Eklenme Tarihi : 29 Ekim 2007 Pazartesi
Okan Aras

Yeni Hedeflere, Hep Birlikte

Yeni Hedeflere, Hep Birlikte


Enteresan birleşmeler-satınalmalar olacağını, en önce yine buradan okudunuz. Perakende hız kesmiyor. Bu gidişle(?) kesmez de. Ortalık daha da şenlenecek... Varsın, dövizin dibi bulunmaz olsun. Borsa uçsun, faizler kovalasın... Milli gelir 11 bin dolar seviyesine gelmek üzere iddaları sürüyor. Yabancı yatırımcı, her alanda ağırlığını koymaya başladı. Sıcak para akışı tam gaz... Benzer şeyleri Aydın Doğan, gazetesinden kovduğu Emir Çölaşana söylemiş, hatta uyarmış: - Her şey iyiye gidiyor. Kağıt, mürekkep, makineler ucuz. Keyfimiz yerinde, bu kadar üstüne gitme, bana yara açıyorsun... Ama, söz dinletememiş. Bakmış, yara büyüyor; usta kaleme yeter deyip, istemişler kalemini. Vermemiş. - Kovulmuş... *** Sıcak paranın sıcaklığı, umarım bir gün hepimizi yutmaz. Piyasalardaki kırılganlık noktası kalınlaştıkça, oluşacak krizin boyutu da devasa olacak kuşkusuz. Dedik ya her alanda perakende dünyasında da sıcak para ve yabancı sermaye çok iş yapacak. Perakendenin orta ölçekte isimleri Migros, yeni birine satılsa da rahat etsek teorisinin, çok doğru bir tez olduğunu düşünüyor sözgelimi. Yasayı bile unuttular... Bakın şimdi Marketler Yasası yeniden gündemde. Yirmi kadar taslak yetmedi, yeni bir tane daha hazırlandı. Büyük olarak nitelenen satış noktaları, akşam 8de kepenk indirecek... Şube sayısı 3 sınırını geçti mi, zincir kabul edileceksin, yasalar sana da işleyecek... Etiketin altında satış yok... Ücretsiz eve servis hak getire... Bu gümbürtüde pazar günü ne olacak dersiniz ? Anla(ma)yanlar 5 ayda çıkar dese de, yasa her kesime dokunacak gibi... Ve benim aklım kesmiyor yine... - Böyle yasa(l) ol(a)maz ! *** Yine Bolu dağlarını deldim. İlk marketinden itibaren tanıdığım Erdal Yıldırıma uğradım. Ne güzel değişimler yapıyor zincirlerinde. Yeni yatırımlar-şubeler, eli kulağında. Hamdi Tanrıkulu ağabeyimi ziyaret ettim. Yine keyifli, sevecen yüzüyle karşıladı bizi. Ayaküstü ne çok şey konuştuk öyle. Gazeteci dostum Kamuran Alagözoğlu, yine dertliydi. Yine Boluya sahip çıkıyor, haftalık gazetesinde ciddi muhalefet konumunu sürdürüyordu. Ne de olsa gazeteceydi, Bolunun sesiydi çünkü... Dönüşte uğrak yerim belli : Berceste Ne kadar doğal ürün varsa burada. Bire bir hizmet-bilgilendirme-servis veren satış personeli ile, küçücük sepet bir anda doldu. İki su, biraz leblebi, yolda yememiz için ücretsiz. Arabaya kadar güzel dilekler ile uğurlanmak, sizi çoook eskilere bile götürebilir. - İlgi çok hoş doğrusu... *** Geçenlerde Mopaşın özel bir daveti vardı. Uzun uzun şirket yapılanma çalışmalarını dinledik. İlginç kareler ile örülüydü hepsi. Bir buçuk yıllık özverili çalışmayı, anlatmaya yer yetmez. Ama bendeniz, Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Şenin söyleminden çok etkilendim. Her kademede çalışanların önemini hıbar ile anlatması ilginçti. Anadolumuzda kullanılan bu deyim, duvarlarda kullanılan büyük taşları, daha sağlam tutabilmek için destek yapılan küçük taş anlamındaymış. O kocaman sağlam duvarlı binalar, doğal ki o hıbar sayesinde, daha uzun yıllar duruyor-duracak. Bu da, insan kaynağının önemini, bir kez daha ve çok olumlu biçimde anlatmıyor mu ? Mopaş Ailesinin birbirlerine verdikleri sözleri, yazılı olarak da imzalamaları, birbirleriyle akit yapmaları, hoş karelerden bir diğeri. Yönetim Kurulu Başkanı Fazıl Narmanın doğal sohbeti büyük alkış alırken, genel müdür Reşat Narmanın toparlayıcı üslubu beğeni topladı. Ben, büyük keyif aldım doğrusu... - Yediğimiz yemek ve ağız dolusu sohbetler de cabası... *** Ve masamın üzerinde, bir paket var. Göksel Nardemir dostumdan geliyor... Hemen anladım, yine hoş bir sürpriz yapmış Alpet. Alpet-Torojet imzalı hoş bir kase içersinde, çam sakızı-çoban armağanı beyaz şekerler ve aynı hoşlukta güzel bir dilek de var : - Gol sevincini yaşar gibi, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve keyifli bir bayram geçirmenizi dileriz... Hatırlanmak ne kadar güzel bir duygu. Üstelik, çıkar gözetmeksizin, eski bir meslektaşın, görev değişikliğinden sonra, sürekli yaptığı bir jest-bir hatırlama bu. 5.büyük olmak onlara hakikaten yakışır. Ve hatta, az bile gelir. - Sağol Göksel. Yeni hedeflere hep birlikte... *** Yazımı tamamlamışken, ülkemi sarsan terör kabusunu öğrendik. Göz yaşlarımı tutma şansım ne yazık ki yok ! 1984 Eruh baskını ile başlayan bu lanet, 2000e doğru bastırılabilmişti. Ne gariptir ki, daha önce Suriye ile hayat bulan terör pisliği, bu kez Irak ile zemin bulup, yeniden başımıza bela olmaya başladı... Derin yorumlara girmeden; şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyor, ailelerine başsağlığı diliyor, acılarını paylaşıyorum. - Vatan sağ olsun !
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive