Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Okan Aras

Ya bir yol bulunur, Ya bir yol yapılır

DOĞUYA GELMEZLER? Diyarbakır üzerinden, üst üste yapılan haberler ilgimi çekti doğrusu. Doğuyu hükümet de unuttu, yatırımcı da başlığına verilecek yanıt, hazır değil mi ağzınızda


- Kim, ne zaman hatırladı ki ? Son birkaç yıl içersinde, göreceli olarak istikrarın yaşandığı bölge, Teşvik Yasasından dişe dokunur bir kazanç sağlayamadı diyor Fatma Koşar. Aynı haberde, turların ve projelerin askıya alındığını örnekliyor. Daha da ötesi, terör olayları da neden gösterilerek, ticarette ciddi bir güven bunalımı yaşanıyor. Sadece Diyarbakırda 612 işyerinin kapanması tesadüf mü? Üstelik, esnaf vadeli mal alamamaktan endişeli... Mahmut Oralın deyimiyle çatışmanın ayak sesleri, küçük esnafı vuruyor. Doğudan perakendeci dostlarımız selam söyleyip trajikomik öyküyü özetliyor: - Uluslararası büyük zincirler buraya gel(e)mez ki! Var mı bahse giren? BATININ DURUMU? Peki, doğuya göre 5 kat daha fazla gelişim gösteren batıda, durum nedir? Ekonominin lokomotifi konumundaki perakende dünyasını, yatırımlarını batı odaklı olarak hayata geçirdiği bilinen gerçek. Sadece bu kesit dahi, inanılmaz boyutlardaki rekabeti özetlemiyor mu? Açın gazeteleri bakın. Batının ta göbeğinde, yüzlerce devren kiralık-satılık perakende satış noktası göreceksiniz. Vahşi kapitalizme dur diyecek güçleri-bilgileri-birikimleri kalmamış artık. İşte bunlardan bir tanesine inanılmaz derecede üzüldüm. İlan aynen şöyle : Yalnızlıktan dolayı DEVREN MARKET. Tel ... Yüreğim burkuldu. Tahminler yapmaya başladım: Küçük bir yer. Müşteri yok. Market sahibinin eşi öldü. Yaşlı bir amca. Bakkalı bırakacak kimsesi yok. Falan-filan... En iyisi aramak... Aradım da. Telefonu üzülerek kapattığımı bilmelisiniz. Konuşmasından çok da yaşlı olmadığını anladım. Ne demek yalnızlık? sorusuna hiddetlice bir yanıt aldım. Ve bir o kadar, bir başka acı gerçeği hatırlayıverdim : - Sabah 6, gece 12... Sen olsan dayanabilir misin kardeşim? Bu yalnızlık değil mi? VE ESKİ BİR ANI... Çok söze gerek yok. Yıllar önce İstanbulda düzenlediğimiz Perakende Konferansında yaşadıklarım geldi aklıma. Ne kadar da benzeşiyordu. Adettendir, dilek ve temenniler es geçilmez bu tip etkinliklerde. Diyarbakırlı market sahibi (yazım Diyarbakır üzerine kurulu olduğu için değil. Diyarbakırlı olması sadece bir rastlantı işte) söz alıp, daha ilk sözlerinde büyük tepki topladı. Ve hatta yuhalandı: 25 yıllık market sahibiyim. İflas ettim. Allah hepinize nasip etsin inşallah! Salon ayağa kalktı tabii. Konferans başkanı(?) şaşkın durumda. Ancak, dostumuz gayet sakin bir şekilde, tepkilerden sonra, konuşmasını tamamladı: Ne kızıyorsunuz arkadaşlar? Sabah 6da dükkandayım. Gece 12de eve zor gidiyorum... Hanımla neredeyse kardeş olduk. Çocuklarımı bakkalda görebiliyorum. Bir kez olsun sinemaya-tiyatroya gidemedim. Bir futbol maçı izleyemedim. Eş-dost düğünlerine-cenazeye gidemiyorum... Piknik nedir bilmiyorum. Tatil yok. Bayram-seyran yok. Bu nasıl iş Allah aşkına ? Tahmin edebileceğiniz gibi, bu kez salon alkıştan inledi. Dostumuz, kurumlaş(a)mayan küçük esnaf gerçeğini, en yalın biçimde anlatmıştı çünkü. ELİNİ SALLASAN, DANIŞMAN... Ve ne gariptir ki, artık bugün kurumlaşmak da(?) yeterli değil. Üstelik, batıda gerekli ilgiyi gör(e)meyen ve kendini danışman ilan edenler(?) ülkemin doğusunda doğru yatırım ve kurumlaşma iddialarıyla cirit atıyor. Ağzı laf yapan bu tipler, daha iri bakkal yöntemleriyle, biraz daha merhem olmaya devam edecek kuşkusuz. Büyüklerimiz koyunun olmadığı yerde, keçiye çelebi derler dememiş miydi ? Aynen o hesap... Hani bir söz daha var elini sallasan, danışmana değecek diye. Siz, siz olun, elinizdeki gücün kıymetini bilerek, danışıklı dövüşlerden kaçının. Yoksa bu tipler, duygusal girdaplarına esir düşüp, sizi de ehil olmayanlara tutsak edebilir... Bir doğu, bir batı derken, neredeyse Öteki Türkiye deyimine demir atacağız. Son örneğim yine Batı bölgelerine denk düşüyor : Perakende Bilgi Platformu, son dönemde, kurumlaşmasını tamamlayan-tamamlamaya çalışan yerel zincir sahibi dostlarımız(?) ile düzenli beyin fırtınaları yapıyor. Yakında, ama çok yakında, daha kontrollü, daha verimli satış noktaları haline gelebilmek için, bu azgın rekabette ayakta kalabilmenin yöntemlerini tartışıyor. Ve buna, inanılmaz derecede ihtiyaç var. Ne dersiniz? Gücü kontrol edebilir miyiz? Sizi bilemiyorum ama ben Hannibalın sözlerini hatırlamadan edemiyorum : * Ya bir yol bulunur, ya bir yol yapılır! Var mı ötesi?
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive