Eklenme Tarihi : 13 Aralık 2007 Perşembe
Engin Yıldırım

Başarıyı Satan Kazanıyor

Türkçe sözlükte başarının tanımı şu şekilde yapılmıştır: Başarmak işi veya başarılan iş, muvaffakiyet. Başari deyince aklımıza farklı şeyler gelir. Toplumun gözünde başarı maddi gelir getiren bir kariyer, büyük bir ev, lüks bir arabadır. Aslında bunlar başarılı olmanın tanımı değildir


Ralph Waldo Emerson`un başarı tanımına kulak verelim: BAŞARI; Sık sık gülmek ve çok sevmektir; Akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır; Dürüst eleştirmenlerin onayını almak; sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır. Güzeli sevmektir; Herkesteki en iyiyi bulmaktır. Karşılık beklemeyi hiç düşünmeden kendiliğinden vermektir; Geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır. Gönlünce eğlenmek ve gülmek; Kendinden geçerek şarkı söylemektir; Tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir. İşte bu, başarılı olmaktır. Fakat gerçekteyse başarı kişiden kişiye değişebiliyor. Şartlar, kriterler, zaman, bakış açısı vs. Tabi başkalarının başarısına kendi başarısı gibi sahip çıkanlara da yazının ilerleyen satırlarında değinmeden geçemeyeceğim. Basket takımlarının şirketler gibi yönetildiği ABDde, pazarlama ve reklam, takımların en önemli gelir kaynağı. ABDnin ünlü takımlarının yöneticilerine göre başarılı olmak için sadece iyi oynamak yeterli olmuyor, oyunu satmak, yani başarıyı maddi kazanca çevirmek de gerekiyor. Ayrıca takımın seyircisiyle duygusal bağ kurması, onların beklentilerini karşılayabilmesi ve genç oyuncular yetiştirmesi de spor kulübünün başarısı açısından hayati önem taşıyor. İnsanları aynı amaç etrafında birleştiren bir güç, spor. Bu özelliği ile toplum üzerinde büyük bir etki oluşturan sporu birçok şirket pazarlama aracı olarak kullanıyor. Bazıları kendi takımlarını kuruyor, bazıları mevcut takımlara sponsor olarak reklamını yapıyor. Gelelim alışveriş merkezleri ve perakende sektörüne. Örneğin alışveriş merkezi ne kadar çok tanınıyorsa, marka olmuşsa, iyi markalardan oluşan kiracı karması varsa, lokasyonu iyi, müşteri sirkülasyonu da yoğunsa sponsorlar ve reklam verenler gözünde o nispette değerli oluyor. 1) Merkez içindeki ve dışındaki reklam alanlarını kiralayabilmek için alışveriş merkezinin yukarıdaki değerlere sahip olması gerekiyor. Aksi takdirde reklam alanlarını kiralama işini dışarıda bir firmaya vermiş olsanız bile yeterli kiralama yapılamaz. 2) Standlar için de benzer şartlar geçerlidir. Merkezin yukarıda bahsettiğim artıları ne kadar çok olursa o kadar çok kısa ve uzun soluklu stand kiralamaları yapılabilir. 3) Alışveriş Merkezi ziyaretçilerine ulaşmak ve mağazalarını, markalarını tanıtmak; hem kendi yaptığı hem de kiracılarının yaptığı çalışmaları, kampanyaları vs. duyurmak amaçlı çıkarttığı dergi, gazete, insert vb. çalışmalara reklam alınması da (özellikle dışarıdaki firmalardan reklam alınması) merkezin bahsettiğim artılara sahip olmasına ve ulaştığı hedef kitlesine göre değişebiliyor. 4) Barter yapılabilmesi de aynı şekilde merkezin sahip olduğu değerlerin iyi pazarlanmasına bağlı. Yöneticiliğini yaptığım alışveriş merkezlerinde birçok demirbaşı (buzdolabından laptopa, cep telefonundan güvenlik ekibinin otoparkta kullanacağı bisiklete kadar) barter yoluyla aldık. Keza düzenlediğimiz kampanyalarda çekilişle verdiğimiz otomobilden tatile, cep telefonundan beyaz eşyaya vs. her türlü ürün reklam ve barter karşılığında alınmaktadır. 5) Zamanla daha önce az kullanılır mecralar (Web sitesi) veya hiç kullanılmayan mecralar ( Food Court katında yemek masalarının üzerine reklam alınması) gibi merkezin değerlerini maddi gelire çevirmek başarıyı pazarlamaktır. Başarıyı pazarlamak hadisesi gerçekten önemli. Sadece maddi kazanca dönüştürmek için değil aynı zamanda saygınlık kazanma, tanınmak açısından da önemlidir. Ama bir de başkasının başarısına kendi başarısı gibi sahip çıkanlar emeği geçen insanlara haksızlık yaptıkları gibi bu başarıları kendilerinin başarısı gibi piyasaya pazarlayabiliyorlar. Er veya geç gerçekler anlaşılıyor ama bu süre zarfında da bazı insanlar hakketmediği yerlere gelebiliyor veya bazı insanlar da hakkettikleri yerlere daha geç gelebiliyor. O nedenle insanın çok büyük projelere imza atması, ekip yetiştirmesi, fedakarca çalışması vb. Şeyler çok önemli ama yapılan iş kadar önemli olan bir şey var ki o da yapılan işin doğru kanallardan duyurulabilmesidir. Son Söz : Pazarlama, başarının olmazsa olmazıdır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive