Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Ergün Güler

Sükût, İkrardan mı Gelir?

Perakende Sektörünün sesi kim Allah aşkına? Kaderlerini belirleyen yasalara karşı kimler ne yapıyor? Kendisine kar yağmadan Türkiyeye kış gelmeyen İstanbulda, perakendeciler neler konuşuyor


Şöyle bir bakalım; Aldığım duyuma göre, Ankara PER-DER asli yetkilerini ATOya devretmiş. Daha doğrusu, ATOda kendilerini temsil eden üyeler aracılığıyla seslerini duyurmaya kadar vermişler. PER-DER ise, daha sosyal konularla ilgilenen bir kuruluş olarak varlığını sürdürecekmiş. Hayırlı olsun. Peki ya İstanbul? İstanbuldaki perakendecilerin yönü biraz belirsiz gibi. Birbirinden oldukça habersiz olarak ilerliyorlar. Kimi, yeni mağaza açma telaşında, kimi de yeni mağaza planlarını erteleyip, mevcut mağazalarını güçlendirecek çalışmalara başlamış, teknolojik ve entelektüel altyapılarını güçlendiriyor. Kaba tabirle, bireysel takılıyorlar. Peki ya ne olacak? Eğer yerli perakendeciler bir araya gelmezler ve sektörü masaya yatırmazlarsa, ucuza gitmeme telaşı içinde yaşayıp gidecekler. Bence bu iş, sadece Ankaranın sesi olan ATOdan ya da PER-DERden olacak gibi değil. İstanbulun da sesi çıkmalı. Kendileri için alınan kararlarda söz sahibi olmalılar. Biz de buradayız demeliler..! Yoksa, sükût ikrardan gelir, deyip, birileri onların adına kararlar almaya devam edecek. BİR DERS IKEA Geçtiğimiz ay İstanbul Anadoluda açılan Ikeanın bir özelliği bize, müşteri ihtiyaçlarını anlama yolunda küçük bir ders veriyor. Ikea, bir ülkede yeni mağaza açmadan önce, o ülkenin yaşam tarzını anlamak üzere lokal çalışmalar gerçekleştiriyor. Örneğin, yatak odalarının dolaplarını inceliyor. Elbiselerini nasıl astıklarından, mobilyalarını nasıl yerleştirdiklerine kadar pek çok noktayı gözden geçiriyor. Ters açıdan bakınca, kime mal satacağını bilmiyorsan, oraya mağaza açma diyor yani..! Mağaza açıp, kapatan dostlara duyurulur. Bir de tüyo; Ikea hiçbir zaman ekonomisinden emin olmadığı bir ülkeye mağaza açmıyor. Türkiyede 7 yıl içinde 5 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Sırada İstanbul Avrupa, Ankara ve İzmir var. DİNİME SÖVEN, BARİ MÜSLÜMAN OLSA... Bu yazıyı çok daha önce kaleme alacaktım, ama kısmet bugüneymiş. Geçmiş bir zamanda, aynı sektörü paylaştığımız bir dostumuz, yabancı konuşmacılardan ya da diğer adı ile gurulardan dert yanmıştı. Bir yazısında anlam olarak şunları söylüyordu. Kardeşim, binlerce dolarımızı alıp, buraya gelen gurular, bize hiçbir şey vermiyor. Bizim bildiğimizden farklı bir şey de söylemiyorlar. Aslında ne kadar da güzel söylüyor. Ama küçük bir ayrıntı (şirketinin adının İngilizce olması), tüm söylediklerindeki haklılığı az da olsa gölgeleyiveriyor. Yabancılara olan kızgınlığına karşın, şirketinin ismini kızdığı insanların kullandığı dille ifade ediyor. Ve insana, dinime söven bari Müslüman olsa dedirtiyor. Şimdilerde, televizyonda dönen bir halı reklamında da aynı hata yapıldığını görüyoruz. Reklam biz ve siz diye bir ayrımı ortaya koyarken, markanın ismi o bahsettiği biz(?)den değil! Bu türden çelişkilerle sık sık karşılaşıyoruz aslında. Ama, sahildeki deniz yıldızlarını birer birer denize atan adam misali, sorumlulara kızmak yerine, kendi üzerimize düşeni yerine getirmek zorundayız. Bu noktada, kuruluşlarının tamamına Türkçe isimler veren, Perakendenin Bilgi Merkezi Ekonomi Yayınlarından övgüyle söz etmeden geçemeyeceğim. Market Dergisi, Mağaza Butik Dergisi, Perakende Bilgi Evi, +90 Marka Yönetimi ve son olarak da perakende.org. Görüldüğü üzere, tamamı Türkçe kelimelerle ifade ediliyor. Bu anlamda, Ekonomi Yayınları üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor. Diyeceğim o ki; 1. Her gördüğümüz yabancı danışmanı, GURU (işin ehli) zannedip, ülkemizin kaynaklarını boşa harcamayalım. Yoksa, bizi üçüncü dünya ülkesi zannedip, temelde bizden öğrendiklerini bize satmaya kalkışıyorlar. Ancak, işin ehli yabancı-yerli tüm danışmanlara kapımızı açmakta tereddüt etmeyelim. 2. Dilimize sahip çıkalım. İşletmelerimizin ya da ürünlerimizin adını, bize yakışır şekliyle koyalım. Şirketlerimizin isimlerinin Türkçe olması, aşağılık bir şey değildir, unutmayalım. 3. Yabancı yatırımcılara kapımızı açalım, fakat diğer yandan da yerli yatırımcılara sahip çıkıp, yerel perakendeciler arasında bir güç birliği oluşturalım. Yarın daha ucuza gitmemeyi kurgulamak yerine, yarın da ayakta kalmamızı sağlayacak yeniden yapılanma çalışmalarına başlayalım. Molalarınız aktif olsun. Yazarımıza ulaşmak için : eg@perakende.org
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive