Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Sinan Asılyazıcı

Camın Dansı

Ünlü Çek besteci Friedrich Smetana; (1824 1884) Vatanım adlı senfonik şiirinde, alıp götüren bir akıcılıkla anlattığı Moldau nehirlerinin hikayelerine konuk eder bizleri. Düğünlere, eğlencelere, gezilere konuk olarak akar Moldaunun suları


Ele avuca sığmayan Moldaunun suları nazlı ve edalı akışlarını sürdürürlerken mağrur ve soylu bir eserin kırılgan edalarıyla, ellerden veya masaların üzerinden baktığını görürler. Bu şiirsel sulara sanatsal yapıları ile bakan eserler için güzel sözler söylenmiş. Kristal kendi soyluluğuna kulak asmadan, her sınıftan şıkla hemen sevişmeye kalkan aşk delisi bir prens... Harcıalem gün ışığı ile cilveleşen kristal vazo, elektriğin her türlü ışığıyla durmadan öpüşen kristal avize, şamdanların mum ışığını durmadan koynuna davet eden kristal kadeh, bir çakmak alevinde bile içi tutuşan kristal ayna...Vitraylar mistiktirler...Yeşilleri, kırmızıları, turuncuları, sarılarıyla ışıkları kendi benliklerinin gizemli biçimleriyle öyküsel görüntülerinden süzerek sessiz dualara dönüştürülürler... Ya peki pencere camları? Kendi varlıklarını hiç belli etmeden gözlerini kendilerine çevirenlere dünyayı gösteren pencere camları...Tıpkı büyük yazarlar gibi... En çok onları severim ben. Pencere camlarını... (Çetin ALTAN) Bu kırılgan sanat eserine adı ile özdeşleşecek bir çok sanatçı, ya isim babası olmuş ya da bestecisi bilinmeyen ama yüzyıllardır çalınan eserler gibi gezip durmuş, kristal. Belki Çarlık Rusyasında fondip yapılan votkanın ardından, kırılmış. (ilk atıldığında kırılması uğur olarak adlandırılır) Belki de Fransada bir şatoda Lalique kadehlerde konuk ettiği şarabın renkleriyle dans etmiştir. ( René Lalique 1860 1945. Kuyumcu, sanatçı) Bazen de akraba olduğu ateşle çok kez buluşmuştur. Çehov ve Gorkinin eserlerinde ya da Lermantovun şiirlerinin dinlenirken atıldığı şöminelerde. (Bu da bir gelenekti, eski Rusyada) Kristal, maskeli baloları çok seviyor! Mozart ile Topkapı Sarayına konuk oluyor, Fabergé (Eugené Fabergé) ile St. Petersburga...Canı sıkıldığında antikacıların en mutena köşesinde yan gelip yatıyor. Bazen, bir Rus çingenesinin kemanından çıkacak kadar delişmen, bazen de bir sarayda köşesinde oturacak kadar sessiz olur kristal. 16 17. yüzyıllarda Kuzey İtalyadaki mücevher kesme sanatında tekniğin gelişmesiyle, kaya kristalinin kullanılmayan atık parçaları da değerlendirilmeye başlanmıştır.Küre, damla, gül ve oval formlu parçalar avizelere asılarak kaya kristalden askı avizeler oluşturulmuştur. İngilterede ve devamında Bohemyada kömürle çalışan ve yüksek ısılara ulaşabilen ocaklar sayesinde camın eritilmesi kolaylaşmış, elde edilen yüksek kalitedeki cam, kristal avize üretimi için uygun cam kesim tekniklerini mümkün kılmıştır. 1662- 1665 yılları arasında Avusturyada bulunan Tirolde, Swarovski en yüksek derecedeki teknik hassaslıkla cilalanmış mükemmel avize kristalleri elde etmeyi başarmıştır. Avrupada teknolojik gelişmelere paralel olarak zaman içerisinde artış gösteren avize kullanımı,Osmanlı İmparatorluğunda da 18. yüzyıldan sonra artış göstermiştir. Bu döneme ait Bohemya kristallerinden yapılmış bronz avizelerin en güzel örnekleri, Topkapı Sarayının Sofa-i Hümayundaki köşklerin sonuncusu ve saraydaki Fransız Ampiri üsluplu tek yapı olan Mecidiye Köşkünde bulunmaktadır. Osmanlı döneminde oldukça revaçta olan Bohemya kristalleri Çekoslovakyada üretiliyordu. LAbbé Jaubert; 1760 daki Dictionnaire des Arts Métiers isimli bir yayınında bu avizelere şöyle bir tanımlama getirmekteydi.Dökümcüler, avizeciler-cilacılar tarafından elde edilen modellere göre her şeyi kalıba döküyorlardı. Süslemenin tarzı, herhangi bir kural koymayı gerektirmiyordu. Cam sanatına olan ilgim ve yayılan butik tarzı mağazacılık nedeniyle bu konuyu kısmen de olsa paylaşmak istedim, sizlerle. Her geçen gün daha fazla konu ve konseptle ilgilenmeyi gerektiren perakendecilik de bizlere bunu gerektirmiyor mu? Kristal ile başladığım yazımı, cam için söylenmiş güzel bir sözle bitimlendirmek istiyorum. Cam, hayatımda gördüğüm en dürüst malzeme.İçi dışı bir ve temiz. Kırığı sağlamından daha değerli olan ender malzemelerden birisi. Yani parçalanmışı olmayınca sağlamı yapılamıyor ya da kırıklardan oluşan bir bütün. (Metin DENİZ) Bu söz bana başka çağrışımlar da yaptı. Gene de yorum sizin... Antik Dekor sayı 82 den özetle Verdiği bilgi ve destekten ötürü Şişecamdan Sn. Oya Sağıroğlu ve Sn. Perihan Sekbana teşekkür ederim. Yazarımıza ulaşmak için : sa@perakende.org
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive