Eklenme Tarihi : 28 Temmuz 2009 Salı
Okan Aras

Biz de Varız Diyebilmenin Dayanılmaz Cazibesi

Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) projeleri, günümüzde firmaların en önemli güçlerinden biri konumunda


Nitekim, firmalar toplum içerisinde, adına ister saygınlık deyin-ister itibar deyin, farklı ve de belirgin olmak istiyor.Geniş halk kitlelerinde, medyada, meslektaşları arasında ve farklı şirketler ölçeğinde güvenli unvanını elde edenler de; sürekli bir adım önde. İletişim kanallarının yüksek seyri; firmalara bizim de işimizin dışında, insanlarımıza olan sorumluluğumuz var düşüncesini yaratıyor ki, bu konumlama onlara kendilerini rahat ve güvenli hissettiriyor.Bu gün gelinen noktada, KSS projelerini şirketler için biz de varız demenin doğal bir dışa vurumu olarak yorumlamak gerekir. İtibar mı ? İş mi ?İletişimde olunan her kişi-kurum ve kuruluşa aynı hissi vermek. Örneğin, Güç-Güven-Görkem ilkelerini her aşamada belirgin hale getirmek, pek çok kuruluşun ortak düşü.KSS projelerine, bu bir iş mantığı ile hiç yaklaşmamak en iyisi. Zaten olması gereken bir çalışmaydı yaklaşımı, daha doğru.Bu toplum içersinde yer alıyor, insan kaynağından, taşından-toprağından fayda yaratıyorsanız, üzerinize düşen görevler, mutlak var. Ancak, bu durum hayırseverlik gibi algılanmamalı. Nitekim, hızla sadaka ekonomisini seçen ülkemizde, ne yazık ki KSS projeleri de çoğu zaman, direkt, çıkar aracı olarak ele alınabiliyor.Oysa, bu coğrafyaya ve insanlarına olan borcumuz çok daha büyük.Bu konuda dikkat edilecek en önemli ayrıntı, yaptığımız-yapacağımız KSS projelerini, büyük reklamlar ile tanıtıma gerek duymadan yapmaya özen göstermek.İtibar, daha önemli nitekimÖnce çalışanınızHer şirketin KSS projesi yapması kadar güzel bir şey olamaz. Ancak, biri-birinin benzeri ya da laf olsun diye üretilen hizmetler toplamı, doğru sonuçları beraberinde getirmeyebilir.Oysa, bulunduğunuz çevredeki bilinirlilik açısından dahi, KSS projeleri firmaya ciddi bir katma değer.İş dünyamızın bir bölümünde, ne yazık ki KSS projeleri, yardım-hayırsever kavramlarıyla karıştırılıyor.Bu konuda net bir saptama yapmak gerek : - Çalışan insan kaynağınızı memnun etmediğiniz sürece, KSS projesi üretmenize-yapmanıza gerek yok. Çünkü, ilk sorumluluğunuz, sizinle birlikte çalışan insan kaynağına. Bu bakış açısı birinci derece önemli. Doğal olarak, hemen ardından tedarikçiniz ve nihayetinde ilişikte olduğunuz müşterilerinizin memnun olması gerekiyor ki, sizin yaptığınız KSS projelerinin bir anlamı olsun.Aksi halde yapacağınız projeler çıkar amacı güden, derinliği-faydası olmayan göstermelik uygulamalardan bir adım öteye gidemez.Anayasanız olmalı!Yoğun rekabetin yaşandığı günümüzde itibar kazanmak zor, kaybetmek kolay adeta bir atasözü. Aynı şey parasal zenginlik ve güzellik için de söylenir: - Zenginlik bir kıvılcım, güzellik bir sivilce.Yıllarca uğraşıp elde ettiğiniz kurum kimliğiniz, ama ekonomik-ama ahlaki, en küçük bir olumsuzluktan ciddi anlamda zedelenir ve hatta yok olabilir.Ama, ciddi bir itibar yönetiminiz varsa, toplum ölçeğindeki olumlu düşüncelerin desteği sayesinde bu zor dönemi küçük yaralar ile atlatabilirsiniz. Bu nedenle, kurumların kendi anayasalarını hazırlarken disiplini elden bırakmamaları şart. Ardından, bu anayasa çerçevesine çıkmadan, ticari hayat sürmeli. Beraberinde, itibar yönetiminiz ve de KSS projeleriniz doğal olarak hayata geçirilmeli.Minik tohumlarKSS projelerinizin, firmanıza katkı sağlaması gibi bir düşünceniz, hiç olmasa daha iyi.Böyle bir düşünceyle de yola çıkmayın... Düzenli olarak yapılan beyin fırtınası toplantılarınızda bulunduğumuz çevreye ne katabiliriz düşüncesi her zaman esas olsun.İnsan kaynağınızı da, tedarikçinizi de, müşterilerinizi de yüzde yüz memnun etme arzunuz hiç bitmesin.Sürekli; yeni-yaratıcı-geliştirici yöntemler, şirket felsefenizi oluştursun: -Daha hızlı-daha yükseğe-daha güçlü diyebiliyorsanız eğer, kentinize-ülkemize-insanımıza olan katkımızın olmaması düşünülemez bile.Konuya aslında daha yalın bakarsak, KSS proje anlamında kim ne yapıyorsa, eksik etmesin, devam etsin. Varsın, çoğu zaman hayırseverlik ile karıştırılsın. Önemli değil.Kim, taş üstüne-taş koyabiliyorsa kentimiz için, Türkiye için, toprağa ekilmiş minik bir tohumdur.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive