TÜSİADın Sektöre Önerileri Neler?

TÜSİAD, Türkiye'de Tarım ve Gıda: Gelişmeler, Politikalar ve Öneriler Raporunu yayınladı

Eklenme Tarihi : 15 Mayıs 2008 Perşembe
tusiadin-sektore-onerileri-neler
Türkiyede tarımsal üretimde gözlemlenen düşük büyüme hızı yıllardır aşılamıyor:1968-2006 arasındaki yıllık ortalama tarımsal üretim artışı %1.3tür. Değişik hükümetler, çeşitli programlar, farklı destekler, projeler, iyi niyetli reformlar,değişik söylemler sonucu değiştirmemektedir. Tarımsal üretimdeki düşük verimlilik ve etkinlik hiçbir dönemde aşılamamaktadır. Tarımsal üretimin hava koşullarına bağımlılığı, değil azalmak, iklim değişikliği ile daha da artmaktadır. Tarımsal yapıda da arzulanan dönüşüm gerçekleşmemektedir:Üretimde payı yüksek ve iç piyasaya üretim yapan küçük işletmelerle, ticarileşmiş ve ağırlıkla ihracata yönelik işletmeler bir arada yaşamaya devam etmektedir. Tarım dünyada da sorunlu bir sektördür:Tarım desteklerinin gelecekte nasıl biçimleneceği konusunda Daha müzakerelerinin getireceği yeni kurallar beklenmektedir. Yeni politika arayışları devam ederken dünyada tarım ve gıda fiyatları hızla artmaktadır. Türkiyenin 2001 krizinden sonra uygulamaya koyduğu Tarım Reformu Uygulama Projesinin kapsamlı bir değerlendirmesi yapıldıktan sonra yeni arayışlara girişmek gerekir. Son dönemde sözü edilen havza bazında, tarımla ilişkili gelişme politikası, tek başına tarım politikasının içeriğini doldurmaz: Kırsal politika ile bir yandan ABye uyum sağlanırken, diğer yandan işletmelerin yapısal sorunlarının hafifletilmesi yoluyla, tarım politikasını tamamlayacak yararlar sağlanabilir. Ancak havza bazında destek politikasının çeşitli açmazları bulunmaktadır. Bir bölgede yetiştirilmesi, mevcut ürüne kıyasla daha verimli olacak yeni ürünün yayılmasının desteklenmesi için,alternatif ürünpolitikası hataları ve eksiklikleri giderilerek kullanılmalıdır. Doğrudan gelir desteği (DGD),içinde bulunduğumuz yüksek fiyat ortamında en uygun destek aracı olarak görülmektedir:Fiyatların bu kadar yükseldiği bir ortamda, fiyatların daha da yukarı tırmanmasına yol açacak bir desteğin sakıncalı olacağı açıktır. DGD, hedeflenmiş sorunların üzerine gitmek üzere farklılaştırılarak kullanılabilir. Türkiyede tarım politikalarında sık sık içine düşülen bir yanlışlık da korumacılık ilekendine yeterlilik politikalarının birbirine karıştırılmasıdır:Uzun süren korumacılık tarımsal gelişmeye olumlu katkı yapmadığı gibi,herkese yük olmakta, dar gelirlilerin özellikle küçük yaştakilerin sağlıklı beslenmesine zarar vermektedir. Hem Dünya Ticaret Örgütü üyesi olan, hem AByi hedeflemiş bir ülkenin dış ticaret koruma yöntemleriyle kendine yeterli olmaya çalışması gerçekçi değildir.Teknik ilerleme, araştırma geliştirme, toplumu bilinçlendirme, kendine yeterli olabilmenin daha doğru ve kalıcı araçlarıdır. Tarımda desteklerin olabildiğince genel düzeyde verilmesi, birbirine girift biçimde bağlı alt sektörleri daha olumlu etkileyecektir:Özellikle birincil ürünlerin fiyatlarının yüksek oranda desteklenmesi,bu ürünleri işleyerek daha yüksek katma değer yaratan gıda sektörlerini olumsuz etkilemektedir. Türkiyede tahıl sektörünün en büyük sorunları, agronomik anlamda tahıllarla ilgili olmaktan,çok üretildiği ortamdaki yapısal sorunlardan kaynaklanmaktadır. Tahıl odaklı genel politika yapısı, yağlı tohumlar sektöründe ayçiçeğine kilitlenmiş anlayışla birleşince ürün yelpazesi sınırlı kalmaktadır:Dünya arzının hızla genişlemesi, yağlı tohumlar sektöründe fiyatların gevşemesine yol açabilir. Soyanın ağırlığını artırma çabaları,şimdiye kadar başarılı olamamıştır. Soyanın ağırlını, teknoloji transferiyle üretimde artırmaya çalışmak mümkündür. Dünyada ve Türkiyede hayvancılık üretiminde yağlı tohum küspelerinin önemi artmaktadır. İstikrarlı politikalarla oluşturulacak piyasa ortamı, korumanın düşük seyrettiği bu ürün grubunda hammadde ve işlenmiş ürün üretiminde artış sağlayabilir. Şeker sektöründe özelleştirmenin ötelenmesine rağmen, kamunun üretim ve kota payı düşmektedir:Bu gelişmeye rağmen,Türkiyede şekerin perakende ve toptan fiyatları dünyada en yüksek on ülke arasında yer almaktadır.Türkiye ve dünya fiyatları makası zaman geçtikçe açılmaktadır. On yıl önce dünya fiyatının iki misli düzeyinde seyreden yurtiçi fiyatlar dört misline ulaşmak üzeredir. Şeker kotalarının satış miktarı yerine kuru madde bazında üretim miktarı üzerinden belirlenmesi ve ithalatta uygulanan gümrük vergilerinde ürünler arası tutarlı yaklaşım, kayıt dışı ticareti azaltacağı gibi,en azından yurtiçinde etkili rekabet ortamı yaratacaktır. Büyükbaş hayvancılıkta yavaş ta olsa son yıllarda yapısal dönüşüm yaşanmaktadır:Özellikle büyük çiftliklerin (100 ve üstü büyük baş) ve buna bağlı olarak kültür ırklarının toplam hayvan ağırlığı içindeki ağırlığı artmaktadır. Damızlık belgeli hayvan darboğazı yapısal dönüşümün hızını yavaşlatan bir engel oluşturmaktadır. Koyun varlığının büyük bölümünü ülkenin yerli ırkları oluşturmaktadır. Hayvancılık ve ürünlerinde en önemli yapısal sorunlardan biri fiyat oluşumunda ortaya çıkmaktadır. Hammadde ve sinai üretiminde girdi fiyatlarında görülen dalgalanmalar,üretim ve verimlilik üzerinde olumsuz etkide bulunmaktadır. Türkiyede süt üretimi son çeyrek yüzyılda %25 artmıştır. Bu artış büyük ölçüde kültür ırkın sayısında ve hayvan başına verimde artışla sağlanmıştır. Kırmızı et üretimindeki artış sınırlı düzeyde gerçekleşmiştir. Hayvansal protein tüketimi açısından kanatlı sektörü kurtarıcı rol oynamıştır. Tavukçuluk sektöründe gerek yumurta gerekse piliç eti üretiminde gelinen seviye, gelişmiş addedilen ülkelerden geri değildir. Türkiye, yükselen gıda fiyatlarından ötürü enflasyon artışı gibi çeşitli bedeller ödemekteyse de tarım politikası açısından bu durum bazı fırsatlar yaratmaktadır. Dünya ve Türkiye arasındaki fiyat farkları büyük ölçüde azalmıştır:Dünya piyasalarında fiyat açısından benzer rekabet koşulları oluşmuştur.Ancak ileri doğru yapılan tahminler, yenilenen arz talep dengesiyle beraber fiyatların bir miktar düşebileceğini ancak eski düzeyin üstünde kalacağını işaret etmektedir. Türkiye dünya fiyatlarındaki gelişmeleri takip ederek,dünya ve kendi piyasaları arasında oluşabilecek fiyat farkını en azından AB ve dünya arasındaki fark düzeyinde tutabilmelidir. Bu amaçla hükümetler tarımdaki fırsatın kullanılabilmesi için, tarımsal üretim maliyetleri aşağı çekilmelidir:Maliyetleri aşağı çekebilmenin en kalıcı yolu ertelenmiş yapısal sorunların üzerine gitmektir. Bütçeden kanunla milli gelirin en az %1inin tarıma destek olarak ayrılmasına karar verilmiştir. Bu kaynak fiyat desteği olarak kullanılamayacağına göre yapısal sorunların çözümüne yönlendirilmesi önemli bir fırsatın yakalanmasını sağlayabilir. TÜSİAD- Türkiye'de Tarım ve Gıda : Gelişmeler, Politikalar ve Öneriler Raporunun Genel Özetidir. Kaynak: www.tarimsalpazarlama.com
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive