Eklenme Tarihi : 24 Haziran 2009 Çarşamba
Yılmaz Pekmezcan

Krizde Dip Sarhoşluğu Etkisi!

Son günlerin en gözde ekonomik tartışmalarından birisi, krizin dip yapıp yapmadığı... Bu konuda çok çeşitli görüşler mevcut


Her görüş sahibi kendi görüşünü sağlam temellere oturtabilmek için değişik verilerden yararlanıyor. Tabii ki bu verilerin en önemli özelliği, hepsinin istatistikî olması. Ancak, İstatistik dünyanın en büyük yalanıdır diye çok ünlü bir söz var. İstatistik mi yalan söyler yoksa yalan mı istatistiğe söyletilir, ayrı bir tartışma konusu. Bana kalırsa temel sorunumuz krizin dip yapıp yapmaması değil; daralan talep ve piyasalarla ilgili yola devam ederken ekonomimizde gerçekleştireceğimiz yapısal değişikliklerin ve alınacak sağlıklı, kalıcı tedbirlerin kararlı ve hızlı bir şekilde uygulanması. Anlık çözümler bizi dipten çıkarmayacağı gibi tam aksine dip sarhoşluğu etkisiyle ekonomik olarak bitkisel hayata da sokabilir! Çünkü bu krizin bir daha geri dönmemek üzere giderilebileceğine dair ne küresel ne de yerel anlamda bir işaret yok. Denetimli serbest piyasa şart. Ekonomik açıdan geldiğimiz noktanın dipten dönüş mü yoksa dibe doğru gidiş mi olduğuyla ilgili bir değerlendirme yapabilmemiz için mutlaka verilerden yararlanmamız gerekiyor. Ancak bu verilerden hangilerinin kullanılarak sağlıklı bir değerlendirme yapılacağı biraz karışık. Örneğin, ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmeler konusunda ithalat-ihracat verileri mi gösterge olarak kabul edilebilir? İstihdam oranları mı? Enflasyon rakamları mı? Satın alma paritesi mi? Acaba döviz piyasaları mı daha anlamlı sonuçlara ulaştırır bizi, yoksa faiz piyasaları mı? Kapanan şirket sayıları mı? Yeni açılan şirket sayıları mı? Sektörel değerlendirmeler mi? Kapasite kullanım oranları mı? Cari açık mı? Sizce hangisi? Diyelim ki kapasite kullanım oranları. Bakan Nihat Ergün, geçtiğimiz günlerde rakamları açıkladı. Geçtiğimiz ayın kapasite kullanım oranlarına göre 3,6lık bir artış söz konusu. Ancak, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12lik bir düşüş var. Şimdi bu durumda dibe doğru mu gidiyoruz yoksa dipten çıkış eğilimine mi geçtik? Bu tamamen değerlendirmeyi yapacak kişinin bakış açısına göre değişir. Dibe doğru yüzde 12 giderken, aynı zamanda yukarı doğru yüzde 3,6lık bir tırmanma gerçekleştirmiş oluyoruz! Aslında işin içinde yalnızca ekonomistleri değil, aynı zamanda fizikçileri de almak gerekir. Çünkü bu durumda ivme hesaplanmalı! Bu kadar karmaşık ve müdahalelere açık bir ekonomik model ahlaki bir yapı oluşturulamadığı sürece gerçek tespitleri yapmak, sanal ortamda balık avlamaya benzer!Aslında serbest piyasa ekonomisinin, katkılarının yanında insanlığı felakete sürüklediği gerçeği, artık bilim adamları ve siyasetçiler tarafından da telaffuz ediliyor. Dünya liderleri acilen bir araya gelerek yeni, güvenli ve ahlaki bir ekonomik yapı inşa etmeli. Bugünkü sistem üretimi değil, vurgunculuğu teşvik ediyor daha çok. Çünkü kapitalizmin temelini oluşturan piyasa sistemi, bilindiği gibi dayandığı felsefenin özü gereği kriz yaratan bir felsefeye sahip. Maalesef bu sistemin enstrümanlarını da bu piyasalarda iş yapmak isteyen herkesin kullanma mecburiyeti var. Bu durumda ortaya çıkan en büyük gerçek de krizin dip yapıp yapmamasının aslında kısa ya da uzun vadede hiçbir anlam ifade etmediği gerçeği. Küresel ekonomi yoluna devam ediyor. Birileri ciddi anlamda kaybederken birileri kazanmaya devam ediyor! Bu durumda yeni dünya düzenin oluşturulabilmesi açısından bence bu küresel kriz bir tarihi fırsat. Bu fırsat, sanırım ABD ve onun yeni başkanının değerlendirebilmesiyle birebir doğru orantılı bir gelişme. Aksi halde dünya ekonomisinin gideceği yeri düşünmek bile istemiyorum.Ülkemiz açısından birçok konuda yaşadığımız kaosu krizde de yaşadık. Krizin olası etkileri ve çıkış yolları konusunda tam bir kenetlenme ve birleşme yaşanacakken biz aylarca krizin bizi teğet mi yoksa başka türlü mü geçeceğini tartışarak zaman kaybettik. İnşallah şimdi de Dipte miyiz? Çıkışta mıyız? tartışmalarıyla zamanımızı geçirmeyiz. Aslında her işletmenin yaşamında normal zamanlarda piyasaların ve talebin daralmasına ya da çevresindeki gelişmelere bağlı olarak yaşadığı ve yaşayacağı çok sıkıntılı ve zor zamanları elbette olacak. Önemli olan, hedeflerimize ulaşabilmemiz için nasıl çaba sarf etmemiz gerektiği konusunda isabetli tespitler yapmak. Zaten her işletmenin böyle zor zamanlar için bir savaş kasası ve alternatif planı bulunmalı. Bir Çin atasözünde anlatıldığı gibi, unutulmamalıdır ki; Kazanç büyüdükçe risk de büyür!..
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive