Praktiker Türkiye Genel Müdürü Werner Müller

Türkiye'de yatırımı bulunan en eski yapı marketlerden Praktiker'in Türkiye Genel Müdürü Werner Müller ile bir söyleşi gerçekleştirdik

Eklenme Tarihi : 12 Kasım 2007 Pazartesi
praktiker-turkiye-genel-muduru-werner-muller
Türkiye Avrupa Birliği`ne hazırTürkiye`deki en köklü ve büyük uluslararası perakende yatırımcısı Metro Group. Bu kuruluşun içindeki üst düzey bir yönetici ve bir Alman olarak, 17 Aralık sonrası gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Türkiye, Avrupa Birliği`ne hazır mı? Hazırız. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentler zaten çoktan hazır. Bu kentlerdeki halkın tamamı, tam olarak üst standartlara ulaşamasa da, düşünce ve davranış tarzı olarak Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşlarından farkları yok. Ekonomi düzeldikçe, gelir dağılımı herkese yansıdıkça, farklar daha da kapanacaktır. Büyük kentler dışında kalan bölgelerde bazı eksiklikler var. Fakat imkânları artarsa, gelişmemiş gibi gözüken kentler de büyük bir ivmeyle gelişir. Avrupa Birliği`ne girmek için bu bölgelerde de yatırımlar yapmak gerekli. Belli temeller atılırsa, girildikten sonra Anadolu kentlerinin çok hızlı gelişeceğine ve şaşırtıcı hızla aradaki farkı kapatacağına inanıyorum. Pazar daha yeni şekilleniyor Perakende sektörü ve yapı marketler için ne düşünüyorsunuz? Perakende, bence en hazırlıklı birkaç sektörden biri. Yapı marketler segmenti ise şu anda fiyat-kalite politikaları ve mağaza standartları açısından iyi durumda, ancak daha gidecek çok yolu var. Türkiye`de perakendecilik genel anlamda kabuk değiştirecek ve Avrupa Birliği`ndeki dengelere oturacak. Bu zaman alacak bir organizasyon. Yapı marketler için ise bence pazar yeni oturuyor. Birkaç büyük oyuncu var. Türkiye insanı, yapı marketlerdeki kendin yap kültürüne yavaş yavaş alışıyor. Biz de Türkiye`ye alıştık ve artık daha özgün, tüketici alışkanlıklarına uygun sistemler uyguluyoruz. Yapı marketlerin geleceğini ve rekabetin nasıl şekilleneceğini bekleyip göreceğiz. Farklılık yaratmaya çalışırken maliyetleri artırma ve hedeflerden uzaklaşma riski de var. Avrupa-daki kendin yap kültürünü uygulamaya çalışırken, Türkiye`deki usta kültürünü nasıl aşıyorsunuz? Bu ünlü Global düşün, yerel davran sözünün tam anlamıyla karşılığı aslında. İkisini bir arada nasıl yürütüyorsunuz? Zor olmuyor çünkü ustanın yapacağı işler vardır, tüketicinin kendi kendine zevk alarak, eğlenerek yapacağı işler vardır. Sanıldığının aksine Türk insanı kendin yap mantığına yabancı değil, hatta eli bu işlere gayet yatkın. Biz zaten gerektiği ve istenildiği noktalarda profesyonel usta yardımını, dünyadaki tüm Praktikerler`de sağlıyoruz. Sigortalı olarak hizmet veren nakliye ve montaj servisimiz var. Örneğin perde dikim servisimiz var. Tüm bölümlerde müşterilerimize profesyonel hizmeti veriyoruz. Bir yandan da kendilerinin kurabilecekleri ve modifiye edebilecekleri ürünleri sunuyoruz. Bu ürünlerin üzerindeki açıklamaları, Türkiye`ye uygun şekilde yeniden gözden geçirdik ve tüketicilerin daha net anlayabilecekleri açıklamalar koyduk. Hem bayanlara hem beylere yönelik kreatif kurslar düzenliyoruz. Ahşap boyama, cam boyama gibi becerilerin yanı sıra, beylerin özellikle ilgi gösterdiği makine kullanma kurslarımız var. Katılımları Almanyadaki benzerleriyle henüz kıyaslamıyorum. Fakat yapı marketlerin geçmişi, Türkiyede çok eskiye gitmemesine karşın ilgi her geçen gün artıyor. İyi yer bulduktan sonra yatırım kolay Türkiye`deki yatırım ortamını şu an nasıl görü-yorsunuz? Halkın hükümete güveni arttı ve ekonomik dengeler daha istikrarlı ilerlemeye başladı. Büyük metrekareli perakende yatırımları, inşaat sektöründeki dalgalanmalardan çok olumsuz etkilenir. Dengelerin sağlanmaya başlaması ve devletin inşaat alanında yatırım yapan firmalara destek sağlaması, son dönemde yatırımın önünü açtı. Bürokrasinin ağır işlemesi, ulusla-rarası perakende yatırımları açısından en yakınılan konudur. Örneğin Metro Group için bu sorun oluyor mu? Türki-ye`de harcayacağım sürede, Polon-ya`da üç mağaza açarım denildiği olu-yor mu? Metro Group, Türkiye`deki organize perakende için öncü kuruluştur. Devletle ilişkilerimiz yakın, bürokrasiyle ilgili problem yaşamıyoruz. Süreç, dünyadaki herhangi bir yatırımdan farklı işlemiyor. Olabilecek en büyük sıkıntımız uygun yer bulabilmek. Praktiker`in yatırım planı var mı? Her zaman vardır ama bizim gibi çok büyük ölçekli bir yatırım için, uzun zaman isteyen fizibilite çalışmaları gerekir. Önceliğimiz büyük kentler ve kıyı şeritleri ama Anadolu`nun diğer kentlerinde de yatırım yapabiliriz. Doğu Avrupa, Yunanistan ve Güney Avrupa`da Praktiker, yapı marketçilikte pazar liderliğini sürdürüyor. Türkiye`de de yapı marketlerinde pazar lideri Praktiker ve bunu devam ettirecek. Anadolu`da çok iyi potansiyel var Türkiye`de 5 bin metrekarenin altında Praktiker yok. Bu kadar büyük yer bulmak sorun olmuyor mu? Daha küçük konseptler düşünülüyor mu? Büyük alan bulmak sorun değil. Hem büyük, hem stratejik noktalarda yer bulmak sorun. Daha küçük kentlerde açabileceğimiz mağazalar için, daha küçük konseptler düşünülebilir. Bunların örnekleri diğer ülkelerde var. Aynı yapılanmayla daha küçük alanda, daha bölgesel mağazalar açabiliriz. Özellikle altını çizerek söylemek isterim, bugüne kadar Anadolu`da yaptığımız her yatırım bizi fazlasıyla tatmin etti. Örneğin Ankara bizim lokomotif mağazamız. Adana da öyle, oradan da çok memnunuz. Ana-dolu`daki tüketici, pahalı sayılabilecek ürünlere bile il-gi gösteriyor. Bizim son olarak bir compac duş serimiz vardı. İçinde televizyon, telefon, DVD Player bulunan duş kabinleri satışa sunduk. En çok Gaziantep`te satıldı. Aslında şaşırmadık çünkü Türkiye büyük bir ülke ve her kentinde potansiyel olduğunu biliyorum. Büyük ölçekli marketlerin şehir dışına taşınması da gündeme getirilen bir konu. Siz, en büyük ölçeklilerin başında geliyorsunuz. Praktiker`in mağazaları, zaten şehrin göbeğinde değil, trafiği ve kent yoğunluğunu etkilemeyen ama stratejik kesişme noktalarına yakın yerlerde kuruldu. Zaten yapı markete gelip, büyük ebatlı ürünler alacak müşteri arabasıyla geliyor. Türkiye`de arabasıyla gelen müşteri sayısının sürekli arttığını görüyoruz. Bir süredir mağazalarınızda yenilenme çalış-maları olduğunu biliyorum. Neler değişti? Öncelikle Shop in shop konseptini mağazanın her köşesinde uyguladık. Değişik markaları, kendi marka profilleriyle yansıttık. Mağaza içinde tasarlanan ufak marka konseptli alanlar, renkli bir görünüm kazandırdı. Ürünlerin denenmesi ve görülmesi için doğal uygulama alanları oluşturuyoruz. Mağazalarımızın içinde kafeler açtık. Müşterilerimizin yoruldukları zaman oturup bir şeyler yemesi, içmesi, dinlenmesini istiyoruz. Yapı marketler, sundukları hizmet sebebiyle oturulacak, alışveriş dışında vakit geçirilebilecek mekânlar olarak görülmeyebiliyor. Biz bu anlayışı değiştirdik. Praktiker`lerde sıcak, rahat, ailelerin birlikte gelip vakit geçirebilecekleri keyifli bir alışveriş ortamı bulunuyor. Erkekler mi daha çok alışveriş yapıyor kadınlar mı? Müşteri kitlemiz hafta sonları daha çok ailelerden oluşuyor. Mağazaya gelen erkek kadın oranına eşit diyebilirim. Fakat kadınlar daha seçici oluyor ve mağazada daha uzun zaman geçiriyor. Aileler geldiğinde de genelde erkekler herşeyi beğenip ilgi duyuyor. Fakat satınalma kararını veren ve son sözü söyleyenin hep kadın müşterilerimiz olduğunu gördüm. Kendi markalarımız iyi satıyor Türkiye`de yapı marketlerde en çok satan ürünler nelerdir? Örneğin bahsettiğiniz compac duş kabinleri gibi özel ürünlere ne kadar ağırlık veri-yorsunuz? Bu sorunun cevabı mevsime göre değişir. Sizinle bu sohbeti yaptığım bu karlı ve soğuk İstanbul günü için kar zinciri diyebilirim örneğin. Aslında tabi ilk söylebileceğim boya. Praktiker özellikle boyada çok güçlü. Birlikte çalıştığımız üç büyük Türk markasıyla iyi anlaşıyoruz. Şu günlerde bambu çiçekler iyi satılıyor. Kışa özel bir satıştan çok şu günlerde trend olmasından kaynaklandı bu artış. Bahçe bölümüzde çok çeşitli çiçekler, her sezon ilgi görüyor. Ayrıca havaların ısınmasıyla bahçe aydınlatması ürünleri artışa geçecektir. Bahar sezonunda bahçe mobilyaları da büyük ilgi görüyor. Özel markalı ürünler, bizim en çok satış yaptığımız bölümümüzdür. Örneğin Praktiker`in kendi markası Budget`in tüm ürünleri iyi satılır. Private Labelda fiyat kalite dengesini çok iyi gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Bütün sattığımız ürünler, kalite kont-rolü yapılan test edilen ürünler. Kendi markalarımızın kalitesine güvenimiz tam. Özel teknolojili ürünler ise ayrı bir konu. Bu tür gelişmeleri yakından takip eden tüketiciler her ülkede olur. Türkiye`de de bu müşteri tipi, ekonomi geliştikçe artıyor. Saunalar gibi özel sağlık sistemlerine ağırlık vermeyi düşünüyoruz. Sadece banyo grubunda değil tabi. Makine bölümünde en son teknoloji kullanılan elektrik süpürgeli matkabı örnek gösterebilirim. Bu ürün, matkabın delme işlemi sırasında çıkan tozu havaya karıştırmadan emiyor. Teknolojiye meraklı müşterilerimizin yanı sıra özellikle ustalar için ideal bir ürün. Dünya standartlarında birçok markanız var Praktikerler`de satışa sunulan markalarda, Türk üreticilerinin payı ne oranda? Dünyanın her köşesinden bircok firmayla çalışıyorsunuz. Türkiye`nin markaları, bunların içinde nerede sizce? Son birkaç yıldır, satışa sunduğumuz Türk markaları giderek fazlalaşmakta. Seçim yapmak için öncelikli kriterimiz ürünün dünyadaki tüm Praktiker`lerde satılabilecek standartlara sahip olmasıdır. Bu açıdan Türk markalarının kalitesi gerçekten çok iyi. Ayrıca müşterilerimizin görüşlerine önem veriyoruz. Bu verilerden elde ettiğimiz sonuçlarda da Türk markalarının performansının tüketicilere memnuniyet verdiğini gördük. Örneğin banyo bölümünde ürünlerin tamamı Türk markası. Bunların bir kısmı, bizim birlikte çalışarak markalaşmasına katkıda bulunduğumuz firmalar. Bir kısmı da zeten markalaşmış ve pazarda tanınan firmalar. Perde reyonumuzudaki Elegant markası tamamen yurt dışına üretim yapıyor. Türkiye`de de sadece Praktiker`de satılıyor. Zaten Türkiye zevkli ve renkli bir kültüre sahip, dolayısıyla değişik ülkelerde ilgi çekebilecek farklı ürünler üretiliyor. Türkiye`deki tüketiciler de özellikle dekorasyonda zevkli ve kaliteli ürün seçmeyi iyi biliyor. Türkiye`de bir nalbur gerçeği de var. Bu sizi nasıl etkiliyor? Nalburları ve yerel pazarları göz ardı etmiyoruz. Fakat onlarla aynı segmentte değiliz. Praktiker`in içinde yüzlerce çeşit ürünü, farklı fiyatlar ve farklı ödeme koşullarıyla tek bir çatı altında bulmak mümkün. Ümraniye mağazası açıldıktan sonra çevredeki birçok nalburda, bizim ürünlerimize benzer ürünler satılmaya başladı. Kendilerini geliştirme ve değişik ürünleri dünyayla aynı anda tanıma fırsatları yakalıyorlar. Bence Praktiker gibi bir perakende kuruluşu, bölgedeki nalburlar için rakip değil bir şanstır. YTL bizi zorlamadı Gündemdeki bir diğer konu da Çin malları. Bu konuda ne düşünüyor, ne gibi politikalar uyguluyorsunuz? Bizim için önemli olan, en kaliteli ürünü en iyi fiyatlarla bulabilmek. Bu ürünleri kendi pazarımızda bulabiliyorsak, tabiki lojistik anlamda burdan almayı tercih ediyoruz. Kriterimiz Çin malı olması ya da olmaması değil. Ayrıca birçok ürün grubunda belli bir adet verebilirseniz, firmalar size bunu en iyi fiyatla sunuyor zaten. Sonuçta bir ürünü en iyi fiyata, fiyatıyla uygun oranda en üst kalitede ve en iyi zamanda almak önemli. Kısa süre önce YTL`ye geçiş yaptık. Gıda perakendesinde herkes görüş açıkladı ve neler yaşandığı yakından takip ediliyor. Yapı marketlerde durum nasıl? Endişe uyandıran ve esas hazırlık yapılan konu, sistemlerin YTL`ye uyumu değil, madeni para artışının mağazaya getireceği ek yük ve kasiyerlerin çalışma düzeninde oluşabilecek ağırlaşmalardı. Biz de çok ciddi hazırlandık. Aylar öncesinden proje ekibi kurup, çalışmaları başlattık. Sistemlerimizi hazırladık. Etiketlerimizde eski ve yeni fiyatları kullandık. Tabi madeni para konusu, bizi gıda perakendeciliği kadar zorlamadı. Ürün yapımız nedeniyle, ödemelerdeki kredi kartı kullanım oranı, gıda perakendesine oranla çok yüksek. Kasiyerlerimize bu konuda eğitim verdik. Fakat onlar da perakendenin diğer kollarındaki meslektaşları kadar zorlanmadı.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive