Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Okan Aras

Gidiş Krize Doğru Mu

İyi Yönetici... Bir kitap okuyup, hayatınız değiştiyse, bu yazıyı okumanıza gerek yok. Çünkü, bildiklerinizi, ama, zaman rüzgarında unuttuğunuz notları içeren bir yazı bu


Yeni ve de günün modası olduğu için farklı da değil. İş olsun diye yazılan, ve salt marjinal fikir çizgisindeki Amerikalı abilerimizin(?) ıkınarak çıkardıkları vayy bee ! diyeceğiniz bir yazı da, değil üstelik... Hele bir seyreyleyin gümbürtüyü: Sohbetimizde, söz dönüp dolaşıp iyi yönetici kimliğinde düğümlendi. Milyon dolarları, rahatça konuşan dostum, dayanamayıp, baklayı çıkardı ağzından : - Okan kardeş, senin çevren geniştir, bize iyi birini bulsan. Bir de finans müdürü... Ancak, istem bununla kalmadı kuşkusuz. Satın almadan devam edip, bilgi işlem şefliğine değin uzayıp giderken aslında, artık kurumsallaşmak lazım düşleriyle sürdü... Eee (!) söz, bıçak gibi kemiğe dayanmışken, biraz da ahkam(?) kesmek şart. Öyle değil mi ? Doğru İşler... Günümüzde, kimse genel müdürün elindeki sihirli değnekten söz edemiyor artık. Biliniyor ki, başarı, ekibin uyumuna bağlı. Ve bu ekip, hiçbir zaman kendiliğinden oluşmuyor.. İlk kıvılcımın, üst yönetimden geldiği, taban birliklerinin soyut olan yönetim olgusunu, somut olarak algılayabilmesiyle, ekibin oluştuğu bilinmeli. Tercih edilen yönetici, liderlik niteliklerine sahip olduğu oranda, ekibini en iyi personelden kurar... Hangi eğitim notlarımda var, bilemiyorum ama, yönetici-lider arasındaki farka, sürekli hayran kalmışımdır : - Yönetici, işleri doğru yapar. Lider, doğru işler... Değerli iş adamı, üstat Üzeyir Garihin, çok çarpıcı bir sözünü de hatırlamadan geçilmez şimdi: - İş yapan yöneticinizi kovun ! O kadar para veriyorum, bir de çalışmayacak mı diyenlerimiz çok. Ancak, unutmayınız ki, yöneticinizi, işleri sadeleştirip koordine ederek, doğru işlerin yapılabilmesi için tercih ettiniz. Hatırladınız mı ? Ayrıntılarla uğraşan, astlarının görevini de yapan, alt kadroya yetki ve sorumluluk vermeyen, iletişimde belirsizlikler oluşturan, bilgilendirmede eksik kalan yöneticiniz, stratejik planlamaya zaman ayıramayacak, eğitimi es geçecek, kendine zaman ayırmadığı için, gelişmelerin gerisinde kalarak, kötü giden cirolar ve ekibin oluş(a)mamasından kaynaklanan yıpranma ile karşılaşacaktır. Kötü Adam ve Kahraman Nitekim, astlar, her eksikliğin sorumlusu olarak, üst yönetimi ve yöneticisini görür. Bu da, yetersiz kalma, ya da aciz kalma ile eş anlamlıdır ki, tersine gidişin çözümü, hemen her zaman ciddi operasyonları gerektirir. Operasyonların alelacele ve yetersizliği durumunda oluşan verimsizliğin doğal sunucu, ne yazık ki her zaman aynı ve kaçınılmazdır : - Ödemeler dengesinin bozulması... Bu durumda, bir yanlış da en tepeden gelmez mi : Yandım, keten helva... Yönetim kurulunun çok biliyormuşçasına (daha önce nerdeydin diye sorulamaz ki) devreye girmesi, ayrıntıları ortaya çıkarıp, asıl işlerin yapılmasına engel olacaktır. Bu neden-sonuç ilişkisinde, hatalar yinelenerek üreyecek, her birimde oluşturulan sıkı denetimler, zamanında verilmesi gereken kararların gecikmesine, bütünün doğru analiz edilmemesine, dolayısıyla da isabetsiz şut misali dayanaksız planlamalara dönüşecektir. - Üfff ! Sıkılmadınız mı ? Kısır döngü başlamışsa dur demek gerçekten zor ve zihinsel zekadan çok, duygusal zekası yüksek liderler ile çözüme ulaşır. Onları da bulmak, çok zor olduğu gibi, şans yüzdeniz de çok düşüktür. İyisi mi siz, yönetiminize daha en başından, duygusal zekası yüksek, para tatmini yerine, iş tatmini tercihine denk düşen, 3.bin yılın yöneticileriyle işe başlayın. Nasıl mı diye soruyorsanız eğer, yazının başına yeni bir dönüş yapmalısınız.. Nolcak Şimdi ? Bayram değil, seyran değil. Niye şimdi tüm bu ayrıntılar düşüncesinde olanlar arttı nitekim. 2000 yılının, hoş geçtiğini düşünüp, 2001 yılına büyük umutlar ile başlangıç yapanlar, nasıl bir duvara tosladığımızı hatırlıyor mutlaka. Bugün, ekonomide estirilen bahar havasında, son günlere gelinmiş olmasın sakın. Her yıl, 500 bin işsize karşın, kalıcı çözümler üretemeyen ve dövizin aşırı ucuz seyrine ilişmeyenlerin, cari işlemler açığını da, borca dayalı sıcak parayla finanse etmesi, pek hayra-alamet değil dostlar. Dünya konjonktüründe ABD ekonomisinin yavaş seyri, petrol fiyatlarının varil başına 50 $ düzeyini geçmiş olması, faiz oranlarının hala yüksek devam etmesi, ülkeme giriş yapmak isteyen yabancı sermayenin yatırım yerine 500 büyük firmaya ortak olma eylemleri, bana yeni bir döviz ayarlamasını, yeni bir krizi çağrıştırıyor. Yanılmak, en büyük dileğim ! Ama biz, küresel açılımlar için durmuyoruz, durmayacağız da. Daha geçen ay, 3 yılda bir düzenlenen ve dünya perakendesine yön veren fuarlardan biri olan Euroshop 2005e 50 kişilik profesyonel bir ekip ile katılım gösterdik. Üstelik, Türkiyeden 31 firma, Düseldorfta adeta bir gövde gösterisi yaparken perakendeye hizmet yarışında biz de varız dedi. Olumlu iş bağlantıları yaparak, dönüş yaptı. Hepimize kolay gelsin !
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive