Kooperatifçilerin sesini duyan var mı?

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Türkiye’de ne yazık ki tarımın, toprağın sesine kulak vermeyi unuttuk. Kazmayı vursak bereket fışkıran topraklarımızı iyi kullanmayı bıraktık. Ne üretilene değer veriyoruz artık ne de üreticiye. Böylesine önemli bir konunun üzerine eğilmenin de gerekli olduğunu düşündük. Hal böyle olunca bu işi biraz örgütlü yapmaya çalışanları, toprağa emek harcayanları, imece kültürünü yaşatmayı düşünenleri dinlemek istedik. Bu anlamda da ilk durağımız kooperatifler oldu. Sizlere de gıda özelindeki kooperatifçilerimizin yaşadıkları sıkıntıları, yapılmasını istediklerini, arzularını kendileriyle görüşerek aktarmak istedik. Bu konuda değinebildiğimiz kooperatiflere değinmeye devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz da Kulaca Tarımı Kalkındırma Kooperatifi Başkanı Ahmet Uğur oldu. Kendisiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

kooperatifcilerin-sesini-duyan-var-mi
Röportaj: Onur Kaya


Kooperatiflerin Türkiye’deki geçmişi aslında 1800’lü yıllara dayanıyor. Böylesine köklü bir oluşum içerisinde Kulaca Tarımı Kalkındırma Kooperatifi nasıl bir yer edinmiş durumda? Nasıl faaliyetler yürütüyor?

Kooperatifimizin bin 500 ton salça yapabilme kapasitesi var. Domates teminini de İnegöl, Yenişehir, Karacabey, Kemalpaşa ve Eskişehir’den yapar. Hollanda’ya aşağı yukarı 15 senedir ihracatı vardır kooperatifimizin. Bunun son 5 senesini de direkt kendisi yapar. Yani aracı kullanmaz. Bundan öncesinde ihracat aracı firmayla yapılmaktaydı. 2016 yılında 800 ton acı biber salçası Hollanda’ya ihraç ettik. Bu seneye de sarktı bu ihracat ancak imalat olarak geçen senenin imal ürünleri gönderildi. Bölgede ve ilçede örnek olarak gösterilebilecek kooperatiflerden bir tanesiyiz. Canlı bir kooperatifiz, Türkiye’de ilk 10’a gireriz. Ben sezonda aşağı yukarı 100 kişi çalıştırıyorum. Geçici işler belki ama bölgemizde istihdam da yaratıyoruz. Sadece işçilik için 500 bin TL veriyorum.

 

Kooperatifiniz kaç ortaklı bir oluşum?

230 ortak var. Bunların aşağı yukarı 200’ünün neredeyse kooperatifle ilişkisi yoktur. Yöremiz sanayi şehri olduğu için herkes sanayiye kaymış ve tarımı unutmuştur. Hal böyle olunca da tarımın hacmi küçülmüştür. Buna bağlı olarak da daha önce kendi yöremizde yetiştirilen domatesleri işlerken bugün yöreden ve farklı yerlerden alınan domatesler işlenir.




Kooperatifleşmenin salçacılığa katkıları ne düzeyde? Nasıl katkıları olabilir?

Şöyle söyleyebilirim; Kulaca Salçası Türkiye’de şuanda Oscar ödülü almış bir salça. Kendi kategorisinde, kooperatiflerde değil salçada. Yaşama dokunanlar platformunun 2016 yılındaki Kültür Mirasları Oscarı bu anlamda kooperatifimize verilmiştir mesela. Yani bu konuda ödül almış bir kooperatifiz. Biz iş verimliliğine, ürün verimliliğine ve ürünün kalitesine çok önem veriyoruz bir kere. En büyük kazanç bu diyebiliriz. Ayrıca sadece salça da üretmiyoruz. Turşu da yaparız başka şeyler de. Mesela biz bu sene buğday da ektik. Duruma göre hareket ederek hep toluma faydayı düşünüyoruz. Anlayacağınız üzere bizim kooperatifçiliğimiz sadece kendi maddi, manevi çıkarımız için değil, toplumun da faydası amaçlıdır.

 

Ülkemizde kooperatiflere soğuk bakan bir taraf da var. Sizce kooperatiflerle birlikte hareket etmenin güçlü yanları neler? İnsanlar neden kooperatiflerle birlikte hareket etmeli?

Türkiye’de tarımda istikrar yok, planlama da yok. Devletin 1983’ten bu yana yürüttüğü politikalar yanlıştır. Tarımda kalkınma, sanayide kalkınma ilkesiyle Türkiye’de tarımla ilgili üniteler kapandı. 2002’de iktidara gelen AKP hükümeti manipülasyonu düşüreceğim diye tarım ürünlerinin fiyatlarını sabit tuttu ancak bu seferde girdiler 3 kat arttı. Böyle bir durumda tarımın gelişmesi mümkün değil. En önce bu sorunlar hallolmalı ki insanlar da tarıma ve bununla beraber kooperatife önem versin. Türkiye’de üretim yüzde 50’nin altında ve kayıt olmadığı için ihracatta da başarılı olamıyoruz. Bir de halkın artık tarımcılık konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor ki birlikte hareket etmenin de gücünü anlayabilsin. Bu bilinçle birlikte de ilaçlamadaki hatalar giderilsin, ürün yetiştirmedeki kaliteyi yükselterek devam ettirebilirsin. Şöyle söyleyeyim, tarım ülkesiyiz deniyor ancak Yunanistan kadar ihracat yapamıyoruz.

 

Birlikte hareket etmemek büyük problem o halde. Peki, genel anlamda yaşadığınız sorunların başında neler geliyor? Yani sizin yaşadığınız en büyük sıkıntılar hangileri?

En başta kesinlikle halkın bilinçsizliği geliyor. Kırsal kesime yönelik daha 1 saat bile tarım dersi yok. Tarımda da bilgi gerekiyor. Ürün yetiştirme için, kalitenin artması, verimliliğin artması ile ilgili bilgiler olmazsa olmazlardandır. Daha sonra, istikrar yok. Bunun sebebi de tarım sanayisi yok çünkü. Mesela sulu şeftali 30 kuruş. Geçen sene 60 kuruştu. Geçen sene fiyat yükseldi. Bu sene düştü. Ama baktığınızda meyve suyu fiyatları düşmedi. Bunu ben değil, bu işle ilgilenen bakanlık veya devlet ayarlayacak. Ancak kimse oralı olmuyor. Bizim örgütlerimiz de bunları doğru düzgün gündeme getiremiyor. Çünkü siyaset her şeyin üstünde. Doğruyu konuştuğun zaman sıkıntı yaşayabileceğin bir ortamdasın. Adam eğer rahatsa konuşmuyor. Durumum zora düşerde ben ne yaparım diye düşünüyor. Düşünceler zor şartlarda olunca ortaya çıkar. Elinizi taşın altına koyarsanız ancak o zaman kendi sektörünüzle ilgili fayda sağlamaya başlarsınız.




Peki, yaşadığınız sorunların üstesinden gelmek için neler yapılmalı?  Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Milli Kooperatifler Birliği’nden Hüseyin Polat diye bir uzman kooperatifçi var. Onun yayınladığı bir kitap var, “Yarının İşletmesi Kooperatif” adında, bir kere o kitabı herkes okumalı. Bununla beraber Milli Eğitim Bakanlığı’nın bilhassa kırsal kesimde ortaokul bazında, 8’inci sınıfa kadar tarım dersinin uygulanmaları öğretilmesi lazım. İmamların tarım bilinciyle eğitilmesi lazım mesela. Biliyorsunuz Türkiye’de yüzde 60 – 70 sağ görüşe hakim insan var. Ve bu kişiler imamın söylediklerine oldukça fazla inanıyor. Hatta şöyle ki; öğretmene inanmıyor. Verilen oylarda da onu görüyoruz. Onun için imamların da bu durumu öğrenmesi ve kısal kesimdeki insanlara da öğretmesi lazım.

 

Kooperatiflerin kalkınabilmesi için, tarımın kalkınabilmesi için özellikle devlet kanadından eğitim dışında beklentileriniz neler?

Devlet kooperatifçilikle ilgili çok fazla bir şey yapmıyor. Ama tarımla ilgili kırsal kesimi destekleme, Küçük e Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ve Ipard uygun projelere yardım verebiliyor. Bunlar güzel destekler ancak bizim buralarda bunu uygulayacak yetişmiş eleman yok.  Kırsal kesimde muhtarlık zihniyetiyle işletme yapamazsınız. Adamın eğitilmesi lazım. O işin başarılı bir şekilde yürümesi gerekiyor, yoksa sürekli bir başkasının hayrıyla desteğiyle olmaz. Türkiye’de o potansiyel var; o potansiyeli değerlendirecek insanlarımız, teknik elemanımız yok. Düşünün köydeki imam nedir? İmam hem muhtardır hem öğretmen. Peki, imama kooperatif başkanlığı verseniz altından kalkabilir mi? Kalkamaz. Bunu yapabilecek olan eğitilmiş insanlardır. Köylerdeki kooperatiflere baktığımız zaman bir yerlerden emekli, olmuş, bekçilik de yapsa, kalifiye işçi olmasa da köye geldiği zaman kooperatif başkanı oluyor. Çünkü en iyisi o. Bir nevi kötünün iyisi. Bu kişiler tabi ki iyi niyetiyle yapıyor bu işleri ancak yetenek yoksa eğer niyet bir işe yaramıyor. Bir de biliyorsunuz kültür düzeyi düşük olan yerlerde hıyanetlik, dedikodu fazladır. İnsanlar fırsatçılıklarıyla da zarar verebiliyor topluma. O yüzden kesinlikle eğitim seviyesi artırılmalı.