Eklenme Tarihi : 13 Aralık 2007 Perşembe
Prof.Dr. İsmet Barutcugil

Şirket Birleşmeleri ve Kültür Çatışmaları

Perakende sektöründe son dönemde yoğunlaşan ve yakın gelecekte hızlanarak süreceği anlaşılan birleşmeler, satın almalar, şirket evlilikleri ve benzeri oluşumlar öncelikle ekonomik, ticari ve yasal yönleriyle gündeme gelmektedir


Değişen pazar payları, yönetimde söz hakları, yerli ve yabancı ortak hisse oranları, rekabetçi ilişkilere yansımaları, tedarikçiler ve tüketiciler üzerindeki etkileri çeşitli şekillerde ele alınmakta ve tartışılmaktadır. Ancak gözden kaçan ve üzerinde fazlaca konuşulmayan bir konu, birleşmenin ilgili kurumların yönetici ve çalışanları üzerindeki etkileridir. Şirket birleşmelerinin önemli ve aynı derecede karmaşık bir yönü insanla ilgili konulardır. Perakende sektöründe temelde hizmet üretiminin söz konusu olduğu ve çoğu kez rekabetçi üstünlüğün hizmet kalitesine bağlı bulunduğu göz önüne alındığında insanın önemi açıkça ortaya çıkmaktadır. Perakende sektöründe müşterilerle yüz yüze diyalog, karşılama, güler yüz ve ilgi başarının belirleyici faktörleridir. Ürün çeşitliliği, ulaşılabilirlik, fiyat avantajları da şüphesiz önemlidir. Ancak bütün bunlar buzdağının suyun üzerindeki kısmıdır. Müşterinin satın alma kararını etkileyen gurur, güven, zevk alma, ilgi görme, stres ve endişe yaşamama gibi olumlu duygusal faktörlerdir. Müşteriler bir perakende alışveriş yerinde bu duyguları çalışanların ve yöneticilerin tutum ve davranışlarından, yüz ifadelerinden, seslerinden ve sözlerinden aldıkları mesajlarla yaşarlar. Bir kurumda çalışanların tutum ve davranışları genel inanç ve değerleri ifade eden kurum kültürünün yansımasıdır. Kurum içinde önem verilen sözler ve sloganlar, ağızdan ağza dolaşan hikayeler, seçilen renkler ve semboller, saygıyla ve övgüyle söz edilen kahramanlar, törenler ve kutlamalar, özel günler, şarkılar veya marşlar, kurumun ayırt edici ve kimlik oluşturucu boyutlarıdır. Kurumlar arası birleşmelerde bu boyutların çelişkili olma olasılığı her zaman vardır. Farklı kurumlar, çeşitli etkenlerle farklı inanç ve değerler sistemi geliştirmiş olabilirler. Amaçlar, yöntemler, çalışma tarzları arasındaki farklılıkların giderilmesi göreceli olarak daha kolaydır. Ancak, belirli bir zaman içinde oluşmuş ve yerleşmiş kurum kültürlerindeki farklılıkları gidermek son derece güç olabilir. Bir şirkette yönetim, emir komuta zinciri içinde katı kurallara ve sistemlere bağlı olarak sürdürülürken bir diğerinde katılımcı, esnek ve insana değer ve önem veren bir anlayış içinde gerçekleşebilmektedir. Bir şirket, açıklık ve dürüstlüğü, ekip çalışmasını, işbirliği ve dayanışmayı öne çıkarırken bir diğeri yönetimin yetkilerini, ödül ve ceza gücünü, katı iş tanımlarını vurgulayabilmektedir. Bazı organizasyonlarda hızlı karar alma ve bireysel sorumluluk taşıma alışkanlığı varken bazılarında da toplantılar, komiteler, danışmanlar, grup kararları daha yaygın yönetim uygulamalarıdır. Birleşme sürecinin başarıyla sonuçlanması kültürler arası uyumsuzluğun olmamasına bağlıdır. Kültür çatışmaları; iletişimsizliğe, iletişim kazalarına, açık ya da gizli direnmelere, endişe ve kaygılara, strese neden olabilmekte, yöneticiler ve çalışanlar arasında moral ve motivasyon düşüklüğüne yol açabilmektedir. Düşük motivasyon, iş tatminsizliği yaratmakta, işe ilgiyi ve müşteri duyarlılığını azaltmaktadır. İşin kalitesi ve müşteri memnuniyeti düşmektedir. Bu durumda sonuçta müşteri bağlılığının, satışların, kârlılığın, pazar payının ve şirketin piyasa değerinin azalmasına neden olmaktadır. Böyle bir durumun yaşanmaması için öncelikle, farklı kültürlere sahip şirketlerin birleşmesinde ciddi bir ön hazırlık ve dikkatli bir uygulama gerekmektedir. Kültürel uyumu sağlamanın birinci adımı iletişim kanallarını açmaktır. Açık ve dürüst iletişim olmadığında dedikodu, fısıltı, asılsız duyumlar yoğunlaşacaktır. Bu ise uyum ve anlayışı değil korku ve güvensizliği artıracaktır. İkinci bir öneri, kültürler arası uyumu sağlayacak bir pazarlık sürecini başlatmaktır. Kurumlar vazgeçebilecekleri ve kesinlikle korumak isteyecekleri değerlerini belirleyerek ortak bir kültür platformunda buluşabilirler ve yeni bir kurum kültürü oluşturabilirler. Kültürler arası kaynaşmayı sağlayacak en etkili araçlardan biri eğitimdir. Birleşme sonrasında arzulanan kültürün temel nitelikleri belirlenerek bunun tüm çalışanlar tarafından anlaşılması ve benimsenmesi için bir dizi eğitim programı gerçekleştirilebilir. Eğitim, ortak bir potada aynı kültüre ulaşma amacına yönelik olabileceği gibi, hoşgörü ve anlayışı vurgulayarak farklılıkları sürdürmeyi de amaçlayabilir. En az tavsiye edilen ancak gerektiğinde de uygulanması kaçınılmaz olan yöntem ise baskı ve zorlamadır. Birleşen taraflar arasında güç dengesizliği açık ise, diğer bir ifadeyle taraflardan biri diğerine göre çok daha güçlü ise kendi kültürünü, inanç ve değerler sistemini dayatmak isteyecektir. Bunu da sağlayabilmek için baskı ve disiplin uygulamalarına başvuracaktır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive