Dengede Kal

Dengede Kal

Virüs, hastalık, savaş tehditi derken, içinde olmasak da sadece duymuş, okumuş olmak bile kaygı tünelinde kaybolmamıza yetiyor.  Zor zamanlarda yaşadığımız içsel fırtınalar korkular kaygılar günlük yaşantımızda kolaylıkla ilerlememize, karar almamıza olumsuz yansıyabiliyor. Böylesi zor günlerde öncelikle yapmamız gereken içimizdeki kahramana seslenmek... Bütünde cesareti, şefkati, bilgeliği kucaklayarak dengede ve merkezimizde kalmak kendimize çevremize ve topluma yaratacağı etki açısından çok önemli.

Peki, dengede nasıl kalalım, bunu nasıl başaralım diyenler için hepimize bir şekilde iyi gelecek bazı önerilerim var:

Olaylara kuş bakışı bakmaya çalışın.

Her olayın içine ve derinine inmek yerine seçici olmak ve detaylarında kaybolmamak sizi olumsuz duygulardan koruyabilir.

Sağlıklı sınırlar geliştirin.

Her işi üstlenmek, her şeye evet demek bizi gereğinden fazla yorabilir. Sağlıklı sınırlar insanlarla olduğu kadar, teknolojiyle, dijital dünya ve kendimizle olabilir. Mesela yatak odamızdan cep telefonunu çıkartmak gibi.  Okuduğumuz her olumsuz haber, stres hormonunu tetikleyecek ve sonuçta uyku dahil düzenimizi bozacaktır.

Bedeninize iyi bakın.

Bedenimize iyi bakmak için önce onunla olan bağımızı güçlendirmeliyiz. Sabah kalkınca iki ayağınızı yatağın yanına basıp bir kaç dakika orada öylece oturup  bedeninizi hissetmenin mucizevi olduğunu söyleyebilirim.  Bedeninizin sinyal verdiği yerleri fark etmek, bedene iyi gelecek duş, masaj, yoga, pilates, dinlenme molaları, doğru besinleri tüketmek bedene iyi bakmanın önemli adımlarıdır.   

Sakinleşme teknikleri kullanın: Meditasyon ve minfulness pratikleri öğrenin ve uygulayın.

Çok kısa da olsa günlük koşuşturmaca da sakin anlar yaratmaya çalışmak, hepimizin hakkı. Bilim temelli meditasyon ve mindfulness tekniklerini öğrenebileceğiniz pek çok eğitim, kitap ve app’ler var. Bunlarla bir başlangıç yapabilir ve zihinsel duygusal zindelik için hayatınıza nefes, mindfulness tekniklerini katabilirsiniz. Bunlar dışında hiçbir şey yapmadan gözümüzü kapatmak, nefesimize odaklanmak, en zor ve olumsuz anda bile bizi yatıştıracaktır.

Hayatınızı basitleştirin.

Yaşam alanlarını tekrar düzenlemek, gereksiz alışveriş yapmamak, kullanmadığımız eşyalardan kurtulmak, gerektiği kadar yemek yemek, abonelikleri azaltmak, sosyal medya kullanımını azaltmak, yaşam kaosumuzu ve zihnimizi meşgul eden konuları daha azaltacak ve düzen getirecektir.

Yemek yerken sadece yemek yiyin!

Yemek yerken haberleri dinlemek, televizyon seyretmek, sosyal medyada dolanmak okuduğunuz duyduğunuz olumsuz bir haberle duygularınız değiştirebilir ve aslen bedeninizi besleme sürecinde keyif ve tat almanıza engel olabilir. Yemek yerken odağınızı yemeğe verin. Sevdiklerinizle sohbet edin. Yemeği düşünmek şükran duygunuzu da tetikleyecek ve zihninizi sakinleştirecektir.  

Kendinize müzik çalma listeleri oluşturun.

Size iyi gelen müziklerden çalma listeleri oluşturun. Stresin zihninize sahip çıkmaya çalıştığı anlarda bu liste kurtarıcınız olabilir.

Zaman yönetimi önemli; haftanızı, gününüzü planlayın.

Öncelikler, yetişememe kaygısını yönetmek adına muhakkak sabahları on dakikanızı gününüzü planlamaya ayırın.  Sadece yapılacak işleri zihinsel olarak sıralamak ve programa almak bile öz güveninizi pekiştirecek ve sizi sakinleştirecektir. 

Şükür en güzel ruhsal ilaç.

Şükür listesi yapın.  Akşam yatarken o güne ve genel olarak hayatınıza odaklanarak şükür edecek en az üç  tane maddeyi bir deftere ya da kağıda yazarak günü kapatın. Bu listenizi sabah kalktığınızda da okuyup güne bu motivasyonla başlayabilirsiniz.

Ne izliyorsunuz ne dinliyorsunuz ne yiyorsunuz? Seçici olmanın tam zamanı.

Daha az haber dinleyin.  Biliyorum çok merak ediyoruz ne oldu, ne olmuş, nasıl olmuş. Ne kadar çok sosyal medya ve televizyon başında vakit geçirirsek o kadar kendi içsel sürecimizi kaçırıyoruz ve yaratılan ortak duygu  içinde savrulup gidiyoruz. Seçimlerinize dikkat edin, kendinizi kaptırmayın, size iyilik yaratan, olumlu, pozitif alternatifleri seçin. Size sunulanı değil, sizin seçtikleriniz hayatınızda yer alsın.

Rutinleriniz olsun.

Rutinler bizi sakinleştirir, hayatımızda güvenli anlar ve duraklar yaratır. Mesela sevdiğiniz birini düzenli aramak, aynı saatte kahve içmek, yarım saat bir hobiye ayırmak gibi.

Yazı yazın.

Her sabah kimseyle konuşmadan altı dakika dilediğiniz bir konu üzerine yazın. Anlamlı olması veya yazı tekniği açısından iyi olması gerekmiyor. Yazı yazmanın terapi etkisi var. Belki kimseyle paylaşamadığınız duygu ve düşünceleri de burada sıralayabilir belki de sizi şaşırtacak yazarlık becerinizi keşfedebilirsiniz.  

Başkalarının bakış açısından olaylara bakın.

Bizim olaylara bir bakış açımız var, kendimize göre inandığımız, inanmadığımız, arkasında durduğumuz veya sorguladığımız  bir çok konu var. Bizim için zorluk yaratan durumlarda durup bir soralım bu durum karşısında acaba X kişisi ne düşünürdü, nasıl tepki verirdi diye? Bu kişiler bizim kahramanlarımız, yaşamımızda bizde iz bırakan tanıdık tanımadık  kişiler, liderler, sanatçılar olabilir. Onların gözünden olaylara bakıp farklı bakış açılarından duruma odaklanmak düşünce yapımızı saplandığı yerden çıkarıp bize esneklik getirecektir.

Başkası için güzel bir şey yapın.

Başkası için güzel bir şey yapın: Ne zaman davranışlarımız olumlu olursa, duygularımız da olumlu oluyor. Birine iyilik yapmak, anında o kişinin yüzünde gördüğümüz gülümseme, içten bir bakış ile bizde mutluluk hissi yaratıyor. Başkası için güzel bir şey yapmamıza engel olacak hiç bir şey yok. Bir bardak su getirmek de olabilir, bir teşekkür maili atmak da, telefon edip hayatınızdaki anlamını paylaşmak da olabilir. Siz olasılıkları gönlünüzce çoğaltabilirsiniz.

Dalgaları durduramayız ama sörf yapmayı öğrenebiliriz.

Hiçbir şey sonsuza kadar kalıcı değil, en büyük dertler bile... Kendimize yapacağımız en büyük iyilik, dengeye gelebileceğimizi hatırlatmak ve bunun için çok sayıda kaynağımız olduğunu unutmamak.