1919 şubemizle yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlıyoruz

1919 şubemizle yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlıyoruz

Röportaj : Mert MATARACI

Sözcü : İstanbul PERDER Başkanı / Faruk Güzeldere

İstanbul PERDER üye sayısı ve şube sayısı kaç? Kaç Kişiye istihdam sağlanıyor?
İstanbul Perakendeciler Derneği (PERDER) olarak, 41 üyemiz ve 1919 şubemizle yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlıyoruz.

Yeni ekonomi programında mobil uygulama gelişmesi yaşandı müşteriler marketler arasında fiyat karşılaştırması yapabilecek bu durumu nasıl karşılıyorsunuz?
Son yıllarda e-ticaret, her alanda olduğu gibi perakende sektöründe de yaygınlaşmaya başladı. Halihazırda tüketiciler, perakende e-ticaret sitelerinin yanı sıra birçok online pazar yeri ve sosyal medya platformunda gezinerek fiyat karşılaştırması yapabiliyor. Normal şartlarda 3-4 ayrı noktadan alışveriş yapan tüketiciler, özellikle ekonomik daralmaların yaşandığı dönemlerde alışveriş yaparken fiyatı önceliklendiriyor. Rekabetin giderek artması ile fiziksel veya dijital olarak 13-14 ayrı noktadan alışveriş yapan bir tüketici profili karşımıza çıkmaya başlıyor.

Private Label ürünler Türkiye’de son yıllarda hızla büyüyen bir sektör yaratmış durumda. Yeni yasada kısıtlama geleceği konuşuluyor bu konu hakkında yorumlarınız?
Türkiye Perakendeciler Federasyonu olarak da Private Label ürünlerinde kota uygulamasından yanayız. Bu konuda bir sınırlama olmaması, marka sahibi üretici ve tedarikçi firmalarımıza zarar veriyor. Sektördeki oligopol yapıların piyasaya sürdüğü Private Label ürünlerin satış oranı çok yüksek. Dolayısıyla marka sahibi üretici ve tedarikçi firmalar bu raflarda yer alamıyor. Nitelikli ürünler üreten ve değer yaratan markaların yaşamını sürdürebilmesi için Private Label ürünlerinde bir kotanın olması gerekmekte. Bu noktada şuna karar vermemiz gerekiyor; marka sahibi bir ülke mi olacağız yoksa fason üretim yapan bir ülke mi olacağız?

Tüketicinin satın alma davranışlarında ortaya çıkan değişim, indirim marketlere yönelimi arttırdı. Fiyatlarda yapılan indirimler, müşterilerin marka eğilimlerini değiştiriyor mu?
Öncelikle indirim marketleri tanımını düzeltmemiz gerekiyor. Sektördeki bu yapılaşmayı, indirim marketleri olarak tanımlayabilmemiz için, karşılaştırılabilir şekilde aynı marka veya gramajda ürünlerin birbirinden daha uygun fiyatlarla satılıyor olması gerekir. Ancak bahsi geçen oligopol yapıların yüzde 80 oranında kendi ürünlerini sattığını biliyoruz. Tüketicinin satın alma davranışlarındaki değişim ise hepimizin malumu. Ekonomik koşullar, dövizdeki dalgalanmalar ve enflasyonun yükselişiyle birlikte tüketici daha çok temel gıda ürünlerine yönelmeye başladı. Bu noktada marka sadakatinin büyük oranda azaldığını söyleyebiliriz.

Müşteriler artık mağazalara gelmek istemiyor. Online satış ve e-ticaret kanalları çok aktif. Müşterileri mağazaya çekme çalışmalarınız neler?
E-ticaret, yeni kuşakların değişen alışveriş davranışlarıyla birlikte gelişmeye devam ediyor. Ancak genel tüketici, fiziksel alışveriş deneyimine olan eğilimini koruyor. Tüketici, online alışveriş yaparken bebek bezi, kişisel bakım gibi ürünlere yönelse de gıda alışverişinin büyük bir kısmının fiziksel olarak gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Satışa dijitalde başlayan birçok e-ticaret şirketinin de fiziksel mağazalar açtığını görüyoruz. Türkiye’de perakende sektörü açısından kişi başına düşen mağaza sayısı oldukça yüksek bir orana sahip. Bu açıdan, talebin üzerinde arz olması genel olarak fiziksel mağazalar açısından rekabetin ne boyuta geldiğini gösteriyor. Bizler de fiziksel alışveriş deneyimini geliştirmek adına mağaza içi uygulamaların yanı sıra çalışanlarımıza eğitimler veriyoruz. Tüketicinin hala güçlü bir şekilde market ve ürünle fiziksel bağ kurma isteğine karşılık olarak, alışveriş deneyimini zenginleştirerek bu bağı korumaya çalışıyoruz.

Perakende Yasası ile ilgili beklentileriniz? Beklediğiniz değişiklikler? Talepleriniz neler?
Sektördeki tüm oyuncuların faaliyetlerinin sınırlarının belirlenmesi ve bağlayıcı düzenlemeler getirilmesini talep ediyoruz. Marketlerin yan yana açılmamasını, her bir mağaza arasında en az 500 metre mesafe olmasını talep ediyoruz. Ayrıca markalı ürünler, oligopol yapılarda daha uygun satılıyormuş algısı oluşturmak için standardın dışında ve eksik gramajlarla üretilip satılmakta. Tüketicinin farkında olmadığı bu yanıltıcı eylemin bir standarda bağlanmasını talep ediyoruz. En azından, ilk etapta ürün paketlerinde farklı renk uygulamasına gidilmesini ve ilerleyen süreçte farklı bir ambalaj tasarımı kullanılmasını öneriyoruz.

Özel markalı (private label) ürün satışı gerçekleştiren marketlerin, bu ürünlerin yanında 3 adet muadil markalı ürün de satmasını talep ediyoruz. Aynı zamanda bu özel markalı ürünlerin, yüzde 80’e varan ciro içerisindeki payının yüzde 30 ile sınırlandırılmasını talep ediyoruz.

Bir yerel markette en az 20-25 kişiyi istihdam ediyoruz. Zincir market çalışanları bölgelere göre değişmekle birlikte, haftanın her günü 07.00-23.00, 08.00-23.00 saatleri arasında çalışmakta. Yerli işletmecilerimizin rekabet gücü kazanabilmesi için bu zaman aralıklarının sabitlenmesi ve tüm marketler için geçerli olmasını istiyoruz. Sektörümüzün istikrarlı bir şekilde büyüyebilmesi, hedeflerine ulaşabilmesi, gıda enflasyonunu düşürebilmek için diğer sektörlerde ve toptan marketlerde uygulanan KDV eşitlemesinin bizde de hayata geçmesini bekliyoruz. Yerel perakendeciler açısından, rekabetten ziyade ayakta kalma mücadelesine dönen bu sürecin, gelecek düzenlemeler ile normale dönmesini umuyoruz.

Türkiye de perakende sektörü geri yönlü seyrediyor. Bunların sebebi nedir? Siz bu süreçleri nasıl yönetiyorsunuz?
Sektörümüzde rekabet gün geçtikçe artıyor. Her anlamda oligopol yapılarla mücadele ediyoruz. Bu yapıların; ‘‘Biz büyük yatırımcıyız’’, ‘‘Türkiye’nin her yerindeyiz’’ gibi yaklaşımları sektörün tuzağa düşmesine neden oluyor.  Oysa biz yerel perakendeciler olarak sayısal üstünlüğe değil, verimliliğe ve değerlere odaklanıyoruz.

İstanbul PERDER ve Türkiye Perakendeciler Federasyonu çatısı altındaki yerel perakendeciler olarak, rekabetin yapıcı unsurlarını geliştirmeye çalışıyoruz. Bu bilinçle ortaya koyulan stratejilerin, perakende tüketicisi nezdinde fayda yaratan bir ekonomi modeli oluşturacağına inanıyoruz.

Perakende sektöründe 2019 sizce nasıl geçti, 2020 yılından beklentileriniz nelerdir?
Artan maliyetler ve azalan kârlılık, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da sektörümüzün gündeminde yer alıyor. Aşırı rekabet ile gelinen bu sürecin, sektördeki orta ve küçük ölçekli yapıları konsolide edeceğini öngörebiliriz. Perakende sektöründeki alışveriş trendlerinde yaşanan değişim, hızını artırarak devam ediyor. Yöresel ürünlerin, giderek daha fazla hayatımıza gireceğini ve bu yıl market raflarında yerel, yöresel veya gurme ürünlerin çeşitleneceğini söyleyebiliriz.

Eklemek istedikleriniz ?
Ek olarak belirtmek istediğim birkaç husus var. İstanbul PERDER ailesi olarak kadın istihdamını önemsiyoruz. Yüzde 70’e yakın bir oranda kadın çalışanımız ile toplumsal dengeye katkı sunmayı amaçlıyoruz. Ayrıca bağımlılıkla mücadele konusunda derneğimizin çatısı altında etkinlikler düzenliyoruz. İşimizi yaparken bu gibi konuları görmezden gelmeyerek toplumumuzun geleceği ile ilgili güçlü bir sosyal sorumluluk hissiyle hareket ediyoruz.