Eklenme Tarihi : 09 Mart 2009 Pazartesi
Yasemin Sungur

İstediğimiz Geleceği Yaratmak

Gelecek üzerine en çok düşünüldüğü ve konuşulduğu bir dönemden geçiyoruz


Şu sıralar hangi TV kanalını izlesek, hangi gazeteyi okusak, uzmanlara ve danışmanlara en çok sorulan soru: Yarın ne olur, ne yapmalıyız? Dinliyor, okuyor ve konuşuyoruz. Çoğumuz, hâlâ krizin nedenini anlamış değiliz. Ne yaparsak, ne olur, onu çözmeye uğraşıyoruz.Benim zihnimde, Gelecek de bir gün gelecek reklam cıngılı dönüp duruyor. Kriz, panik, daralma, psikoloji, fırsat kelimelerinin ortasında bir çıkış yakalamaya çalışıyorum.Geleceği göremeyiz diyenlere, içimden Elbette göremeyiz ancak istediğimiz geleceği yaratırız demek geliyor ve işte, diyorum.İstediğimiz geleceği yaratabilmek için bugün ne yaptığımız çok önemli. Bugün, hemen şimdi, gelecekte kendimiz, ailemiz, şirketimiz, çalışanlarımız, markamız, müşterilerimiz ve kaynaklarımız için hayal etmeye başlayalım. Öncelikle hangi konuda ne istediğimize odaklanalım. Somut bilgiler ile her detayı düşünerek, gelecek hedeflerimizi ve stratejimizi net bir biçimde tanımlayalım. Bizimle birlikte hareket edecek herkesin anlayacağı, inancımızı ortaya koyan bir dille yazalım ve yayınlayalım.Her gün en az 5 dakika, en çok 20 dakika, tüm ekiplerimizle bu konu üzerinde konuşalım. Düşünelim, konuşalım, deneyimleri paylaşalım ve herkesin gelecek hedefinin bir parçası olmasını sağlayalım.Gelecek için düşünmüyorsak, bugünü de kaybettiğimizi hatırlayalım. İstediğimiz gelecek için Bugün nelere sahip olmalıyız?, Bugün neler yapmalıyız? sorularının cevabını verelim.Bugün ne düşünüyoruz? Bugün düşündüğümüz şey, bugünü yaşatıyor. Sürekli krizi düşünüyor ve konuşuyorsak, yaptığımız her işin bir noktasında zihnimizden kriz geçiyor ve dışa vuruyorsak, zihinsel olarak yaşadığımız şey de bir krizdir. Kriz kelimesi zihinlerimizin de daralmasına neden oluyor. Çözümü görmemize, önlem almamıza, sistem geliştirmemize, kontrol etmemize engel oluyor. Kriz; istemediğimiz ve beklemediğimiz bir şeydir, gerilim yaratır. Yaşamın her alanında kriz yaşanabilir. Sahip olduğumuz bir şeyin yok olması kriz yaratır. Yaşadığımız her kriz bizim için bir deneyim oluşturur ve biz önlemlerimizi alırız. Kriz, her defasında bizi şaşırtır. Krizin belirtileri elbette vardır. Anlamak ve önlem almak için neyin bizim açımızdan kriz yaratacağını bilmeliyiz. Herkes krizi aynı şekilde yaşamaz, sahip oldukları ve beklentileri farklıdır çünkü. Bireyler ve kurumlar, krizi kendi özel koşulları içinde yaşarlar. Kendi hayatları üzerindeki etkileri çerçevesinde tanımlarlar. Bugün yaşanan kriz küreseldir, ekonomiktir gibi tanımlar; her birimizde, her kurumda farklı izlerle yaşanacaktır. Borcu olan kurum için kriz, birden yükselen kredi faizleridir. İşini kaybeden çalışan, krizi işten çıkarmalarla tanımlar. Ev kadını ise çarşıda, pazarda artan fiyatlarla değerlendirir. Nelere sahibiz?, Neler istiyoruz? sorularının cevabını bilmek, nelerin bizim için kriz yaratacağını da bilmektir. Kuruluş dönemlerinde yapılıp sonradan unutulan SWOT analizini sık sık yapmanın, hem de pek çok alanda; süregiden, hatta iyi giden tüm alanlarda yapmanın tam sırasıdır. Kuvvetli yanlar, zayıf yanlar, fırsatlar ve tehditler, detaylı ve güncel olarak bir bir ortaya konmalı. Gelecek için pazarlama yapmanın tam sırası. Pazarlama araçları, pazarlama iletişimi, bizi geleceğe hazırlar. Yeni fiyatlamalar, yeni kampanyalar, yeni satış stratejileri, yeni fikirler ile hedefleri canlandırmalı. Ekibe, işin sahibi olduğu deneyimini yaşatmak için fırsatlar yaratılmalı.Ekonomik kriz ve AppleDev ve başarılı bir şirketin yöneticisi söyleyince, daha etkili görünüyor. Ekonomik krizle ilgili olarak, Steve Jobs'ın, Fortune dergisine söylediklerinin altını çizin lütfen.Bunu daha önce de yaşadık. O zaman şirketime, Yatırım yapmaya devam edeceğiz, insanları çıkarmayacağız, onları Apple'a getirmek için çok uğraştık, yapacağımız son şey onları işten çıkarmak olacak. Araştırma-geliştirme bütçemizi artıracağız ki düşüş bittiğinde, rakiplerimizin ötesinde olalım demiştim. Ve tam olarak bunu yaptık. Ve işe yaradı. Ve bu sefer de tam olarak bunu yapacağız.Kriz dönemlerinin, bireyler ve kurumlar üzerinde olumlu etkileri de olmaktadır. Bunlara odaklanarak; kriz dönemlerinde kişiler arasında artan dayanışma duygusunu, ekiplerimizin ortak duygu ile hareketini sağlamak için öne çıkarabiliriz. Kriz enerji yaratır, hareket kabiliyetimizi artırır ve hızlandırır. Kriz önlemleri içinde harcamaları kısmak, önemli bir adım. Bunu yaparken de reklam, eğitim gibi giderleri hızla yok etmek kolay. Ancak doğru çözüm bu mu? Kriz düşüncesi ile harcamaları kısmak deyince, ilk akla gelen pazarlama, eğitim, araştırma bütçeleri olmakta. Araştırma, reklam, eğitim ve sosyal faaliyetler durdurulmakta. Northwestern Üniversitesi Profesörü Philip Kotlerin düşüncelerini paylaşmak istiyorum: Durgunluk (resesyon) dönemlerinde yapılacak en doğru iş, çok işlevli bir komite kurmak ve tüm maliyetleri gözden geçirmektir. Komite, şirketin promosyon faaliyetlerini, dağıtım kanallarını, pazar segmentlerini, müşteri kitlesini ve coğrafi yayılımını tek tek inceleyip, maliyetleri düşürülecek alanları belirlemelidir. Her şirketin, zarar ettiği veya zayıf olduğu bir promosyonu, bir dağıtım kanalı, müşteri kitlesi ve coğrafi bölgesi vardır. Durgunluk döneminde, ev temizliğine ve tasfiyeye bu zaaf noktalarından başlamak gerekir. İşlerin durgunlaştığı dönemler, şirketin gelişme döneminde aldığı fazla kiloları eritmek için iyi bir fırsattır. Lüks harcamaların ve gereksiz savurganlıkların azaltılması, şirketi daha sağlıklı bir duruma getirir. Maliyetleri düşüren yalın yönetim tekniklerini normal zamanda uygulayan tutumlu şirketler, işler durgunlaştığında fazla sıkıntı çekmez. Müşterilere normal zamanlarda sunulan kalite ve hizmet düzeyini durgunluk döneminde düşürmek, rakipleri güçlendirir. Maliyetleri şirket içinde azaltmak mümkünken, yükü yan sanayi kuruluşlarına ve bayilere aktarmak da yanlıştır. Yeterli sermayesi olan şirketler, resesyonda geriye yaslanmayıp, rakiplerinin pazar payına göz dikebilir. Bu şirketler için zor günler yeni bir büyüme fırsatı yaratır. Finansal gücü yeterli olmayan işletmeler ise pazarlama harcamalarında total bir kısıtlamaya gitmek yerine, doğru bir analiz ile eksik ve verimsiz faaliyetlerinde kesinti yaparak rahatlayabilirler.Bu yazıyı yazarken, pek çok dergi, gazete ve kitaptan yararlandım. Tüm ustalara teşekkür ederim. Yazıyı müthiş bir enerji ile yazmamı, İspanyol besteci İsaac Albenizin eserlerini modern flamenko dansları ile yorumlayan Carlos Sauranın Iberia isimli filmine borçluyum.Yaşamınız için neleri seçtiğinizi gözden geçirin, Peter Druckerın o ünlü sorusunu kendi kendinize sorun: Eğer şu an işime yeni baştan başlasam, neleri farklı yapardım? Yeni yıl, dilediğimiz kadar güzel olsun. Ve emek verdiğimiz kadar, istediğimiz her yönde gelişsin. Hepimize iyilik diliyorum...
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive