Tekzen Genel Müdürü Ahmet Işıkgece

Kriz sonrası sektörü saran umutsuzluk dalgasının içinde genel eğilimin tersine yatırımlara ağırlık veren ve katlanarak büyüyen Tekzeni gördük. Bugün Türkiyenin en büyük yapı market zinciri olan şirket, aradan geçen 4 yılda 11 ilde 17 mağazaya ulaştı. Merterdeki merkez binasında keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Genel Müdür Ahmet Işıkgece ile Tekzenin projelerinin yanı sıra yapı market sektörünün geleceğini de konuştuk...

Eklenme Tarihi : 11 Kasım 2007 Pazar
tekzen-genel-muduru-ahmet-isikgece
Her ilde bir TekzenBaşlangıcından bugüne tüm evrelerine tanıklık etmiş biri olarak Türkiyede yapı market sektörünün gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, modern perakendecilikle 1950li yılların sonlarında faaliyete giren Migros ve Gima zincirleri ile birlikte tanışmaya başladı. 40 yıllık süreç sonunda 90lı yıllara gelindiğinde ise, Türk tüketicisi büyük bir ivme ile sektörün gelişimi ve yabancı zincirlerle tanışmaya başladı. Bu gelişme sonraki yıllarda sektörün esas ivmesini sağlıyacak teknoloji, altyapı ve hizmet üreten firmaların gelişimini de tetikledi. Üçge, Siemens,NCR, Obase gibi firmalarla giderek sektörün profesyonelleşmesine tanık olduk. Ancak gıda perakendeciliğinde 1950lerde başlayan süreç yapı marketler için 40 yıl sonra işlemeye başladı. Perakendeyi amaçlayan İlk yapı market 1994 yılında Götzen Tekfen ortaklığıyla Merterde açıldı. Bugün aynı oluşum sektörde tek yerel örnek olarak yüzde yüz yerli sermaye ve Tekzen markasıyla faaliyetini sürdürüyor. Türkiyede yapı marketleri bu açıdan çok genç ... Bugün Tekzen ile birlikte Bauhas, Praktiker ve Koçtaş var. Bu dört şirketin toplam şube sayısı 33 olup Tekzen 11 ilde yaygın 17 mağazasıyla kapsama alanı en geniş, gelişim ve yatırım ivmesiyle de , sektöre liderlik ve öncülük yapıyor. Yapı marketlerin segmenti içinde değerlendirilen ürünlerde toplam pazar payı yüzde 4 civarında. Amerika ve Avrupada bu oran yüzde 80in üstünde. Yani yolun çok başındayız. Rakamlara bakınca ortada cazip bir pazar yok gibi. Fakat bir yandan da Tekzenin öncülük yaptığı bir yatırım atağıyla yapı marketler katlanarak büyümeye başladı. Bunun sebebi nedir? Müthiş bir potansiyel var. Gerçekten de rakamlarla bakıldığında pazar küçük ancak bunun anlamı büyümeye açık ve daha çok oyuncuyu rahatlıkla kaldırabilecek bir potansiyelin olduğudur. Bu açıkça ortada zira dünyanın her yerinde sistem bu şekilde işlemiş, Türkiyede de benzeri olacak. Özellikle son dönemde bunun sinyallerini güçlü şekilde almaya başladık. Eskiden cebinde parası olan fabrikanın ya da üreticinin alternatifiydi. Pazardaki ürün akışı organize olmayan kanal ve yöntemlerle sağlanıyordu. Ramide aracılar kendi kurallarıyla ürünlerin dağıtımını sağlarlardı. siz birkaç kalem ürünü bir arada alabilmek için mutlaka o adamı görmek zorunda kalırdınız. Masasının arkasında neredeyse masaya kadar dayanmış yüzlerce aynı koli mal olurdu. Neden? Çünkü aracı satınalma hacmi ve parasıyla fabrika perakendeci (bakkal) arasına girebilirdi. Bu değişiyor, değişmek zorunda. Zaten öyle çalışmak artık üreticilerin de işine gelmiyor. Daha geniş bir pazara daha düzenli kanallardan satış yapmak zorundalar. İkinci ve onlar için öncelikli alternatifleri bayilik sistemiydi. Hâlâ ağırlığını koruyan kanal da bu. Ancak değişen müşteri taleplerinin öngörülebilmesi, alternatif ürün ve çeşidin sunumu, lojistik, kalite ve maliyet olarak sağılıklı bir bayilik sistemi yürütmek gittikçe zorlaşıyor. Özellikle firmanın hedefleri ciddiyse, müşterisini önemsiyorsa, marka olmak istiyorsa, satış sonrası hizmetin işinin bir parçası olduğunu öngörüyorsa, fazla sayıda müşteriye ulaşmak istiyorsa, ürününün veya hizmetinin alternatifleri ile birlikte yer aldığında müşteri tepkisini görmek ve buna göre üretimini geliştirmek istiyorsa, düzenli market kanalını ihmal etmemek durumunda. Artık yapı marketlerin ivmesi nedeniyle,üretici firmalar ürünlerini en iyi şartlarda, en iyi teknolojik yapılanmaya sahip, aydınlatması, güvenliğiyle her ayrıntısı sonuna kadar düşünülmüş mağazalarda, bayilik operasyonunun altına girmeden tüketiciye ulaştırma fırsatını buluyor. Yapı marketlerin ne kadar büyük bir fırsat olduğunu artık tüketiciyle birlikte görmeye başladılar. Sohbet ettiğim tüm üretici firmalar, Bayiler bizim için aileden biridir diyor. Gerçekten de 30 yıldır aynı markanın bayiliğini yapan insanlar var. Bunları aşmak zor olmayacak mı yapı marketler için? Satın alma anlaşmalarında rastlıyorum, örneğin konuştuğumuz firma sahibi diğerlerine verelim ama sizin şu kentteki mağazanıza vermeyelim diyor. Nedenini sorduğumuzda oradaki bayisinin, firmanın kurulduğu günden bugüne yanında olduğundan, ona karşı ayıp olacağından bahsediyor. Üstelik bunlar küçük firmalar da değil. Yurt dışına çok iyi miktarda ihracat yapan, tesisleriyle, teknolojisiyle kurumsal anlamda örnek gösterilen firmalar. Ancak onlarda bile bu mantık hâlâ var. Var ama sonuç değişmeyecek. Suyun akışının tersine ne kadar kürek çekebilirsinki. Avrupa ya da dünya çapında önde gelen üreticiler var Türkiyede. Seramik sektörü lider sektörlerden bir tanesi, üretiminin yüzde 60ını 65ini doğrudan dışarıya satıyor. Fakat bu kadar büyük firmalar olmalarına karşın, dağıtım kanalları doğal olarak geleneksel kalmış akrabalık bağları olan veya bayilik ilişkili insanlardan oluşuyor. Sen yabancı değilsin mantığı ile işler yürütülüyor. Sistem Avrupadaki gibi işlediğinde de üretici firmaların kendi mağazaları ve bayileri olacak tabi. Ancak bunlar tercihlere göre stratejik noktalarda açılan büyük metrekareli prestij mağazaları ve verimli bayiler olarak kalacak. Yapı marketler tam olarak yayıldığında üreticilerin ya da tüketicilerin verimsiz bayilere ihtiyacı da kalmayacak. Ayrıca kişiye göre ticaret, faturasız mal satışı tamamen ortadan kalkacak. Çok büyük ve çok önemli bir pazar tamamen kayıt ve kontrol altına girecek. Yapı marketlerin gelişmesi Türkiye reel sektörüne büyük katma değer sağlayacak. Tüketicilerin bakışı nasıl sizce yapı marketlere? Tüketicilerin bakış açısı yapı marketlerinin gelişimine zemin hazırlar şekilde değişiyor. Tanıdık bayiye giderim, o bir şeyler bulur anlayışı kalkıyor. Herkes kendi ihtiyaçlarına, kendi moda anlayışlarına, kendi algılamalarına göre ürün tercih etmeye başladı. Farklı firmaların fiyatlarını yanyana görmek istiyor. Değişik modelleri görmek, kendi tarzını yansıtacak bir ürün bulduğu zaman onun tamamlayıcısı olan bir başka şeyi aynı çatı altında kolayca bulabilmek istiyor. Yapı marketlerin satın alma anlaşmaları güçlendikçe ürünlerin fiyatları da uygunlaşıyor. Nitekim önemi anlaşıldıkça yapı marketlerin eli de güçlenmeye başladı. Zaten o ürünün diğer markalarla birlikte satıldığı için olması gereken fiyatın üzerinde satılması gibi bir şansı yok. Dolayısıyla yapı marketler, tüketiciye fiyat avantajı da sağlıyor. Bayilik sisteminin operasyonel zorluklarından söz ettik ancak üretici firmaların bir korkusu da ithal mallar. Yapı marketlerin ithal malları körüklemesinden korkuyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz? Yapı marketler yerli üreticilerin kendilerini geliştirmesi için önemli bir fırsat. Tek bir anlaşmayla Türkiyenin her yerine ürünleri gönderme şansları var. Ayrıca hangi ürünün hangi bölgede satılacağı, o ürünün ağırlıklı hedef kitlesinin ne olduğu, yeni bir pazara girilecekse hangi üretim stratejileriyle girmesi gerektiği yapı marketlerinden elde edilebilecek son derece değerli bilgiler. Gıdadaki gibi raf paylarının bilinmesi, ürünlerin kategorilerine göre satışlarının düzenli raporlanması, rakiplerle karşılaştırılması mümkün olacak. Yapı marketlerinin gelişmesi seramik, cam, mobilya, halı gibi Türkiyenin liderliğe oynabileceği sektörlerin önünü açacak, vizyonunu genişletecek ve yerli üreticilerin ihracatına destek olacak. İşini iyi yapan, doğru yapan firmaları üst noktalara taşıyacak. Doğru yapmayan, profesyonel çalışmayan firmaların işini zorlaştıracak. Hoşuma giden bir olayı anlatayım, bu soruyla da ilgili... Konyada bir firma, inanılmaz güzel ürünler üretmiş. Bizim de Konyadaki Tekzen mağazasının açıldığı dönemde tesadüfen haberimiz oldu. Ürünleri inceledik. Ürün çok iyi, fiyat iyi. Aynı ürün çok daha üst fiyatlara satılıyor. Bu kobinin ürünleri, Konya dışında Türkiyenin, hatta dünyanın pek çok yerinde satılabilir ama Konyada sadece 3 tane nalburda satılıyor. Adamın gücü ona yetiyor. İyi bir şey yapmış ama nasıl ulaşsın insanlara, öyle bir sistem gelişmemişki bu zamana kadar ülkede... Ulaşabilmesi ancak Türkiyede böyle dağıtım kanalları olursa mümkün. Bizimle bir anlaşma yaptı. Şimdi 11 il, 17 tane mağazada benzer rakiplerinin arasında büyüme savaşı veriyor. Konyada Tekzen açılması ona bu fırsatı tanıdı. Tabi Tekzen ulusal bir yapı market zinciri olarak Türk üreticilerinin ürünlerine diğerlerinden daha fazla ağırlık veriyor. Bu örnekten yola çıkarak yerli üreticilerin yapı marketlerden korkması değil, desteklemesi gerekir diye düşünüyorum. Yapı market sektörüne 1994ten bu yana birçok yerli yabancı girişimci girdi ve çeşitli nedenlere daha sonra çekildi. Bu sektörde tutunmak ve büyümek gıda perakendeciliğinden daha mı zor? Siz uzun yıllar Gima ve Makroda görev almış perakendenin her iki kanadını da bilen bir isim olarak ne düşünüyorsunuz? Konuyu bizim halen yaşadığımız örnekleri anlatarak açıklarsam sanırım işin zorluğu da anlaşılmış olur. Seramik sektörü, dünyada büyük bir iş dalımız. Bu arada üç ana ayak var; taban seramiği, duvar seramiği ve bordür. İlginç olan bizim iyi üreticilerimiz bile bunlarda bir standart tutturamıyor. Ürün serisinin tabanını ürettiği zaman duvarını üretmezse; duvarını üretip bordürünü üretmezse satılmıyor. Yurt dışına siparişle şansı var ancak bu ürünü biz koleksiyon şeklinde seri olarak satacaksak, 3 parçayı bir arada üretip satış noktalarına ulaştırması gerekiyor. Öyle zaman oluyor ki sadece yer seramiğini alıyorsunuz, duvar seramiğini alamıyorsunuz. Bunu artık üretmeyeceğiz diyor. Şimdi bunu müşteriye izah edemezsiniz. Eğer fabrika bunu üretemez duruma geliyorsa, müşteri ihtiyacını tatmin edilmemesi anlamına geliyor. Müşterimiz hangi rengi, hangi deseni istiyorsa onu satmak zorundayız. Bizde bu 20 metre 20 metre satılacak. Çünkü biri gelecek bunu mutfağına koyacak. Biz bunu metre metre satacağız. Tabi firma inşaat sektörüne 10 bin metrekare satmaya alıştığı için bu disiplini yakalayamıyor. Gıda perakendesinde, perakendeciler yaygınlığı ve pazardaki tartışmasız paylarıyla üretici firmalarla bu zorlukları yaşamazlar. Ancak yapı marketlerinde biz sürekli bunlarla uğraşıyoruz. Fakat bu değişiyor. Yapı marketleri onlar için ciddi bir dağıtım kanalı haline geliyor. Tekzenin açıldığı bir kentte, bölgede insanlar nalbura, bayiye, tanıdık boyacıya, mobilyacıya, perdeciye gitmek yerine önce Tekzene gidiyor. Sektör öyle bir potansiyeldeki doğru yapılan her yatırım karşılığını buluyor. Tedarikçilerde bunu görmeye başladı. Yapı marketlerde kar marjı nedir? Ortalama yüzde 24-25 oranında bir marjı var. Tedarikçilerin nedir? Yüzde 19-20. En yüksek ciro Merter de mi? Evet Merter hem ilk mağaza hem de bulunduğu yer gerçekten çok stratejik. Tramvay, E-5, çevreyolu ve sahil yolunun birleşme noktası Merter Tekzen. Anadoluda en çok yatırımı da siz yaptınız? Orada durum nedir? Biz farklı bir yayılma ve yatırım planı uyguladık. Büyük kentler, metropoller Avrupa tarzı değişen alışveriş alışkanlıklarına hızlı geri dönüş veriyor. Bu kentlerde bağımsız mağaza açmak sonuç getirir. Ancak Anadoluda yapı marketler henüz yeteri kadar bilinmiyor. Biz buna göre bir plan yaptık. Rakiplerimiz gidip bağımsız mağazalar açarken biz alışveriş merkezlerinde açtık. Yanımıza mutlaka bir gıda zinciri aldık. Alışveriş merkezinin müşteri sirkülasyonundan yararlandık. Anadoluda yeni açılan alışveriş merkezlerine ilgi büyük. Genel olarak Türk tüketicisi alışveriş merkezinin içinde ailece vakit geçirmeyi seviyor. Alışveriş merkezine giren tüketici dolaşıyor yemeğini yiyiyor, gıda zincirine giriyor sonra da yapı markete girip turunu tamamlıyor. Örneğin Konyada Afra ile mağazamız var, Ankarada hem Gima ile hem Makromarket ile mağazamız var, İstanbul, Denizli ve Bodrumda Tansaş ile mağazamız var. Bursada ve Ankarada Migros ile beraberiz. Gıda perakendecileriyle bir arada olmak tek taraflı değil karşılıklı bir sinerji oluşturuyor. Çoğunlukla da Tekzenin bulunduğu alışveriş merkezinin lokomotifi konumuna geldiğini, müşteri potansiyelini üst seviyelere çektiğini görüyoruz. Taksitli satışlar ve kampanyalar konusunda ne gibi stratejiler izliyorsunuz? Bizde vade farksız sürekli bir kampanya var. Şu anda mesela 6 ay. Ayrıca önde gelen tüm bankaların kartlarına limitsiz taksit uygulaması da var. İsterseniz bir tane ampul alın 6 ayda ödersiniz. Yapı markelerinde kredi kartı uygulamalarının önemli olduğuna inanıyorum. Hem sektöre insanların alıştırılması ve teşvik edilmesi açısından hem de ürünlerin yapısı bakımından kredi kartlı satışın daha uygun olması, önem verilmesini gerektiriyor. Tüketici portföyünüz nasıl? Dikkat ederseniz amblemimizin altında ev,bahçe, hobi market diye yazar. Yapı market dediğinizde erkek marketi gibi algılanıyor. İçinde demir satılan, çimento olan, yapıştırıcı olan, kol gücü gerektiren bir çağrışım oluşuyor. Halbuki tam tersi... Yapı marketleri tüm dünyada kadınları nalbur ve toptancıya gitme zorunluluğundan kurtaran, kendi ev aletlerini, herşeyi temiz ve nezih bir mekanda bulabildiği bir organizasyon olarak öne çıktı. Kısa sürede yapı marketlerinin dünya çapında yayılmasının bir nedeni de kadın tüketicilerdir. Tekzen, Türkiyedeki bu anlayışı değiştirebilmek için önce ambleminde ev, bahçe, hobi dedi. Sonra da gerçekten ürün segmenti olarak bunlara yaklaştı. Yüzde 10 seviyelerinde olan kadın müşteri oranı yüzde 45e kadar geldi. Boyacı, usta, bahçıvan gibi meslekleriyle ilgili mal alanlar genelde erkek oluyor, onun dışında erkekler genelde araba aksesuarları için geliyor. Fakat evle ilgili bir şey alınacaksa kesinlikle ağırlık kadın tüketicilerde. Türkiyedeki her kente bir Tekzen açma hedefi ne yönde ilerliyor? Şu an 17 mağazayız. 2001 krizi sonrası bu hedefi koymuş ve o kriz ortamında uygulamaya başlamıştık. 2001de sadece Merter mağazası vardı. 4 yılda 16 mağaza açtık. 2006 sonuna kadar 30 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz. En az 13 tane daha açacaksınız yani? Evet ve şu ana kadar kendi belirlediğimiz takvimin önüne geçmiş durumdayız. Geçen hafta Avrupanın en önemli yapı market dergisi DIY Tekzene geniş yer ayırdı. Bizim haberimiz sonradan oldu, hiçbir katkımız yok. Dolayısıyla Tekzen başarısıyla artık yurt dışındaki sektör temsilcilerinin ve üreticilerin de dikkatini çekiyor. Bunu oluşturan birtakım faktörler var. Öncelikli olarak Tekzen teknolojik yapılanmasını en iyi seviyede gerçekleştirdi. Yatırım yaparak büyüyor üstelik bu planını kriz ortamında uygulamaya soktu. Sosyal ve çevre sorumluluklarını unutmuyor. Bunlar sektörde dikkate alınması ve desteklenmesi gereken gelişmelerdir. Tedarikçimizle beraber iyi bir iş ortaklığı kurup sektörün ihtiyaç duyduğu hizmetleri, ürünleri geliştirerek büyümeyi sürdüreceğiz.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive