olarak kabul ediliyor. Benzer şekilde ABD ile olan sorunlara da hızlı bir çözüm bulunması beklenebilir. Elbette milli duyguları incitmeden bunu yapmanın yolunu bulmak gerekecektir.

 

Ancak uluslararası finans çevreleri, bu krizin gelişmekte olan ülkeleri ve diğer Avrupa bankalarını etkilememesi için Merkez Bankası’nın politikalarının önemine dikkat çekiyor. Bu aşamada, Banka’nın bağımsızlığına da özel bir vurgu yapılıyor. Politikacıların yönlendirmediği, ekonomik koşulların gerektirdiği önlemleri alabilecek bir Merkez Bankası’na ihtiyaç duyuluyor. Krize etkili önlemler alınmaması durumunda, yabancı yatırımcının, yüksek riskli gelişmekte olan bir ekonomiden, çok daha güvenli ve istikrarlı yeni pazarlara yöneleceğine dikkat çekiliyor. Elbette, Batı’nın önemli bir müttefiki olan Türkiye’de krizin derinleşmesinin yaratacağı bölgesel sorunlar, çok daha büyük olumsuzluklara yol açma riski de taşıyor.  



Online Güvenilir Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri