“Yazılımda evinizin anahtarı sizde olmalı”

28 Ağustos 2017 Pazartesi

CPM Yazılım, engin bir deniz olan yazılım sektöründe yerli olmayan yazılım firmalarına rakip olan ve tamamen yerli yazılım üreten bir firma. Yönetim Kurulu Başkanı Recep Palamut ise Türkiye’de ERP sektöründe 3’üncü büyük şirket olduklarını belirtiyor ve yerli yazılımın ne denli önemli olduğunu herkese üstüne basa basa anlatmaya gayret ediyor. Biz de hem CPM Yazılım’ı hem de Yönetim Kurulu Başkanı Recep Palamut’u tanımak, kariyerine başlama hikâyesini ve yazılım sektörüne nasıl girdiğini konuşmak için bir araya geldik

yazilimda-evinizin-anahtari-sizde-olmali

Röportaj: Deniz Emiroğulları

 

İş hayatınıza başlama noktanız ve sektörünüz çok farklı aslında. Baba mesleğinden ayakkabıcılık sektöründen başlamışsınız kariyerinize ki CPM Yazılımı da satın almak bu ihtiyaçtan doğmuş. Tam olarak CPM Yazılım ile nasıl kesişti yollarınız, böyle bir fikir aklınızda hep var mıydı?

1994 yılında biz Gedikpaşa’da ayakkabı malzemeleri üzerine küçük bir dükkânla ticaret yapmaya başladık. Babam da amcalarım ile ayakkabı malzemeleri satardı yani biz hiçbir zaman ayakkabı imalatı yapmadık. Şu anda biz yurt dışından 12 firmanın Türkiye ve Ortadoğu distribütörlüğünü yapıyoruz. Yani ayakkabının içinde kullanılan ürünler getiriyoruz. Bunları yaparken baktık ki Palamut Grup çatısı altında kendi şirketlerimiz büyümeye başladı. Bundan yaklaşık 6 yıl önce kullandığımız paket programın bize yetmediğini gördük. Çünkü yönetim danışmanlarımızla yaptığımız bütçe toplantılarımızda istedikleri raporları alamamaya başladık. Paket programlara hiçbir ekleme yapamadığımız için bize yetmemeye başladı. En sonunda biz de bir ERP arayışına başladık. O sırada yönetim danışmanlarımız aracılığıyla CPM ile görüştük ve Palamut Grup’a CPM’i kurmaya başladık. Kurduktan kısa bir süre sonra ise implimentasyonunu bitirdik. 2015’in Ocak ayında bir çözüm ortaklarından birisi ortaklardan birisinin hisselerini satmayı düşündüğünü söyledi biz de görüşmelere başladık ve büyük ortağın hisselerini satın alarak 2015’in Mart ayında ortak olduk ve şu an beynimiz Serkan Bey’le yola devam ediyoruz. Peki neden bu sektöre geçiş yaptık? Çünkü gördük ki dünya artık teknoloji, endüstri 4.0 ve nesnelerin interneti. İşin şekli değişiyor. Biz yaptığımız yatırımın doğru bir yatırım olduğuna inandık.

 

CPM Yazılım tamamen yerli ERP yazılımları üretiyor. Yerli olmayan yazılımların Türkiye’ye ve sektöre sağladığı ne gibi dezavantajları var?

Acı bir durum var ki, daha yeni 15 gün önce yazılım sektörü Sanayi Bakanlığı tarafından üretici olarak tanındı ve sanayi kapsamına alındı. Daha acı bir durum olarak, şu anda yurt dışından yüklenen programın hiçbir vergisi yok. Bu vergileri takip eden bir yer de yok çünkü sanayi numarası veya gümrük numarası yok! Türkiye’de yazılım sektöründe yaklaşık 10 milyar TL’lik bir bütçe var bunun 7 milyar TL’si dışarıdan kaynaklanıyor. Bu da yaklaşık 1.2 milyar TL’lik bir vergi kaybı. Bu sanayi kapsamına girmekle birlikte dışarıdan gelen yazılımlara vergi gelmesini isteyeceğiz çünkü biz bunları yapabiliyoruz bize destek verilmeli. Örneğin, bu ofis 3 hafta önce Ar-Ge merkezi oldu. Hem Yıldız TeknoPark’ta yerimiz var hem de yerinde Ar-Ge merkezi olma iznimizi de aldık. Faydaları elbette var fakat bürokrasiyi aşmak bizi hala zorluyor. İhracatta istediğimiz noktada değiliz yazılım olarak çünkü Türkiye’de ölü doğmuş bir çocuk var. Bugün dünyaya hükmeden ülkelere bakınca hepsinin bir işletim sistemleri var. Bizim kendimize ait bir işletim sistemimizin olması lazım. Microsoft’a ödediğimiz ücretlerin haddi hesabı yok çünkü onların işletim sistemlerini kullanıyoruz. Bunlar için bürokrasiye takılmadan hızlı gelişmeler olmalı. Biz paket programlardaki gibi al bunu kullan demiyoruz, biz ihtiyaca göre dikim yapıyoruz.




Bugün, Türkiye yerli yazılım üretmede ne durumda sizce? CPM Yazılım bu noktada nasıl bir katma değer sağlıyor?

Yazılım sektöründe yurt dışındaki şirketlere çok büyük bütçeler ayrılıyor. İlk olarak bu bütçelerin Türkiye’de kalması lazım. İkincisi de, daha birçok kamu kuruluşu ve devletin birçok noktasında yerli olmayan yazılımlar kullanılıyor. Data; yani evinizin anahtarı başkalarının elinde. Biz bu bağlamda 2 yıldır ciddi yatırımlar yaptık çünkü Türkiye’de yerli ERP üreten 5 firma bile sayamazsınız. Olanlar da küçük, lokalde kalmış. Ama CPM Türkiye’de 500’den fazla şirkete ERP kurmuş. Bizdeki problem şu; işletme sahipleri yazılım soyut olduğu için görmediği şeye para verirken zorlanıyor. Türkiye’de 40 bin tane KOBİ ve KOBİ üstü şirket var bunların sadece yüzde 17’si ERP ile tanışmış. Bugün Türkiye’nin ilk 500’ünde yer alan firmaların çoğu ERP bilmiyor ve paket program kullanıyor. Bizdeki sistem ise her türlü aktiviteyi, her türlü datayı hafızasında tutuyor. Bugün bir çalışan programdaki bir sütunu silse bile ne zaman, hangi saniyede, kaç yıl önce hangi bilgisayardan silmiş gibi cevapları bilebiliyoruz. Bugün bile hiçbir kayıt tutmamış, ERP’den yararlanmayan holdingler var. Risk almak istemiyorlar, sadece yama yaparak ilerliyorlar. Bu virajı dikkatli ve hızlı dönemeyen şirketlerin çoğu ya batacak ya bitecek. İnternetten alışveriş, sipariş, jenerasyon değişikliği nedeniyle bambaşka bir dönem yaşıyoruz artık. Bizim bunları Türkiye’ye ve KOBİ’lere anlatmamız lazım.

 

2020 hedefinizde sektör liderliği var. Şu an baktığınızda CPM Yazılım’ın yolu sizlerle kesiştikten sonra ne gibi atılımlar oldu? Gelecek planlarınız nedir?

CPM olarak farkımız, her şeyden önce yerli yazılım üretmemiz. Paket programlardan bizi ayıran en temel fark biz lego mantığıyla yazılım yapıyoruz. Lego şudur ki; parçaları dökersiniz istediğinizi birleştirirsiniz. Biz size yazılımda bir hamur sunuyoruz. Hamurumuz da temel kodumuz. Bunu size veriyoruz ve istediğinizi ekleme fırsatı sunuyoruz. Diğer şirketlerin yazılımlarında ise sizin hamurunuz baştan dışarıya bağlı zaten. Bu büyük bir güvenlik sorunu. Sizin yarın bir projenizin hiç hissettirmeden çekilmeyeceğiniz bilemezsiniz. Merkez dışarıda olduğu için gitmesi çok kolay. İkincisi maliyetleri çok yüksek. Onun 100 bin avroluk teklif verdiği bir işi siz yerli yazılım üreten bir şirketle 30-40 bin avro arasına yapabilirsiniz. Şu anda biz CPM olarak CPM Analytics diye bir sistem geliştirdik. Aynı şekilde yapay zekâ üzerine raporlar kuruyoruz. 2018 ve 2019’un tahmini simülasyonlarını kuruyoruz. Diyoruz ki mesela, siz 2017 yılında 100 milyon TL ciro yapmışsınız bunu 55 kişi ile yapmışsınız. 2018 yılında ise yüzde 20 büyümek istiyorsanız eğer içerde veri varsa yüzde 20 yazdığımız anda simülasyon çıkıyor önümüze. Simülasyon da bize yüzde 20’lik büyüme için neler yapmamız gerektiğini çıkarıyor ortaya. Siz de yatırımı yapıp yapmayacağınıza karar veriyorsunuz. Çünkü biz artık nerdeyse bilanço alıyoruz çünkü veriyi saniyelik işliyoruz artık. Ayrıca biz CPM Yazılım olarak çeşitli sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiriyoruz. Son 3 yıldır Güneydoğu’daki okullarımıza yardım ediyoruz. 100 okul 200 bin öğrenci projemizle ve biz bu rakamların yüzde 40’ına ulaştık. Giyecek yardımı, kitap yardımı ve su olmayan okullara su kuyusu kuruyoruz. Birebir öğrencilere kendimiz dokunuyoruz. Güneydoğu’da birçok yerde su yok çünkü. Bunun yanında, üniversite öğrencilerine burs veriyoruz.

 

Son olarak, yerli olmayan yazılım şirketleri ile rekabette sizce ne durumda yerli yazılım şirketleri? Bu konuda ne gibi düzenlemeler yapılmalı?

Yurt dışındaki yazılım firmalarından Türkiye’deki firmaları almak için ciddi bir talep var. Çünkü şirketlerin IT departmanlarında ciddi bir kurumsallaşma sorunu var. Bu yüzden yurt dışındaki şirketler bizim şirketlerimizi alıp, kurumsallaştırıp, 3-4 katı fiyatına satabiliyorlar. Devletin nerdeyse tüm kurumları yabancı yazılım kullanıyor. Bugün Tübitak bile yabancı yazılım kullanıyor. Bugün hibe veya destek almak için Tübitak’a bir proje sunuyoruz. Tübitak bizden satır satır her şeyini öğrenmek istiyor, tüm detaylarını ama içeride kullanılan yazılım yabancı olduğundan bizim projemiz çoktan gitmiş oluyor. Çünkü projeye patent almak imkânsız biliyorsunuz. Bunlar çok önemli şeyler. Ben sizin mali bütçenizi biliyorsam çünkü sizi istediğim gibi yönlendirebilirim. Rekabet konusunda ise adil şartlar yok zaten. Şu an kamuda yapılan ihaleler adrese teslim ihaleler nerdeyse. İhaledeki şartlar zaten tek bir firmanın sağladığı şartlar oluyor. Bu haksız rekabettir. Bana destek verilecek ki ben ihale için şartları sağlayabileyim.