Yüzler Sözler İzler

Sektörün yakından tanıdığı Okan Aras, yeni kitabında, hızla bilim konumuna yerleşen perakende dünyasında koşarken gözden kaçırdığınız yüzlerce ayrıntıyı yeniden hatırlatıyor. Olmazsa olmaz ayrıntıların altını kalın kalem ile çizen yazar kokpite girip, her noktayı yeniden kontrol etmelisiniz. Daha verimli hale gelmek için göstergelerle yönetim şart diyor

Eklenme Tarihi : 17 Şubat 2012 Cuma
yuzler-sozler-izler
Sektöre armağan ettiğiniz dördüncü kitabınız Yüzler Sözler İzler de etki yaratacağa benziyor. Yeni kitabınız için neler söylemek istersiniz?Aslında etki yaratmak gibi bir kaygım yok. Çünkü perakende dünyası, sürekli etki-tepki üzerine konuşlanmış harika bir sektör. Sektöre hizmet veren biri olarak değil, bir yurttaş olarak, dünyanın en sihirli kelimesinin alışveriş olduğunu düşünüyorum. Bu tarzım; tüketimi değil, tam tersi üretmeyi/büyümeyi ve paylaşmayı çağrıştırıyor. Nereye yüz çevirirseniz çevirin, her ilişkide bir alışveriş söz konusu. Baba-oğul, işveren-çalışan, erkek-kadın, üreten-tüketen Örnekleri çoğaltmak mümkün. Böylesi bir devinim içersinde, ne kadar doğru hareket ederseniz, tarafların o denli mutlu/huzurlu olacağı da aşikâr. Bireysel olarak dördüncü kitabım olsa da, yıllar içerisinde perakendenin beğenisine Perkakende Bilgi Evi olarak, pek çok kitap kazandırmış, yazarlarımızın eserlerine gereken özeni gösterip, yayınlanmasına destek olmuşum ki, çok da iyi yapmışım diyorum. Biliyoruz ki şiire bulanmayı çok seviyorsunuz. Kitabınızın içinde de şiir bağlantılı yazılarınız var. Kulağa hoş gelen, şiir gibi bir kitap ismi koymuşsunuz: YüzlerSözlerİzler Neden?Hoş bir seda bırakmak gerekir bazen. Şiir de bu konuda en iyi yardımcıdır. Nitekim okumaya başlarken de keyif ile başlangıç yapmak lazım gelir. Bu nedenle kitabın ilk yazısı Yeni Yıl üzerine bir sesleniş ve Cahit Sıtkı Tarancı ile Can Yücelin nefis dizeleriyle başlıyor. İç sayfalarda sürprizler elbette devam ediyor. Kitap adı bulmak da gerçekten zor. Bir bütünü oluşturmak, kapsamı geniş tutabilmek, çarpıcı/hatırda kalıcı adlar üretmek, öyle kolay olmuyor. Ama ekip arkadaşlarım çok yaratıcı. Onların profesyonel görüşlerine, birkaç cümle ekleyiverdim, beğendim Baktım ki her satırda, her notta görüştüğümüz dostlarım vardı. Pek çok ayrıntıda çoğul geçtiğim; Yüzler Yaşadığımız deneyimler sonrasında kazandığımız bilgi-birikimler, önemli bir yol göstericiydi. Onlardan ne çok Sözler öğrenmişim Bana düşen ise gerçekçi analizler ile harmanlayıp, öngörüleri belirlemek; dolayısıyla bugün ve yarın için olması gereken kayıtları tutmaktı. Büyük keyif aldım doğrusu. Kalıcı İzler çıktı ortaya. Ne güzel, öyle değil mi?Önceki kitaplarınızda da sürekli sizlerden öğrendiklerim diye söze başlıyor ve hatta öğrenmeye devam etmek en büyük keyfim diyorsunuz. Mütevazı olmak elbette çok hoş. Peki, bu hiç bitmez mi?Öğrenme biterse hayat da bitmez mi? Ailemizin kurucuları, atalarım, bize çok önemli miraslar bıraktı. Bunlardan en önemlisi elmayı ikiye böldüğünde, büyük parçayı arkadaşına ver aşısıdır. Kitabı oluşturduysam da, bunda en büyük etken, sektörün kahramanları olan perakendeci dostlarımdır. Ata dedem ve de babam ticaret borsası kökenli, iki büyük insandı. Daha okula gitmeden yaz tatillerinde Koza Handa gördüm, öğrendim ticareti, perakendeyi... İpekli kumaşın sihirli, gizemli yolculuğunun her aşamasına tanıktım: Köyde minicik tohumların tırtıl olmasıyla başlayan serüvenin, koza olarak hararlara konulup Bursaya getirilip satılması, tüccarın taşıyıp depolaması, kozaklıklarda istime girip işlenmesi, devdahlarda bükülüp ipek ipliği olduktan sonra, kumaşa dönüşmesini ve nihayetinde tüketiciye farklı çeşit ve kalitelerde sunulmasında, iyi bir gözlemciydim. Nitekim ağabeyim de ülkenin en büyük ipekli kumaş üreticisinin, İstanbul-Beyoğlundaki 3 katlı satış mağazasının yöneticisiydi. 1991 yılının hemen başında ise çağdaş perakendenin oluşmasına öncülük eden, sektörün en önemli kahramanlardan biri kabul edilen Üçge Ailesi yapılanmasında önemli roller üstlendim. Sektör gelişirken, bireysel gelişimin olmaması düşünülemez tabi ki. O yüzden, elmanın en büyük parçasını hep müşterilerime sundum. Öğrendiklerimi elbette farklı bir süzgeçten geçirip analiz ettim. Ama kaynağımı hiçbir zaman es geçmedim, geçmem de. Ve Gothenin güzel bir sözünü, düstur olarak da kabul etmek mümkün: Aslında her kitap, yalnızca yazarın dostları ve sevdikleri için yazılmıştırSiz pek çok şirketin yönetim kurulundasınız. Market, Mağaza, Lojistürk dergilerini ve www.perakende.org , www.lojistürk.net gibi etkin ve yetkin yayınları sektörle buluşturan Perakende bilgi Evinde de Başkanvekili olarak görev yapıyorsunuz. Takip edebildiğimiz kadarıyla zaman zaman belirli zirvelerde, meslek liselerinde, üniversitelerde konferans veriyor, yetmiyormuş gibi ciddi ciddi spor yazıyor, öykü, roman, anı ve şiir denemeleri yaparken, TV programlarına konuk oluyorsunuz. Nasıl oluyor bu? Nasıl bir zaman planlamanız var? Kendime okumak ve de paylaşmak üzere yazmak için ayırdığım zamanı, en önemlisi ailem, evim ve dostlarım ile olan ilişkimi sormadınız bu arada. Çalışma arkadaşlarıma sıkça söylediğim bir söz var: İyiyseniz, her işi size verirler. Gerçekten iyi iseniz, hepsini yaparsınız. Nasıl oluyor bilemiyorum, bu bir tarz meselesi. Ama hiçbir eksik-gediğim yok. Sağlığım da henüz sorunlu değil, umarım böyle devam eder. Hiç birisini aksatmamaya özen gösterir, fedakarlık yaparım. Üstelik aileme, dostlarıma olan bağlılığım ve ayırdığım zaman oldukça niteliklidir. Her noktaya yetişebilmek ise, agresif bir zaafım. Huyum kurusun Bu arada, büyük bir keyif ile yaptığım, zeytin işim de var. Atalarımızdan kalma zeytinliklerime bakar, her hafta sonu mutlaka dünyanın en lezzetli sofralık zeytinlerinin üretildiği Gemlikteki köyüme gider, sıcacık sohbetlere tanık olur, kışın da mutlaka hasadında bulunurum. Sözgelimi, bu hafta, zeytin hasadı yağmur nedeniyle yarıda kaldığı için, bu röportajı sizinle yapabiliyoruz. Aksi halde, sizi zeytin ve zeytinyağı kokusuna davet edecektim... Toprağı ve bu ülkenin insanlarını çok seviyorum, bir de çalışmayı. Ve bir gün göçersem bu dünyadan, bunun işimin başındayken olmasını isterim. Daha çok dinç görünüyorsunuz sağlıklıyım da dediğinize göre, mesele yok. Yeniden kitabınıza dönersek; yeni kitap fikri nasıl çıktı ve neden bir sponsor ile çalışmayı düşündünüz? Büyük Ozan Âşık Veyselin çok hoş bir sözü var: İnsan olmak için, okumak gerekir! Gözleri görmeyen bir üstadın bu sözleri öylesine anlamlı ki, tarifi yok aslında. Ve ne gariptir ki, Japonyada 1 kişi yılda 25 kitap okurken, ülkemde ancak 6 kişi yılda 1 kitap okuyabiliyor. Hiç de iç açıcı bir durum değil hani. Oysa her bir kitap, hepimize minik pencereler açıyor. Bazen gördüklerimizi yeniden algılamamıza, bazen de tühhh ya, şunu unutmuşum bak dememize ve bazen de böbürlenerek ben bunları biliyordum ki dememize neden olabilir. Güzel olan da bu nitekim. Bildiğin ayrıntının üzerinden yeniden geçebilmek, sizi/bizi, dolayısıyla hepimizi, daha verimli yapabilir çünkü. Sağ olsun dostlar, pek çok sohbette yeni bir kitap düzenlemesi yapsan, toplu halde yararlanabilsek gibi incelikler göstererek, destek oluyordu sürekli. Biz de, Perakende bilgi Evi olarak, yeni bir kitap hazırlığına başlamıştık ki, bir sohbet sırasında Eurometall Genel Müdürü Oğuz Vardar, büyük bir samimiyet ile basım sponsoru olabileceklerini ifade etti. En kalıcı hediye de kitap değil mi Okan Bey? diyen Vardar ve dolayısıyla Eurometall sayesinde, basım-yayım işlemlerini hızlandırıp, yeni yıla yetiştirmeyi uygun bulduk. Türkiyedeki bütün perakendeciler ile çalışma başarısı yakalayan Eurometall sayesinde Yüzler Sözler İzler kitabımızın, bu sektöre gönül vermiş dostlarımıza direkt olarak ulaşacak olması, bizim için çok önemli. Bu nedenle, bu anlamlı sosyal sorumluluk projesi için Eurometall firmasına ve ekibine ayrıca teşekkür eder, başarılarının daim olmasını dilerim.Bu röporaj Market dergisinden alınmıştır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive