Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Sinan Asılyazıcı

K*

Bildiğin, ancak karşındakinin anlayabildiği kadardır. Mevlana


İletişim; bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma sürecidir. Doğallıkla iş yaşantısında da iş dışında da sayısız kez karşılaştığımız, yaşadığımız örnekler ve yaşanmışlıklar ile doludur. Her gün müşterilerimiz ile çalışanlarımız bu konuda sayısız fırsatlar yakalarlar ve yaşarlar. Yoğunlaşan iş sürecinde iletişimsizlik ile iletişim kazaları daha sık yaşanır oldu. Bazen aynı dili konuşan aynı işi yapan insanların bile bu konuda problemler yaşadığına tanık olduk ve oluyoruz da. Beden dili gibi bilinmesi ve iyi uygulanması şart olan iletişimde bile isteyerek ya da istemeyerek bir çok soruna neden olmuyormu? Beden dilinin önemi, yüzde 70 75. Şimdi uzun uzadıya perakende sektöründe iletişimin önemi diye yazmak yerine, bu konu ile ilgili örnek alınacak olayları anlatmak yerine, konu ile ilgili hepimizin önemini göz ardı etmediğimiz Temel İletişim Eğitimlerinin her geçen gün artan gerekliliği ile teknik özelliklerine de değinmektense, birbirini hiç tanımayan ancak aynı işi yapan insanların işinden örnek vermek istiyorum. Bir gemi beyaz bayrak çekerse... İstanbul limanı, o yıllarda, hele yaz aylarında gemiden geçilmezdi. Hangisinin ön direğine dört kenarı lacivert, ortası beyaz renkli bir bayrak çekilmişse, o geminin o gün limanı terk edeceğini anlardım. Sonradan merak edip öğrendim. Meğer gemicilikte, haberleşirken kolaylık olsun diye, her harf bir çeşit bayrakla ifade edilirmiş. Hatta rakamlar da... Yani, her harfin, her rakamın bir flaması varmış! Yazı yazar gibi bu flamaları yan yana sıralarsan kelimede yazar, cümle de kurabilirmişsin! Tabii, denizde kimsenin öyle flamalarla uzun uzun yazı yazacak hali yok. Direğinize tek bir bayrak çekerek de karşınızdakine merakımızı pek ala anlatabilirmişiz! Hele bir ansiklopedide bu flamaların bir harfi ifade ettikten başka, hangi anlama geldiğini gösteren renkli bir tabloya rastladığım gün, sanki dünyalar benim oluvermişti! O günden sonra gemilere, bayraklarına, flamalarına bir başka gözde bakmaya başladım. Boğazdan transit geçen bir gemi direğine sarı bir bayrak mı çekmiş? Demek gemide salgın hastalık yokmuş, derdim... Hangi gemi kılavuz istiyor, hangi gemi manevradan aciz, hangisi römorker istiyor, hangisinde kılavuz kaptan var? Şıp diye anlıyordum artık. Bu flamalar her geminin köprü üstünde özel dolabında, tıpkı kıç tarafa çekilen ulus bayrakları gibi, tam takım olarak gerektiğinde kullanılmaya hazır bulundurulurmuş. Bayram ve şenlik günlerinde de gemi, hep bu bayraklarla baştan sona donatılırmış. Denizde dalgıcın mı var? Tehlikeli bir yük mü alıyorsun? Kılavuz mu istiyorsun? Yoksa yardıma mı muhtaçsın? Hemen çekiver flamanı, başla beklemeye... Elbet birileri yardımına gelir! diyordu bir dostumuzun Ortaköy Kaptan mektebinde öğrenci olan oğlu...Dediğine göre gemiler arasında haberleşme yalnız flamalarla değil, bir gemicinin iki elindeki kırmızı flamaları değişik şekilde tutup karşısındakine göstererek de yapabilirmiş. Geceleri ise karanlıkta işaret fenerini uzun kısa yakıp yakıp söndürerek de yapılabilirmiş. Sonra da başlardı bana ne yapıp edip mors alfabesini ezberlemem için ısrara...Hepsi iyi güzel de, bazen de geminin direğine beyaz bayrak çekildiği de olurmuş. Ve de bu teslim olmak anlamına gelmezmiş. Meğer gemide bir çocuk doğduğu zaman çekilirmiş beyaz bayrak! Doğan bebeğe de çoğu zaman o geminin adı verilir, kimliğine de doğduğu yer hanesine de o geminin adı yazılırmış. Hoş bir adet! Söz flamalardan açılınca, aklıma gelen bir fıkrayı yazmadan geçmeyeyim... Efendim, bir gün, geminin biri, açık denizde bir başka gemiyle karşılaşmış. Kaptan yaklaşan geminin direğine bir sürü flama çekilmiş olduğunu görmüş. Bu gibi haberleşmeler her ne kadar uluslararası kurallar uyarınca, herkesin anlayacağı şekilde yapılıyorsa da, kaptan bu geminin flamalarından hiç bir anlam çıkartamamış. Bütün zabitan, gözlerinde dürbün, verilmek istenen mesajı anlamaya çalışmış, ama başaramamış! Sonunda, bakmışlar ki olacak gibi değil, megafonla seslenerek sormak zorunda kalmışlar: - Vermek istediğiniz mesajı açıklar mısınız? Az sonra karşı gemiden cevap gelmekte gecikmemiş: - Bizim mesaj filan verdiğimiz yok.Yıllardır kirlenen flamaları yıkamıştık da onları kurutuyoruz! Tabii bu tip örnekleri sektörümüze de uyarlamak mümkün. Ancak uluslararası denizcilik kuralları gibi sektörel kurallarımızda yaygınlaştıkça ( ki öylede oluyor ) megafona gerek kalmasa da, müşteriler tarafından soruluyor, sorgulanıyor. Bu konudaki başarılı uygulamalar yapan yüzlerce perakendeci bayraklarını dalgalandırıyorlar. Haydi yelkenler fora... Eser TUTEL in Güverte Sohbetleri adlı köşesinden 11.05.06. Dünya Perşembe Rotası K* Sizinle haberleşmek istiyorum.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive