Eklenme Tarihi : 13 Aralık 2007 Perşembe
Doç.Dr. Kenan Aydın

Dünyada Yaşanan Son Dalgalanmalar ve Türkiye

Küreselleşen dünyada artık tek başımıza hareket etme, kendimizi dünyadan soyutlama ya da dünyadaki gelişmelerden etkilenmeme olanağı yoktur. Yani ister istemez dünyadan etkileneceğiz


Geçen hafta ABD merkez bankası eski başkanı Greenspanin ABD ekonomisi durgunluğa girebilir biçimindeki ifadesinden sonra ilginç bir biçimde dalgalanma ÇİN den başladı. Son bir yılda yüzde 130 oranında artan Şanghay borsası yüzde 9.2 oranında değer kaybetti. Bunu takiben Avrupa ve ABD borsalarında da önemli sayılabilecek (yüzde 3-4) düşüşler yaşandı. Finansal piyasalarla ilgili yayınlarda durum 2003 Mart ayı sonundan bu yana en kötü hafta olarak özetlenmiştir. Halen durum netleşmemiştir. Önümüzdeki süreçte; gerek borsa gerekse de dolar ve diğer önemli paralar açısından dünya borsalarında neler yaşanacağı belirsizdir. Geçmişte yaşanan Asya ve Rusya krizlerinin dünyayı nasıl etkilediği çok iyi bilinmektedir. Bu durumda acaba olası dalgalanmalardan Türkiye nasıl etkilenecektir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; Türkiyede bugüne kadar yaşanan ekonomik krizler büyük ölçüde dış ticaret ve buna bağlı olarak cari açıklardan kaynaklanmıştır. Krizlerin ortaya çıkışında ise ihracatın ithalatı karşılama oranı önemli bir gösterge olmuştur. 1950lerden itibaren yaşanan ekonomik krizlere bakıldığında (1953, 1958, 1980, 1994, 2001) ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 50ler seviyesine düştüğünde kaçınılmaz biçimde krizlerle karşılaşılmıştır. Krizlerin etkisi bazen derin bazen daha yüzeysel olmuştur. Türkiyede 2007 yılı başında hala ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60ın az da olsa üzerindedir. Geçmiş verilere baktığımızda bu yönden ülkemizde kısa dönemde bir kriz beklenmemelidir. Ancak, bu durum sürdürülebilir mi? Yani ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60ların üzerinde olarak uzun süre devam edebilir mi? Belirtmek gerekir ki ekonomik yapımız dış ticaret açığı üretmektedir. Bu yapının değiştirilmesi radikal dönüşümlere ihtiyaç göstermektedir. Bu aşamada bu tür radikal dönüşümlerin yapılabileceği yönünde bir işaret de bulunmamaktadır. Bu radikal dönüşümler sonucu Türkiye katma değeri yüksek ürünler üretebilir noktaya gelebilmelidir. Bunların başında da yazılım gelmektedir. Ulusal bir seferberlik ilan edilerek tüm kurum ve kuruluşların katkısı ile bir yol haritası belirlenmelidir. Burada Hindistan örneği referans olarak alınabilir. Sonuç olarak belirtmek gerekir ki ihracatın ithalatı karşılama oranı bu seviyelerde seyrettiği sürece; normal koşullarda 2007 yılı için ekonomide bir olağanüstülük yaşanmayacaktır. Türkiyenin gelişmekte olan piyasalar içerisinde görülmesinin ya da algılanmasının da buna olumlu katkısı olacaktır. Ancak, uzun dönemde bu ekonomik yapı sürdürülebilir değildir. Radikal dönüşümlere ihtiyaç vardır. Saygılarımla
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive