Eklenme Tarihi : 13 Aralık 2007 Perşembe
Doç.Dr. Kenan Aydın

Ekonomik Yapımız Dış Ticaret Açığı Üretiyor (I)

Ülkemizde özellikle 1980`li yıllardan beri ihracata dayalı kalkınma modeli benimsenmiştir. Bu modele uygun olarak ihracatın arttırılması yönünde yoğun çabalar gösterilmektedir


Son yıllarda da her yıl bir önceki yıla göre ihracat artışı gerçekleştirilmekte ve ihracat rekorları kırılmaktadır. Ancak; ihracat rekorları beraberinde ithalat rekorlarını da getirmektedir. İthalattaki artışının daha yüksek olması ise doğallıkla önemli dış ticaret açıklarına neden olmaktadır. Esasında ihracat ve ithalatın toplamından oluşan dış ticaret hacminin yüksek olması kötü bir şey değildir. Hatta finanse edilebildiği sürece ülkenin refahının, kalkınmasının göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu nedenle dış ticaret açığının ya da buna bağlı olarak ortaya çıkan cari açığın finansmanı çok önemlidir. 2.Ekonominin Kırılganlığı Devam Etmektedir Ülkemizde 1950`li yıllardan itibaren yaşanan ekonomik krizlere bakıldığında bu krizlerin dış ticaret açıklarına bağlı olarak oluştuğu söylenebilir. Ülkemizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 50`ler seviyesine düştüğünde (Örn:1980, 1993, 2000) çoğu kez ağır sonuçlar doğuran ekonomik krizlerle karşılaşılmıştır. Bu bağlamda cari açık/GSMH oranı da önemli bir gösterge olarak dikkatle izlenmelidir. Türkiye` de 2005 yılı sonu itibariyle ihracatın ithalatı karşılama oranı henüz yüzde 60`ın üzerinde olmasına karşın; dış ticaret açığının yaklaşık 43 milyar dolar, cari açığın 23 milyar dolar ve cari açık/GSMH oranının yüzde 6`yı aşması ekonomide kırılganlığın devam ettiğinin göstergesidir. Kısa dönemde dış ticaret açığının ya da cari açığın finansmanına olumlu katkı sağlayabilecek ve ekonomik krizleri önleyebilecek bazı gelişmeler bulunmaktadır; Şöyle ki; Siyasi istikrar ve yaşanan AB süreci 2005 yılında ülkemize yaklaşık 9 milyar dolar net doğrudan yabancı sermaye girmesini sağlamıştır. Bu rakam önceki yıllara kıyasla çok önemli bir artışı ve seviyeyi göstermektedir. Irak`ta yaşanan süreç ve coğrafi yakınlığımız nedeniyle çoğu temel tüketim ürünleri gereksiniminin ülkemizden karşılanmaktadır. Diğer taraftan gelişen pazarlar olarak değerlendirilen IMKB yabancı yatırımcıların ilgisini çekmekte ve bugün yaklaşık 50 milyar dolar sıcak para IMKB` ye girmiş bulunmaktadır. Görüldüğü üzere tüm bunlar konjonktüreldir. Olağanüstü durumlarla karşılaşılması halinde sorunlar yaşanacağı muhakkaktır. Gerek AB sürecinde yaşanabilecek olumsuz gelişmeler gerekse de bizim dışımızda gerçekleşebilecek ve fakat bizi etkileyebilecek önemli olaylar kırılgan ekonomimizde önemli sorunların yaşanmasına neden olabilir. 3.Türkiye Yapısal Bir Dönüşümü Sağlamalıdır Ekonominin kırılganlıktan kurtarılabilmesi için yapısal bir dönüşüme gereksinim bulunmaktadır. Taraf olduğumuz anlaşma ve organizasyonlar ile benimsemiş olduğumuz ekonomik model; içe dönük, kapalı, gümrük duvarlarının arkasına saklanan, korumacı politikaların uygulanmasına uygun değildir. Bu durumda; dış ticaret açığını finanse edilebilir duruma getirebilmek amacıyla; mevcut sektörlerin geliştirilmesi yanında döviz getirebilecek farklı alanlara yönelmek bir zorunluluk arz etmektedir. 4.Yapısal Dönüşüm Sağlayacak Bazı Projeler Krizlerin yapısal bir sorun olmaktan çıkarılabilmesi ve ihracata dayalı kalkınma modelinin sürdürülebilmesi için; turizm gelirlerinin arttırılması, önemli rezervlere sahip olduğumuz bazı değerli madenlerimizden uç ürünler üretilmesi ve yazılım konusunda önemli sayılabilecek bir ihracat gelirine ulaşılabilmesi için büyük bir çaba gösterilmesi gerekmektedir. Tüm bunlar yapısal bir dönüşüm sağlayacak ulusal bir politika ekseninde bütünleşmelidir. Turizm Dış ticaret açığının karşılanmasında turizm gelirleri her zaman önemli bir katkı sağlamıştır. 2005 yılı için de 43 milyar dolar olan dış ticaret açığının finansmanında 15 milyar dolarlık turizm gelirleri çok önemli bir katkı sağlamıştır. Ancak, turizm potansiyelinin yeterince değerlendirilemediği de çok açıktır. Ülkemizin önemli turizm merkezlerinde sezon 4-6 ay arasında değişmektedir. Deniz turizminin dışındaki kültür ve kongre turizmi konusunda potansiyelimizi kullanamadığımız bilinmektedir. Gerek Antalya gerekse de Bodrum, Marmaris ve Kuşadası gibi turizm beldelerimizde otellerimizin yanında yazlık konutların da büyük ölçüde boş olduğu bir gerçektir. Oysa sadece Antalya`nın bile kongre ve fuarlar açısından değerlendirilmesi ve otellerle birlikte atıl konutların da turizme kazandırılması büyük bir potansiyeldir. Gelecek sayı bu konuya devam edeceğim.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive