Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Sinan Asılyazıcı

Guru Olmak ya da Gururlanmak

Yalnızca sıradan insanlar kendi potansiyellerinin daima en iyi noktasındadırlar. Maughaum


Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yaptıklarını kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu renklerin ustası anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da ; kısaca Ranga Guru derlermiş... Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış, son resmini yaparak Ranga Guruya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru ise, Sen artık ressam sayılırsın Raciçi ve artık senin resmini halk değerlendirecek diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı atmalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görülmüyor. Çok üzülmüş. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Alıp resmi götürmüş Ranga Guruya ve ne kadar üzgün olduğunu belitmiş. Raga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi, yeniden yapmış resmi ve yine Ranga Guruya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru, ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte. Yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını söylemiş. Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra gittiği meydan da görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guruya gitmiş ve resme dokunulmadığını söylemiş. Ranga Guru ise öğrencisine şunları aktarmış: Sevgili Raciçi , sen birinci konumda, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci konumda, onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak, eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Sevgili Raciçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma. Guru lar ile tanışan ya da kendini Guru ilan edenleri yakından tanıyan perakende sektörü, bu konunun altında yer alan temel unsurları da görmezden gelmemelidir. Bu süreçte örnek ve ilham alınması gereken konulardan birisi de bir çoğumuzun bildiği veya uyguladığı Ahilik prensibidir. Perakende sektöründe iş süreci, son dönemlerde yaşanan gelişmeler de dikkate alındığında bu pazarda yaşananlar ya da yaşanabilecekler hakkında önemli ip uçları içermektedir. Sektörün kendi iç dinamikleri, beraberinde yeni devinimleri de getirmekte veya bunlara uyum sağlamak zorunda da bırakmaktadır. 3 Ekim sürecinde çıkması beklenen yol haritasının ucunda yer alan durakta durabilmek için perakende sektörüne de önemli görevler düşmektedir. Sektörümüz bu konuda hazır olanları, hazırlananları ve hazırlanmayı düşünmeyenleri kapsamaktadır. Bir iş sanatı olan perakendecilik de gereken koşullarda gerekli kişi ve kuruluşlar ile çalışmayı gerektirmektedir. Aksi taktirde yapılan yatırımlar yukarıdaki hikayede yer alan ilk tabloya dönüşebilir ve bundan ise kimse karlı çıkamaz! Çok önemli bir değer olan sanata saygıyı da hatırlamadan geçemeyeceğim. Ana temada işlenen konu ile ilgili sektörel örnekleri vererek çoğaltmak elbette ki olası. Bu konunun yorumunu yapmaktansa yaşayanından dinlediğim bir olayı paylaşmak istiyorum. Türkiyeden giden ve yurt dışında kuyumculuk yapan bir tanıdığımıza hayli ün saldığı ülkenin Başkentinde zengin bir müşteri gelir ve bir broş ister. Model çizilir ve müşteri modeli beğenir. Fiyatı verdiğinde ise müşteri Şu kadar karat dan şu kadar lık pırlanta tutar. Altının gramı ile tutarı da bu kadar olur, bu miktarı öderim deyince kuyumcu ustasına söz konusu altını tarttırır taşları da hazırlatır. Hepsini naylon bir poşetle müşterisine iğneler! Emeğin ve sanatın değeri hariç tüm istedikleriniz hazır, buyurun iyi günlerde kullanın der!.. ( ) Dünya Gazetesi Cumartesi - Pazar Eki 27-28 Ağustos 2005
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive