Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Sinan Asılyazıcı

Havana`daki Adamımız

İnsanlara istediğinizi yaptırmanın tek bir yolu vardır. Evet, sadece tek bir yol. Karşımızdaki kişide işi yapma isteğini uyandırmak. Dale CARNEGİE


Yazımın başlığı Graham Greenenin aynı adlı romanından. Öncelikle kitabın konusunu kısaca özetlemek istiyorum. Soğuk savaş dönemi ve Küba füze krizi patlamış. İngiliz gizli servisi Kübadan bilgi alma peşinde. Toplantıda ülkedeki ajanların füzeler hakkında bilgi vermesi isteniyor. Ancak cevap pek hoş değil; orada adamımız yok! Derhal gizli servisten birine, ülkeye giderek dikkat çekmeden bu işi yapabilecek ve güvenilir birisini bulması talimatı veriliyor. Kübaya giden görevli kısa ve zorlu bir araştırmadan sonra kahramanımıza ulaşıyor. Söz konusu görevi, ülke sevgisi ile kızını İsviçrede okutmayı paralel düşünen elektrik süpürgesi bayii olan kişi kabul ediyor. Üstelik elektrik süpürgesi satan birinden kim şüphelenir ki? Hele de Kübalı bir pilotla bağlantısı olduğunu söylemesi ise cazibesi. Kızının İsviçrede okumasını aldığı yüklü miktarlar ile garanti altına alan acar ajan çalışmaya devam ettiğini de raporlar ile göndermekte ancak bir bilgi bile göndermemektedir! Aldığı acil kodlu mesajda, ivedilikle füze üslerinin planları istenmektedir. Londranın artık sabrı kalmamış gibidir ve bazı akşamlar buluştuğu pilotta pek önemli bir bilgi yok gibidir! O gece satıcısı olduğu elektrik süpürgesinin planlarını değiştirerek savunma bakanlığına gönderir! Bakanlıkta telaşla incelenen rapor hakkındaki uzman görüşü ise şöyledir; dev bir elektrik süpürgesine benziyor, Ruslar ileri teknoloji kullanmışlar vb. İsim tutar, dev bir elektrik süpürgesi! Fakat gelişen olaylar Londra ile Havanalı yetkililerin kahramanımızdan şüphelenmelerine neden olacaktır! Londradan gönderilen bayan bir ajandan ustaca bir soruşturma yapması istenir. Bu kez de aşk, sahnedeki yerini alacak ve söz konusu ikiliyi sarıp sarmalayacaktır. Havanadaki hava değişmiş üstelik aşk ile görev arasındaki bayan ajan da görevi bir şekilde ifa etmiştir. Gizli servis derhal soruşturma yapılarak kahramanımızın cezalandırılmasını ister. Önceleri kabul gören bu fikir bakanlık yetkilileri tarafından reddedilir. Gerekçe ise son derece nettir: Bir elektrik süpürgesi planlarına para verdiğimizi kamuoyuna ve kabineye nasıl açıklarız! Sonuçta, zorlu bir süreçten sonra Kübadan çıkarılan kahramanımız hem kızının İsviçrede okumasını garanti altına alacak hem de sevgilisi ile evlenecek ve gizli serviste eğitmen olarak görev alacaktır! Yıllar önce okuduğum bu kitaptan özetle anımsayabildiklerim bu kadar. Konuyu yazma sebebime gelince, iki nedeni var: Birincisi, kıssadan hisse çıkarmak. Yani, mağlup sayılır bu yolla galip misali. Yanlış kişiler ile yaşananların yanlışlıkları dışında Okan Arasın da yazdığı gibi kötü kopyalar ile bir yere gelmek olası değil. Perakendede yaşanan ve yaşanabilecek soğuk savaşta, akılcı stratejiler ve uzun vadeli politikalar gerekmekte alınan taktik kararların da işin ehli olanlarca alınıp uygulanması büyük önem arz etmektedir! İkincisi ise yönetim ve yöneticilik ile ilgili. Bu unsurlar birbirini tamamlamadıkça, yapılan onlarca çalışma heba olabildiği gibi tamiri zor hasarlara da neden olmakta ve olabilmektedirler. Yöneticinin temel fonksiyonlarının önemli maddelerinden bazılarını hatırlamak gerekirse; birbirini tamamlayan değişik işler yapmak, olanaklardan en iyi şekilde yararlanmak, yönetim prensip ve tekniklerini uygulamak, insan psikolojisinden anlamak ilk akla gelenler arasındadır. Sonuçta başarılı bir yöneticinin aynı zamanda ekibini motive eden ve çalışanların da kendilerini geliştirmesini sağlayan bir yapısı olmalıdır. Konu ile örtüştüğünden, Abidin Çavuşoğlunun anlattığı bir olayı da paylaşmak istiyorum. Amerikada bir mağaza müdürü çalışanların yaptıkları işe imza atmasını ister! Kasa arkasında çalışan ve down sendromu olan bir çocuk ise evindeki bilgisayarda babasının da yardımı ile imzasını attığı küçük kağıtların çıktılarını almaktadır. Ama o her birinin arkasına özlü sözler yazmaktadır. Her akşam yeni bir söz yazmakta ve ertesi gün o söz poşetler içinde yerini almaktadır. Mağaza müdürü bir sabah geldiğinde tek bir kasada kuyruk olduğunu görür! Müşterileri diğer kasalara yönlendirmek istediğinde ise müşterilerin büyük çoğunluğu Johnun o günkü sözlerini merak ettiklerini ve bu nedenle poşetlerini onun olduğu kasadan almak istediklerini söylerler. Evet, yöneticinin imzası ve herkesin de bir imzası olmasını sağlaması, sağlayabilmesi şart. Başarının anahtarı çok aslında, biraz görmek, görebilmek ve gösterileni anlamak önemli. Önümüzdeki yazımda PEBEV Genel Yönetmeni Ergün Güler ile yaşadığımız bir konuyu sizlerle paylaşacağım.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive