Zeytin Dostunu Buldu Pazarını Arıyor

Zeytin ve zeytinyağının yararları ve kullanım alanları saymakla bitmeyecek gibi. Zeytinin kahvaltı sofralarına kattığı lezzetin yanı sıra zeytinyağı da sağlıklı Akdeniz beslenme kültürünün bir sembolü. Türkiye sofralık zeytin üretiminde dünyada 2inci sırada bulunuyor ancak Türkiyede kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi henüz 1 litrenin altında. Yetkililer ve üretici firmalar Türkiyede tüketimin artırılmasının önemine işaret ederken, sektör bu yıl Anatolive Fuarıyla kendi gücünü görme şansını yakaladı

Eklenme Tarihi : 10 Aralık 2007 Pazartesi
zeytin-dostunu-buldu-pazarini-ariyor
Bir Akdeniz bitkisi olan zeytin (olea europea) Akdenizi çevreleyen ülkelerin hemen hepsinde yayılma imkanı bulmuştur. En kötü toprak koşullarında bile tabi olarak yetişebilen zeytin doğanın ilk ağacı olarak da tanımlanır. Zeytin ağacı, 6-10 yaşları arasında ekonomik olarak ürün vermeye başlayan ve 80-100 yaşlarına erişen bir bitkidir. Yurdumuzda zeytinliklerin yaklaşık yüzde 75i eğimli, dağlık ve yamaç arazilerde yer almaktadır. Bu yüzden kültürel bakım tedbirleri uygulanamamakta ve bunun sonucu olarak elde edilen ürün miktarı yıldan yıla değişmektedir. Bu periyodisiteye halk arasında var yılı ve yok yılı denilmektedir. Zeytin meyvesi ülkemizde kahvaltıda yer alan ve birçok yemeğin, özellikle salataların süslenmesinde kullanılan, aynı zamanda beğenilerek yenilen yararlı bir yiyecektir. Zeytin meyvesi özel olarak yapılmış çeşitli yeşil zeytin ve siyah zeytin salamuraları olarak sofralarımıza sunulmaktadır. Zeytin hasadı ülkemizde ekim-ocak ayları arasında yapılmaktadır. Dünyanın en sağlıklı ve doğal bitkisel yağ kaynağı olan zeytinin tarihi, günümüzden 8 bin yıl öncesine dayanır. Tarihi gelişimi içinde birçok efsaneye kaynak olan zeytin eski uygarlıkların yazıtları ve kutsal kitaplarda yer almıştır. Ayrıca, beyaz bir güvercinin Nuhun gemisine tufan sonrası canlılık belirtisi olarak, ağzında zeytin dalı ile dönmesi nedeniyle, zeytin yüzyıllardır barışın simgesi kabul edilir. Zeytinyağının genel özellikleri ve sınıflandırılması Zeytinyağının karakteri, üreticinin beyanına bağlı kalmaması için bazı kimyasal ve fiziksel ölçümlere ve uzmanların tat değerlendirmesine göre sınıflandırılmıştır. Zeytinin sıkılması ile elde edilen ve başka bir işleme tabi tutulmamış yağa naturel denmektedir. İçerdiği asit ve peroksit düzeyine göre ekstra naturel sızma, naturel birinci ve naturel ikinci zeytinyağı olmak üzere üç grupta değerlendirilir. Serbest Yağ Asitleri(Asidite): Yüzyılın başında objektif değerlendirme için kullanılmaya başlayan ilk kriter. Yüzde oleik asit olarak verilir. Zeytinyağında bulunan serbest asit miktarını gösterir. Kaliteli zeytinyağında asidite çok düşük olur. Peroksit değeri: Zeytinyağında lipid peroksidasyonunun ölçümü. Hidroksiperoksidaz yöntemi kullanılarak belirlenir ve bir kilogram zeytinyağında bulunan toplam milieküvolant aktif oksijen olarak verirlir. Peroksit değeri düştükçe zeytinyağının kalitesi artar. UVde özgül soğurma (270 nmde): Spektrofotometrik metodlar zeytinyağının saflığını ve kalitesini belirlemek için yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Yüksek UV değerleri oksidasyonun, depolamadan kaynaklanan problemlerin veya zeytinyağına uygulanan rafinasyon işleminin sonunda oluşur. Absorbansdaki yüksek değerin sebebini belirlemek zordur ancak yağ kalitesini ortaya koyması açısından güvenilir bir kriterdir. Ölçülen bu karakterleri itibariyle naturel sınıflaması içinde olsa da vasıfsız lezzeti olan, ot, toprak kokan yağlar bu sınıfa girmez. Zeytinlerin, uygun olmayan koşullarda toplanması, depolanması ve zeytinyağ üretimi aşamasında ısıtma, aşırı güç uygulaması gibi etkenler kalitenin düşmesine, asit ve peroksit değerlerinin yükselmesine sebep olur. Toplanırken özen gösterilmemiş ezilmiş, bekletilmiş, iyi temizlenmemiş, geç toplanmış zeytinlerden elde edilecek yağların asit ve peroksit değerleri yüksektir, lezzetinde kirliliğin derecesine göre kayıp vardır, ot veya toprak kokusu taşır. Lezzetini kaybetmiş bu yağların kullanılabilmesi için rafine edilmeleri yani ısı ve alkalen kullanılıp asitle nötralize edilmesiyle okside maddelerden arınmaları, kokularının giderilmesi gerekir. Rafinasyon sonunda yağlarda koku kalmaz, asit ve peroksit düzeyleri düşer ama koruyucu maddeler, organoleptikler, vitaminler, antioksidanlar, fenolik maddeler de kalmaz. Rafine yağlar; yağın kalitesini belirleyen ve naturel yağda bulunan uçucu maddelerin damakta bıraktığı tat ve lezzet zenginliğini taşımaz, ağza yağlı his vererek dağılır. Bu yağların pazarlanabilmesi için bir miktar naturel yağ ile karıştırılması gerekir. Riviera tipi zeytinyağı, rafine zeytin yağına belirli oranlarda (yüzde 5-20) virgin yağ karıştırılması ile elde edilir. Zeytinin Bazı Fiziksel Özellikleri: Dane Ağırlığı: 2-12 gr Meyve Kabuğu: yüzde 1.5-3.5 Çekirdek Oranı: yüzde 13-30 Et Oranı: yüzde 66-85 Zeytinin Et Bileşimi: Su yüzde 50-70 Yağ yüzde 15-30 Protein yüzde 1-2 Lif yüzde 1-3 Kül yüzde 1-5 Şeker yüzde 2-6 Zeytinin Kimyasal Bileşimi: Su yüzde 51,9 Toplam KM yüzde 48,1 Toplam Şeker yüzde 2 Yağ yüzde 25,4 Protein yüzde 1.5 Na (mg/100g) 3,2 K (mg/100g) 457,19 Ca (mg/100g) 33,15 Mg (mg/100g) 12,49 Mn (mg/100g) 0,13 Fe (mg/100g) 1,73 Zn (mg/100g) 0,71 Cu (mg/100g) 0,01 P (mg/100g) 51,13 Karoten (mg/100g) 0,15 - 0,2 Vit C (mg/100g) 12,9 19,1 Thiaminmikrogram/100gr) 0.54-1,1 Zeytin meyvesinin temel bileşikler su, yağlı maddeler, basit şekerler, diğer karbonhidratlar, proteinler, pektinler, organik asitler, tanninler, oleuropein, renk maddeleri, vitaminler, inorganik maddelerdir. Zeytin bileşimi ham materyalle ilişkili veya işleme safhalarıyla ilişkili faktörlerden etkilenir. Sofralık zeytin üretimi Zeytin, diğer meyve türlerinden oldukça farklı. Diğer meyve türleri gibi hasattan hemen sonra tüketilmez. Çünkü tüketim için içerisindeki acılık maddesinin giderilmesi gerekir. İşlenme şekline göre tüketime ayrılan zeytin tanelerinden yağlık tüketim dışındaki zeytinler genellikle sofralık tüketim için ayrılmakta ve bunlar sofralık zeytin olarak adlandırılmakta. Sofralık zeytin; uluslararası standartta kültüre alınmış zeytin çeşitlerinin, işlenebilecek olgunlukta hasat edilen meyvelerinin belirli teknik usullerle acılığının giderilip, tüketimine izin verilen katkı maddeleri ile birlikte ve sade olarak ambalajlanmış, yeme olgunluğu kazanan zeytin taneleri olarak tanımlanmakta ve siyah, yeşil ve rengi dönük (pembe) zeytin olarak sınıflandırılır. Her çeşit zeytin sofralık olarak işlenebilir. Fakat kalitede farklılık olduğu için siyah-yeşil ve rengi dönük olarak adlandırılan sofralık zeytinler farklı işleme teknikleri kullanılarak tüketime hazırlanır. Genellikle et oranı fazla, çekirdeği küçük, etinden ayrılabilir, kabuğu ince ve esnek, şeker oranı yüksek ve yağ oranı tercihen düşük olan çeşitler sofralık olarak işlenir. Türkiyede Gemlik, Akhisar, Domat, Memecik, Uslu, Ayvalık (Edremit), Edincik-Su gibi türler önemli sofralık zeytin çeşitleridir. Zeytinyağı nedir? Zeytinyağı, sadece zeytin ağacı meyvelerinden elde edilen, hiçbir kimyasal işlem görmeden doğal hali ile tüketilebilen, oda sıcaklığında sıvı olan bir yağdır. Zeytinden elde edilen en önemli ürün olan zeytinyağı, dünyada yılda 1,6-2,6 milyon ton civarında üretilmekte ve bunun yüzde 75-80 kadarı üretici ülkeler tarafından tüketilmektedir. Geriye kalan yüzde 20-25lik kısım ise, milletlerarası pazarlara sunulmaktadır. Ülkemizdeki zeytinyağı üretimi ise, yıllara göre 40 bin ile 200 bin ton arasında değişmektedir. Zeytinyağı, zeytinin ezilip sıkılması ve karasu denen kısmının ayrıştırılması ile elde edilir. Zeytinyağı elde edilmesi tamamen fiziki usullerle olup, kimyevi metotlar içermemektedir. Çeşitleri Başlıca üç çeşit zeytinyağı bulunmaktadır. Natürel zeytinyağı; çiğ olarak tüketilebilen en kaliteli zeytinyağıdır. Daha çok salata ve soslarda kullanılır. Rafine zeytinyağı; fiziki usullerle rafine edilerek, lezzeti artırılan ve asit oranı düşürülen yağ çeşididir. Rafine zeytinyağı daha çok, pişirilen yemeklerde kullanılır. Ayrıca Rusya ve Amerika gibi zeytinyağı tadına alışık olmayan ülkelerde kullanılmaktadır. Rafine yağa yüzde 10-20 oranında natürel yağ eklenmesi ile elde edilen riviera tipi zeytinyağı ise; daha çok, kızartmalarda ve pişirilen yemeklerde kullanılmaktadır. Zeytinyağının yüzde 99,8i trigliserid denen yağlardan oluşmaktadır. Bunların yüzde 14ü doymuş yağ asitlerinden, yüzde 72si tekli doymamış yağ asitlerinden, yüzde 12si çoklu doymamış yağ asitlerinden oluşmaktadır. Bir kilogram zeytinyağında ayrıca 300 miligram fenoller ve 150 miligram tokoferoller bulunur. Diğer yemeklik yağlarla karşılaştırıldığında zeytinyağında, tekli doymamış yağ asitlerinden oleik asidin çok yüksek nispetlerde bulunduğu görülmüştür. İlaç gibi yağ Zeytinyağının yüksek miktarlarda tüketildiği Akdeniz ülkelerinde kap damar hastalıkları ve kanser vakalarının daha düşük oranlarda olması dikkat çekicidir. Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda kolesterolün rolü iyi bilinmektedir. Kolesterol, kanda LDL ve HDL denen iki grup lipoprotein tarafından taşınmaktadır. HDL ile taşınan kolesterol karaciğerde daha çok yıkıma uğrayarak kalp ve damar hastalığı gelişme riskini azaltmaktadır. LDL ile taşınan kolesterol ise, kalp ve damar hastalıklarının bir numaralı sebebidir. Bu yüzden insanlarda LDLnin düşük, HDLnin yüksek olması, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu tesir gösterecektir. Zeytinyağına dayalı beslenmede LDLnin düşük olması ve HDL seviyelerinin yüksek kalması, kalp ve damar hastalıklarının gelişme riskini azaltan en önemli sebeptir. Zeytinyağının kanser oluşma riskini azaltması ise, bünyesine konan fenollerin güçlü kolaylaştırdığını bildirmişlerdir. Japonyanın Kanazawa Üniversitesinden Budiyanto ve arkadaşları, kanser yapıcı ultraviyole ışınlarına maruz bırakılan farelerde deriye uygulanan zeytinyağının tesirlerini incelemişlerdir. Fareleri üç gruba ayırarak, birinci gruba zeytinyağı sürülmezken, ikinci gruba ışınlama öncesi, üçüncü gruba ışınlama sonrası zeytinyağı sürmüşlerdir. Kanser yapıcı ışınlara maruz bırakıldıktan sonra, zeytinyağı sürülen grupta, çok daha düşük oranlarda kanser geliştiğini gözlemişlerdir. Zeytinyağının henüz keşfedilmemiş başka özelliklerinin de olduğuna inanılmaktadır. Bu özellikler ortaya çıktıkça, tüketimi daha da artacak, bunun yanı sıra yeni ilaç ve tedavi metotlarının geliştirilmesi için yol gösterici olacaktır. Ayrıca ilaç ve kozmetik sanayiinde katkı maddesi olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Zaten halk arasında da yıllardan beri birçok saç ve deri hastalığında zeytinyağı kullanılmaktadır. Bu kadar çok faydası olan ve ülkemizde bol miktarda üretilen zeytinyağı, insanlarımız tarafından ne yazık ki yeterince tüketilmemektedir. Kutsallığın ve bolluğun sembolü zeytin Zeytin ağacının geçmişi bundan yaklaşık 39 bin yıl öncesine, Ege Denizindeki Santorini adasında yapılan arkeolojik kazılara uzanıyor. Burada 39 bin yıllık zeytin yaprağı fosilleri bulunmuş. MÖ. 12 bin yılına ait zeytin ağacı bulguları ise Kuzey Afrikadan Sahra Bölgesinden gelmekte. Zeytin ağacı tarihte kutsallığın, bolluğun, bilgeliğin ve sağlığın sembolü sayılmış yüzyıllardır. Akdeniz ve Ege mutfağındaki önemi de, her öğünde ve her yemekle tüketilmesinden kolayca kavranabilir. Ülkemizde zeytinyağı kültürü, Türklerin Anadoluyu Doğu Romadan devraldığı tarihlere kadar uzanıyor. Osmanlı Devletinde de son derece önemli bir yere sahip olan zeytinyağlı yemekler, bugünkü Türk mutfak kültürünün temel yapı taşları arasındadır. Zeytin ağacının yaprakları zafer, akıl ve barış simgesidir. Nuhun gemisine bir zeytin dalı ile geri dönen güvercin, büyük sel felaketi sona erdiğine dair bir işaret sayılmıştır. Birçok dinde vaftiz törenlerinden yağ lambalarına, geleneksel ve kutsal mekanlara kadar Akdenizde görkemli dinsel ayinlerde önemli bir yer tutmuştur. Gerek mitoloji ve gerekse günlük yaşamdaki yeri bakımından Akdeniz kadar hiçbir coğrafyada zeytinin tarihi izlerini bu takip edebilmek mümkün değildir. Örneğin, Yunanistanda zeytinin tarihi 4 bin yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Sıvı altın zeytinyağı Athena; akıl ve sanat tanrıçası, denizler tanrısı Poseidon ile rekabet etmektedir. Her biri insanlığa en değerli armağanı vermekle görevlendirilmiştir, en büyük tanrı Zeus tarafından. Poseidon bir at bağışlar. Athena ise Aeropolis kapısında bir zeytin ağacı yetişmesini sağlar. Bunun üzerine Yunanistanın en büyük şehrine onun adı verilir (Athens olarak). Aynı zamanda o günden itibaren Yunanlıların zeytin ağacı altında doğduklarına inanılır. Aristotales, zeytin ağacını daha geniş boyutta düşünerek yetişmesini bir bilim olarak nitelendirir. İzmir doğumlu Homerus, zeytin yağını sıvı altın olarak nitelendirir. Solon, zeytin ağacının korunması için ilk kanunları yapar. Hippocrates, zetinyağını şifa verici olarak tavsiye eder. Eski Yunanistan ve Roma İmparatorluğunda çok önemli ticaret malzemesiydi. Ticaretinin yapılması için Akdenizde özel gemiler yaptırılıyordu. Zeytinyağının gençlik ve güç kaynağı olduğu inancı çok yaygındı. Eski Mısır, Yunan ve Romada çeşitli çiçek ve otlar ile zeytinyağını karıştırarak çeşitli ilaç ve kozmetik elde ediliyordu. MÖ. 1000inci yılda son derece önemli bir merkez olan Antik Pirene kentinde düzenlenen spor karşılaşmaları kentin en gözde etkinliğidir. Spor etkinliklerinde çok miktarda zeytinyağı tüketildiği ve hayırsever vatandaşların kente yönelik yardımlarını genellikle zeytinyağı bağışlayarak yaptıkları bilinmektedir. Günümüzde her ne kadar garip görünse de; şu kişi bir yıl boyunca yurttaşları yağlamıştır gibi ifadelere yazıtlarda rastlanmaktadır. Kitab-ı Mukaddeste geçen İlya ile Elisa mitoslarında Yahudiler için kutsal bir kişilik olan İlya fakir dulların yiyecek fıçısını ve yağ küplerini kıtlık yılları boyunca tükenmez kılar. (Kitab-ı Mukaddes Birinci Krallar 19. Bab). Ölüm ve uyku kara gecenin çocukları olarak bilinirdi: Ölümün ellerine yakalanan asla kaçamaz. Hadese giren, o karanlığa inen, bir başka deyişle ölümle karşılaşan asla geriye gelemez diyor MÖ. 6. yyda yaşamış bir yazar olan Hesiodos. Ölüyü son yolculuğuna hazırlamak ailenin görev ve sorumluluğuydu. Ölünün yakınları veya akrabası yoksa yakın arkadaşlarından birisi işleri üstlenirdi. Genelde öleni törene kadınlar hazırlardı. Ölümden sonra ölen yıkanırdı. Çünkü ölümün her şeyi kirlettiğine inanılırdı. Ölünün vücudu yıkandıktan sonra zeytinyağı ile yağlanırdı. Helenistik devirde zeytin ağacı kutsal sayılıyordu ve zeytin ağacını kesenler ölümle cezalandırılır ya da sürgüne gönderilirdi. Kuran-ı Kerimde de zeytinden söz ediliyor. Kuranda bu zeytin ağacının Sina Dağından geldiği, meyvelerinden yağ elde edildiği ve bu yağın yemeklere lezzet vermek için kullanıldığı yazılıdır. Günümüze kadar ulaşabilmiş Apicisun yemek kitabı da çeşitlilik ve zenginlik zeytinyağının kullanımı için bir fikir vermektedir. Akdeniz mutfağı ve zeytinyağı Her din kitabında yer alan zeytinin ziraatının, Kartacalılardan önceki devirlere kadar uzandığı yazılı tarihten bilinmektedir. İzmir Bucada İyonlardan kalma zeytinyağ atölyesi kendi içinde tekniğin ilerleyişini, kırmayı takip eden pres sistemini, karasudan yağın sürekli ayrışım sistemi ve toplama kanalları 4 bin yıl önce de zeytinyağının kaliteli üretimi için tedbirler alındığı ve ticaretinin yapıldığını göstermektedir. Muhtemelen Güneydoğu Anadoludan başlayıp bütün Akdeniz ve Hazar Denizine yayılan zeytin, Akdeniz mutfağının ve Akdeniz tipi beslenmenin sağlık değerinin anlaşılmasıyla tekrar eski değerine kavuşma yolundadır. Batı literatüründe yer alan Girit, Ege Adaları Yunanistan ve İtalyada 1960lardaki yemek alışkanlıkları Ege Bölgesinin eski mutfağından çok farklı değildir. Olumsuz sağlık koşullarına rağmen bu bölgede yaşayanların sağlıklı ve uzun ömür sürmesi dikkat çekmiştir. Kuzey Avrupa ülkelerine tavsiye edilen bu tip diyet Kaliforniya mutfağına da örnek olmuştur. Akdeniz mutfağının bu üstünlüğü, lokal üretilmiş sebze ve meyve zenginliğine, çok az işlemden geçerek pişirilmiş olmasına, tatlılar yerine reçelin hakim olmasına ve az yenmesine, zeytinyağının ana yağ kaynağı olması ve hemen her yemekte kullanılması, etin az yenmesi, sütlü gıdaların, peynir ve özellikle yoğurtla kısıtlı olması, alkol kullanımının yemeğe eşlik etmeye yönelik ve genelde şarap olmasına bağlıdır. Sektörün artık kendi fuarı var: Anatolive Sofralık zeytin üretiminde dünyada 2inci üretici ülke olan Türkiye, zeytin ve zeytinyağı sektörüne özel fuarına henüz bu yıl kavuştu. Zeytindostu Derneğinin öncülüğünde düzenlenen Anatolive Fuarı, Türkiye zeytin ve zeytinyağı sektörünün nabzının tuttu Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye sofralık zeytinde yüzde 13lük payla dünya genelinde 2inci sırada yer alıyor. Yağlık zeytinde yüzde 6lık payla 4üncü sırada yer alan Türkiyede 115 milyon adet zeytin ağacının 80 milyon adedi yağlık, 35 milyonu sofralık zeytin. Geçtiğimiz yıl 25 milyon 400 bin adet sertifikalı fidan üretimi yapılan Türkiyede bu yıl da 2,5 milyon sertifikalı fidan ekimi yapılacak. Bu potansiyeline rağmen bugüne kadar kendi ihtisas fuarına sahip olmayan sektör, genel gıda fuarları içinde yer aldı. Ancak bu yıl Zeytindostu Derneğinin öncülüğünde Türkiye İhracatçılar Meclisi, Dış Ticaret Müsteşarlığının katkılarıyla ve EzgiA Fuarcılıkın organizasyonuyla sektör tek ihtisas fuarını gerçekleştirdi. 25-27 Ocak 2007 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen Anatolive 1. Avrasya, Zeytin, Zeytinyağı ve Prosesleri Fuarı sektörün kendi potansiyelini göstermesinin ilk adımlarından biri oldu. Fuarın hedefleri Türkiyede varolan zeytin ve zeytinyağı potansiyelini yurt içinde ve yurt dışında muhtelif etkinliklerle tanıtmak, Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü ve endüstrisini ulusal ve uluslararası alıcılarla buluşturmak. İhracat bağlantılarının yanı sıra yurt dışında işbirliği, bayilik, ortaklık, yabancı sermayeli yatırımlar yapmak için zemin hazırlamak amacı ile zeytin ve zeytinyağı endüstrisine yönelik etkinlikleri de içinde barındıran fuar organizasyonu yapmak, Türk zeytin ve zeytinyağı sektöründe bir sinerji yaratarak uluslararası imajı pozitif yönde geliştirmek, ihracat potansiyelini açığa çıkararak bunu uluslararası arenaya taşımak, Yurt içinde ve Doğu Akdeniz havzasında sektörün tek vitrin altında toplamak ve sektörün gücünü yansıtmak, uluslararası zeytin ve zeytinyağı alım heyetleri ile sektörü buluşturmak, yurt içinde de tüketiciye yönelik imaj ve tanıtım çalışmaları için bir platform oluşturmak. Bu çalışmaları Zeytindostu Derneği çatısı altında yaparak derneğin etkinliğini sağlamak. Hedef pazarlar Yurt içi pazarları Balkanlar, Doğu Avrupa, Rusya, Kafkaslar, Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz ülkeleri pazarları, ABD, Kanada, Japonya, Çin zeytin, zeytinyağı ve endüstrisine ilişkin ulusal ve uluslararası firmalar, toptancılar, distribütörler, tedarikçiler, yöneticiler, dağıtıcılar, ilgili profesyoneller büyük market, hotel, restoran, cafe ve barların satın alma birimleri, yurt içi zeytin ve zeytinyağı tüketicileri. Ürün grupları Zeytin, zeytinyağı, zeytin ve zeytinyağı endüstrisi ham maddeleri, kozmetik ürünler, catering ekipmanları, makine ve üretim sistemleri, ambalaj ve paketleme materyalleri, ulaştırma ve nakliye, hizmet ve promosyon birimleri. Dünyanın sayılı ticaret ve lojistik merkezi olarak önemli bir yere sahip olan İstanbul, bu misyonuna Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte yeniden kavuştu. Tarihi İpek Yolunun ucu ve tüm lojistik hatlarının kesiştiği İstanbul`da deniz, hava, demiryolları ve kara yolları ulaşımı, Ortadoğudan Kafkasları, Karadeniz`den Akdeniz`i birbirine bağlıyor. Türkiye`nin çevresindeki 18 komşu ülke ticaretini bu hattan sağlıyor. Akdeniz`den komşu ülkeler Mısır, Ürdünün yanı sıra Ukrayna, Moldova gibi ülkeler de katılınca bu rakam 25`e çıkıyor ve buralardaki nüfus sayısı toplam 600 milyonu buluyor. Yeni pazarlama anlayışında komşu ülkelerin dörtte birini potansiyel müşteri kabul ediliyor. Yeniden kalkınan ve gelişen ülkeler merkezinde yer bulan Türkiyenin komşularına bakılınca Türkiye`nin zeytin üretiminde İspanyadan sonra 2inci büyük üretici ülke; zeytinyağı üretiminde ise İtalya, İspanya, Yunanistan ve Suriyeden sonra 6ıncı büyük üretici ülke olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda dünya zeytin ve zeytinyağı trendlerinde tamamen doğal ve sağlıklı bir ürün olan zeytin ve zeytinyağı uluslararası pazarlarda tüketiminin ve payının arttığı dikkat çekiyor. Türkiye mevcut tüketim ve ticaret dengesine göre gerek zeytinyağı gerekse sofralık zeytin üretiminde kendine yeterli durumda, ancak diğer üretici ülkelerle kıyaslandığında tüketimin hayli düşük olduğu dikkat çekmektedir. Kapasitenin tamamını kullanmayan Türk zeytin ve zeytinyağı üreticisinin ulusal ve uluslararası pazarlarda yer almasını ve/veya var olan yerini sağlamlaştırması ve geliştirmesine olanak sağlayıcı etkinlikleri, kendi kimliği ve vizyonunu ortaya koyabileceği ulusal birlikteliği fuarın vizyonu olarak belirlendi. Tarım Bakanı Mehdi Eker de Anatolivedeydi Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Anatolive 2007 1inci Avrasya Zeytin, Zeytinyağı ve Prosesleri Fuar ve Kongresi ile İstanbul Fuar Merkezinin 11inci fuar alanının açılışına katıldı. Bakan Eker, buradaki açılış töreninde yaptığı konuşmada da, dünyadaki zeytin varlığının yüzde 98`inin Akdeniz çanağında yer aldığını, 10 milyon hektar alanda 900 milyon adet zeytin ağacı bulunduğunu belirterek, Türkiye`nin sofralık zeytin tüketen ender ülkelerden biri olduğunu söyledi. Türkiyenin sofralık zeytinde dünyada yüzde 13 paya sahip olduğunu ve 2inci sırada, yağlık zeytinde ise yüzde 6lık pay ile dünyada 4üncü sırada bulunduğunu kaydeden Bakan Eker, Türkiye`de tarım sektöründe hasılanın son 4 yılda yüzde 80 arttığını, tarım ürünleri ihracatının ikiye katlandığını ifade ederek, şunları söyledi: Son 3-4 yılda Hükümet olarak sağladığımız desteklerle Türkiye`deki zeytin ağacı sayısı 115 milyona çıktı. Bunun 80 milyonu yağlık, 35 milyonu sofralık zeytin ağacıdır. Ülkemizde zeytin sektörü 400 bin aileyi ilgilendirmektedir. Zeytin ağacı sayısı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde önemli bir yerde olmamıza rağmen, kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimimiz 1 kilodur. Bu miktar, diğer ülkelerle kıyaslandığında azdır. Zeytinyağı tüketiminin artırılması gerekiyor. Biz 2005 yılında ilk defa sertifikalı zeytin fidanını destek kapsamına aldık ve dekar başına 30 YTL destek ödedik. Geçen yıl bu desteği 250 YTLye çıkardık. Geçen yıl Mersin`in Mut ilçesinde 1 milyon 300 bin zeytin fidanı diktik. Bu yıl 2,5 milyon fidan dikimi söz konusu olacaktır. 2006 yılında 25 milyon 400 bin adet sertifikalı zeytin fidanı üretildi. Biz bu trendi yağlı çeşide kaydırmak durumundayız. Çünkü Türkiye`nin ona ihtiyacı var. Tüm bu yapılanlar, Hükümet olarak tarıma verdiğimiz desteklerle gerçekleştiriliyor. Türkiyenin zeytinyağını milli markasıyla tanıtıp dünya piyasalarına satması gerektiğini ifade eden Bakan Mehmet Mehdi Eker, Toptan bunu bir ülkeye verip o ülkenin markasını, ismini yazıp dünyaya satmasına rıza göstermemeliyiz dedi. Hükümet olarak zeytinyağı ihracatına destek verdiklerini sektörle ilgili gerekli mevzuat çalışmalarını yaptıklarını belirten Bakan Eker, Zeytinyağında Ürün Konseyinin mevzuatı konusunda şu anda görüşler alındı. Çalışmalar son aşamaya getirildi. Başbakanlığa gönderip Yönetmeliği yayınlayacağız. Yönetmelik, bu alanda ciddi bir boşluğu dolduracak. Mevzuat, sektörün daha iyi yönetilmesini kolaylaştıracak diye konuştu. Zeytinin anavatanı Anadolu`dur İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş da açılışta yaptığı konuşmada, Potansiyelin çok aşağısındayız. Zeytinin ana vatanı Anadolu`dur. İnşallah dünyada zeytinin başkenti, ana vatanı bir defa daha Anadolu olacaktır dedi. Türkiyenin tanıtımında nişangah Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı ise, Türkiyenin tanıtımı bakımından zeytin ve zeytinyağına bir işaret, bir nişangah olarak baktığını belirterek, Türkiye`nin tanıtımı için mutfağımızı bir düzene sokmalıyız. Türkiyenin tanıtımının itici gücü Türk mutfağı olmalı dedi. Yapılan konuşmalardan sonra fuardaki standları gezen ve ürünlerle ilgili bilgiler alan Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, Türk-Yunan mutfağından yemeklerin sergilendiği Demonstrasyon standında aşçı şapkası takarak yemek servisi yaptı ve yemek yedi. Kuraklık konusunda endişeye gerek yok Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorularını da cevaplandırdı. Kuraklıkla ilgili soruları cevaplandırırken, Mart ve Nisan aylarında yağmur yağmaması durumunda bir tedbir alıp almadıklarının sorulması üzerine Bakan Eker, Ona dönük alınması gereken tedbirleri de aldık. Stoğumuz, vesaire tüm tedbirler alınır. Herhangi bir sorunumuz yok. Kuraklık Eylem Planımız var, o devreye giriyor. Endişe etmeyin dedi. Sofralık zeytinde destekler kalktı Tarım Bakanlığının yağlık zeytin dikimini özendirmek amacıyla tüm sofralık zeytinlerde destekleri kısma kararına üretici ve ihracatçılar karşı çıkıyor. Tarım Bakanı Mehdi Ekerin geçtiğimiz hafta desteğin bütün sofralık türlerine kısılacağı yönündeki açıklamasına tepki gösteren sektör temsilcileri, üretim fazlası bulunan Gemlik zeytininde desteğin kısılmasını doğru bulurken üretim eksiği olan diğer sofralık türlere desteğin sürdürülmesi gerektiğini belirttiler. Geçtiğimiz yıl 25 milyon 400 bin adet sertifikalı zeytin dikildiğini, bunun büyük çoğunluğunun Gemlik zeytini olduğunu ve bu zeytin türünün yağlık olarak verimli olmadığını belirten yetkililer, bu nedenle Gemlik zeytinine verilen desteğin kısılmasını doğru bulduklarını, buna karşın bütün sofralık türlere desteğin kısılması kararını onaylamadıklarını ifade ettiler. Ölken: Bazı sofralıklarda destek verilmezse ithalat gerekir Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken de Bakanlıkın yeni destekleme politikalarını çok yerinde bir girişim olarak gördüğünü ancak desteklemelerin Gemlik gibi yüksek üretime sahip ürünlerde kısılması gerektiğini söyledi. Buna karşın memecik ve domat gibi bazı zeytin türlerinde ciddi açık olduğunu dile getiren Ölken, Gemlike fren koyulması doğal. Ama sanayiciler memecik ve domat gibi bazı sofralık türlerinde yeteri kadar ürün bulamadığı için Romanya ve Bulgaristan pazarlarını zaman zaman kaybetti. Hatta Mısırdan ithalat yaparak bu eksiği gidermek istediler. Dolayısıyla sofralık zeytinin bazı türlerinde desteğin devam etmesi gerekiyor dedi. Gemlikten kısılan desteğin diğer sofralık ve yağlık zeytinlere verilmesinin sektör için uygun olacağını ifade eden Ölken, Herkes Gemlik yapıyor. Örneğin Nizipteki Nizip yağlık zeytini her variyete için uygun. Ama yeteri kadar sertifikalı Nizip yağlık zeytini fidanı yok. Sertifikalı olsa da fiyatı yüksek. Bence geç kalmışsa da Bakanlıkın kararı doğru diye konuştu. Tavioğlu: Zeytin haritası çıksın Marmarabirlik Başkanı Refi Tavioğlu, ihtiyaç olan sofralık zeytin türlerinde desteğin devam etmesi gerektiğini ve hangi bölgelerde hangi zeytin türünün yetiştirileceğini belirleyen bir zeytin haritasının çıkarılması gerektiğini söyledi. Tavioğlu, bazı sofralık türlerinde iç pazarda ürün bulamayan Ege İhracatçı Birliklerinin ithalat için uğraştığını bu nedenle bazı sofralıklarda desteğin sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Birliği Başkanı Cahit Çetin, Bakanlıkın her ürünün bölgesine göre desteklenmesi kararını doğru bulduğunu ancak bu kısıtlamanın bütün sofralık türlerine getirilmesine karşı olduğunu söyledi. Çetin, Gemlik zeytinine de Gemlik bölgesinde destek verilmeli ancak, her bölgede Gemlik dikiliyor. Gemlik dışında dikilen Gemlik zeytinin kabuğu kalınlaşıyor ve asıl bölgesindeki tadı vermiyor dedi. IOOC: Türkiye tek tip zeytinde ısrar ederse felaket olur Uluslararası Zeytin Konseyi (IOOC) Başkanı Habib Essid, hükümet tarafından oluşturulan yeni destekleme politikasının zeytin ve zeytinyağı sektörü için oldukça önemli gelişmeler sağlayacağını söyledi. Ancak yağlık zeytin çeşitlerinin yanı sıra sofralık zeytinin de ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Essid: Türkiye tek tip zeytin türünde ısrar ederse, örneğin Gemlik zeytininde herhangi bir hastalık olursa bir felaket olur ve sektörü kaybedebilirsiniz dedi. Zeytin üretim oranının Türkiyenin yanı sıra dünyada da artış kaydettiğini ifade eden Essid, önümüzdeki yıllarda da üretimin artacağını bu nedenle hem sofralık hem de yağlık zeytinde tüketimin de teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Tanıtım için zeytin tiyatrosu kurabiliriz İç ve dış piyasada zeytinyağı tüketimi için tanıtım faaliyetlerinin hızlandırılacağını dile getiren Ölken, bunun için oluşturulacak tanıtım grubunun 1 ay içerisinde kuruluşunu tamamlayacağını söyledi. Ölken sözlerini şöyle sürdürdü: Tanıtım grubu iç ve dış tanıtım olarak ikiye ayrılacak. Yurt içinde tanıtım için farklı etkinlikler düzenlenecek. Örneğin köy köy dolaşacak bir zeytin tanıtım tırı yapabiliriz. Ya da bir zeytin tiyatrosu kurabiliriz. Bu projeleri de bahara yetiştirmeye çalışacağız. Bugüne kadar hep üretici bölgelerde tanıtım yapıldı. Ama onlar zaten zeytin tüketiyordu. Amacımız İstanbul ve Ankara gibi tüketmeyen bölgelere tanıtım yapmak. Daha sonra Anadolu`ya yayacağız. Zeytinyağı tüketimini artırmayı hedefliyoruz Sanal alemde başlayan bir sohbet grubundan 2 bin üyeli bir derneğe dönüşen Zeytindostu Derneği, bugün zeytin ve zeytinyağı üzerine bir ihtisas fuarı düzenleyecek kadar büyüdü. Zeytindostu Derneği Genel Sekreteri Zafer Özer, Türkiyenin zeytinyağı üreten ama tüketmeyen bir ülke olduğunu belirterek, Amacımız bir litre bile olmayan yıllık tüketimi en az 2-3 litrelere çıkarmak diyor Market Dergisi okuyucuları için öncelikle çok kısaca Zeytindostu Derneğini anlatır mısınız? Zeytindostu oluşumu yaklaşık bir buçuk yıl önce internette Google grubu üzerinden 3-5 kişinin zeytin ve zeytinyağı üzerine sohbetiyle başladı. Bu sohbetler hızla gelişti, bir ay içinde sohbet eden kişi sayısı 2 bine ulaştı. Sanal atmosferde oluşan bu sinerji daha sonra bizi resmi bir yapılanmaya doğru götürdü. Zeytindostu Zeytin ve Zeytinyağı Derneğini 40 kurucu üyeyle İzmir merkezli olarak kurduk. Ancak kurucularımız hepsi İzmirden değil. Türkiyenin her yerinden, sektörden ya da sektör dışından insanlar var. Bir sohbet grubunun bir derneğe dönüşmesinde ve derneğin de bu kadar çabuk yayılmasında sizin sektör dışından bağımsız bir kişi olmanız etkili oldu mu? Benim mesleğim gazetecilik aslında. Gazetecilik yaparken bu sektöre ait haberler sırasında bu sektörde bir iletişim, uzlaşma eksikliği olduğunu gördüm. Eğer sağlıklı bir iletişim atmosferi, sağlıklı bir uzlaşma zemini yakalanırsa bu sektörün hak ettiği noktalara hızla gelebileceğine ve yanlışları kendi içinde otokontrol mekanizmasıyla hızla çözebileceğine inandım. Benim yaptığım adım buydu. Ama tabi gerçekten de benim düşündüğümün ötesinde bu sektörün iletişime ve uzlaşmaya ihtiyacı varmış. Ben bir anlamda bir yaraya parmak basmışım. Hızla gelişmesinin, bu noktaya gelmesinin uluslararası boyutlara gelmesinin temel nedeni bu. Derneğin bugün için temsil ettiği güçten bahsedersek kaç üyeniz bulunuyor? Sanal atmosferde 10 bine yakın üyesi var. Bu sayı hızla da artıyor. Derneğe kayıtlı ise 2 bine yakın üye var. Asıl amacımız zeytin bölgesi olsun veya olmasın 81 ilde ve ilçelerde örgütlenmek. Bizim amacımız zeytin ve zeytinyağı temelli Akdeniz kültürünü yaygınlaştırmak. Türk tüketicisinin bu kültürle yeniden barışmasını, mutfaklarında zeytinyağı kullanılmaya başlamasını ve şu anda yıllık bir litre bile olmayan kişisel tüketimi 2-3 litreye çıkarmak istiyoruz. Zeytinyağı pazarı geleceği açık bir pazar. Türkiye zeytinyağı üreten ama tüketmeyen bir ülke. Biz Türkiyeyi, Türk halkını zeytinyağı tüketen bir toplum haline getirmeyi hedefliyoruz. Türkiyede ilk kez zeytin konusunda düzenlenen bu fuarın da fikir sahibisiniz. Fuar hakkında neler söyleyeceksiniz? Biz bu fuarın fikir babası ve organizatörüyüz. Bunu gerçekleştirmek için Ezgi A Fuarcılık ile anlaştık. Onlar teknik organizasyon kısmını üstlendiler. Türkiyede ilk defa zeytin ve zeytinyağı sektörü adına sadece konusu bu olan bir ihtisas fuarı açılıyor. Daha önce zeytin ve zeytinyağı ürünleri, genel gıda fuarları içinde kıyıda köşede kalmış olarak sergileniyordu. Şimdi sektör kendine ait, sadece kendisinin olduğu bir fuara sahip oldu. Sektör bu gelişmeden çok memnun. Firmaların çoğu fuar ilk kez düzenleneceği için ne olabileceğini kestiremiyorlardı ama şu anda bu fuara girmeyen pek çok firma pişman. Sunuşlarıyla, yan etkinlikleriyle çok nitelikli, çok kaliteli bir fuar oldu. Zeytindostu Derneğinin zeytin dostlarının karşısına ilk kez bu şekilde çıkması da çok görkemli oldu. Fuar sonrası ne tür çalışmalarınız olacak? Zeytindostu oluşumunda projenin sınırı yok. Bizim projelerimizin pek çoğu hayal sınırlarını zorlayan projeler aslındı. İmkansız gibi görünün projeler. Yaptığımız her şeyi en küçük boyut olarak ulusal düşünüyoruz ama adımlarımızın çoğu da uluslar arası. Bu meseleyi Türkiye çapında bırakmak istemiyoruz. Bir dünya ayağı olacak bu işin. Türk zeytin ve zeytinyağı dünyada aranan ve hak ettiği saygınlığa kavuşan bir yapı olana kadar bu mesele devam edecek. Zeytin ve zeytinyağı sektörüne yönelik devletin yeterli destek verdiğini düşünüyor musunuz? Bu oluşum ortaya çıktıktan sonra ve gelişimi göründükten sonra başka kollardan başta Türkiye İhracatçılar Meclisi ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birliği olmak üzere çok farklı kurum ve kuruluştan destek aldık. Onlar bizimle işbirliği yaptı ve bütün projelerimize destek oldular. Ardından Dış Ticaret Müsteşarlığı bu fuara destek oldu. Biz şunu anlattık, zeytin ve zeytinyağı Türkiyenin değerli bir ürünüdür. Bu ürünü gerçek anlamda sahiplenmeliyiz. Üretene, satana, tüketene saygıyı yansıtmak için kaliteden taviz vermeden bu yürüyüşü sürdürmeliyiz dedik. Herkes bunun doğruluğunu, tutarlılığını gördü. Herkes Zeytindostu Derneğinin yanında şu anda. Genel olarak Türkiyenin potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye ihracat konusunda dünyada nereye gelecek? Türkiye zeytinyağı ihracatında maalesef ciddi sıkıntılar yaşıyor. Onun da nedeni AB ülkeleri tarafından bizim ambalajlı ürünlerimize uygulanan yüksek vergiler. Zamanında AB ile yapılan görüşmelerde bu konu unutulmuş. Türk zeytinyağına kota almayı unutmuşuz. Bizim dışımızda Tunus, Cezayir, Fas gibi ülkelerin kotası var. Kota olmadığı için biz dışarıya markalı, ambalajlı ürün satamıyoruz. Satarsak da maliyetleri çok yüksek geliyor. Bunu aşmak istiyoruz. ABden öncelikle bu unutulan kotayı almamız lazım. Ayrıca yine geçmiş zamanda Uluslararası Zeytinyağı Konseyinden çıkmışız, buraya da tekrar girmek istiyoruz. Sektörün devlet desteğine ihtiyacı var Solive Tevfik Solaksubaşı ve Oğulları / İlker Özkırım İşletme Müdürü Sizi gıda fuarlarında da sık sık görüyoruz. Ama ilk kez zeytin ve zeytinyağı üzerine düzenlenen bir fuardayız birlikte. Sizce fuar nasıl geçiyor? Öncelikle kendi üretim alanımızla ilgili bir ihtisas fuarında yer almanın bizi çok memnun ettiğini söyleyelim. Zeytin ve zeytinyağı ile ilgili yapılan ilk fuar bu. Tabi katılım bu sene az ama ileriye doğru bu çoğalacak. Halkımızın zeytinyağı kullanımı bilincini artırmamız açısından önemli bir fuar. Sektörün gelişmesi için iyi adımlar bunlar. En azından hem halka hem de devlet kanalına sesimizi duyurmak için. Fuarlar dışında sizin çalışmalarınız nasıl gidiyor? Dağıtım konusunda neler yapıyorsunuz? Market zincirlerinden biriyle görüşmelerimiz sürüyor, mart ayı gibi satışlara başlanacak. Bunun haricinde Göztepede kendi satışlarımızı yaptığımız bir şubemizi açtık, o da başarıyla ilerliyor. Bir tane daha Avrupa Yakasında bir satış noktası hedefliyoruz. Hem kendi mağazalarımıza hem de perakende zincirlerinde satışlarımız olacak. Zaten İstanbul bölgesinde kafe, otel, restoran kanalında ciddi bir dağıtımımız var. Zeytinyağımızı da kendi butiklerimizde özellikle satıyoruz. Türkiyedeki zeytinyağı tüketimi ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Türkiyede şu anda kişilerin zeytinyağı tüketimi yıllık bir litrenin altında Bu rakam bildiğim kadarıyla İspanyada 27, Giritte 44-47 litre. Türkiyede de bu rakamları yukarılara çekmemiz gerekiyor. Peki sizce neler yapılabilir bu konuda? Bence ihracattan önce iç pazardaki kendi tüketicimize zeytinyağının önemini anlatmamız lazım. Çünkü bizim tüketimimiz iç piyasada İspanyanın rakamlarına ulaşırsa ürettiklerimiz zaten bize yetmeyecek. Önce kendi ülkemizde tükettirelim, bize yetsin, sonra ihracata bakalım. Zeytinyağının yararlarını ve önemini anlatmak için neler yapılmalı? Bu fuar, Zeytindostu Derneği gibi oluşumlar bu yararları anlatacaktır. Tabi sağlık kuruluşları bu konuda bize destek olmalı. Çünkü doğadan zeytin toplandıktan sonra herhangi bir işlem görmeden yenilebilen tek yağ zeytinyağı. Bundan doğal bir yağ çeşidi yok. Diğerleri bu özelliğe sahip değil. Peki bu alanda üretim yapan bir firma olarak ne tür sorunlar yaşıyorsunuz? Türkiyede üretime yönelik sorunlar yaşanmıyor. Çünkü bizim gibi firmalar üretimle ilgili kendilerini sürekli yeniliyor. Herkes bununla ilgili kendi kendine bir sürü çaba gösteriyor. Bununla alakalı devletin hiçbir desteği olmamasına rağmen herkes kendi çabasıyla teknolojisini sürekli yeniliyor. Sektörün bununla ilgili devlet desteğine ihtiyacı var. Solive Zeytin Ürünleri İstanbul Şubesi açıldı Solive zeytinyağı ve zeytin ürünleri mağazası, İstanbul-Bursa karayolu üzerindeki Gemlik üretim ve satış merkezinden sonra şimdi de İstanbul Göztepede açıldı. Gemlikteki fabrika ve satış mağazasında olduğu gibi İstanbul Solivede de zeytinyağı çeşitleri, zeytin çeşitleri, zeytin ezmeleri, dilimli zeytinler, zeytinyağı sabunları, zeytin ile ilgili çeşitli aksesuarlar ve birçok farklı ürün satışa sunuluyor. Solive İstanbul mağazasında zeytin ve zeytinyağı tutkunları için birçok lezzet yer alıyor. Erken hasat sızma zeytinyağı 0.4 asit oranı, koyu rengi ve zeytin kokusunu hissettiren yoğun aroması ile beğeni topluyor. Solive sızma ve riviera zeytinyağları da müşteriler tarafından tercih ediliyor. Solive mağazasında Gemlik zeytinleri dışında, diğer yörelerin de farklı tatlardaki zeytinleri satışa sunuluyor. Ayrıca mağazada lavantalı, güllü, papatyalı, pudralı, kekikli, karanfilli gibi birçok çeşitte zeytinyağı sabunları bulunuyor. Solive İstanbul, butik mağaza konseptinin gerektirdiği dekorasyona sahip olmakla beraber uygun fiyat politikası ile dikkat çekiyor. Uygun fiyatlı, kaliteli ürünleri ve sıcak ev havasındaki dekorasyonu, hijyenik çalışma ortamı ve ekipmanları ile yeni tür bir mağazacılık konsepti oluşturuyor. Perakende satış noktası olmanın yanı sıra, şube konumunda da olan mağazadan Solive ürünlerinin İstanbul toptan satışı ve dağıtımı da gerçekleştiriliyor. Mağazada önemli günler için de birçok hediye seçeneği bulunuyor. Özellikle şirketler için, zeytin toplama sepetlerinin içine zeytinyağı ürünlerinden oluşan hediye sepetleri hazırlanabiliyor. Yine şirket veya şahıslar için diledikleri isim ve metin hazırlanarak ürünlerin üzerine etiket olarak basılabiliyor. Fiyatlar tüketiciye uygun olmalı Verde Yağ Besin Maddeleri / Demet Küçükkayalar Genel Koordinatör Zeytin ve zeytinyağı üreticisi bir firma olarak ilk kez kendi alanınızda düzenlenen bir fuarda yer alıyorsunuz. Sizce fuar nasıl geçiyor? Fuar bizim umduğumuzdan çok daha iyi geçiyor. İlk organizasyon olmasına rağmen katılım beklediğimizden çok daha iyi. Biz sektörü desteklemek amacıyla katıldık bu fuara ve gayet güzel geçiyor. Türkiyenin zeytin ve zeytinyağını nasıl bir gelecek bekliyor? Bir litrenin altında bir tüketim söz konusu. Tüketicilere zeytinyağının yararlarını anlatmak için neler yapılmalı? Bu tür fuarlar çözümlerden bir tanesi tabi ki. Zeytindostu Derneği tamamen internet vasıtasıyla başlamış bir oluşum. Hepimiz internette fikirlerimizi paylaşırken belli bir noktaya gelindi. Bu oluşumlardan bir tanesi ama tabi ki yapılması gereken daha çok şey var. Bunlardan en önemlisi kişilerin tüketebilecekleri düzeyde fiyatların oluşmasını sağlamak ki tüketici bu yağı alabilsin ve tüketebilsin. Biz firma olarak bunu nasıl yapıyoruz? Zaman zaman büyük zincirlerde gerçekten maliyetine diyebileceğimiz promosyonlara giriyoruz. Aksiyonlar yapıyoruz ve böylelikle de kişilerin zeytinyağını tüketmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Maliyetleri yükselten nedenler neler? İş gerçekten olması gereken fiyattan mı çıkıyor yoksa tarım politikalarından kaynaklanan bir yüksek maliyet söz konusu mu? Zeytinyağı öyle bir şey ki dünya piyasalarına göre de fiyat belirleniyor. Direkt sınai maliyete baktığınız zaman bunu etkileyen bir şey yok. Ama direkt hammadde ile ilgili bir şey. Dünya konjonktürü içindeki o fiyat seyirleri yükseliyor ve düşüyor. Dolayısıyla da ona bir sanayici olarak çok fazla müdahale etme şansımız olmuyor. Bizim yapabileceğimiz tek şey kendimizden bir miktar feragat ederek tüketiciye zeytinyağı tükettirmek. Tüketiciye ulaşmak için nasıl bir strateji izliyorsunuz? Şirketimiz toplam cirosunu yüzde 85ini ihracattan elde ediyor. Sektörün önde gelen firmalarından birisiyiz. Hem tonaj hem kapasite bakımından dev firmalardan biriyiz.. Marketlerde çok fazla görünmüyordu bu zamana kadar ürünlerimiz. 2000 krizinden sonra daha ziyade ihracata yoğunlaştık. 2006 yılında aynı zamanda iç piyasada da var olmak gibi bir strateji belirledik. Ki bu kararın sonuçlarını raflarda görebiliyorsunuz. Bizim geçen sene iç piyasalardaki payımız yüzde 4 iken bu sene yüzde 17ler civarında. Ulusal zincirlerin önemli bir kısmında varız. Bu yıl da bayileşme çalışmalarına başlıyoruz. Marmarabirlik satışlarını artırmayı hedefliyor İsmail Muzaffer Eren / Marmarabirlik Genel Müdürü Marmarabirlik kaç yılında kuruldu? Bugüne kadar geçirdiği aşamalar nelerdir? Marmarabirlik, adını aldığı Marmara Denizinin güney sahilleri boyunca doğuda İznik Gölü çevresinden, batıda Trakyada Mürefteye kadar uzanan bir yay içerisinde dünyanın en kaliteli sofralık zeytinlerinin yetiştirilmesi ve daha iyi koşullarda işlenerek pazarlanması amacıyla bölge zeytin üreticilerinin karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma amacıyla ilk olarak 1954 yılında Gemlik, Mudanya ve Erdek kooperatiflerinin girişimiyle kuruldu. Daha sonraki yıllarda Orhangazi, İznik, Edincik, Mürefte ve Marmara Adası kooperatiflerinin katılımıyla da Marmarabirlikin bağlı kooperatif sayısı 8e çıktı. Ayrıca Bursa bölgesinde Zeytin, Zeytin Ezmesi ve Zeytinyağı İşleme ve Ambalajlama Entegre Tesisleri bulunuyor. Ürün portföyünüzde hangi ürünler bulunuyor? Gemlik ve Edincik su çeşidi zeytin: salamura siyah zeytin, salamura rengi dönük zeytin. Zeytinyağı: natürel sızma, natürel birinci, riviera. Zeytin ezmesi: siyah zeytin ezmesi sade, siyah zeytin ezmesi baharatlı. Üretim standartlarınız nelerdir? Kalite belgeleriniz bulunuyor mu? Birliğimiz, Gıda Kodeksi, TSE 774 Sofralık Zeytin ve TS 341 Zeytinyağı standardına uygun üretim yapıyor. Ayrıca, Marmarabirlik ISO 9001 kalite standardına sahip olup ISO 22000 kalite standartlarına uyum çalışmalarına da başlamış bulunuyor. Zeytini hangi bölgelerden temin ediyorsunuz? Birliğimiz, işlemekte olduğu zeytinleri Bursa bölgesinde Gemlik, Mudanya, Orhangazi ve İznik kooperatifleri, Balıkesir bölgesinde Erdek, Edincik ve Marmara Adası kooperatifleri ile Tekirdağ bölgesindeki Mürefte Kooperatifinden olmak üzere toplam 8 bağlı kooperatif ve bu kooperatiflerin 30 bin üretici ortağından temin ediyor. Türkiye çapında pazar dağılımınız nedir? Birliğimizin sofralık salamura siyah zeytin sektöründeki pazar payı yıldan yıla değişmekle birlikte yaklaşık yüzde 16-18 arasında değişiyor. Ürünlerimizin tüm satış noktalarında bulunurluğunu sağlamak için sürekli ve düzenli olarak bayilik organizasyonunu güçlendiriyor ve yeniden yapılandırılması sağlıyoruz. Birliğimiz ve ürünlerinin en iyi şekilde konumlandırılması için kurumsal kimliğimizin ve marka imajımızın güçlendirilmesine yönelik tanıtım ve reklam çalışmaları yapıyoruz. Ürünlerimizin piyasada yaygın bir şekilde bulunurluğunu sağlamak ve yeni tüketici gruplarına ulaşmak için, ürünlerde ambalaj farklılaştırılmasına gidiyoruz ve bu ambalaj farklılaştırması daha çok küçük ambalajlara yöneliyoruz. Ürün farklılaştırması yaparak salamura siyah zeytinin dışında az tuzlu, yağlı salamura, çeşnili zeytin ve yağlı sele zeytin üretimi yapılarak yeni tüketici gruplarına ulaşmasını sağlıyoruz. Mevcut ürünlerin ve üretimine yeni başlanan ürünlerin tanıtımı ve tadımını yapmak, ürünler hakkında tüketicilerin ve perakendecilerin görüş ve önerilerini almak için yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılıyoruz. Yurt dışı çalışmalarınız varsa bunlar bilgi verir misiniz? Birliğimiz, üretmiş olduğu sofralık siyah zeytinin yaklaşık yüzde 15 ile 20sini düzenli olarak yurt dışına ihraç ediyor. İhracatta bulunduğumuz ülkelerin başında AB üyesi ülkelerden Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Danimarka geliyor. AB üyelerinden İngiltere, Norveç, İsveç ve Finlandiya da ihracatta bulunduğumuz diğer ülkeler. Saydığımız bu AB ülkeleri dışında ABD, Kanada, Avustralya, KKTC başta olmak üzere zaman zaman İsrail, Rusya, Türki cumhuriyetlerine de ihracat yapıyoruz. 2006-2007 iş yılında hedefimiz ihracat yaptığımız ülkelerden özellikle AB ülkeleri, ABD ve Avustralya ülkelerindeki pazar payımızı artırmak ve yeni potansiyel pazarlardan özellikle Bulgaristan, Romanya ve Rusya pazarlarına ürün satışı gerçekleştirmek. Türkiye zeytin ve zeytinyağı sektörü hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Zeytin ve zeytinyağı sektörünün sorunları ve çözüm önerilerini şu şekilde sıralayabiliriz: · Zeytin ekim alanlarının kayıt altına alınması ve çiftçi kayıt sisteminin gerçekleştirilmesi, · Tarım sigortası uygulamasının yaygınlaştırılması, · Zeytinin kullanım türlerine (sofralık ve yağlık) ve üretim bölgelerine göre fidan dikiminin ve üretiminin teşvik edilmesi, · Zeytinliklerde gençleştirme çalışmalarının yapılması, yaşlı ağaçların oluşturduğu zeytinliklerin yenilenmesi, · Uygun bakım, budama ve sulama ile alteransın olabildiğince azaltılması, alçak budamayla mahsulü saçak dallara taşıyarak toplamayı kolaylaştırıp toplamadaki işçilik maliyetlerinin düşürülmesi, · Yaprak ve toprak analizleri yaptırılarak uygun gübreleme yapılması, · Zeytin hastalıkları ve zararlıları ile mücadelede devlet desteğinin ve katkısının sağlanması, · Ambalajlı ve dökme zeytinyağı ihracatının avantaj ve dezavantajları karşılaştırılarak ihracatı artıracak katma değeri ve ihracatı yükseltecek kararların alınması Üretici firma olarak sıkıntılarınız var mı? Bunlara yönelik çözüm önerileriniz nelerdir? · Sofralık zeytin ve zeytinyağı sektöründe kayıt dışı üretim ve dağıtımın etkin şekilde denetlenmesi ve kontrol altına alınarak, sektördeki haksız rekabetin önüne geçilmesi, · Zeytin ve zeytinyağı için tarımsal ürünlerde ihracat yardımlarında uygulanan destek oranlarını artıracak şekilde yeniden gözden geçirilmesi, · Kalite ve hijyen konusunda, tüketicilerin dökme zeytin yerine ambalajlı zeytin tüketimine yönelik tüketici bilinçlendirme çalışmalarının yapılması, · Zeytin ve zeytinyağı tüketimin artırılmasına yönelik olarak insan sağlığındaki ve dengeli beslenmedeki yeri ve önemini anlatacak tanıtım programları ve reklamlarının yapılması. Son olarak eklemek istediğiniz bilgiler ya da değerlendirmeler var mı? Birliğimizce, zeytin pazarının temel göstergeleri gelir grupları ve pazar kanalları ile ilgili çalışmalar yapılmış; pazarlama, satış ve bayilik sistemi yeniden organize edilerek 2006/2007 iş yılı içinde gerek yurt içi gerek yurt dışında zeytin ve zeytinyağı toplam satışlarının artırılması planlanmıştır. Zeytinyağı tutkunları Komili standında buluştu Komili, Gourmex 2007 Fuarındaki standında sızmanın alası özel üretim zeytinyağlarını zeytinyağı tutkunlarına sundu. 18-21 Ocak tarihleri arasında Dünya Ticaret Merkezinde gerçekleştirilen Gourmex 2007 Fuarındaki Komili standı, Komilinin daha fazlasını isteyenler için ürettiği özel üretim zeytinyağlarını tatmak isteyen ziyaretçilerin akınına uğradı. Gourmex 2007 Fuarı süresince Komili standına gelen ziyaretçiler hem 6 farklı lezzetteki özel üretim zeytinyağlarını tattılar hem de ürünlerle ilgili detaylı bilgi edindiler. Komilinin lezzette sınır tanımayanlar için ürettiği özel üretim zeytinyağları ile herkes potansiyel bir gurme. Zeytinyağının en saf hali olan sızmayı 6 farklı lezzete taşıyan Komili, zeytinyağı tutkunlarına mükemmel seçenekler sunuyor. Komili Sızma Zeytinyağı: Kendine has nefis kokusu ve mükemmel lezzeti ile zeytinyağı severler için vazgeçilmez. Komili Naturel Sızma, Ayvalık yöresinin özenle seçilmiş zeytinlerinin sıkılmasından elde edilir. Hiçbir işlemden geçmediği için saf ve doğal olan sızma son derece sağlıklıdır. Komili Erken Hasat: Ayvalık yöresinin yere dökülmeden elle toplanan ve bekletilmeden sıkılan zeytinlerinden elde edilen Erken Hasat, düşük asit oranı ve hafif yakarlığıyla meyvemsi bir özel üretim sızma zeytinyağıdır. Komili Taş Baskı: Ayvalık yöresi zeytinlerinin, eski tip taş baskı yöntemi kullanılarak sıkılması ile elde edilen Komili Taş Baskı, yumuşak ve buruk lezzeti ile zeytinyağı düşkünlerinin tercih ettiği çok özel bir sızmadır. Komili Olgun Ege:Aydın yöresinin Komili için özel seçilmiş zeytinlerinden üretilen Olgun Ege, keskin siyah zeytin lezzeti ve güçlü zeytin kokusuyla zeytinyağı düşkünlerinin tercih edeceği sızmadır. Komili 0,3: Nadir bulunan yüzde 0,3 düşük asit oranıyla bu özel zeytinyağı; Ayvalık bölgesinde kuşaklardan beri zeytin hasadını en erken yapan üreticilerden Komili için toplanan zeytinlerin ağaçlarından toplandıktan sonra, üç saat içerisinde zeytinyağına dönüştürülmesi ile elde edilmiştir. Komili Cold Pressed: Daha yere düşmeden, zeytin ağacının üzerinden elle toplanan zeytinlerin, bekletilmeden aynı gün içerisinde soğuk su kullanılarak sıkılmasından elde edilen ve asit oranı yüzde 0,4ü geçmeyen sızma zeytinyağıdır. Soğuk su kullanılarak sıkılmış olması nedeniyle aroma ve lezzet kayıpları en düşük seviyededir. Üretilen zeytinyağının kokusu, tadı ve kendine özgü hafif yakarlığı ile zeytinyağı meraklıları tarafından aranılan bir lezzettir. Komili Organik Sızma: Komili için Ayvacık vadisinde tamamen organik ziraat ile yetiştirilen zeytinlerin, özel şartlarda sıkılması ve şişelenmesi ile elde edilir. Ecocert tarafından sertifikalıdır. Doğallığa ve sağlığa özen gösterenler için özel bir sızmadır. Kristal Sızma Türkiyenin en iyi zeytinyağı seçildi Bilindiği gibi, zeytinyağı da tıpkı şarap gibi, degüstatörler ve uzmanlar tarafından test ediliyor. Tat, koku, renk, yoğunluk ve meyvemsi özellikler gibi kriterler tek tek puanlanıyor. Kör test denen yöntemle yapılan bu yarışmalarda, en çok puanı alan zeytinyağı birinci seçiliyor. Bu degüstatörler birçok kurala uymak zorunda. Örneğin, iki zeytinyağı arasında bir dilim elma yemek zorundalar. Ekmeğin dışında herhangi birşeyin yenmesi yasak. Hatta, tadı bozduğu için, sigara bile içilmesine izin verilmiyor. Ülkemiz dışında dünyada pek çok yerde düzenlenen bu tür kalite yarışmalarının en fazla yapıldığı yer, İtalya. Kristal, 2000 yılında, İtalyadaki en büyük ve en ciddi sınav olan Verona Sol 2000 yarışmasında Yağ Ustaları Altın Aslan Ödülünü almış ve ülkemizin zeytinyağı kalitesini dünyaya da kanıtlamıştı. Kristal ödülleri topluyor 1938de kurulan Kristal, Türk özel sektörünün ilk şirketlerinden ve ilk zeytinyağı markası. Türkiyede 150 yıllık bir geçmişe sahip Micaleff ailesinin önderliğinde kurulan Kristal Yağlarının Yönetim kurulu Başkanı Noel Micaleff, lezzet, bir özelliktir diyor ve devam ediyor: Zeytini sıkmakla zeytinyağı üretirsiniz; fakat, lezzetlisini üretmek uzun bir deneyim ve beceri ister... Kristalin, 1938den bugüne ayakta kalmasının sırrını müşteri memnuniyeti olarak özetleyen Micaleff, ,tüketicinin güvenini kazanmak zor iştir. Bu bakımdan, bir kuruluşun ürettiği en önemli ürün, öncelikle kendi saygınlığıdır; adıdır. diyor. Türkiyenin en iyi zeytinyağı seçilen Kristal Naturel Sızma için ise, Sızmamız, hakikaten lezzet, yoğunluk, renk ve diğer kriterler bakımından, üstün kaliteli ve sevilen bir yağdır. Bu nedenledir ki tüketici dört nesildir Kristal kullanmaktadır. Kristal 70 yıldır, sadece zeytinyağı üretiyor 1938de kurulan Kristal, Türk özel sektörünün ilk şirketlerinden ve ilk zeytinyağı markası. Riviera tipi zeytinyağının da ülkemizdeki ilk üreticisi. 70. yılını geride bırakan Kristal, bu yıl ülkemizin en seçkin zeytinyağı uzmanları ve gurmeleri tarafından, Türkiyenin en iyi zeytinyağı seçildi. Türkiyede 150 yıllık bir geçmişe sahip Micaleff ailesinin önderliğinde kurulan Kristal Yağlarının Yönetim Kurulu Başkanı Noel Micaleff, Biz, aile geleneğimiz içinde, itibarı paradan değerli görürüz. Bu nedenle, kendi alanımızda kalıp, yaptığımız işin en iyisini yapmayı tercih ettik. Sanırım başarılı da olduk. Nitekim, dördüncü nesil tanışıyor Kristalle. Anneler, nineler, hatta ninelerin anneleri hep Kristalle büyüdüler. Şimdi de geleceğin anneleri büyüyorlar diyor. Noel Micaleff, yaşından çok genç görünüşünü de, zeytinyağına bağlıyor. Zeytinyağı kullanan daima genç kalır, en azından kolay yaşlanmaz, vücudu güzelleştirici etkisi de çoktur... Üstelik kalbin dostudur. Kalp krizi riskini azaltır... Öylesine çok faydası var ki, saymakla bitmez...Zeytinyağı üretmek, çok zor ve sabır gerektiren bir sanattır. Biz bu yüzden 70 yıldır, sadece en kaliteli ve en lezzetli yağı üretmek için çalışıyoruz. En büyük ödül, müşteri memnuniyetidir Türkiyenin ilk özel şirketlerinden Kristal Yağlarının Yönetim Kurulu Başkanı Noel Micaleff, Türkiyenin en iyi zeytinyağı seçilen Kristal Naturel Sızma için, Sızmamız, hakikaten lezzet, yoğunluk, renk ve diğer kriterler bakımından, üstün kaliteli ve sevilen bir yağdır. Bunu, müşterilerimizin 70 yıllık ilgisinden biliyoruz. Kristal Sızmanın en iyi zeytinyağı seçilmesi bizi elbette gururlandırdı. Ama, asıl ödül halkın 70 yıllık takdiridir. Alivadan hediyelik zeytinyağları Aliva Türkiyenin zeytin ağacı sayısı bakımından en önemli merkezlerinden biri olan Akhisarda faaliyet gösteriyor. Akhisarın sofralık zeytindeki liderliğinin yanında her geçen gün açılan yeni zeytinyağı fabrikaları ile zeytinyağında da önemli bir merkez haline geldiğinin bilincinde olan firma, kaliteden ödün vermeden Akhisar`ın zeytinyağının yurt içi ve yurt dışı pazarlarda hak ettiği yeri almasını hedefliyor. Üretimi tamamen mekanik ve fiziksel işlemlerle gerçekleşen en saf ve doğal hali olan naturel sızma zeytinyağı üretiminin yanı sıra riviera zeytinyağları da üreten Aliva, ürünlerinde cam şişe, pet şişe ve teneke ambalajlar kullanıyor. Değişik damak tatlarına hitap eden yeni ürünleri de sunmaya devam eden Aliva, son olarak ürünleri arasına eklediği ithal özel şişelerde hediyelik zeytinyağları ile toplam 16 farklı çeşit ürünü tüketicisiyle buluşturmuş oldu. Son sistem makinelerle kurulmuş modern tesislerde üretim gerçekleştiren firma, her türlü ambalaja dolum yapabilecek özelliklere sahip ve yıllık 2 bin 500 ton kapasiteli dolum tesisinde farklı markalara paketleme hizmeti de sunuyor. Fabrikada üretimin her aşamasında dikkat edilen nokta kalite ve hijyen şartlarının sürekliliği. Aliva Zeytinyağlarının tanıtım faaliyetleri çerçevesinde geçtiğimiz kasım ayında düzenlenen Gıda Fuarına katılan firma, fuarda birçok ulusal ve uluslararası firma ile ticari görüşmeler gerçekleştirdi. Firma önümüzdeki dönemde de 27 Şubat-2 Mart 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Ukrayna Food-Expo 2007 Fuarına katılarak Aliva markasının ve Türk zeytinyağının, yurt dışı pazarlarda tanınmasında ve ihracatın gelişmesinde katkı sağlayacak. Ulusal bazda zeytin-zeytinyağı konseyi kurulmalı Umur Celayir / Celayir Zeytin Pazarlama Müdürü Firmanız kaç yılında kuruldu? Bugüne kadar geçirdiği aşamalar nelerdir? Zeytin ile birlikteliğimiz 1960lı yıllarda başlamış olmasına rağmen, ikinci kuşak olarak 1990lı yıllardan sonra altyapı çalışmalarını tamamlamış olan firmamız, 1998 yılından itibaren kurumsallaşmaya hız verdi. Celayir Zeytin Gıda ve Amb. San. Tic. Ltd. Şti. adı altında sürekli kendimizi yenileyip, teknoloji yatırımlarını, üretim kalitesini hızla artırdık. Her çeşit zeytin ve zeytin ürünlerini işlemek ile beraber, özellikle Gemlik sofralık siyah zeytin konusunda ihtisaslaşmış bulunuyoruz.Yeni fabrika binamız ile birlikte 3 bin metrekare kapalı alanda hizmet veriyoruz. Yıllık ortalama 2 bin 600 ton zeytin ve ürünlerini iç ve dış piyasaya Celayir ve Ceolive markalarıyla sağlıklı bir şekilde sunmayı hedefliyoruz. Ürün portföyünüzde hangi ürünler bulunuyor? Üç ana grup altında ürettiğimiz ürünler sırasıyla; salamura siyah zeytin, gemlik sele zeytini, yeşil zeytin olarak işleniyor. Bu ürünler kendi alt gruplarında, salamura siyah zeytinde 15kg, 10 kg, 4kg, 2kg teneke, 800 gr doze, 1.000 gr, 500 gr, 250 gr vakum paket olarak 6 değişik kalibrede üretiliyor. Sele zeytini olarak 10kg, 4kg, 2kg teneke ve 440 gr cam kavanozda 2 ayrı kalibrede üretiliyor. Yeşil zeytin grubunda ise, biber dolgulu, kokteyl, kırma ve çizik olmak üzere 4 çeşit yeşil zeytin; teneke, paket ve cam kavanoz ambalajlarda işlenip tüketicinin beğenisine sunuluyor. Bununla birlikte yeni olarak zeytinyağı pazarında da yatırımlarımız devam ediyor. Toplamda barkod bazında ambalaj ve kalibre olarak 62 değişik ürün çeşidimiz mevcut. Üretim standartlarınız nelerdir? Kalite belgeleriniz bulunuyor mu? Üretim aşamasında sağlık ve hijyen kurallarını ana ilke olarak belirleyen firmamız, istihdam ettirdiği personelden ürettiği ürünlere kadar, her aşamada sürekli yeniliklere açık, en üst standartlarda üretim ile sofralara sağlık sunmayı hedeflemiştir. İşletmemize gelen ürünler öncelikle kalite kontrolünden geçirilip teslim alınmaktadır, daha sonraki aşamada boylarına ayrılan zeytinler yıkamadan geçirilip seçme bandında sap, yumuşaklık, bozuk renklerinden ayrıştırılarak özenle ambalajlanmaktadır. Üretim ile ilgili tüm belgelere ve TSE Kalite Belgesine sahip olan firmamız ISO ve HACCP çalışmalarını da devam ettirmektedir. Zeytini hangi bölgelerden temin ediyorsunuz? Sofralık salamura siyah zeytin ve sele zeytininin alımı Bursa ilinin Gemlik, Orhangazi, İznik, Mudanya ilçelerinin en kaliteli ürün yapan köylerinden, satın alma departmanımızın kontrolü eşliğinde yapılmaktadır. Yeşil zeytin grubunda ise çizik zeytinin Edremit Körfez yöresinden, domat kokteyl zeytinin ise Akhisar bölgesinden titizlikle alımı yapılmaktadır. Türkiye çapında pazar dağılımınız nedir? İstanbul başta olmak üzere Kuzey Marmara, Batı Karadeniz, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde bayilerimiz aracılığıyla marketlere, catering gruplarına ve şarküterilere dağıtım yapmaktayız. Türkiye zeytin ve zeytinyağı sektörü hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Zeytincilik sektörü son yıllarda hızlı bir değişim ve gelişim içerisine girmiştir. Zeytinciliğe yatırım yapan, üretim kalitesini, standardını ve teknolojisin artıran firmalar, önümüzdeki dönemin parlayan yıldızı olmaya aday firmalarıdır. Bununla birlikte Türkiyede artık zeytin üreticilerine Türkiye Büyük Millet Meclisi bazında kurulan komisyon ve yapılan çalışmalar ile önem ve destek verilmeye başlanmıştır. Stratejik bir ürün olan zeytin ve zeytinyağı, yalnız Akdeniz havzasında yetişmekle birlikte tüm dünyaya pazarlanma imkanı bulunan, talebi her geçen gün artacak bir üründür. Dolayısı ile zeytinciliğe yapılacak her türlü yatırım kısa ve orta vadede kendini hızlı ve karlı bir şekilde amorti edecek gibi görünmektedir. Bu hususta devlet ve hükümet politikalarının oluşturulup ulusal bazda zeytin-zeytinyağı konseyi kurulması sağlanmalıdır. İşletmeler desteklenmelidir. Artık kendi içimizde uğraşmayı bırakıp dünyaya nasıl daha fazla, markalı ürün satabiliriz bunun hesabını yapmalıyız. Üretim verimini arttırarak sağlıklı standartlar oluşturup, coğrafi işaretleme ve ürün takip sistemi ile kaliteli zeytin ve zeytin yağlarını güvence altına almalıyız. Üretici firma olarak sıkıntılarınız var mı? Bunlara yönelik çözüm önerileriniz nelerdir? Şu an için sektörde ciddi sorunlar vardır. Bunlar sırasıyla; ham dane zeytin olmak üzere başlayan, depolama şartları, standart eksikliği, üretim aşaması problemleri, sermaye yetersizliği ve kayıt dışı gibi sorunlardır. Bu sorunlar ciddi yapısal reformlar gerektiren, ancak kısa zamanda radikal kararlar ile hayata geçirilmesi kolay olmayan sorunlardır. Organizasyonun, müstahsil birleşmesinden başlayarak kooperatifleşmeye, küçük işletmelerin şirket bilinci altında organize olarak, alt yapının ıslah edilmesi yoluyla sağlanması gerekmektedir. Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? Dünya ölçeğinde zeytin ve zeytinyağı artan bir pazar olmasına karşın iç piyasadaki tüketim hala düşük seviyelerdedir. Mucizevi bir meyve ve meyve suyu olan zeytin ve yağın, tüketiminin artırılmasına yönelik çalışmalara yön verilmelidir. Çok acı ama gerçektir ki bu verimli topraklardan yeterince faydalanamadığımızdan, petrolden sonraki en büyük ikinci ithalat kalemini diğer yağlar oluşturmaktadır. Yani son derece sağlıklı zeytin ve yağına sahip olduğumuz halde, tanıtımının iyi yapılmamasından dolayı, yeterli tüketim seviyesine ulaşılamamıştır. Bizim firma misyonumuz olarak da kabul ettiğimiz; tüketicinin bilinçlenmesine katkıda bulunmak, içerdiği insan sağlığına faydalı bileşenlerden dolayı, üretim ve tüketim oranının artmasını sağlamak, sağlıklı nesiller için hepimizin görevidir. İnanıyorum ki zeytincilik sektörüne yapılacak olan her doğru iş ve yatırım bu kutsal ürün tarafından ödüllendirilecektir. Ravika, yeni ürün gamıyla pazar payını artıracak Keskinoğlu Şirketler Grubunun yatırımı olan Ravika Zeytinyağı, 25-27 Ocak 2007 tarihleri arasında zeytin ve zeytinyağına özel düzenlenen, yurt dışından yabancı zeytinyağı üreticilerinin de katıldığı I. Avrasya Anatolive Fuarında yeni logosunu ve yeni ambalajlı ürünlerini tanıttı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Ekerin de ziyaret ettiği Ravika Standında Keskinoğlu Yönetim Kurulu Üyesi Keskin Keskinoğlu, Mehdi Eker ile zeytinyağı sektöründeki gelişmeleri ve sorunları da paylaştı. Keskinoğlunun, 1,5 milyon dolarlı yatırımla 2 yılda tamamladığı Ravika tesisleri 5 bin ton dolum kapasitesine sahip. Ravika zeytinyağları Türkiyedeki özel gurme shoplarda, havaalanlarındaki free shoplarda, Carrefour, Migros, Bim, Pehlivanoğlu gibi ulusal ve yerel zincir marketlerde satılıyor. Kurulduğu ilk yıl ihracata başlayan Ravika, şu anda İsrail, Amerika, Kanada, Azerbaycan, Kosova, Bosna Hersek, Bulgaristan ve Makedonyaya ihracat gerçekleştiriyor. Keskinoğlu Şirketler Grubunun Yönetim Kurulu Üyesi ve Pazarlama Grup Başkanı Keskin Keskinoğlu, Ravika zeytinyağının iç ve dış piyasada kısa sürede göstermiş olduğu ticari başarı ve tüketicilerden gelen talep nedeniyle yatırım artırma kararı aldıklarını ve büyüme kararı ile birlikte Ravikada logo ve ambalaj değişikliğine gidildiğini belirtti. Yeni logo ve ambalajı hakkında bilgi veren Keskin Keskinoğlu Ravikanın marka bilinirliğini artırmak ve ürünlerin kullanımını daha da kolaylaştırmak amacı ile logosunda ve ambalajında değişiklik yaptık. Görsel algılamanın ilk olarak ambalajla başladığının bilincinde olduğumuz için tüketicilerin dikkatini çekebilecek canlı fakat bir o kadar da sade tasarımlar gerçekleştirdik. Kullandığımız yeni ambalaj markamızın istikrarlı gelişimini, yeni logo ise markanın yenilikçi yaklaşımını yansıtıyor dedi. Yurt dışı fuarlarına da katılacağız İsviçre, Fransa ve İtalyadan da zeytinyağı üreticilerinin katıldığı fuarda zeytinyağı pazarını değerlendiren Keskin Keskinoğlu, Zeytinyağı tüketimi dünyada hızla artıyor. Yıllık kişi başı zeytinyağı tüketimi Yunanistanda 22 kilogram İtalya ve İspanyada 12 kilogram Türkiyede ise 1 kilogram. Ülkemizdeki kişi başına düşen zeytinyağı tüketimini artırmayı hedefliyoruz. Türkiyede zeytinyağı üretimine baktığımızda 2006 yılında 101 bin ton zeytinyağı üretimi yapılırken bu rakamın 2007 yılında 131 bin tona yükselmesi bekleniyor. Zeytinyağı ihracatı 2006 yılında 47 bin 569 ton olarak gerçekleşirken 2007 yılında artan üretime bağlı olarak ve Türk zeytinyağı firmalarının global pazarda yer edinmesi ile birlikte ihracat oranının artmasını umuyoruz. Bu gelişmeler göz önüne alındığında yapılacak ihracat atakları ile Ravikanın pazar payını da yüzde 1den yüzde 8e çekmeyi hedefliyoruz. Uluslararası fuarlara katılarak da Ravikanın yurt dışındaki tanıtım sürecini hızlandırmayı amaçlıyoruz. Bu nedenle Dubaide yapılacak olan Gulfood Fuarı, Honkong Hopex 2007 ve Rusyadaki Prodexpo 2007 Fuarına da katılıyoruz şeklinde konuştu. Kapriste zeytin dalı Kapris Çay markası ile sektörde adından bahsettiren Yahyaoğlu Grup, zeytin üretiminde de iddialı. Akhisardaki tesislerinde aylık 100 ton yeşil ve siyah zeytin üretimi gerçekleştiren firma, yeni tesisleriyle beraber hem üretim kapasitesini hem de ürün çeşidini artıracak. Ürün yelpazesini genişletmeyi hedefleyen Yahyaoğlu Grup, tamamen doğal yöntemlerle ürettiği Kapris markalı siyah ve yeşil zeytini piyasaya sürdü. Siyah zeytin, 250 gram, 500 gram, bin gram, 4 bin gram ve 10 bin gram tenekelerde; yeşil zeytin ise 12 bin ve 13 bin gram tenekelerde hazırlandı. Zeytin üretimiyle ilgili görüşlerini aldığımız Yahyaoğlu Gıda Satış ve Pazarlama Direktörü Dursun Poyraz, bu yıl içerisinde Akhisar Organize Sanayi Bölgesinde 17 bin metrekarelik bir alan üzerinde yeni bir tesis inşa ettiklerini ve yeni tesis ile beraber hem üretim kapasitesini hem de ürün çeşidini artıracaklarını söyledi. Poyraz, Hedefimiz, bir bayinin gıda ürünü olarak ihtiyaç duyduğu tüm ürünlerin üretimini gerçekleştirmek dedi. Yeni tesisle beraber, zeytinde dilimli zeytin, zeytin ezmesi ve gurme zeytinyağı üretimine de başlanacak. Yahyaoğlunun Akhisardaki tesislerinde Gemlik, Akhisar, Edremit, Ayvalık ve Gömeç yöresinden eksper gözetiminde alına zeytinler önce türlerine ayrılıyor. Ayrılan zeytinler hassas zeytin elekleri tarafından elenerek kalibrasyon işlemine tabi tutulduktan sonra, zeytin salamura tanklarına fermantasyon işlemi için aktarılıyor. Salamura tanklarında 8-12 ay bekletilen zeytinler olgunlaşma dönemini tamamladıktan sonra zeytin işleme tesislerinde seçme bantlarında seçilip ambalajlara dolumu yapılıyor ve ısıl işleme (pastörizasyon) tabi tutulduktan sonra satışa sunuluyor. Perakende sektörüne yeni bir isim: Naturem Türkiyenin en büyük yağ üreticilerinden, catering devi Naturem Şirketler Grubu, 40a yakın Naturem markalı ürünle perakende pazarına giriyor. 9 şirket, 3 fabrika ve 4 bin çalışanıyla Naturem, dünya markası olmak ve sürekliliği yakalamayı amaçlıyor. Sıvı yağ pazarında yüzde 40lık pazar payı olan Naturem ile gıda sektöründe yaklaşık 60 yıllık geçmişi olan Zincir Limited dev bir işbirliğine gitti. Bugüne kadar markasız toptan yağ satışı yapan Naturem artık ürünleri bu marka ile üretecek, Türkiye`de yaklaşık 6 bin marketin raflarına Zincir Grubu taşıyacak. Gruba bağlı Naturem Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, Edremit Havranda yer alan fabrikasında, gıdasal sıvı yağ üretimi yapıyor. 2005 yılında üretime geçen ve 25-30 milyon USDlik yatırım değeri olan 60 bin metrekare üzerine kurulu ve 28 bin metrekare kapalı alanı olan dev entegre tesis, ayda 12 bin ton tohum işleme kapasitesine sahip. Ekstrasyon (özütleme) ünitelerinin bulunduğu fabrikada, ayçiçeğinden pamuğa, mısırdan cevize kadar hayal edilebilecek her türlü bitkisel yağın üretimi yapılabiliyor. 4 adet bitkisel yağ rafinerisinin bulunduğu tesiste, günlük 450 ton yağ, aylık 3 bin 600 ton zeytin işlenebiliyor. Naturem Gıda Maddeleri halen Türkiyede, kendi sektöründe kapasite olarak 2nci sırada yer alırken, ürün çeşitliliği bakımından tek tesis olma özelliğini taşıyor. Çok yakında akredite olma yolundaki laboratuarının da bulunduğu fabrika, zeytinyağı ihracatında bölge üreticilerine de büyük hizmetler sunuyor. Daha önce ihraç edilecek ürünlerini İzmirdeki laboratuara taşımak zorunda kalan zeytin üreticileri, bundan böyle fabrikanın çok yakında akredite olacak laboratuarından yararlanabilecekler. Naturem Gıda Maddeleri sıvıyağda yüzde 25lik pazar payını hedefliyor. Naturem Gıda Maddelerine bağlı Ankara Kazan Mevkiinde yerleşik 9 bin metrekare üzerine kurulu 5 bin metrekarelik kapalı alana sahip ikinci fabrikada, bal, reçel, marmelat, helva, tahin-pekmez, lokum ve bir bölümünde ise kuruyemiş, bakliyat, baharat üretimi yapılıyor. Tesiste günlük 20 ton reçel, 10 ton bal, 10 ton helva üretim ve ambalajı yapılıyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive