Perakende Sektöründe Envanter Planlaması

Perakende sektöründe envanter maliyetleri, işletmeler için oldukça ağır bir yük. Hacettepe, Çankaya ve İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, bu konuda TÜBİTAK destekli bir proje hazırladı. Grup, perakende tedarik zincirleri için envanter planlaması sorununa talep ve tedarik süresi belirsizliği altında çözüm üretecek yeni teknolojiler üzerinde çalışıyor

Eklenme Tarihi : 08 Mart 2010 Pazartesi
perakende-sektorunde-envanter-planlamasi
Özlem ElgünTüketicinin ihtiyaç duyduğu malların çoğunlukla sabit satış noktalarından, küçük parti büyüklüklerinde ve nihai tüketim için pazarlanması faaliyetlerinin bütününü oluşturan perakendecilik, çok farklı faaliyet alanlarını kapsıyor ve sektör olarak ekonomide önemli bir ağırlık taşıyor. ABD Ticaret Bakanlığı istatistiklerine göre, 2004 yılında ABDde perakende sektörünün satış hacmi 3 bin 500 milyar doları geçti. Bu satış hacmini gerçekleştirmek için perakende tedarik zincirinde taşınan toplam envanterin değeri bin 200 milyar doları aştı. Bu envanterin tedarik zincirindeki dağılımı şöyle: imalatçı seviyesinde 430 milyar dolar; toptancı/dağıtımcı seviyesinde 320 milyar dolar ve perakende seviyesinde 450 milyar dolar. Envanter maliyetlerinin işletmeler için önemli bir maliyet kalemi olduğu düşünüldüğünde, aynı servis düzeyinin daha az envanter ile sağlanmasının taşıdığı önem ortaya çıkıyor. Yukarıda verilen envanter rakamlarının yüksekliği sebebiyle perakende sektöründe seyrek olarak stoksuz kalındığı düşünülebilir; oysa ki, yapılan araştırmalar bunun doğru olmadığını gösterdi. Andersen Consulting tarafından Coca-Cola için yapılan bir araştırma, sıradan bir günde bir süpermarkette sunulan ürünlerin yüzde 8.2si için stoksuz kalındığını belirledi. Reklamı yapılan ürünler için bu değer yüzde 15.0e yükseliyor. Sözü edilen stoksuz kalma durumu, tüm satışların yüzde 6.5na karşılık geliyor. Alternatif ürünler sunarak tüketicinin talebinin karşılanması halinde dahi perakenciler toplam satışların yüzde 3.1i kadar bir potansiyel hasılatı yeteri kadar stok tutmamak sebebiyle kaybediyor. Stoksuz kalmanın maliyeti, yılda 6 milyar dolar satış kaybıTürkiye için benzer veriler bulunmasa da perakende sektörünün büyüklüğünden hareketle çıkarılacak sonuç değişmiyor. Planet Retail (http://www.planetretail.net/) tarafından sağlanan en son bağımsız verilere göre, Türk perakende sektörünün cirosu 2006 yılında 137 milyar dolar olarak gerçekleşti ve 2010 itibarıyla 200 milyar doları bulması bekleniyor. Türkiye'de perakende sektörü ekonomiye yaklaşık 6.7 milyar dolar tutarında bir katma değer yaratıyor ve yine yaklaşık olarak 2.5 milyon kişiyi istihdam ediyor ki buna göre perakende sektörünün tüm ekonomi üzerindeki etkisi, toplam Türkiye üretiminin yüzde 3.5'i ve istihdamın ise yüzde 12'si olacak. Bu rakamlar perakende sektörünün Türk ekonomisi üzerindeki ağırlığını açıkça gözler önüne seriyor ve bu sektörde envanter planlamasıyla sağlanacak tasarrufun firma ve ulusal ekonomi bazında ne derece önemli olduğunu gösteriyor. ABD için bulunan stoksuz kalma yüzdelerinin Türkiye perakende sektörü için de geçerli olduğunun varsayılması halinde sadece stoksuz kalma sebebiyle uğranılan yıllık satış kaybının 6 milyar doları bulacağı anlaşılır ki bu da konunun önemini açıkca ortaya koyuyor. Stoksuz kalmanın veya gereğinden fazla stok bulundurmanın maliyetli olması hangi ürünün siparişinin ne zaman ve ne miktarda verilmesi gerektiği sorusunu perakende sektörünün temel sorunlarından birisi haline getiriyor.Belirsizlik günümüz iş dünyasını tanımlayan en kritik faktörler arasında ve tedarik zinciri yönetimi araştırmalarının merkezinde olmalı. Rassal tüketici davranışı, eksik bilgi, hatalı veri, açık olmayan veya eksik tanımlamalar, tedarik zinciri envanter yönetiminde belirsizlik temasını vurgulayan rassal faktörlerden yalnızca birkaçı. Ürün yaşam sürelerinin giderek kısalması kullanılabilecek tarihsel verinin de azalmasına, böylece belirsizliğin artmasına yol açıyor. Bu durum ise özellikle perakende tedarik zincirlerinde belirsizliğin modellenmesinin önemini artırıyor. Mevcut rekabetçi ortamda belirsizliği yönetmeye yardımcı olacak ve değişen piyasa koşullarına hızlı ve güvenilir şekilde tepki vermeyi sağlayacak yeni yaklaşımlara perakende sektörünün ihtiyacı var.Belirsizliğin planlamacılar için karmaşıklık yaratan bir faktör olduğuna dair fikir birliği bulunmasına rağmen, mevcut planlama sistemleri veri için nadiren belirlenimsiz (non-deterministic) yaklaşım kullanıyor. Buna ilişkin bir örnek olarak işletmecilik alanından Kurumsal Kaynak Planlaması ve diğer kurumsal bilgi ve planlama sistemlerinin nadiren rassallığa ilişkin bilgi kullanmaları verilebilir. Birçok araştırmacı tedarik zinciri yönetimi alanında belirsizliğin etkin şekilde dikkate alınamayışının olumsuz etkisini giderek daha çok hissettiklerini belirtiyor ve araştırma sonuçlarının uygulamada beklenen etkiyi yaratmamasının temel sebebi olarak bunu görüyor. Prototip sistemler denenmeye başlandıPerakende sektöründe yapılan 23 yıllık veriyi kapsayan bir araştırma sonucunda yüksek envanter seviyesi ile çalışan firmaların hisse senedi ortalama getirilerinin uzun vadede düşük olduğunu gösterdi. Bir diğer çalışmada ise 1981-2000 arasındaki 19 yıllık dönemde imalat sektöründe ortalama envanter taşıma süreleri 96 günden 81 güne inerken (yıllık yüzde 2 seviyesinde bir azalış), perakende sektöründe stokta tutulan nihai ürünlerde hiçbir azalış gözlenmedi. 2004 yılında yapılan bir araştırmada ise günümüzde firmaların yüzde 60dan fazlasının envanter planlamasında uygun planlama araçlarını kullanmadığı, bu firmaların sahip olmaları gerekenden yüzde 15-30 daha fazla envanterle çalıştığı ve servis düzeylerinin de düşük olduğu belirtildi. Bu sonuçlar, perakendeci seviyesinde envanter planlamasında bir başarı kazanılamadığını gösteriyor. Hacettepe Üniversitesinden Prof.Dr. Ş. Armağan Tarım, Çankaya Üniversitesinden Yrd.Doç.Dr. Ayşegül Taş ve İzmir Ekonomi Üniversitesinden Prof.Dr.Brahim Hnich, TÜBİTAK destekli bir proje çalışması çerçevesinde yukarıda özetlenen perakende tedarik zincirleri için envanter planlaması sorununa talep ve tedarik süresi belirsizliği altında çözüm üretecek yeni teknolojiler üzerine çalışmalarını sürdürüyor. İnterdisipliner bir ekiple sürdürülen bu çalışmalar ilk meyvelerini verdi, geliştirilen prototip sistemler denenmeye başlandı. Geliştirilen yaklaşımlar insan müdahalesine gerek kalmadan ürün veya ürün ailesi bazında sipariş zamanlarını, sipariş miktarlarını ve tutulması gereken güvence stok miktarlarını optimum olarak belirleyebiliyor. Son 20 yılda indirimli satışların toplam satışlar içindeki payının yüzde 8 seviyesinden yüzde 33lere yükselmesinin temel nedeninin perakende sektöründe tüm gerekli verilerin bilgisayar ortamında tutuluyor olmasına rağmen bunların uygun şekilde işlenip kullanılmaması olduğu düşünüldüğünde, geliştirilen bu tip teknolojilerin önemi daha da belirgin şekilde ortaya çıkıyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive