Hande K. Binns

Hande K. Binns

Uzman Psikolog, Yönetici Koçu ve Danışman
ODTÜ Psikoloji Lisans, Sosyal Psikoloji Yüksek Lisansı aldıktan sonra uzun yıllar insan kaynakları alanında Türkiye’de ve yurt dışında çalışan Hande K. Binns, uluslararası firmanın İK Direktörü olarak 10 yılı aşkın bir süre çalıştı.

Bhutan: Bir ömre bedel bir yolculuk

23 Mayıs 2018 Çarşamba

2000'li yılların başı idi sanırım, ilk defa Bhutan'ın adını duyduğumda. O zamanlar ülke turizme yeni açılıyordu ve yılda sadece bin turist kabul ediyordu. Bu nedenle haber olmuştu ve benim ilgimi çekmişti Doğu Himalayalar’ın tepesindeki, bir yanda Tibet, bir yanda Çin ve öte tarafta Hindistan ile komşu olan 700 bin nüfuslu bu küçücük Budist ülke. Ama ne yazık ki Türkiye’den dünyanın doğusuna giden hemen tüm uçaklar oldukça pahalı olduğu için, bu küçücük ülkeyi de 'istek' listeme ekleyerek başka ülkeler ve kültürler keşfetmeye devam etmiştim

Çok şükür ki, eşim de benim gibi kültür tarih ve doğa gezilerini, deniz kenarında bir otelde 15 gün yan gelip yatmaya tercih ettiği için tanıştığımızdan beri aklımızda olan Bhutan'a gitme fikrini bu yıl gerçekleştirme fırsatımız oldu. Dünyanın epeyce ülkesine (44 olmuş) uzun süreli gezilerim(iz) oldu. Ama hemen hicbiri beni/bizi Bhutan kadar etkilemedi diyebilirim. Her ülkenin coğrafyası ve tarihi tabii farklı ve etkileyici, Afrika’da ateş etrafında otururken bir arslanın 4-5 m ötenizden geçmesi ya da Galapagosta dünyanın en küçük penguenleri ile yüzmek, Küba’da Che Guevara ve Fidel'in mezarlarını ziyaret etmek, Borneoda orangutanlarla bir hafta iç içe yaşamak, Yeni Zellanda'da dünyanın en güzel şaraplarını tadarken muhteşem gün batımlarina eşlik etmek, Kapadokya’da dünyanin en eski yer altı şehrini gezmek ve daha niceleri anılarımızda en güzel köşeleri işgal etmeye devam edecek.

Bhutan'ı bunca ülke arasında farklı kılan ise tamamen beklenmedik ve çok hoş bir sürpriz olmasında yatıyor. Bin küsur yıl Himalaya Dağları’nda küçük derebeyliklerin hüküm sürdüğü bu topraklar, 17’nci yy’da birleşmiş. Aslında Bhutan'a ilişkin yazılı belge bulmak hemen hemen imkansız; çünkü ülkede çok sık görülen yangınlar sonucunda pek çok kütüphane ve saray yanmış.

 1907'de ilk kralları tahta çıkmış. İlk 2 kral döneminde Bhutan kendi isteği ile dünyaya kapalı, kendi içinde bir yaşam sürmüş. 1970'lere dek ülkede bir tane okul ya da hastane yokmuş.



Günümüzde, Himalayalar’ın tepesindeki bu ülkede tarım ve hayvancılık ile yaşıyor insanlar. 3 bin metre ve üzerinde yaşayan Yak ve yükseklerde yetişen kırmızı pirinç ile her türlü renkteki biber ana gıdaları. Peynir ve kırmızı biber ile yapilan EmaDatsi geleneksel yemekleri. Bizim Güney ve Güney Doğu mutfağına yakın hissedip o acılı yemekleri yiyebilenler için sorun yok ama benim gibi çok acılı yiyemeyenler için zorlu bir deneyim olduğunu söyleyebilirim.

1970'lerde 3. Kral ile birlikte Bhutan yavaş yavaş dünyaya açılmaya başlamış. Ancak 3. Kral’ın çok genç yaşta ölümü nedeni ile 4. Kral Jigme Singye Wangchuck, 16 yaşında tahta çıkmış. Ve deyim yerinde ise Bhutan'ın kaderi değişmiş. Kral Jigme, ülkeye yatırımcı gelmesi için çalışmalar yapmaya başlamış. Bunların yanısıra okullar ve hastaneler (ülkede halen sadece 2 tam teşekküllü hastane var!) yapılıyor. Yani ülke bir kalkınma atağına başlıyor

Hemen her köye bir okul ve sağlık ocağı yapılıyor. 1999 yılında ülkede televizyon ve internet yasağı kaldırılıyor. Böylece Bhutan dünyada televizyonun en son girdiği ülke oluyor.

Ülkenin ilerlemesi çalışmaları hızla devam ediyor Bhutanda. Bunu attığınız her adımda görebiliyorsunuz. Ülkenin en ücra köşelerini ve köylerini gezerken beni/bizi en çok etkileyen küçücük çocukların, kendi halinde yaşayan hiç turist görmemiş esnafın bile İngilizce konuşması oldu. Bir köy evinde yediğimiz öğle yemeği sırasında duvardaki İngilizce alfabeyi görünce sordum kim öğreniyor diye. Evin 5 yaşındaki oğlu ilkokulda öğreniyormuş İngilizceyi, annesi de evde ona yardımcı olmak için hazırlamış bu alfabeyi!.

Nepal’de internet konusunda çok sıkıntı yaşadığımız için, Bhutan’dan hiç internet beklemiyorduk ama bu küçücük ülke bizi yine şaşırttı. Her gittiğimiz yerde internet çok iyi çalıştı (sadece bir nokta hariç ki orası Himalayalar’ın 2 bin 800 metre yüksekliğindeki bir dağ köyü idi). Ayrıca cep telefon ağlarının pek çok gelişmiş ülkeden daha iyi olduğunu söyleyebilirim. (Örneğin İngiltere’den! Türkçe yazıyorum, eşim itiraz edemez! )

2006 yılında bu 4. Kral, herkesi şaşırtan bir şey yapıyor ve ülkeye anayasal monarşi (İngiltere usulü demokrasi) getiriyor. Şu anda ülkede seçimle gelmiş bir parti iş başında, parlamento var. En önemlisi, bin yıllık Budist ülke, din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak laik bir yönetim sistemini kabul etmiş durumda. Tabii ki demokrasi henüz oturmamış. Ama atılan adımlar çok heyecan verici. Önümüzdeki yıl seçimler var. Bu seçimler için tüm adaylar kendi yerel TV’lerinde yüz yüze tartışmalara katılıyorlar. Halk sorular soruyor. Liderler de ülke genelinde TV’de tartışmalara katılıyorlar. Biz oradayken yerel TV’lerde tartışmalar başlamıştı. Ülkenin bayrağı laiklik ve dini temsil ediyor. Beyaz kısmı laikliği, turuncu kısmı Budizmi. Ortadaki Ejderha ise hem ülkenin sembolü hem de, nazardan korunma sembolü:) Din adamları, dinle uzaktan yakından ilgilenen hiç kimse seçimlerde oy kullanamıyor.



Bhutan'ın bu 4. Kral'ının bir de GNH, Gross National Happiness/ Ulusal Mutluluk Vizyonu var. O kadar ki Birleşmiş Milletler bu fikre bayılıp 12 Mart’ı Dünya Mutluluk Günü ilan ediyor. 2012 yılından beri kutlanan gün, Bhutan’ın dünyaya bir armağanı.

4. Kral, Jigme Singye Wangchuck, kendisi hayatta iken krallığından vazgeçerek, oğluna veriyor yönetimi. Kendisi de ülkenin refahı için ve özellikle doğayı korumak için çalışmaya devam ediyor.

 Anayasal olarak ülkenin yüzde 80’i orman olmak zorunda. Bir ağaç kesen 2 ağaç dikmek zorunda. Yılda bir gün bütün ülke her işi bırakıp ağaç dikiyorlar. Ülkede, Asya’da görmeye çok alışık olduğunuz, plastik yığınlarını görmek mümkün değil. Bütün plastikler, en ücra köşelerde bile, bir noktada toplanıyor ve yerel yönetimler bunları toplayıp gereğini yapıyorlar.

Bhutan, gördüğüm en temiz nehirlere sahip. Metrelerce yüksekten nehrin dibindeki taşları görebiliyorsunuz. Kendi ürettiği karbonun 3 mislini emiyor ormanları sayesinde. Ayrıca o bölgede gördüğüm(üz) en temiz ülke. Karşılaştığımız bütün turistler de aynı şeyi söyleyerek şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Ülkenin tek uluslararası havaalanına indiğimizde yaşadığım şaşkınlığı ise hiç anlatmayayım. O kadar temiz ve o kadar aydınlık bir havaalanı idi ki, hani bal dök yala, o kadar yani. 
Güney Asya’da ekonomik özgürlük, iş yapma özgürlüğü ve kolaylığı ve huzur konusunda ilk sırada geliyor Bhutan. Kişi başına gelirde ise 2’nci sırada. Ancak teknoloji ve yatırımlar açısından hala bölgenin en az gelişmiş ülkesi.



Hindistan'ın ülkedeki varlığı çok yoğun. Bhutan ordusunu Hindistan ordusu yetiştiriyor ve hem Hindistan'ın hem Çin'in Bhutan’da askeri üstleri var. Bhutan'ın Çin ile ilişkileri, Tibet ile yakın dini bağları nedeniyle, daha mesafeli. Ama Hindistan hem büyük yatırımlar yapıyor hem de ülkeye yardım ediyor. O sarp dağ sıralarına yol yapımında Hindistan büyük rol oynuyor.

Ülkenin tekstil ve tarım dışında gelişmesi için daha çok yatırıma ihtiyaç var. Bhutan bunun farkında ve dünyaya açılmaya devam ediyor. Bhtutan turizm de Nepal ve Hindistan'ın yaptığı hataları yapmamak için ucuzcu turiste kapılarını açmıyor. Bhutan'ı ziyaret etmek isteyenler mutlaka ülkedeki bir turizm şirketi ile çalışmak zorundalar. Bu hem ülkeye giren turistin hem de turizm gelirlerinin yönetilmesini sağlıyor. Ayrıca ülkeye giriş vizesinde nerelere gideceğiniz tek tek yazılı. Her seferinde de kontrol ediliyor. Yani tam olarak bir özgürlükler ülkesi diyemeyiz 

Gelenekleri korumak çok önemli Bhutan’da. Bütün yeni evler, geleneksel mimariye uygun olarak inşa edilmek zorunda. Eski yeni bütün evler boyalı ve bakımlı olmak zorunda. İşe giderken ve devlet dairelerine giderken geleneksel giysilerini giymek zorundalar. Erkeklerin giydiği geleneksel giysi ise bizim padişah kaftanlarımızla neredeyse tıpa tıp aynı! Dükkanlardan birinde şarap şişesi için kılıf gördük o geleneksel giysi görünümlü, eşim döndü “Aaaa bak bizdeki Osmanli kaftanı'nın aynısı” dedi. 

 Biz turistlerin gördüğü Bhutan ile gerçek Bhutan arasında tabii ki fark var. Halkın yaşam standardı oldukça basit. Herkes okuma yazma bilmiyor tabii. Ama bu küçük ülkede eğitim ve sağlık hizmetleri bedava. Kendilerinin tedavi edemedikleri tüm hastalıklarda hasta ve bir yakınını yurt dışına tedaviye gönderecek kadar da insanına önem veriyor. Ne yazık ki henüz yeterli doktor ve sağlık çalışanı yok.




Bhtuan’da, beni bunca güzellikten sonra üzen tek şey ise etnik ayrımcılık oldu. Bhutan'ın dini ve bunun günlük yaşamdaki etkilerini bir başka yazımda anlatacağım. Ancak bu Budist ülkenin, inandığı din gereği herkesi ve her şeyi sevmesini ve kabul etmesini beklerken, kendilerinden olmayanlarla evlenenlere devlette ve devletle iş yapan özel sektörde çalışma izni vermediğini öğrendim(k). O kadar ki yabancı eşi olanların eşlerine ülkede devamlı oturma izni verilmiyor. Eşler her 3 ayda bir ülkeden 1 ay ayrılmak zorundalar. Böyle devam eden, 30, 40 yıllık evlilikler var. Bu evliliklerden olan çocuklara da vatandaşlık verilmiyor. Zaten nüfus 700 bin. Kendi içlerinde evleniyorlar. Henüz demokrasileri yerleşmediği için de bu çocukların ya da eşlerin vatandaşlık almaları Kral'ın onayına bağlı. Kral'ın 2-3 yıldır imzalamadığı talepler olduğu biliniyor. Tabii bu etnik ayrımcılık hemen aşağılarındaki bir ülkede, Myanmar, yaşanan etnik temizlik harekatını da biraz olsun kafamda netleştirdi.

Tabii Bhutan’a gidip de Tiger’s Nest Monastery’e (Kaplan Yuvasi Manastırı) gitmemek olmazdı. 3 bin 50 metre yükseklikteki bu manastıra 2.5 saat süren çok dik bir yürüyüş, yer yer tırmanış, ile çıktık. Sıcak bir yandan yüksekliğin getirdiği oksijensizlik bir yandan oldukça zorlamasına rağmen manastıra ulaştığımızda bütün çabalarımıza değdiğini düşündük. Aynı yolu yine 2.5 saatte geri dönerken kendimizi bir ömre bedel bir yolculuk yapmış gibi hissediyorduk.

 



Bhutan'in Budizm anlayışı ve günlük yaşamı ile aramızdaki benzerlikleri de bir başka yazımda yazacağım. Şimdilik 2 hafta geçirdiğimiz ve hemen her köşesini gezdiğimiz bu ülkenin anılarımızda en güzel köşeyi kaptığını söyleyeyim.



Güvenilir Online Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri