Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Okan Aras

Sürdürülebilir Verimlilikte İnsan Kaynağı

Minik bir Karadeniz kenti. Üç yakışıklı adam : - Sinan, Levent ve Okan


Traşımızı olmuş, kravatımızı takmış, gülen güzler ile iri markete merhaba diyoruz... Sorunlu bir yönlendirme var, olsun aşarız. Aştık da nitekim, elimizi sallaya sallaya, dehlizlerden geçip üst kata ulaştık bile. Saat 11... İlk gördüğümüz hanfendiye, Emsal Bey burada mı diye sormak şart artık. Pantolon yok, gömlek verelim misali yanıt da hoştu aslında : - Emsal Bey gelmedi, mağaza müdürü Adil Bey var... Olsun, giyeriz pardon yanlış yazdım görüşürüz Ne mümkün ? - Adil Bey, Emsal Bey ile görüşecektik, randevumuz vardı. Başıyla Görmüyor musunuz kardeşim, odasının lambası yanmıyor işte diyerek bir çalım atan Adil Bey, vücut diliyle; Siz de kimsiniz sabah sabah ya dedikten sonra Bu saatte gelmez kondurmasını yapıverdi. Ve çok önemli hesaplarına yeniden gömüldü... Çay, kahve... Buyrun oturun... İn misiniz ? Cin mi ? Bana ne ? Falan filan ve bendenizden bol senaryolu tahminlerle, geriye çark; marş-marş ! *** Markette 8-10 kasa var, geçtik arkasına, dikiliyoruz... Valla formda değiliz anlaşılan, herkes reyonlarıyla ilgileniyor, bir şahsiyet bize nasıl yardımcı olabilirim demiyor. İyi mi ? Ve hatta bir ara, mağaza müdürü Adil Bey sahasına indi, göz göze geldik de, bir b.k demedi, muzlar ile ilgilendi... - Afferim ! Neyse, Emsal Bey çok geçmeden geldi de, sohbete geçebildik... Perakende Bilgi Evi, çok şubeli perakendeci dostumuza, yaptıklarını ve yapabileceklerini anlatmaya başladı, ben de finalde yeniden görüşmek üzere, çayımı içip, müsaade istedim. Baktım, Adil Bey elindeki listelere yine dalmış. Doğrusu çok merak ediyorum, mutlaka öğreneceğim, o listelerde ne var ? *** Öğrendim ki, şubeler gezilmiş, inceleme başlamış ve hatta Emsal Bey heyecanlanmış bile... Akşam sohbetinde, daha mutlu ve her zamanki saygın yapısıyla, başarıya giden yolda, insan kaynağının önemine vurgu yapıyordu... Bizim ekip, kötü fotokopiler yerine orijinal bir hareket planı hazırlayacak şimdi. - Sonra, keyifli cirolara pupa yelken... Dönüşte karnımız acıktı, bildik bir yer var, eti harika, fiyatlar ohh ! be dedirten cinsinden. Üstelik, arabaya kadar hizmet, yöresel tadlar ve güleryüz... Üç kişi, tıka basa yedik de, 48 lira ödedik. İyi mi ? Hemen sonrasında, nefis bir yöresel pazar... Ülkemin her köşesinden ayrı bir tad. Bire bir müşteri ile sohbet eden yörenin gençleri, tek dakkamızı bile boş geçirtmiyor, ha bire bilgi bombardımanı... Gel de alışveriş yapma şimdi. Fasulyenin, tereyağın, fındığın, üzümün daniskası, doğallığına olan güven de cabası. Sepet ağzına kadar dolmaz mı ? *** Yorum yapmadım size, yaşanmış minik kesitleri paylaştım. Arif olan, anlayacaktır... Çok söze ne hacet, iri market olmak çok kolay. Çevremizde yüzlerce var. Aman, sıra size gelmesin ! - Farkında olup, farklı hareket edebilmek, kurumsal yapınızdan başlar mutlak. İyi de, yücelten, sürdürülebilir verimliliği sağlayan, insan kaynağı olduğuna göre, tercihi de siz yapacaksınız. Ama, doğru olarak... - Yardım ister misiniz ?
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive