Eklenme Tarihi : 13 Aralık 2007 Perşembe
Doç.Dr. Kenan Aydın

Cafcaflı Sözler mi, Tüketicinin / Seçmenin Talepleri mi

Son yıllarda yönetim, pazarlama, siyaset gibi hayatımızın hemen her alanında yeni paradigmalardan, yeni kavramlardan, yeni açılımlardan vb. söz ediliyor Bu kavramlar bizim ülkemizde çok daha fazla önemsenmekte ve hatta bunlar zaman zaman bir araç olmaktan çıkmakta ve bir amaç haline gelebilmekte


Bilindiği üzere ülkemizde özellikle ABDde üretilen bilim ve teknoloji çok yakından ve hayranlıkla izleniyor. Örneğin ABDnin ünlü üniversitelerinden Harvardda yazılan bir makale çoğu kez tartışmasız bir doğru, bir yasa gibi kabul edilebiliyor. Oysa çoğu kez böyle bir makalenin konusu (örneklem) sadece ABDye veya dünyanın bir başka ülkesine ilişkin. Yani söz konusu örnek tüm dünyayı temsil etmeyebileceği gibi, varılan sonuç da evrensel olmayabilir. Son yıllarda bu şekilde üretilen kavramlardan paradigma, strateji, taktik, ilişkisel pazarlama, postmodern pazarlama, siyaset pazarlaması, ürün yönetimi, marka yönetimi, kategori yönetimi vb. birçok kavram etrafımızda dolaşmakta her biri ile ilgili onlarca kitap yazılıyor ve tartışılıyor. Doğal olarak bu konularla ilgili üniversitelerimizde yüksek lisans ve doktora tezleri de hazırlanıyor. Bu kavramlar şüphesiz çok önemli. Dolayısıyla üzerinde durulmalı ve tartışılmalı. Bu vesile ile çok değerli hocamız Prof. Dr. Yavuz ODABAŞInın Postmodern Pazarlama isimli kitabının, tüketici davranışlarındaki değişimleri algılamak ve tüketici değişimlerine yeni bir bakış açısı geliştirmek bakımından çok yararlı olduğunu belirtmeliyim. Ancak bunların amaca ulaşmada yararlanılması düşünülen araçlar olduğu göz ardı edilmemeli. Harvard Üniversitesi de yukarıda sözü edilen abartılı durumun farkına varmış olmalı ki; yaklaşık 3 yıl önce yayımlanan bir makalede (bu makale MESS tarafından Türkçeye çevrilmiştir) söz konusu bu cafcaflı sözlere gereğinden fazla önem verilmemesi ve bunların sonuçta bir araç olduğunun unutulmaması gerektiğine işaret edilmiş. Ayrıca; Bu görüş biraz daha ileriye götürülerek; siz bu cafcaflı sözlerle kapalı kapılar ardında saatlerce toplantılar yaparken, rakipleriniz müşterilerinin peşinde koşuyorlar. Sonuçta kazanan müşterilerinin peşinde koşanlar olacak deniliyor. Konu siyaset pazarlaması ve 2007 genel seçimleri bağlamında değerlendirilecek olursa; başarıyı göğüsleyenin bu kavramların farkında olan ve onları sadece bir araç olarak gören ve seçmenlerinin peşinde koşan, onların ihtiyaçlarının farkında olan ve ona göre politika üretenlerin daha başarılı olduğu görülür. Böylece toplumdaki değişimleri ve algılamaları doğru değerlendiren partinin başarılı olduğu açık. Toplumdaki değişmelerin farkında olamayan ya da olmak istemeyen ve toplumla bütünleşemeyen, onların taleplerini doğru algılayamayanların da başarılı olamadıkları açık. Tüketici ya da seçmen odaklı olmanın ne kadar önemli olduğu bu anlayışı benimseyenlerin nasıl başarılı oldukları açık. Ancak, unutulmamalıdır ki post-modern pazarlama anlayışı tüketicileri geleneksel ayrımlara göre tanımlamanın olanaksız olduğuna vurgu yapmakta. Buna rağmen hala seçmenin taleplerinin ne olduğunu araştırmadan ve buna göre politika üretmeden sen in, ben oturayım anlayışı ile hareket edildiği de bir güncel gerçek. Bu konu ile ilgili olarak İngiltere örneği çok ilginçtir. İngilterede Muhafazakar Parti uzun yıllar iktidar olurken İşçi Partisi sürekli muhalefette kalmakta idi. İşçi Partisinin söylemleri; özelleştirmeye karşı olma, sermayenin karşısında olma, sendikaların yanında olma gibi partinin geleneksel ilkeleriydi. Bu ortamda Tony Blair, öncelikle İngiliz halkının ne istediğini ve taleplerinin ne olduğunu öğrenmek istedi. Yaptırdığı araştırmada İngiliz halkının bu söylemlerde ısrarlı olmadığını kendi refahının arttırılmasını istemekte olduğunu anladı. İşte Tony Blair bu ihtiyacın farkına vararak, İşçi Partisinin söylemlerini ve politikalarını değiştirdi. Toplumun taleplerine uygun söylemler geliştirdi. Sonuç hepimizin bildiği gibi Blair üçüncü dönemde seçildi ve bugün kendisi ayrılmış olsa bile Partisi iktidarda. Kısaca belirtmek gerekirse ister ticari pazarlama, isterse de siyasi pazarlama olsun başarı için; cafcaflı sözlere takılıp kalmamalı bunlardan bir araç olarak yararlanmasını bilmeli, ama asla onları bir amaç haline getirmemeli ve post-modern pazarlama anlayışı ile tüketici ya da seçmenleri doğru değerlendirip algılamalı ve uygun politikalar üretilebilmeli.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive