Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Sinan Asılyazıcı

En İyi Asker Saldırmaz

Carl von Clausewitz önemli bir stratejik öğretisinde şöyle der; Her yeri savunmak zordur. İyi bir savunma yapmak için stratejik yerleri tutunuz. Clausewitz savaşta sonuçlandırıcı çarpışmanın saptanmasının gerekli olduğunu da kanıtlamıştır


Gene Prusya lı bir stratejist olan Moltke de bu kavramın etkisinde kalır.( General Helmuth von Moltke ) Ancak bu kavramı Topyekün savaş stratejisi olarak yaygınlaştıran kişi ise Ludendorff dur.( General Erich von Ludendorff ) İstiklal savaşında ise Atatürk Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. sözünü savaş stratejisi haline getirerek uygulamış ve kazanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası ise Kazan - Kaybet kavramı yerini Kazan Kazan kavramına bırakmış ve savaşların çehresi de değişmiştir. Kaybeden tarafın olmayacağı, tarafların kazançlı çıkacağı bir stratejik anlayışın en çok kabul göreceği sektörlerin başında ise perakende gelmektedir! Bu süreç günümüz perakendeciliğinde yaşanmakla beraber farklı taktik savaşları da barındırır ve yaşatır hale gelmiştir. Bu bağlamda Lao Tsu King in yukarıdaki sözünü ele alacak olursak, ki çok daha eskilere dayanır bu söz. Bu sözün günümüz perakende savaşlarında kullanılır ve uygulanır olduğunu sanırım bir çoğumuz görüyor ve yaşıyoruz.Bu sessiz savaş her geçen gün daha da yayılıyor ve sanırım daha da yayılabilir. Yakın coğrafyamızda geçerli bir stratejik söz olan Düşmanımın düşmanı, dostumdur.sözü sadece olası bir çatışkıyı ötelemeden ibaret olup, sonuçları da pek muhtemeldir! Kazan Kaybet kavramını yoğun yaşamış olan perakende Kazan Kazan kavramı ile savaşırken, mücadele etmeden yaşanan rekabet ve fetihleri de yaşar hale gelmiştir! Büyümek zorunlu hale gelmiş, pastanın büyümediği büyüyemediği hal ve yerlerde pastadaki payı arttırmanın, korumanın savaşları yaşanmaktadır. Dünün, kapı kapıya yapılan peynir ve deterjan fiyat savaşları bu gün uzaktan satın almalar ile başlamadan biter hale gelmiştir! Yok, hemen sözü Wal- Mart a getirmeyeceğim.Bu yeni oyuncu gelmese de rekabet yok mu? Ya da gelir gelmez Deniz mi bitecek? Wal Mart tın ne olup olmadığı sürekli yazılıp, inceleniyor ve doğallıkla incelenecek de. Market Dergisinin önceki sayısında da bu konu ile ilgili detaylı bir araştırma yayınlandı.Gerçi bu konu da açıldı mı pek kolay geri çıkamıyoruz ama, yeri gelmişken biraz daha değinmek istiyorum. Bu ara daha çok Wal-Martın Almanya pazarından geri çıkması konuşuluyor, bir o kadar ülkemize geleceğinin konuşulduğu kadar. Öncelikle belirtmek isterim ki Almanya ve Türkiye doygunluk açısından da yapısal olarak da farklı pazarlar. Diğer bir açıdan bakıldığında giderek organize bir şekilde güçlenen perakende sektörümüz pek o kadar da kolay lokma değil ve olmayacaktır. Emeğin ve kazancın kutsallığına olan inancımı da burada belirtmek istiyorum ve zaman, zaman her türlü yasa çalışmalarında örnek alınan Fransadaki önemli satışlara karşı çıkan dinamikleri de hatırlamadan edemiyorum ve anımsatmak istiyorum.Alan razı, satan razı durumunda elbette ki bize söz düşmez. Ancak, büyük çaplı satın almaların sektördeki dinamikleri nasıl etkileyeceğini de düşünmeden edemiyorum.Beklentim, doğallıkla haksız rekabetin olmaması yönünde ve bu bağlamda sektöre gerekli yasaların kazandırılması yönünde. Olası ve muhtemelen gündemde ki Wal-Mart operasyonu içteki rekabeti unutturmuş görünse de, gerçeğin öyle olmadığını hissediyorum. Ancak yeni yatırımcı gelsin ya da gelmesin içteki tabelanın yolu rekabeti gösteriyor ve her geçen gün bu doğrultuda toplu satın almalar yaşanıyor ve son dönemlerde buna nokta bazlı olanlarda ekleniyor. Nokta bazlı olanlarda ise sektörden çekilme olmaması sevindirici bir gelişme. Bu tarz satıştan elde edilen para yeni mağaza yatırımına yönleniyor ve firma yoluna devam ediyor. Şu saatten sonra yeni oyuncu gelsin gelmesin sektör halen cazibesini koruduğuna göre de muhtemelen gelecek! Daha organize ve kaliteli perakendecilik yapmak kaçınılmaz olmuştur ve olacaktır da! AB perspektifinde daha güçlü bir Türkiye perakendeciliği sektördeki tüm oyunculara kazandıracaktır. Ve bu kazanım, dış yatırım olarak ülkemizi daha da yukarılara taşıyacaktır. Lao Tsu King in sözü en başarılı yönetici tanımlaması ile bitiyor. Yöneticilik konusunu önümüzdeki yazıma saklamak durumundayım çünkü yerim kalmadı ve içinden bu kadar savaş ve strateji geçen bir yazıyı stratejik bir sözle bitirmek istiyorum. Yığınakta yapılan yanlış, seferin sonuna kadar telafi edilemez. Moltke
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive