“Damak”ınızdaki çikolatayla tanınmış bir lezzet: Nestle…

26 Şubat 2018 Pazartesi

Kendimden yola çıkarak konuşmuş olacağım belki biraz ancak, hepimizin hayatında çikolatanın özel bir yeri vardır diye tahmin ediyorum. Bitterini, akışkanını, sert kalıplısını, gofretlisini ve daha birçok detaya sahip hallerini. 1,5 asırdır gerçekten çikolatasıyla dünyaya lezzet katan Nestle, kuruluşundan sadece 8 yıl sonra girdiği Türkiye pazarında olmaktan gurur duyuyor. Sosyal sorumluluk projeleriyle yaşamın her alanına dokunabilmeyi hedefleyen lezzet diyarı, sadece Ar-Ge ağına yıllık 1,7 milyar dolar yatırım yapıyor. Sayfalarımızda konuk ettiğimiz Nestlé Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Zeynep Sungu’yla Nestle’ye dair birçok önemli konuyu konuştuk…

damakinizdaki-cikolatayla-taninmis-bir-lezzet-nestle…

Röportaj: Onur Kaya

 

Nestle, globalde de Türkiye pazarında da en güçlü oyuncular arasında yer alıyor ve pazardaki etkinliğini de sürekli artırmaya devam ediyor. Peki, bize biraz Nestle’nin Türkiye’deki gelişiminden bahsedebilir misiniz?

Bugün dünyanın lider beslenme, sağlık ve iyi yaşam şirketi olan Nestlé, 189 ülkede 328 bin çalışanla faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’deki tüketicilerle ilk tanışmamız ise 1875 yılına dayanıyor. İlk olarak bebek maması ürünlerimizle pazara giriş yaptık ve bu İsviçre’deki kuruluşumuzdan yalnızca 8 yıl sonra gerçekleşti. Bu da Türkiye’deki köklü varlığımızın önemli işaretlerinden biri. Buradaki ilk satış ofisimizi 1909 yılında İstanbul’un Karaköy semtinde hizmete sunduktan sonra ilk çikolata fabrikamızı Feriköy’de 1927 yılında açtık. Aradan geçen zamanda ülkemiz tüketicilerinin hayatını yüksek kaliteli, daha lezzetli ve sağlıklı ürünlerle zenginleştirme taahhüdümüz kapsamında pek çok ilke imza attık. İlk fıstıklı çikolata Damak, ilk hazır kahve Nescafé, çocuklar için ilk çikolatalı toz içecek Nesquik bunlardan birkaçı. Bugün de Nestlé Türkiye olarak üretimimizi Bursa Karacabey ve Bursa Kestel’deki iki fabrikamızda, yüzde 92 oranında yerel hammadde kullanımıyla sürdürüyoruz. 3 bin 800 kişiye doğrudan, 7 binin üzerinde kişiye dolaylı istihdam sağlıyoruz.

 

Türkiye pazarını Nestle nasıl değerlendiriyor?

Türkiye, zengin doğal kaynakları, 80 milyonluk genç ve dinamik nüfusu ve coğrafi konumu sayesinde muazzam bir potansiyele sahip ve Nestlé için de stratejik olarak çok önemli bir ülke. 100 yılı aşkın süredir bu ülkede bulunma ayrıcalığına sahip olduğumuz için büyük gurur duyuyoruz. Ürünlerimiz, yatırımlarımız ve hizmetlerimizle Türkiye’de insanların yaşam kalitesini artırmak ve daha sağlıklı bir geleceğe katkıda bulunmak için çalışıyoruz.

 

Perakende sektörü gelişen teknolojiyle sürekli entegreli olmak zorunda. Nestle bu gelişime nasıl ayak uyduruyor?

Teknoloji elbette tüm sektörlerde olduğu gibi perakende sektöründe de iş yapış süreçlerinde değişim ve dönüşümlere neden oluyor. Nestlé olarak iş verimliliğimizi artıracak, tüketicilere daha iyi hizmetler sunmamızı sağlayacak tüm teknolojileri en hızlı şekilde iş süreçlerimize adapte ediyoruz. Bunun yanında özellikle odaklandığımız en önemli alan gıda teknolojileri. Tüm dünyada insanların hayatlarının her evresinde daha lezzetli ve sağlıklı ürünlere ulaşmasını sağlayarak “iyi beslenme ve iyi yaşam”ı desteklemeye çalışıyoruz. Dolayısıyla ürünlerimizin kalitesini artırmak ve içeriklerini daha da iyileştirmek için çabalarımız kesintisiz olarak devam ediyor. Dünyada gıda sektöründeki en büyük Ar-Ge ağına sahip şirket olan Nestlé bu alana her yıl 1,7 milyar dolar yatırım yapıyor. 5 bin bilim insanından oluşan bu ağda, 4 kıtada 34 merkezde 300’ün üzerinde uygulama ekibi çalışıyor. Nestlé dünyasında Türkiye’nin önemli yerinden bahsetmiştim. Ar-Ge alanında da bunun yansımalarını görüyoruz. Bu uygulama ekiplerinden biri Karacabey’deki fabrikamızda bulunuyor. Buradaki mühendislerimiz ülkemizin damak tadına uygun ürünler geliştiriyor. Ar-Ge kapasitemizi ürünlerimizin inovasyon ve renovasyonu için kullanıyoruz.

 



Kendi bilgi birikiminizden bakacak olursanız gelecekte perakende sektörünü bekleyen unsurlar neler? Sektör geleceğe nasıl hazırlanmalı sizce?

Perakendede müşteri odaklılığın altın çağındayız. Öte yandan, içinde bulunduğumuz dijital çağda müşteri deneyimini karşılama noktasında şirketlerin odağında olan en önemli iki konu; büyük veri analitiği (big data) ve tüketiciyi dijital ve fiziki kanalların hepsinde yakalamayı amaçlayan omni-channel stratejisi. Büyük verinin bilgi seviyesinden işlenebilir iş süreçlerine dönüşmesi için gereken stratejik adımların atılması hayati. Büyük veri analitiği bir yandan omni channel stratejisinin besleyicisi iken, bir yandan da gün be gün hızla önem kazanan e-ticaret kanalının sadece doğrudan satış için değil, etkileşim için de kullanılabilen bir CRM platformuna dönüşmesinde etkin ve kritik.

 

Nestle insana temas etme noktasında sosyal sorumluluk projelerine büyük önem veriyor. Bunlardan bir tanesi de “Sağlıklı Adımlar” projesi. Bize biraz proje detaylarından bahsedebilir misiniz?

Çocuklara dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi konusunda farkındalık kazandırmayı hedefleyen Sağlıklı Adımlar programı, dünyada 84 ülkede 8,3 milyon çocuğa ulaşan ve 300’e yakın kuruluşla iş birliği içinde yürütülen “Global Healthy Kids-Sağlıklı Çocuklar” programının bir parçası. Sağlıklı bir geleceğe katkıda bulunma misyonumuz doğrultusunda 2012 yılından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliği ile yürüttüğümüz bu programı çok önemsiyoruz. Programın nasıl işlediğiyle ilgili bazı detaylara değinecek olursak, hedef kitlemiz öncelikle ilkokul 3’üncü sınıf öğrencileri, öte yandan programımızı öğretmenleri ve velileri de kapsayacak bir yaklaşımla yürütmekteyiz. Bununla çocukların doğru beslenme ve fiziksel aktiviteyi yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirmelerini ve bu etkinin sürdürülebilirliğini hedeflerken, programın ve etkinin yaygınlaşmasını da sağlıyoruz. Programı MEB ile birlikte belirlediğimiz 13 ilde 66 devlet okulunda yürütüyoruz. Hayat Bilgisi ile Oyun ve Fiziki Etkinlikler derslerinde çocuklara 32 saat sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam eğitimi veriyoruz. Program içeriğinde su içmenin önemi, besin görevleri ve besin grupları, porsiyon kontrolü, fiziksel aktivite, kahvaltının önemi gibi konular yer alıyor. Ayrıca Sağlıklı Adımlar Atölyesi, Resim Yarışması, Nestlé gönüllülerinin katılımıyla düzenlenen etkinlikler, İyi Uygulamalar Yarışması gibi yan etkinlikler de programın etki alanını artırıyor. Süreç içinde projeyi daha etkili ve kapsamlı hale getirmek üzere adımlar da attık. Bunlardan biri, program içeriğine fiziksel aktiviteyi daha fazla entegre etmek için Marmara Üniversitesi Fiziksel Aktivite Bölümü akademisyenleriyle birlikte geliştirdiğimiz grup oyunu. Bu oyun ile çocukların beslenme bilgilerini pekiştirirken, bedensel gelişim, ekip olma ve pozitif davranış değişikliği konularında da gelişimlerine katkıda bulunuyoruz. Ayrıca programın içeriğini çocuklar açısından daha da cazip hale getirmek için yeni bir maskot tasarladık. “Adımcan” adını verdiğimiz maskotumuz çocuklar tarafından çok sevildi. Diğer yandan program materyali olarak kullandığımız öyküler de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından büyük beğeniyle karşılandı ve kitaplaştırılarak proje okullarının kütüphanesinde yerini aldı.

Sağlıklı Adımlar ile bugüne kadar Adana, Ankara, Bolu, Bursa, Eskişehir, Hatay, İstanbul, Konya, Mersin, Muğla, Ordu, Tunceli ve Şanlıurfa illerinde 60 bin öğrenci, bin 500 öğretmen ve 120 bin veliye ulaştık. Programın etkisini ölçmeye yönelik eğitim öncesi ve sonrası ölçümler, doğru yolda olduğumuzu ve yarattığımız etkinin her geçen gün arttığını gösteriyor. 2015-2016 eğitim öğretim yılı sonunda çocukların bilgi düzeylerinde eğitim öncesine göre yüzde 25 artış elde ettik. Projenin geçmiş yıllarına baktığımızda da bu oran ortalama yüzde 20 olarak gerçekleşti. Davranışsal anlamda da değişimleri gözlemekten mutluluk duyuyoruz. Eğitim sonrasında öğrencilerin daha sağlıklı beslenme çantaları getirmesi, su içme oranında artış ve meyve sebze tüketimindeki yükseliş bu değişimlerden birkaçı.

 

Küresel ölçekte yürütülen “Ortak Değer Yaratma” projesiyle gerçek anlamda küresel etki yaratmayı planlıyor Nestle. Yürütülen projeyle birlikte Nestle’nin küresel ölçeğe yayacağı fikir nedir? Proje bize neyi anlatıyor?

Nestlé’nin kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının temelini oluşturan “Ortak Değer Yaratma” yaklaşımı aynı zamanda iş stratejilerimizin vazgeçilmez bir parçası… Gerek üretim süreçlerimiz gerekse ürünlerimizle ulaştığımız kitleler açısından gerçek anlamda global bir şirket olarak faaliyet alanlarımızla ilintili sorunlara kapsamlı ve uzun vadeli etki yaratacak çözümler üretmenin önemine inanıyoruz. Bu konularda global bir yaklaşım belirliyor, ülke bazlı çalışmalarımızı bu temelde oluşturuyoruz. Diğer bir deyişle projelerimizin çatısı, iş stratejimiz doğrultusunda globalde oluşturuluyor ve uygulamada yerel ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Az önce bahsettiğim küresel “Sağlıklı Çocuklar” programının Türkiye’deki uygulaması olan “Sağlıklı Adımlar” bunun güzel örneklerinden biri. Bu yaklaşım kapsamında işimiz gereği etki ettiğimiz üç alanı beslenme, kırsal kalkınma ve su olarak belirledik. Bu alanlarda faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde topluma değer katmak üzere çalışıyoruz ve değer zincirimiz boyunca bu yaklaşım doğrultusunda hareket ediyoruz. Toplumda etki yaratmayı hedefleyen projelerin doğru sorunlara odaklanması çok önemli. Bu yüzden bu alanlarda bireylerin ve ailelerin yaşam kalitesini artırmak ve daha iyi bir geleceğe katkıda bulunmak amacıyla taahhüt ve hedefler belirlerken, Birleşmiş Milletler Küresel Sözleşme (UN Global Compact) çerçevesinde belirlenen 17 sürdürülebilir kalkınma hedefini temel aldık. Buradan yola çıkarak küresel olarak 2020 yılına kadar gerçekleştireceğimiz 42 taahhüt ortaya koyduk. 50 milyon çocuğun daha sağlıklı yaşamasına katkıda bulunmak, faaliyet gösterdiğimiz topluluklarda yaşayan 30 milyon kişinin refah seviyesini yükseltmek ve operasyonlarımızın çevreye etkisini sıfıra indirmek bu taahhütlerden bazıları…

 



Her zaman dilimine damga vurabilecek bir kavram var önümüzde, sürdürülebilirlik. Nestle bu süreci nasıl yönetiyor?

Sürdürülebilirlik, Ortak Değer Yaratma yaklaşımımız kapsamında ele aldığımız önemli başlıklardan biri. Çevresel sürdürülebilirlik konusundaki taahhütlerimiz arasında operasyonlarımızla kaynak etkinliğini gerçekleştirmek, iklim değişikliğine karşı mücadelede liderlik yapmak, ambalajlarımızın çevre performansını iyileştirmek, ürünlerimizi çevre etkilerini değerlendirmek ve optimize etmek, ormanlar dahil doğal sermayeyi korumak, anlamlı ve doğru çevresel bilgilendirme ve diyalog sağlamak yer alıyor. Bu kapsamda en önemli somut taahhütlerimizden biri 2020’ye kadar sıfır atık hedefine ulaşmak. Bunun yanında sürdürülebilirliği üretim başta olmak üzere değer zincirimizin her aşamasında hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda küresel düzeyde yürüttüğümüz Kakao Planı ve Nescafé Planı ile mevcut ve gelecek nesiller için kakao ve kahve tarımının daha çekici kılınması ve bu ürünlerin tedariğinin gelecek nesiller için sürdürülebilirliğini amaçlıyoruz. Türkiye’de yürüttüğümüz benzer bir proje ise Türkiye’nin, özellikle de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin önemli bir tarımsal değeri olan Antep fıstığında sürdürülebilir üretimi hedefleyen Fıstığımız Bol Olsun projesi. Damak markası ve TEMA Vakfı ortaklığında 2011 yılından bu yana devam eden proje, 210 bin kişinin geçim kaynağı olan Antep fıstığı üretimindeki kalite ve verimlilik artışıyla, bölgedeki ekonomik ve sosyal refaha katkıda bulunuyor. Proje kapsamında toprağa ve Antep fıstığı ağacına dost toprak işleme, uygun bitki besleme, hastalık ve zararlılar ile entegre mücadele yürütme konusunda destekler sağlanıyor. Aynı zamanda ağaçların gelişme çağına uygun doğru budama teknikleri uygulanması, bahçelerde çiçeklerin döllenmesi için yeterli sayıda ve dişi ağaçlarla uyumlu erkek ağaç çeşitlerinin çoğaltılması amaçlanıyor. Bugüne kadar elde edilen başarılara kısaca değinecek olursak, 2011-2016 arasında ağaç başına verim artışı, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 56 oldu. Alışagelen yöntemle uygulama yapılan bahçelere göre ise sağlanan verim artışı iki katı aştı. Proje bahçelerine 2 bin adet erkek ağaç fidan dikimi, 300’den fazla erkek ağaç çeşitleri ile aşılama yapıldı. Aşılamanın yaygın uygulamanın aksine daha erken yaşlarda yapılmasıyla ürünsüz geçen yılların ürüne dönüştürülebileceğinin örnekleri ortaya kondu. Devam eden üretici eğitimleri ile Barak Ovası’nda sadece 2016’da 166 üreticiye sürdürülebilir tarım eğitimi verildi. Yetiştirilen açıcıların sayısı 56, budamacıların sayısı 62’ye ulaştı. Proje kapsamında Uzman Aşıcı ve Budamacı Eğitimleri’ni tamamlayan bu 118 kursiyer fıstık bahçelerindeki çalışmalarına başlarken, yeni uzamanların yetişmesi icin eğitimler de devam etmekte. Bu arada sürdürülebilirlik anlamında önemli bir katkı da zamana meydan okuyan yaşlı ağaçların korunması kapsamında hayata geçiriliyor. Gaziantep’te yaşları 400 ile 800 arasında değişen 12 adet Antep fıstığı “anıt ağaç” adayı tespit edildi ve TEMA Vakfı tarafından bu ağaçların “anıt ağaç” statüsüne alınması için gerekli başvurular yapıldı. Binlerce yıldır Antep fıstığı üretimi yapılan bölgede hem kültürün hem de gen kaynaklarının ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında çok yaşlı Antep fıstığı ağaçlarının özel bir önemi bulunuyor.


Firma Fotogalerisi Bulunmuyor
Firma Videosu Bulunmuyor

Online Güvenilir Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri