Eklenme Tarihi : 13 Aralık 2007 Perşembe
Engin Yıldırım

Taklitçi Zihniyet

Dünyanın ünlü markalarının üretildiği Türkiyede her yıl 4 milyar dolarlık üretim yapılıyor. Taklit üretim bir taraftan ekonomiyi, diğer taraftan da markaları tehdit ediyor


Piyasada en çok rastlanan marka taklitleridir. Zira marka taklidi hem çok kolay hem de en az masraflı olanıdır. Çünkü bir etiketin ya da işaretin hazırlanarak ürünün uygun olan yerine ya da ambalajına konulması önemli bir teknik bilgi, para ve zaman gerektirmemekte ve minimum fiziki koşulların varlığı durumunda kolayca gerçekleştirilebilmektedir. En azından biraz teknik bilgi ve teknoloji biraz da yatırım ve zaman gerektirdiği için endüstriyel tasarım taklitleri, marka taklitlerinden sonra ikinci sırayı almaktadır. Orjinalleriyle birlikte küreselleşen sahte ürün piyasası, 450 milyar euroluk büyüklüğe ulaştı. En büyük kâr ise saat ve mücevher ürünlerinde gözleniyor. Yetkililere göre, taklit piyasasında yatırılan dolar başına 10 dolar kar elde ediliyor. Bu miktar orjinal ürünleri satan şirketlerin elde ettiği kazançtan çok yüksek. Türkiye`de de durum farklı değil. Hemen her ürünün taklidinin bulunabileceği İstanbul Tahtakale`de saatler Uzakdoğu ülkelerinden geliyor. Patent taklitlerine ise piyasalarda diğerlerine oranla çok az rastlanmaktadır. Türkiye taklit üretimde Dünyada ilk dört ülke arasında gösteriliyor. Dünyanın önde gelen markalarının üretildiği, taklit üretimin orijinal üretimine yakın kalitede gerçekleştirildiği ülkemizde markalar kanunu henüz çıkmadı. Bu kanun daha yeni revize edildi ve mecliste bekliyor. En önemli nokta şikayete bağlı olmaksızın duruma müdahale edebilmesi. Bir kamu görevlisi birşey gördüğünde hemen olaya müdahale edebilmelidir. Taklit mal üretenler savcılıktan, mahkemeden izin alana kadar işyerini kapatıp kaçıyor. Açılan davalar ve yapılan operasyonlar neticesinde ise sadece bu işten işçisini besleme mücadelesi veren fabrika ve atölye sahipleri ile işsizlik nedeniyle pazarlarda ve belirli noktalarda taklit ürün satışı yapanlar yakalanarak cezalandırılıyor. Markaların taklit üretimleri, sahtecilik, haksız rekabet, paralel ithalat ve vergi kaybını önleme, yabancı markaların Türkiyedeki yatırımlarını artırma ve üretime geçmeye teşvik etme amacı ile Tescilli Markalar Derneği 2001 yılında kuruldu. Üye sayısı her geçen yıl artan TMd çatısı altında halen 42 firma 95 marka taklitle mücadele ediyor. Ülkemizde irili ufaklı yaklaşık 103 alışveriş merkezi var ve bu alışveriş merkezleri Türkiyede kayıtlı ekonominin ve orjinal markaların kaleleri konumundadır. Kayıt dışı ekonomiyi körükleyen, insan sağlığını hiçe sayan bu satış noktalarında etkili denetim mekanizması kurulamazsa, işimiz çok daha zor olacak. Hiçbir Avrupa ülkesinde gıda zehirlenmesinden dolayı her yıl 2 bine yakın kişi ölmüyor. Çıkması gereken kanunları çıkartarak ve uluslararası taklitle mücadeleye destek vererek bu işin kökünü kurutabiliriz. Bu işi yapan firmalar tespiti halinde cezalandırılmalı. Bu kişi fuarlara gidememeli, başka bir fabrikanın içine girip casus çalıştıramamalı. Bu işte sorumlu olan herkese örneğin etiketi, düğmeyi, naylon torbayı basana vs. ceza verilmeli. Fermuarcısı, düğmecisi lisansız hiçbir şey üretememeli. AB ile yakınlaşma sürecinde, yabancı marka artışı artarak devam edecektir. Nitekim özellikle yeni açılan ve açılacak olan alışveriş merkezlerimizde birçok yeni marka mağaza açmaktadır. Bu sayede rekabet renklenecek ve kayıt dışı ile mücadelede önemli adımlar atılacaktır. Marka sahipleri pazar payını düşüren ve marka imajını zedeleyen taklit mal üretenlere karşı yıllar süren mücadele sonunda büyük ölçüde mesafe kat etmiş olacaklardır. Aynı zamanda devlette çoğu zaman kayıt dışı ekonomiye akan bu malların piyasadan silinmesiyle daha az vergi kaybına uğrayacaktır. Keza yüksek prim oranları ve vergi yükü kayıt dışı istihdamıda özendiriyor. Örneğin tekstil sektöründe 2 milyon kişinin istihdam edildiği söylenirken, kayıtlarda 792 bin kişi görünüyor. Girişimcilerimiz taklitten kaçınmalı ve kendi markalarını yaratmalıdır. Özgün marka yaratmak ise gayret ve özveri ister, bunun için ürün-marka ilişkisinin kurulması, marka vaadinin belirlenmesi ve iyi bir pazar araştırması yapılmasının yanı sıra konuya ilişkin yasal düzenlemelere de hakim olmak şarttır. TMd bugüne kadar yasal açıdan hukuki yollardan taklitle mücadeleye ağırlık verirken, bugüne kadar edindiği tecrübelerden yola çıkarak gerçek mücadelenin insan zihnindeki değişimi sağlamak olduğu inancıyla eğitim çalışmalarına ağırlık verdi. İstanbul Üniversitesi Meslek Yüksek Okulundaki Marka Yönetimi ve Perakende Mağazacılık okulu açıldı. Bunun yanı sıra kamu oyunun dikkatini çekebilmek için taklitle mücadeleye katkı ödülü organize edilmeye başlandı. TMdnin her geçen yıl artan taklitçiliğe dikkat çekmek için Perakende Günleri 2005 nedeniyle açtığı Taklit Sergisi ise büyük ilgi gördü. Serginin daha sonra müzeye dönüştürüleceği açıklandı. Başarılı çalışmalarından ötürü TMdni Sn. Selçuk GÜZENGEnin şahsında kutluyorum.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive