İçecek Pazarı Tam Gaz

Büyük bir bardak içecek ve bolca buz... Yaz aylarında standart artış gösteren gazlı içecek tüketimi son yıllarda Türk markalarının da sektöre yatırımlarıyla ciddi boyutlara ulaştı

Eklenme Tarihi : 28 Kasım 2007 Çarşamba
icecek-pazari-tam-gaz
Yaz mevsimi sıcağı sıcağına geldi ve herkes bu sıcaklardan kaçmanın, bir parça serinlemenin yolunu soğuk içeceklerde aramaya başladı. İçecek firmalarının bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi tüketiciyi her yeni gün yeni bir ürün ve markayla tanıştırdı. Her yaşa ve zevke hitap eden içecek sektörü bol çeşit ve eğlenceyi işin içine katınca, tüketicilere bu seçenekleri tek tek denemek kaldı. Dönemlere göre; olağan dışı veya kriz dönemlerinde lüks tüketim ve keyif içeceği olarak algılandığı için tüketiminde önemli miktarda düşüş görülen gazlı içecekler / meşrubat sektörü şimdilik oldukça bol çeşidiyle tüketicilerini keyifli anlara doğru cezbediyor. Son beş yıl içinde görülen hareketlilik, umut verici bir şekilde bir sonraki girişimi tetikliyor. Her yıl yüzde 15 gibi ciddi bir oranda büyüme gösteren içecek sektörü uzmanlara göre bundan sonra da hızını kaybetmeden, yeni oyuncularla gücünü koruyacak. Her geçen gün sahneye yeni bir oyuncu çıkıyor. Tadı, kokusu, aroması, ambalajı farklı ürünler, market raflarında yerini alıyor. Tabii bir de ekranlarda. İçecekler karışımlarıyla birlikte imajlarına da bir o kadar önem veriyor ve reklamlarla bu durumu pekiştiriyor. Kendisini farklılaştırıyor, dikkatleri çekiyor, akılda kalıyor ve yerini sağlamlaştırıyor. Reklamların içecek sektöründe yadsınamaz katkısı rakamlarla da kendisini ortaya koyuyor. 2002 yılında 1 milyar 750 milyon litre olan gazlı içecek tüketimi 2003 yılında 1 milyar 950 milyon litreye ulaşmıştır. 2004 yılı sonunda ise bu rakam bir önceki orana göre yüzde 15 oranında artmıştır. Türkiye`de pazar payı Türkiyede yaz sıcaklarının değişmez kurtarıcısı soğuk içeceklerin kendi içerisinde liderliği elinde tutan grubu gazlı içecekler. Bu sektör, kolalı, sade, meyveli gazoz ve sodadan ibaret. Gazlı içeceklerin pazar içindeki payı 1 milyar dolar civarında. Meşrubatçılar Derneği verilerine göre içecek sektöründe özellikle gazlı içecek kategorisinde tüketim hızla artıyor. Her yıl bu oran, bir önceki yıla göre önemli yükseliş gösteriyor. Bu artış sahneye çıkan her yeni oyuncuyla kendisini katlamaya devam ediyor. Meşrubatçılar Derneği, gazlı meşrubat satışlarında her yıl yüzde 10 oranında bir büyüme olacağını öngörüyor. Türkiyede kolalı içecek pazarı son yıllarda büyük bir hareketliliğin içine girdi. Rekabetin yoğun olduğu bu kategoride şirketler, yeni sunumlarla pazar payını artırmak için çalışıyor. Bu durum da birbirinin tetikleyicisi olarak kola pazarının büyümesini sağlıyor. AC Nielsen 2004 raporuna göre gazlı içecek bir önceki yıla oranla yüzde 34.9 düzeyinde büyüme gösterdi. 2004 yılı verilerine göre meşrubat, süt, ayran, çay, kahve ve ambalajsız suyun da dahil olduğu alkolsüz içecek pazarında meşrubatın payının yüzde 17.4ü bulduğu, bu oranın içinde kriz sonrası düzenli bir yükseliş yaşayan gazlı alkolsüz içecek sektörünün ise yüzde 57.2lik bir pay elde ettiği yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Gazlı içecek pazarında kolalı içeceklerin üç büyük oyuncusu olan Coca Cola, Pepsi ve Cola Turka yeni ürünlerle pazardaki yerini sağlamlaştırmaya ve tüketicilerine yeni deneyimler kazandırmaya devam ediyor. Coca Cola pazarı büyütüyor Kategorilere göre lider markaların belirtilme oranlarına kolalı gazlı meşrubat kategorisinde Coca Cola, yüzde 68.2 ile lider durumda. Coca-Colanın Türkiyede ilk üretim, dağıtım ve satışı, The Coca-Cola Companynin, Has Grubunun sahipliği ve yönetimindeki İstanbul merkezli İMSA adlı şirkete ilk franchise verdiği 1964 yılında gerçekleştirildi. 1988 yılında The Coca-Cola Company, iştiraklerinden biri aracılığıyla bir üretim şirketi kurdu, halen Türkiyede yerleşik bir diğer üretim şirketinin çoğunluk hisselerini de satın aldı ve 1994 yılına gelindiğinde Türkiyede iki üretim ve iki dağıtım şirketiyle faaliyetini sürdürmeye devam etti. Haziran 1996da The Coca-Cola Company, her iki üretim ve her iki dağıtım şirketinin hisselerinin yüzde 33.3ünü satın alan Anadolu Grubu ile bir ortaklık oluşturdu. İki yıl sonra bu ortaklık, Özgörkey ailesi fertlerinin sahip oldukları bir üretim ve iki dağıtım şirketini de kapsayacak biçimde genişledi. Bu şirketler, halen yüzde 40ı (tümüyle The Coca-Cola Companynin sahip olduğu bir iştirak olan) The Coca-Cola Export Corporationa, yüzde 40ı Anadolu Grubuna, yüzde 11.2si E. Özgörkey İçecek Yatırımı A.Ş.ne ve yüzde 8.8i Etap İçecek Yatırımı A.Ş.ye ait olan CCİyi oluşturacak biçimde yeniden yapılandırıldı. CCİ (Coca Cola İçecek), hacim açısından Türkiye`nin en büyük alkolsüz içecek üretim ve dağıtım şirketidir. Markalarını Türkiye`de üretmek ve dağıtmak üzere lisans veren The Coca-Cola Company ile yakın bir ilişki içerisinde olan şirket, The Coca-Cola Company tümüyle kendisine ait olan iştiraki The Coca-Cola Export Corporation (TCCEC) aracılığıyla da şirketin ana hissedarlarından biridir. Alkolsüz içecekler alanında, tümü The Coca-Cola Company`nin markaları olan Coca-Cola, Coca-Cola light, Fanta, Sprite, Sen Sun ve Schweppes`in yanı sıra Cappy, Frutia, Turkuaz, Powerade, Burn ve Nestle`ye ait olan Nestea`nin de üretim ve dağıtımını CCİ tarafından gerçekleştirilmektedir. Çok sayıda ürünü ve jenerik marka olmasının avantajıyla dünya devleri arasında yer alan Coca-Cola Company, bünyesinde yer alan 6 kategoride 12 markasıyla liderliği elinde tutmaktadır. Yaz mevsiminin gelmesiyle gazlı içecek pazarında yine önemli bir payın elde tutulacağının sinyalleri de verilmektedir. Pazar payı her geçen gün büyüyor CCİ tarafından üretilen ve dağıtılan ürünler başlıca iki kategori altında toplanmaktadır: Gazlı meşrubatlar ve gazsız içecekler. Gazlı meşrubatlar kategorisinde en yüksek satış hacmine sahip markalar Coca-Cola ve Fanta`dır. Bu kategorideki diğer markalar ise Coca-Cola light, Sprite, Schweppes ve Sen Sun`dur. Gazsız içecekler kategorisi ise Cappy ve Frutia meyve suları, Türkiye`nin lider su markalarından Turkuaz, spor içeceği Powerade, enerji içeceği Burn ve Nestle`ye ait olan buzlu çay markası Nestea`yi kapsamaktadır. Türkiye ambalajlı alkolsüz içecek sektörünün son on yılda yapılan yatırımlarla 3 milyar dolara ulaşması ve Türkiyenin 51 ülkenin bağlı olduğu Orta Avrupa, Avrasya ve Orta Doğu Grubu içinde satış hacmi açısından yüzde 13lük pay ile ikinci sırada yer alması içecek sektörünün potansiyelini göstermektedir. Genç nüfusa sahip olan Türkiyenin potansiyel tüketicilerinin şu anki oranının toplam 30 Avrupa ülkesinden fazla olması, gelişmeye çok açık olan bu pazarı gelecek 10 yıl içerisinde 2 katı büyüklüğe çıkarma kapasitesine sahip. Şu an mevcut olan kişi başı 75 şişe tüketimin 136 şişeye yükselmesi de Coca Colanın öngörüleri arasında bulunmaktadır. The Coca Cola Company ürünlerinin tüketimi açısından Türkiye bugün; Avrupanın 6., dünyanın ise 17. sıradaki ülkesi olarak yer alıyor. PBG Türkiye 1903 yılında tescilli bir marka olarak dünyadaki tüm pazarlara açılan Pepsi, Türkiye`deki tüketicileri ile 1964 yılında tanıştı. Fruko Meşrubat Sanayii`nin 1964 yılında AliBeyköy`de kurulan ilk fabrikasında şişelenmeye başlanan Pepsi Cola, gelen talebe bağlı olarak diğer illerdeki fabrikalarda da şişelenmeye başladı. 1898 yılında ABD`nin ilk eyaleti Kuzey Carolina`nın Newburn kasabasında genç bir eczacı olan Caleb Bradham tarafından üretilen Pepsi Cola, kısa sürede Amerika`da tüketiciler tarafından benimsenen ve aranan bir içecek oldu. Pepsi Bottling Group (PBG), 2002 yılının Mart ayında Türkiye`deki Pepsi şişeleme operasyonunu satın alarak; daha önce Tamek Holding bünyesinde faaliyet gösteren Fruko Meşrubat Pazarlama A.Ş. ve Fruko Meşrubat Sanayi A.Ş., sadece Yerinde Tüketim noktalarına satış ve dağıtım yapan Pepsi Cola Servis ve Dağıtım A.Ş. şirketleri ile, Türkiye`deki Pepsi Cola International ofisi tek çatı altında birleştirdi. Bu satın alma, PBG`nin dünya çapındaki satış miktarını yaklaşık yüzde 4 oranında artırdı. Türkiye kola pazarında yüzde 20`lik paya sahip olan Pepsi Bottling Group, şu an pazarın ikincisi olarak her türlü yatırımıyla Cola Colanın en büyük rakibi olma konumunu elinde tutuyor. Pepsinin son ürünü olan Mavi kola yapılan araştırmalar sonucu sıra dışı bir içecek isteyen gençler için üretildi. Bilinen Pepsi tadında 500 ml ve 1 litrelik pet şişelerde sınırlı sayıda piyasaya sunulan Pepsi Blue, raflara alternatif bir renk getirirken, içecek sektöründe de yeni bir trend yarattı. Mavi kola zamanı Pepsi, Pepsi Blueyu 2005 yazında kola severlerin beğenisine sundu. Alışık olunan kola görüntüsünün dışındaki rengiyle yeni bir soluk getiren ürün, birbirinden ünlü futbol yıldızlarının oynadığı reklam filmiyle de dikkat çekiyor. Pepsi, Pepsi Blueyu 2005 yazında kola severlerin beğenisine sunuyor. 500 ml ve 1 litre pet şişelerde sınırlı sayıda sunulan Pepsi Blue, masmavi kola rengi, eğlenceli ambalajı ile raflara farklı ve alternatif bir renk getirirken, içecek sektöründe de yeni bir trend yaratıyor. Hayatında yeni bir renk ve daha fazla yenilik arayanlar bu yazın trendi Pepsi Blue ile yeni rüzgarlara yelken açıyor. Öte yandan Pepsi Blue için kamera önüne geçen Pepsinin futbol yıldızları, bu kez sörf tahtası üzerinde yeteneklerini sergilediler. Reklam filmi, ünlü karakterlerimizin ıssız bir adanın muhteşem güzellikteki plajında futbol oynamaları ile başlıyor. Pepsi Blue içen futbolcular, voleybol filelerinin üzerinden futbol oynuyor ve çok eğleniyor. Futbolcularımızın keyfi, daha sonra plajın kendilerine ait olduğunu söyleyen sörfçüler tarafından kaçırılmaya çalışılıyor. Ancak Pepsi Bluenun verdiği heyecan ve keyifle ünlü karaterlerimiz, sörf tahtalarını alıp soluğu denizde alıyor. Plajda, futbolcularımızı seyre dalan sörfçüleri, denizde müthiş bir sürpriz bekliyor: Futbol dünyasının ünlü yıldızları sörf tahtası üzerinde de futbol oynayabiliyor. Yeni Pepsi, İnce Belli Pepsi yaza formda ve inci bir belle girdi. 2 ve 2.5 litrelik şişelerde pazara sunulan İnce Belli Pepsi, tutuş rahatlığı sağlayan ergonomik tasarımı ve estetik duruşu ile dikkat çekiyor. Pepsi, Tutması kolay, bırakması zor! sloganıyla, tüketicilere farklı bir alternatif sunuyor. Pazarda bir Türk Coca Cola ve Pepsi gibi dünya devlerinin karşısına bu kez bir Türk markası bayrak açtı; Cola Turka. Pozitif milliyetçilikten feyiz alarak Türk kolası olarak lanse edilen ve yüzde 25lik bir pazar payı hedefiyle sahneye çıkan Cola Turca, uzun süre akıllarda kalan ve bir o kadar da tartışmalara yol açan kampanyalarıyla adını duyurmayı başardı. Gazlı içecek sektörüne Çamlıca, Sunny ve Link markaları ile giren Ülker, pastanın yüzde 65ini oluşturan bölümde bir ürüne sahip olmadığını fark edince Cola Turka ile kola pazarına da adım attı. Ürün oluştururken öncelikle özgün Türk damak tadına hitap edecek bir marka olmasına ve ürün vaadinin milli duyguları harekete geçirmesine dikkat etti. Ürün gamı gereği Cola Turka da gençleri ve onların beklentilerini göz önüne alarak hedeflerini ve iletişimini bu doğrultuda hayata geçirdi. Cola Turkanın pazara girişi bir anda seyirleri değiştirdi ve pazarda ciddi bir hareketlilik başladı. Hatta Coca Cola ve Pepsi pazar paylarını korumak için fiyatı düşürme, promosyon verme gibi çeşitli yöntemler uyguladı. Rekabetin ve ürün çeşitliliğinin artması nihai kararı verecek veren son tüketiciye yaradı. Türk İçecek pazarında üç önemli isimin takipçisi bir isim de Kristal Kola 1994 yılında Cağaloğlu`nda İhlas Holding A.Ş. bünyesinde kuruldu ve 1996da Kristal Kola ve Meşrubat San. Tic. A.Ş. tüzel kişilik olarak faaliyetine devam etti. Pazarda yerini sağlamlaştırmak için de Kırıkkale meşrubat üretim tesislerini satın aldı. Kristal Cola diğer markalara göre ürün gamında herhangi farklılaşma yoluna gitmedi ama kendisini ilk kafeinsiz kola olarak lanse etti. Hedeflediği kitleyle, bu noktada diğer markalardan ayrılan Kristal Cola, pazarda sessiz sakin bir şekilde yer almaya devam ediyor. Tartışmalar sürerken Hayatın vazgeçilmezi olarak hemen her yerde tüketilen kolalı içecekler şimdiye kadar hakkında çıkan tüm suçlamalara ve yasaklamalara rağmen, içecek pazarının liderliğini kaptırmıyor. Şimdiye kadar pek çok ülkede yasaklanan, hakkında çok sayıda suçlama yapılan, zararları araştırmalar ve örneklerle kanıtlanan kola artık neredeyse bebek sayılacak yaştakiler için bile öncelikli içecek olarak tercih ediliyor. Bugün hemen her sofrada hazır bulunan kolalı içecekler, çıkan her türlü alternatif içeceğe göz dağı verecek kadar büyük bir güce sahip. Uluslararası standartlara ve Türk Gıda Kodeksi`ne göre meyve suyu ve benzeri içecekler, içerdikleri meyve oranına göre üç gruba ayrılır: Meyve suyu, meyve nektarı ve meyveli içecek. Bununla beraber, tüketicinin bilgi eksikliğinden faydalanan bazı firmalar, ürettikleri meyve aromalı ve toz içecekleri de bu üç gruptan birine dahilmiş gibi göstererek pazara sunuyor. Meyve Suyu: İçerdiği meyve oranı, yüzde100 olan içecek grubudur. Hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilmektedir. Meyve Nektarı: Meyvenin çeşidine göre, yüzde 25 yüzde 50 oranında meyve içeren gruptur. Gıda Kodeksi`ne göre bu oran, portakal nektarında yüzde 50, şeftali nektarında yüzde 40, kayısı nektarında yüzde 35, vişne nektarında yüzde 30 ve limon nektarında yüzde 25`tir. Meyve nektarı, doğallığı ve rahat içimiyle tüm dünyada tüketimi en yaygın olan sıvı gıda maddesidir. Meyveli İçecek: İçerdiği meyve oranı, en az yüzde 10 olan içecek grubudur. Serinletici özelliğe sahiptir. Meyve Aromalı İçecek: Yüzde 10`un altında meyve içeren, geri kalanı su ile tamamlanan içecek grubudur. Koku ve renk maddeleri ilave edilerek üretilmektedir. Meyvenin yalnızca kokusunu taşır. Toz İçecek: Tat, koku ve renklendirici boya maddeleri ile yapılan, su ile karıştırıldıktan sonra tüketilen içecek grubudur. Doğal olmayan birçok katkı maddesi ilave edilerek üretilir. Türkiye`de Hazır Meyve Suyu Pazarı büyümekte olan fakat henüz anlamlı bir genişliğe ulaşamamış bir alan. Onlarca markanın var olduğu pazarda 2004 yılındaki tüketim kişi başına 4.5 litre civarında oynadı. Bu miktar, kola tüketiminin yaklaşık beşte birine, gazoz tüketiminin de biraz fazlasına denk geldi. Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) tarafından yapılan açıklamada Türkiyede meyve suyu ve nektarı tüketiminin son 6 yılda önemli bir büyüme gösterdiği ve pazarın bu süre içinde yüzde 10 15 oranında yükseldiği bilgisi verildi. Şirketlerin sık aralıklarla yeni ürün çıkarması pazarı her geçen gün daha da geliştirdi. Bugün de pazar yeni ürünlerle genişlemeye devam ediyor. Türkiyede meyve suyu ve nektarı üreten isimler arasında akla ilk gelenler Coca Cola, Dimes, Ülker, Tat, Fruko, Tamek, Frigo Pak ve Sek oluyor. Bu isimlerle birlikte pazarda yer alan diğer oyuncular ise Akman, A.O.K., Aroma, Asya, Etap, Göknur, Kızıklı, Gülsan, Taskobirlik, Güney, Pınar, Yörsan, Yummy ve Gıdasa. Dimes Türkiyenin ilk meyve suyu üreticisi Dimes, Mustafa Vasfi Diren tarafından, 1958 yılında Tokatta kuruldu. 1964 yılından itibaren 14 farklı çeşit meyve suyu üreterek satışa sunan Dimes, gıda sektöründe bir yeniliğe imza atarak Türkiyenin ilk meyve suyu üreticisi oldu. Dimes pazardaki bu potansiyeli iyi değerlendiren markalardan birisi olarak son yıllarda önemli atılımlarda bulundu ve kendisini kabul ettirdi. 2004 yılında Cappy`i burun farkıyla geçip pazar liderliğini de elde etti. Son olarak, kullandığı son teknoloji ile ürünlerini koruyucu katkı maddesi ve Sitrik Asit (E 330) kullanmadan hazırlayan Dimes, içimi ve hazmı en rahat meyve suyunu bir ilk olarak müşterilerinin beğenisine sundu. Tamek 1955 yılının Mart ayında Bursada kurulan ilk fabrikası ile üretime başlayan Tamek, bugün meyve suyu sektörünün akla ilk gelen isimlerinden birisi olmaya devam etmektedir. Ürünlerini iç pazarda 100 binin üzerindeki perakende satış noktasına ulaştıran şirketin, Türkiye genelindeki dağıtım ağı 10 bölgeden oluşmaktadır. Altın Marka ödüllü Tamek, yüzde 50 düşük kalorili, şeker katkısız ve C vitaminli gibi yeniliklerle de günü ve hedef kitleyi yakalamaya devam etmektedir. Piyale Piyale, 1922 yılında İzmir`de Hasan Tahsin Piyale tarafından kuruldu. Makarna markası olarak hafızalara kazınan Piyale, üretimiyle Altın Madalyaya layık görülmüş bir isimdir. Uzun yıllar makarna üretimini gerçekleştiren şirket 1970 yılında marka genişlemesine gitti ve ürün portföyünü geliştirdi. 2001 yılına gelindiğinde ise Piyale yepyeni yüzüyle ve ürünleriyle bir kez daha piyasada adından öncelikli olarak söz ettirdi. Yeniden yapılanma sürecinde ise daha verimli, yenilikçi ve tüketici odaklı çalışmalara ağırlık verdi ve daha da artırdığı ürün gamıyla yerini sağlamlaştırdı. Bu süre içinde ürün portföyüne eklediği meyve suyu şimdiye kadar denenmemiş tatları kombine etti. Piyale, meyve suyunda kullandığı değişik kombinasyonların yanında günümüzün modern aseptik ambalajlama teknolojisini de kullanarak ürünlerini tam bir besin güvenliği içinde tüketicilerine sundu. Ersu 1969 yılında kurulan şirket 1984 yılından itibaren, Akman Holding bünyesinde Ersu Meyve ve Gıda Sanayi A.Ş. adıyla meyve suyu, meyve suyu konsantresi ve püreleri, domates salçası ve plastik varil üretimi alanlarında faaliyet göstermektedir. Ereğli`de bulunan Ersu tesisleri ile Türkiye`de bütün meyve suyu ve konsantresi çeşitlerini üretebilen tek tesise sahip olan şirket, yılda 200 bin ton meyve işlemekte ve üretilen ürünün yüzde 80`lik kısmını ihraç etmektedir. Frigo Pak Frigo-Pak firması 1984 yılında kuruldu ve kısa zamanda önemli bir satış hacmi yakalayarak Türkiyenin önde gelen gıda ihracatçılarından biri haline geldi. Frigo-Pakın yüzde 63ü tanınmış İngiliz gıda firması Gerber Foodsa aittir. Frigo-Pak A.Ş., 2000 yılında içecek sektörüne girme kararı almış, mevcut üretim hatlarına yeni hatlar ekleyerek, İngilterenin tanınmış meyve suyu markası Sunprideı Türkiyede üretmeye başladı. Bu amaçla yatırımlarına hız veren Frigo-Pak A.Ş., gazlı dolum, PET ve karton ambalaj dolum hatlarını da ekleyerek, içecek sektörünün diğer kategorilerinde de önde gelen üreticiler arasında yerini aldı.Bugün Türkiyede üretilen toplam greyfurdun yaklaşık %30unu Frigo-Pak işlemektedir. Firmanın Türkiye pazarındaki faaliyetleri sırasıyla 2000 Ağustos - Sunpride meyve sularının test pazar olarak seçilen Bursa ilinde lansmanı, 2001 Nisan - Sunpride meyve sularının Türkiye pazarında lansmanı, 2002 Şubat - Sunpride Ice Tea ürünlerinin lansmanı, 2003 Ağustos - Joyful meyve sularının lansmanı şeklinde gerçekleşti. Meysu Gülsan Şekerleme San. Tic. A.Ş., yaptığı yeni yatırımlarla Eylül 2000 tarihinde meyve suyu ve benzeri ürünler ile pulp üretimi yapan Meysu meyve suyu tesisini kurarak ürün yelpazesini genişletmiştir. Firmanın ürün gamında; Meysu Meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek, meyve aromalı içecek (limon, nar, soya sosu) ve meyve işleme (konsantre-pulp) yer almaktadır. Şu anda 2 bin metre açık 15 bin metrekare kapalı Meysu meyve suyu tesislerinde Meysu, Gülsan, Deha, M-Drink markası ile üretim yapılmaktadır. Türkiye`de ilk tetra pak ambalaj olan üçgen tetra klasik paketlerde M-Drink meyveli içecek üretimi başlamıştır. Meyve suyu, içerdiği meyve suyu oranı yüzde100 olan içecek grubudur. Gülsan markası ile üzüm suyu, elma suyu ve portakal suyu üretimi yapılmaktadır. Nektar, içerdiği meyve suyu oranı yüzde 25-50 (meyve türüne göre) arasında değişen gruptur. Üretimi yapılan Gülsan ve Meysu markalı vişne, şeftali, kayısı, portakal, ananas, elma, kuşburnu, karışık üzüm nektarları bu gruptadır. Meyveli içecek, içerdiği meyve suyu oranı en az yüzde 10 olan içecek grubudur. M-Drink markası ile vişneli, çilekli, kayısılı, şeftalili, ananaslı, mangolu, karışık, portakallı, üzümlü içecek üretimi yapılmaktadır. Can Meşrubat Firma, 1990lı yıllardan başlayarak meşrubat piyasasına hızla girdi. Bu süre zarfında hızla kendini büyüterek üretim hatlarını çoğalttı ve ürün çeşitliliği anlamında gelişti. Ağırlıklı olarak Ege, Orta Anadolu, Güney ve Doğu Anadolu Bölgelerinde satış ve bayilik oluşumlarını tamamlayan firma, daha sonra İstanbul ve Karadeniz Bölgesini de sisteme dahil etti. Bugün 15 bin metrekarelik dolum tesisiyle üretim gerçekleştiren Can Meşrubatın ürün portföyünde kola, portakal, gazoz, limon, tonik, soda ve meyveli soda bulunuyor. Yazın ilacı Meyvelerdeki yüksek C vitamini, hastalıklara karşı vücut direncimizi artırır. Bahar yorgunluğunu üstümüzden atmamıza yardımcı olur. Bedensel ve ruhsal strese karşı bizi kuvvetli kılar. Açlığımızı bastırarak, fazla yememizi engeller. Yüzde 80 oranında su içerdiğinden, şişmanlığa neden olmaz. Meyve suyu oranı çeşide göre değişen (yüzde 35-50), meyve suyu konsantresinin veya meyve pulpunun sulandırılarak şeker şurubu ve asitliği düzenleyici sitrik asit (limon tuzu) ilavesiyle elde edilen içimi kolay üründür. 16 Ağustos 2003`te yürürlüğe giren `Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğindeki değişikliklerle meyve oranları kayısı, şeftali ve vişne nektarlarında yüzde 5 birim daha artırılmıştır. Bu da daha çok mineral ve vitamin demektir. Bazı meyve nektarlarının meyve oranları: vişne nektarı : yüzde 35 şeftali nektarı : yüzde 45 kayısı nektarı : yüzde 40 elma nektarı : yüzde 50 portakal nektarı: yüzde 50 Meyve nektarlarının, içerdiği C vitamini, karotenoid ve renk bileşenleri, antioksidanlardan dolayı bazı kanser türleri ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkide oldukları araştırmalara sık sık konu olmaktadır. Özellikle potasyum, kalsiyum ve fosforca zengin olan elma suyu üzerine, kolesterol düşürücü ve akciğer kanserini önleyici etkileri belirtilmektedir. Her meyveye göre besin öğeleri ve bunların oranları değişiklik gösterir. Çeşitli meyve nektarlarının yararları aşağıda kısaca anlatılmıştır: Potasyum içeriği fazla olan elma nektarı tüketimi diyet sırasında vücut direncini artırmaktadır. Yine spor yaparken kasların kullandığı glikozu geri kazanım ve vücudun su ihtiyacını karşılamak için meyve nektarı tüketilmelidir. Vücudumuzun su ihtiyacını karşılarken aynı zamanda vitamin ve minerallerle de desteği meyve nektarları ile sağlayabiliriz. Yoğun olarak portakal nektarında mevcut C vitamini ile, özellikle kış aylarında mikroplarla mücadele kolaylaşmakta,bağışıklığı artırmaktadır. Portakal nektarı C vitamininin yanında kalsiyum ve magnezyumca da zengindir. Şeftali nektarı A vitamini, fosfor ve potasyumca zengindir. Kayısı nektarı ise A vitamini ve potasyum içerir. Ananas: Ananus communis Tropikal bir meyve olan ananasın anavatanı tropikal Amazonlardır. Kristof Colomb tarafından ilk kez Karaiplerde, Guadeloupe adasında görülmüş ve İspanyaya getirilerek bu harika meyve Avrupaya tanıştırılmıştır. Greyfurt: Citrus paradisica Greyfurdun muhtemel anavatanı Güneydoğu Asyadır. Yabani greyfurdun yenilebilir olmadığı sanılmaktadır. Daha sonra kültive edilerek tür ıslah edilmiştir. Zaten 35e yakın turunçgiller türünden sadece birkaç türü yenilebilir durumdadır. Ticari olarak greyfurt ilk kez on sekizinci yüzyılda batı Hindistanda yetiştirilmeye başlamıştır. Bugün dünyada en çok greyfurt ABDnin güney ve batısında yetiştirilmektedir. Şeftali: Prunus persica Şeftalinin orijini Çindir. MÖ 10. Yüzyıldan kalma resimlerde bile şeftali meyvesi görülmektedir. Yabani şeftali çeşitleri Çinde inanılmayacak derecede çoktur. Kırmızı kabuklu, beyaz kabuklu, beyaz etli, yuvarlak, oval vb. Şeftalinin Avrupaya gelişi milat zamanındadır. Avrupalılar bu meyvenin İrandan geldiğini sandıkları için, adını da Persica koymuşlardır. Çilek: Rosaceae fragaria Çileğin ilk olarak eski Romada yetiştirildiği sanılmaktadır. Daha sonraları Fransada ilaç olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bitkinin meyvesi kadar kökleri ve yaprakları da bu amaçla kullanılmaktaydı. Çilek suyu, dişlerin bozulan rengini doğallığına kavuşturmak için kullanılırdı. Mandalina: Citrus reticulata Mandalinanın başlıca çeşitleri klemantin, mandarin, tangelos ve tangarindir. Turunçgiller familyasının yenilebilir türlerinin en lezzetli olanıdır. Mandalinanın orijinin de, diğer turunçgiller gibi, Çine dayandığı sanılmaktadır. Daha sonra İspanyaya, Portekize ve İngiltere kolonilerine ulaşmış ve tüm Avrupaya yayılmıştır. Portakal: Citrus sinensis Portakalla ilgili ilk tarihi bilgiler 4400 yıl önceye Çin yazıtlarına dayanır. 2000 yıl kadar önce de Avrupaya getirilerek, bu iklime alıştırıldığı ve yaygın olarak yetiştirildiği bilinmektedir. İspanyol ve Portekiz fatihler, portakalı on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda alarak Karaip Adalarına ve Güney Amerikaya götürmüşlerdir. Kayısı: Rosaceae Prunus armeniaca L. Kayısı ilk olarak 4000 yıl önce Çinde yetiştirilmiştir. Büyük İskender zamanında Asyanın diğer bölgelerinde ve Ortadoğuya ulaşmıştır. Oradan da, tüm Avrupada üretilmeye başlanmış ve git gide tüm dünyaya yayılmıştır. Vişne: Prunus cerasus Anavatanı Orta ve Güney Avrupadır. Romalı yazar Pliny Elder vişnenin dünyaya Giresundan yayıldığını, MÖ 73 yılında Romalı general Lucullus tarafından İtalyaya getirildiğini yazmaktadır. Elma: Rosaceae Malus Elmanın anavatanı tam olarak belirlenmiş değildir. Fakat elma ağaçlarının ilk yetiştiği yerin muhtemel olarak Hazar Denizi ve Karadeniz arasındaki bölge olduğu sanılmaktadır. Ayrıca İsviçrede bir gölde, ilk çağlardan kalma kömürleşmiş elma kalıntıları bulunmuştur. Domates: Lycopersicon lycopersicum Domatesin anavatanı Amerikadır. İlk olarak MS. 700 yüzyılda İnkalar ve Aztekler tarafından yetiştirildiği bilinmektedir. Avrupalı fatihler 16. yüzyılda Meksikaya ve Orta Amerikaya geldiklerinde domatesi ilk kez gördüler. Bu harika bitkinin tohumlarını alarak Avrupaya götürdüler. Avrupalılar kırmızı renginden dolayı bu harika meyvenin zehirli olduğunu düşünerek, 19. yüzyıla kadar sadece süs bitkisi olarak kullandı. Maden Suyu Çözünmüş halde mineral ve gaz ihtiva eden kaynak sularına maden suyu dendiğini bir kere daha hatırlatmaya gerek var mıdır bilinmez ama insanların ilk çağlardan beri, bugünkü gibi şişelenmiş halde değilse de şifalı yeraltı sularını kullandığını belirtmekte bir sakınca olmasa gerek. Bugün gelinen noktada ise maden suyu içmek neredeyse sağlıklı bir hayat için mecburiyet... Topraktaki azalan mineral seviyesinin sebzelere etkisi, tabii sebze - meyve tarımı yerine genetik olarak işlenmiş tohum kullanılarak tarım yapılması ve dünyada bazı şehirlerde içme suyu şebekelerinin giderek kirlenip mikroplandığı şüphesi sebebiyle, özellikle Batıda her geçen gün maden suyu tüketimi artış gösteriyor. Avrupa ve Amerika`da sağlıklı olmasının yanı sıra güzellik ve gençlik verici özellikleri sebebiyle de maden suyu tercih ediliyor. Bugün Avrupa`da kişi başına yılda 150 litre maden suyu tüketirken bu oran Türkiyede 3 litrenin altında. Ülkemiz aslında Avrupanın doğal mineralli sular açısından en zengin coğrafyasına sahip ancak yıllık 65 milyon litre olan bu kaynağın sadece yüzde 1i şişeleniyor, yüzde 99u maalesef boşa akıyor. Modern hayatın bir sonucu olarak ne yazık ki artık tarladan, ağaçtan henüz koparılmış, taze sebze ve meyveler tüketemiyoruz. Muamele görmüş besinler ise belki bize ihtiyacımız olan kaloriyi sağlıyor ama sağlıklı bir hayat sürdürmemiz için gereken vitamin ve mineralleri veremiyor. Besin maddesi olarak mineraller iki gruba ayrılıyor: Bol (bulk) bulunan veya temel mineraller ve iz (kıt) mineralleri. Bol mineraller - kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg), sodyum (Na), potasyum (K) ve fosfor (P) - insan vücudu için fazla miktarda gereken mineraller. Vücutta az miktarda bulunması gereken mineraller, yani iz mineralleri ise bor, krom, bakır, germanyum, iyot, demir, manganez, molibden, selenyum, silika, sülfür, vanadyum ve çinko. Vücudun dengesi için çok önemli olan bu minerallerden birinin eksikliği ya da lüzumundan fazla olması, diğer mineralleri de etkileyerek vücudun dengesinin bozulmasına sebep oluyor. Peki vücut mineral eksiğini nasıl tamamlayacak? Hangi mineralleri hangi gıdalardan alacak? Ne yazık ki bugün yediğimiz besinlerin büyük bölümü bu minerallerden yoksun. Zira yıllar boyu aynı tarlalarda aynı sebzeler yetiştirildiği için bu topraklar artık mineral bakımından eskisi kadar zengin değil. Hatta artık sadece Türkiye değil, dünyanın her yerindeki topraklar eskiden sahip oldukları 20`ye yakın minerali kaybetmiş durumda. Bu mineralleri almak için geriye tek bir kaynak kalıyor, o da maden suyu. Maden suyu mu soda mı? Genellikle maden suyu ile sodanın aynı şey olduğu zannedilir. Oysa bu ikisinin tek ortak noktası mideyi rahatlatma özelliğine sahip olmasıdır. Soda, içilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklenmesi suretiyle yapılır. Yani musluk suyuna karbondioksit eklenerek soda elde edilebilir. Oysa maden suyu yerin en derin katmanlarından çıkar ve çıktığı yerin jeolojik özelliklerini taşır. Magmadan aldığı karbondioksit gazının basıncı vasıtasıyla yeryüzüne çıkan maden suları, yukarı doğru bu hareketleri esnasında geçtikleri toprak katmanlardan mineralleri toplarlar. Bu yüzden maden suları mineral bakımından çok zengindir. Soda ise mineral ihtiva etmez. Niasin (B3 Vitamini) Kan dolaşımını düzenler. Vücudu hava kirliliğinin etkilerinden arındırır. Sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Pantotenik Asit (B5 Vitamini) Anti-stres vitamini olarak da bilinir. Yiyeceklerden enerji açığa çıkmasına yardımcı olur. Normal büyüme ve gelişmeyi destekler. Pridoksin (B6 Vitamini) Bağışıklık sistemini güçlendirir. (Sporcular için alınması gereken önemli bir vitamindir.) Kolestrol birikimine engel olarak kalbi korur. Depresyona karşı direnmemizi sağlayan serotinin oluşumunda etkilidir. Folik Asit (B11) DNA ve RNA moleküllerinin sentezinde rol oynar. Hücre büyümesi ve bölünmesi için önemlidir. Sigara içenler ve düzenli alkol alanlarda bozulan folik asit dengesini düzenler. Sodabant Sodabant, 2005 yılı içinde Akdenizin en küçük köyünde bile olmayı hedefliyor. Kendilerine böyle bir hedef belirlemelerinin sebebini ise, Genel Müdür İlteriş Turan şöyle özetliyor : Yaz ayları, bizim sektörde sürkülasyonun en hızlı olduğu dönem. Özellikle de turizmin en canlı olduğu Akdeniz Bölgesi, bizim için ekstra bir öneme sahip. Bizim stratejilerimiz arasında markamızın gizli reklamını yapmak da var ve biz bunu sonuna kadar kullanmak istiyoruz Yakın zamanda Avrupa marketlerinde de bir yer edinmeyi planlayan Sodabant, Akdeniz bölgesinde bir an önce yayılmak istemelerini de buna bağlıyor. Eğer buradan Avrupaya bir reklam kampanyası başlatmaya kalksanız, çok yüksek bir maliyeti olacaktır diyen Turan, gizli reklamdan kastını da bu şekilde açıklamış oluyor : Ama oradan gelenlerin ürününüzü tatmasını sağlayıp, bir bilinirlik elde edebilirsiniz. Avrupa Birliği içinde zincirleşmiş pek çok Türk girişimci var. Onlarla zaten temas halindeyiz. Ürünü oraya götürüp, pazarlayıp satmak önemli değil. Bir pazarlama için en büyük güç; markam şurada var, markamı şuralarda bulabilirsiniz, görebilirsiniz diyebilmektir. Bizim kendi düşünce ve stratejimiz bu. Söylediğimiz tarzdaki yerlere mart ayından itibaren mal vermeye başlayacağız. Sodabantın, İstanbul ve çevresi olarak yaygın bir bayii teşkilatı var. Ancak diğer bölgeler için nakliye giderleri çok yüksek miktarlar tutabiliyor. Ürünün yüzde 10unu nakliyeye verebiliyorsunuz. Esasında büyük bir handikap, dezavantaj diyor İlteriş Turan. Dolayısıyla Sodabant, bu işi bölgesel olarak yapmayı planlıyor. Abanttaki fabrikanın Marmara Bölgesine hizmet vereceğini, aynı marka adıyla başka bölgelerde de fabrikalar kurmayı düşündüklerini söylüyorlar : Türkiye içinde bölgesel olarak dağılmak, haliyle bir tat farklılığı yaratacaktır. Kaynağını üzerinde zaten belirttiğimiz için, onu da tüketiciye bildirmiş olacağız diyen Turan, marka olmanın önemini şu sözleriyle vurguluyor : Bir markayı oturttuktan sonra, onu insanlara anlatmak daha kolay olacak. Mesela Akdeniz Bölgesinde bilinen bir kaynaksa, onu kullanmak belki size daha büyük bir avantaj getirebilir, ama önemli olan insanların gözünde bilinen bir marka olmak Rekabetin çok yoğun olduğu soda sektöründe, Sodabant kendi fiyatını, ne pahalı, ne ucuz şeklinde tanımlıyor. İçimi konusunda olduğu gibi, fiyatı konusunda da aldıkları tepkilerin pozitif olduğunu belirten Sodabant yetkilileri, rekabet piyasasında bazen hoş olmayan durumlarla da karşılaştıklarını belirtiyorlar : Denetimi yapılmayan, belgesi olmayan kurumlar, şişecamın verdiği şişe fiyatının altında soda fiyatlarıyla karşınıza çıkabiliyor. Bu da ikinci el şişe kullanıldığı şüphesini artırıyor. Kullanılmış şişenin tekrar kullanılacağı anlamına geleceğinden dolayı nahoş bir durum. O yüzden benim tüketicilere tavsiyem, hangi soda olursa olsun, eğer fiyatı çok ucuzsa durup bir düşünsünler. Sonuçta söz konusu olan insan sağlığı olduğu için, bu gibi durumlarda çok hassas olmak gerekiyor. İlteriş Turan, Sodabantın da içinde bulunduğu Turan Şirketler gurubunun, içecek sektörüyle ilgili kısa ve uzun vadeli planlarını şöyle açıklıyor : 2006 yılında Elazığda, su fabrikamızı faaliyete geçirmeyi düşünüyoruz. Bu, o bölgeye hitap edecek. Şu anda ise görüşme aşamasında olduğumuz, Bolu ve Sakarya çevresinde, iki kaynak var. 2006 yılında, bu kaynakları da, planlarımızda bir değişiklik olmazsa, faaliyete sokmayı düşünüyoruz. Ayrıca Marmara Bölgesinde bir pet şişe su fabrikası açmayı düşünüyoruz Yaptıkları yatırımların tamamını, kendi öz sermayeleriyle yaptıklarını belirten Turan, sözlerini şöyle sona erdiriyor : Şu anda hiçbir bankaya bir tek kredi borcumuz yok. Sağlam ve emin adımlarla hedefimize ilerliyoruz. Pazarda, her geçen gün, hem tüketiciye hem kendi bayilerine ve hem de kendi çalışanlarına güven veren bir firma imajı çiziyoruz. Dolayısıyla, büyük hedefimiz ilk beş sene içinde, yeni girdiğimiz su ve gazlı içecek sektöründe yadsınamayacak bir yere sahip olmak. Pazardan ciddi sayılabilecek bir pay alabilmek. Bundan bizim bir şüphemiz yok. Ondan sonraki on sene için, Ar-Ge yatırımları yapmak istiyoruz. Çünkü dünyada ve bütün pazarlarda ayırt edici özelliklere sahip bir ürün çıkarttığınız zaman, bunun meyvesini hem siz hem de tüketiciler ve dolaylı yoldan sizinle birlikte hareket eden bütün sektörler yerler. Bu bağlamda ilk beş sene içinde hedeflediğimiz pazar payını aldıktan sonra; Ar-Geye ciddi yatırımlar yapmayı düşünüyoruz. Kınık Soda 1952den bu yana hizmet veren ve ülkemizin en eski maden sularından biri olan Kınık, sektörde yarım asrı aşkın bir süredir sürdürdüğü öncülüğünü devam ettiriyor. Geleneksel maden suyu üretiminin yanı sıra meyve aromalı ürün çeşitleriyle birlikte geniş bir yelpazede üretim yapan Kınık, en sağlıklı ürünleri tüketiciyle buluşturmak için çaba harcıyor. Kınık Maden Suyu, içerdiği mineraller sayesinde hipertansiyondan raşitizme kadar pek çok rahatsızlık üzerinde olumlu etki yapabiliyor. Sağlık açısından çeşitli yapıcı etkileri bulunan Kınık, bu özelliğiyle yurt dışında da büyük talep görüyor. Şu an 8 ülkeye ihraç edilen Kınık Maden Sularının önümüzdeki dönemde çok daha fazla ülkeye ulaştırılması için yoğun çalışmalar yürütülüyor. Kınık Doğal Maden Suyunun insan sağlığı için gerekli olan minareler açısından son derece zengin olduğunun analiz sonuçlarıyla da onaylandığını belirten Kınık Maden Suları Yönetim Kurulu Üyesi Ceyhun Arıç şunları söyledi: Kınık Doğal Maden Suyu, içerdiği kalsiyum sayesinde raşitizm ve osteoporozun önlenmesinde, kemik ve dişlerin gelişmesinde destekleyici rol oynamaktadır. Yine içerdiği bikarbonat anyonu ile böbrek ve idrar yolu taşlarının önlenmesinde, gut hastalığında destekleyici etki yaptığını söyleyebiliriz. Egzersiz sonrası hamilelik laktasyon dönemlerinde ve yaşlılıkta artan magnezyum ihtiyacının karşılanmasında, diabetes mellitus istemik kalp rahatsızlığı, ani kardiyak ölüm ve inme rahatsızlıklarından korunmada etkili olabilmektedir. İçerdiği florür, çocuklar ve gençlerde diş çürüklerini önleyebilmektedir. Aynı zamanda hipertansiyon üzerinde de olumlu etkiler yapabilmektedir. Ülkemizdeki maden suyu pazarına yönelik değerlendirmelerini de aktaran Ceyhun Arıç şu noktalara değindi: Gazlı içecek sektöründe son 4-5 yıl içinde ciddi bir büyüme yaşandı. Maden suyu sektörü de bu büyüme trendi içindeki yerini almış bulunuyor. Özellikle meyve aromalı maden sularının piyasaya çıkmasıyla sektör yeni bir boyut kazandı diyebiliriz. Kınık olarak ürettiğimiz 7 çeşit meyveli maden suyunun büyük ilgi gördüğünü de belirtmek isterim. Kınık, Türkiye geneline yayılmış geniş bayi ağıyla hizmet veriyor ve 8 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla da ülkeye önemli bir döviz girdisi sağlıyor. Kınık, 2005 yılında yenilediği makine parkı ve hayata geçirdiği yatırımların ardından, bugün itibariyle 5.000 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 20 bin metrekarelik bir alanda üretim gerçekleştiriyor. Anatolya Anatolya Maden Suyu tesisleri Bolu Yeniçağa`da kurulmuştur. Bolu`nun el değmemiş dağlarından çıkan sular çevre kirliliğinden uzak ve yüksek mineralli ve insan sağlığı açısından son derece yararlı olup, raporlarla tevsik edilmiştir. 1984 yılında kurulan tesis cam şişelerde, Çelik markası ile üretimine 1999 yılına kadar devam etmiştir. 1998 yılında, yurt dışında ve içinde yapılan araştırmalar sonucunda, grup meyve aromalı maden suyu yatırım kararını almış ve bu kararı hayata geçirmiştir. Makine seçiminde son model Alman teknolojisini seçen firma, kendi şişelerinin üretimini de tesislerinde gerçekleştirerek, el değmeden otomatik olarak sağlıklı üretim yapmaktadır. Yatırımlarına devam etmekte olan Asçelik, yeni ürünleri ile beraber Anatolya markası ile doğal mineralli içecek olarak faaliyetlerine başlamıştır. `Anatolya` Maden Suyu meyve aromalı yüksek mineralli maden suyudur. Pet şişelerde dolumu gerçekleştirilen bu ürün Light ve 5 meyve çeşidi ile piyasanın beğenisine sunulmuştur. Bu ürün mevcut özellikleri ile yurt içinde ilk ve tek olduğu gibi yurt dışında da tüm mevcut özellikleri ile birlikte, ilk üründür. Bu özellikler şöyle özetlenebilir: Yüksek Doğal Mineralli, Maden Suyu olması, Pet Şişelerde ve orijinal ebatıyla yüksek mineralli maden suyunda değişik meyve aromaları ile, Ayrıca Light olması nedeni ile, dünyada ilk olma özelliğini taşımaktadır. Dünya pazarında, meyve aromalı soda veya düşük mineralli sular mevcuttur fakat bu ürünlerin light olma özellikleri yoktur. Light olarak piyasada bulunan ürünler ise yüksek mineral ihtiva etmektedir. Pet şişelerde beğeniye sunulan ürünlerde ise tüm bu özellikler bir arada bulunmamaktadır. Anatolya Maden Suyu, tüm bu özellikleri ile yurt dışı pazarında da yer almayı hedeflemektedir. Özellikle ihracatı hedefleyerek, yatırımlarını yönlendirmektedir. Yüksek mineral içeren maden suyunun farklı lezzetlerle ve light olarak pazara sürerek dünya pazarında da artık Türk ürünlerinin kalitesi, ambalajı ve lezzetiyle yerini alabileceğini göstermiştir. Anatolyanın en son ürünü ise Türkiyede yine bir ilk pazara sunulan, körler için özel üretim şişesi. Körlerin alfabesi Braille ile şişelerin üzerine ürünün cinsini yazan Asçelik`in bu yeni ve ilk uygulamasıyla 341 bin görme engelli artık elindeki içeceğin ne olduğunu bilerek tüketiyor. İnişdibi İnişdibi Maden Suyu ve Sodası, Karadeniz Bölgesi`nde Giresun ilinin 26 kilometre yukarısında İnişdibi Beldesi`nde çıkmaktadır. Karadeniz`in doğal ikliminin bir sonucu olarak İnişdibi Maden Suyu ve Sodası, diğer kaynakların sıcak çıkmasına karşın dünyada soğuk çıkan ender maden sularındandır. Doğal yapısından dolayı tamamen sıfır zararlı bakterili olup, içindeki sağlığa zararlı olan; total jerm, koliform bakteri, E Coli gibi mikroorganizmalar, pestisit kalıntıları ve nitrit, amonyum gibi kimyasal parametreler, Sağlık Bakanlığı`nın maden suları ile ilgili yönetmeliğinde belirtilen limitlerin altındadır. İçerisinde organik atıkların oluştuğu nitrit ve amonyum bulunmaması, mikrobiyolojik ve kimyasal işlem yapılmaya gerek kalmaksızın, hemen çıkışta gibi dolum yapılmasına olanak vermektedir. Kaynağında dolum yapılması herhangi bir kontaminasyon (mikrop bulaşma) riskini de ortadan kaldırmaktadır. Maden suları tatlandı Alkolsüz içecekler sektörüne katılan yeni bir pazar da kuşkusuz meyve aromalı maden suları. Neredeyse geleneksel olarak hazmı kolaylaştırmak için içilen maden suları artık daha renkli, kokulu, tatlı ve eğlenceli... 2002 yılı itibariyle maden suyu pazarının hacmi 170 milyon litre. Aromalı maden suyu kategorisi, toplam maden suyu pazarı içinde yaklaşık yüzde 10luk paya ulaşmış durumda ve büyümeye devam etmekte. Akmina, Freşa, Sırma, Frutti, Fruita bu pazarda öne çıkan markalar. Akmina Meyve aromalı maden suyu sektörüne diğer bir iddialı giriş ise Sabancı ve Fransız Danone ortaklığı DanoneSAdan geldi. Akmina Meyve Ferahlığını limonlu, portakallı, şeftalili ve tropikal çeşitleriyle piyasaya sunan DanoneSA Grubu Genel Müdürü Adnan Erem şöyle diyor: Avrupada toplam su tüketimi 120 litre civarındayken, Türkiyede bu miktar 60 litre ve bunun sadece 3 litresi doğal maden suyu. Çünkü, bizim tüketicilerimiz maden suyunu hâlâ hazım için ilaç niyetine içiyor. Biz Türkiyenin en zengin mineralli doğal maden suyu Akmina ile tüketicilere doğal ve sağlıklı bir içecek olarak sürekli yeni tat alternatifleri sunuyoruz. Önce kolay içimli Akmina, sonra bol gazlı Akmina Extra ve şimdi de birbirinden lezzetli çeşitleriyle Meyveli Akmina. Freşa Freşa`nın benzersiz lezzeti, hammaddesi olan İnişdibi Maden Suyunun doğal, sağlıklı özellikleriyle birlikte tamamen doğal meyve aromalarının kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Aromalarımız meyvenin kendisinden elde edilmekte ve doğal tatlandırıcı olan fruktoz şurubu kullanılmaktadır. Fruktoz da mısırdan elde edilen bir hammaddedir. Freşa meyveli soda ürün grubunda en çok tercih edilen ve en çok bilinen markadır. Lezzetli, ferahlatıcı, çeşitleriyle tüketicinin beğenisini kazanan Freşa, pratik kapağı ve 275 ml. yeni ambalajıyla pazarın öncü markası konumundadır. Freşa 200 ml ve 275 ml.ambalajlarda piyasaya sunulmaktadır. Freşa`nın yepyeni ürünü Fresher, çilek ve limon çeşitleriyle günlük vitamin ihtiyacınızın yüzde 41`ini karşılar. Doğal kaynak suyunun, meyve suyu, B3, B5, B6, B11 vitaminleri ile zenginleştirilmesiyle hazırlanan Fresher Vitamin Deposu` olarak raflarda yer almaktadır. Yoğun çalışma temposunun getirdiği yorgunluğa karşı komple enerji kaynağı Fresher, meyveli vitaminli içecek kategorisinde şimdiden kendine özel bir yer edinmiş isimdir. Fresher hem sağlıklı içeriği hem de canlı ambalajı ile gençlerin gözde içeceği olma yolunda da ilerlemektedir. Sırma 1991 yılında Bursa`nın Orhaneli ilçesinde küçük bir işletme, mevcut madensuyu ocağını satın alarak Buron Tüm Gıda Mam. San. ve Tic.Ltd.Şti.`yi kurmuştur. Kurulan yeni şirket doğal maden suyunun markasını Sırma olarak belirlemiştir. Marmara Bölgesinde Bursa ilinin Göynükbelen-Orhaneli beldesinde Uludağ eteklerinden çıkmaktadır. Bölgenin zengin mineralli toprak yapısı sonucu Sırma maden suyu yeraltından yeterli soğukluğa sahip ve sıfır bakterili olarak yeryüzüne çıkar, bu sebeple maden suyunun içerisinde sağlığa zararlı olan total jerm, koliform bakteri E. Coli gibi mikroorganizmalar, pestisit kalıntıları ve nitrit, amonyum gibi kimyasal parametreleri, Sağlık Bakanlığının maden suları ile ilgili yönetmeliğinde tanımlamış olduğu limitlerin altında bulunmaktadır. Sırma maden suyu bu yapısı gereği, hiçbir mikrobiyolojik ve kimyasal işlem yapılmaya gerek kalmaksızın, tamamen doğal olarak kaynağında dolum yapılabilen değerli maden suları arasındadır. Doğal maden suyuna, doğal limon, doğal portakal, doğal greyfurt, doğal gazoz (karışık meyve) aromalarına glikoz şurubu katılarak üretilmiştir. Sırma limon ve portakal gazozlarında kullanılan C vitamini ile güçlendirilen içecekler, hem lezzetli hem de vitaminli içeriğiyle tüketicinin beğenisine sunulmuştur. Pembe greyfurt gazoz, Türk insanı damak zevkine sunulmuş olup, gazoz tarihinde yine bir ilki yaşatmıştır. Sırma Cola (Sodalı Cola) Sırma Cola; doğal maden suyuna, cola aromalarına glikoz şurubu katılarak üretilmiştir. Sırma Cola Türk insanı damak zevkine sunulmuş olup, kola tarihinde yine bir ilki tüketicisiyle buluşturmuştur. Sırma Meyveli`ni lezzeti hammaddesi olan Sırma maden suyunun doğal, sağlıklı özellikleriyle birlikte tamamen doğal meyve aromalarının kullanılmasıyla elde edilmektedir. Aromalar, meyvenin kendisinden elde edilmekte ve doğal tatlandırıcı olarak glukoz şurubu kullanılmaktadır. 200 cc. 250 cc cam şişe ve 250 cc, 1 Lt pet şişelerle tüketicinin beğenisine sunulan Sırma meyvelinin; elma, limon, mandalina, portakal, şeftali, tropik, vişne, kavun ve çilek, kivi ve muz aromalı 9 çeşidi bulunmaktadır. Sırma Light Meyveli; elma, limon, kavun ve çilek ve vişne çeşitleriyle tüketicinin beğenisine sunulmuş özellikle, diyabetik hastalar için tüketilmesinde hiçbir sakınca olmayan meyveli, düşük kalorili bir diyet içeceğidir. Sırma Mineralli, nar aromalı demir katkılı mineralli gazlı içecek maden suyu, doğal nar aroması ve doğal maden suyunun eşsiz mineral zenginliğine demir katkısı konularak oluşturulan özel bir içecektir. Türkiyede yaşayan insanların yüzde 80`inde demir eksikliği olduğu düşünülürse; bu ürün ülkemiz insanları için önem kazanan değerli bir içecektir. Sırma Mineralli nar aromalı demir katkılı mineralli gazlı içecek içeriği ve faydaları gereği Türkiyede ilk ve tek olma özelliğini de kazanmıştır. Sağlık için maden suyu içinMaden Suyu ile Soda arasında ne fark vardır? Maden Suyu, içerdiği tüm mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkar ve tamamen doğaldır. Soda ise su ve sudan yapılan içeceklere üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen ve tamamen yapay olan bir içecektir. Maden suyu asitli midir? Halk arasında asitli denilen içeceklerde aslında kastedilen, içeceğin içindeki karbondioksit gazıdır. Karbondioksit gazı dilimiz ile temas ettiğinde geçici olarak tat algılayıcılarını uyuşturduğu için içimi kolaylaştırmaktadır. Gazlı içecek üretiminde çok özel proseslerle üretilen ve yüzde 99,99 saflıkta gıda üretimi için özel karbondioksit gazı kullanılır. Günde ne kadar maden suyu tüketebiliriz? Sağlıklı bir bünyeye sahip olmanın yolu dengeli beslenmekten geçer. Esas olan, tükettiğimiz gıda ve içeceklerin sağlıklı olanlarını seçmeye özen göstermektir. Kolalı ve yapay içecekler yerine doğal kaynak suyu ve maden suyunu tercih etmeliyiz. Doğal suların içerdiği zengin mineraller vücudumuzda vitaminlerin fonksiyonlarına yardımcı olur. İçerdiği zengin kalsiyum ve florür gibi mineraller nedeniyle özellikle çocuklar, bayanlar ve yaşlıların daha fazla maden suyu içmeleri gerekir. Uzmanlar günde en az 2 litre civarında su ve maden suyu gibi yararlı sıvı tüketilmesini önermektedirler. Çocukların maden suyu içmesi zararlı mıdır? Maden suyunun bilinen hiçbir zararı olmayıp, aksine vücudumuza sayısız yararları vardır. Büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyacı karşılamanın en iyi yolu bolca süt ve doğal suları tüketmeleridir. Maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür ise ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlıdır. Hamilelikte maden suyu içilir mi? Hamilelik, beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. İnsan vücudu bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmek için, hamilelikte düzenli olarak maden suyu tüketimi tavsiye edilmektedir. Maden suyu cilde yararlı mıdır? Maden suyunun içerdiği zengin mineraller vücudumuzun birçok bölgesine olduğu gibi cilt için de yararlıdır. Piyasada sprey şişelerine doldurulmuş ve yüze püskürtülerek kullanılan maden suları satılmaktadır. Maden suyu böbrek taşı yapar mı? Bu konuda kamuoyunda yanlış bir bilgilendirme mevcuttur. Böbrek taşlarının oluşumunda ana neden, yetersiz miktarda sıvı tüketimidir. Başka bir deyişle, yaşamı boyunca yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda böbrek taşı oluşumu hızla meydana gelmektedir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır. Avrupa`da ve Türkiye`de kişi başına yıllık maden suyu tüketimi ne kadardır? Avrupa`da insanlar kişi başına yılda 150 litre maden suyu tüketirken bu oran Türkiye`de 3 litrenin altındadır. Ülkemiz aslında Avrupa`nın doğal mineralli sular açısından en zengin coğrafyasına sahiptir ancak, yıllık 65 milyon litre olan bu kaynağın sadece yüzde biri şişeleniyor, yüzde doksan dokuzu boşa akıyor. Süt ve süt ürünleri tüketiminde de Avrupa ile aramızda benzer oranlar olduğu için, neticede ulusal beslenme kültürü ile bağlantılı ilginç tablolar ortaya çıkıyor. Örneğin bu beslenme kültürü sayesinde Avrupalı kemik erimesi gibi hastalıkları nadiren duyarken Türkiye`de belirli yaş ve cinsiyet gruplarında kemik erimesi oranları yüzde 30larda yaşanıyor. Bunun en önemli nedeni, yaşam boyunca düzenli olarak tüketilen süt ve doğal suların miktarlarındaki, bu yol ile alınan doğal kalsiyum takviyesindeki büyük farklılık. Pet Şişeler ve Plastik Kapaklar sağlıklı mıdır? Hammaddesi bir petrol türevi (resin) olan PET (PolyEthylene Terephthalate) şişelerin kullanımı tüm dünya içeceklerinde baş döndürücü bir hız ile artmaktadır. Hepimiz cam ambalajın sağlıklı olduğunu biliriz ancak camın sağlığı konusunda teoride ve pratikte bazı küçük ama önemli nüans ayrılıklar bulunmaktadır. Cam ambalajların en büyük tehlikesi, tüketicinin kontrolü dışında tekrar tekrar kullanılmalarıdır. Başka bir deyişle bir önceki kullanımından sonra nereye atıldığı, nerelerde, hangi koşullarda ne kadar süre ile beklediği, nasıl temizlendiği tüketici tarafından bilinmeden içerisine tekrar içecek doldurulup satılması ve kullanılmasıdır. Pet şişeler preform denilen parçalar yaklaşık 200 derecede ısıtılarak (tıbbi sterilizasyon 134 derecedir) yüksek basınçta şişirilir ve saniyeler içerisinde doldurularak kapaklanır. PET şişede satın alınan içeceklerde o şişenin kapağını ilk defa sizin açtığınızın garantisi vardır. İçtikten sonra da atılır ve kesinlikle tekrar kullanılmaz. AIDS ve Hepatit gibi çağın tehlikeli hastalıkları arttıkça, içeceklerde PET şişe kullanımı da gelişmiş ülkeler başta olmak üzere hızla artmaktadır. PET teknolojik yönden günümüzde bilinen en sağlıklı yapay gıda muhafaza malzemesidir ve bu yüzden kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Kapak konusunda da benzer bir durum söz konusudur. PET şişelerde kullanılan PE (polyEthylene) kapaklar, cam şişelerde kullanılan metal taç kapaklara oranla sağlık açısından daha uygun olmalarının yanı sıra, gazlı içeceklerde tekrar kapatılabildikleri için daha kullanışlıdır. Maden suyu son kullanma tarihinden sonra bozulur mu? Maden suyu kapağı açılmaz ise kesinlikle bozulmaz. Ürünlere son kullanma tarihi konulmasının tek nedeni, dolumdan sonra belirli bir süre geçtiği zaman sadece kapak ve ambalajdan dışarıya karbondioksit gazı kaçması ve azalmasıdır. Düzenli maden suyu tüketimi ile bazı hastalıklar arasında bağlantı var mıdır? Maden suyunda zengin olarak bulunan minerallerden magnezyum, hücre içerisinde potasyumdan sonra en yoğun olarak bulunan katyondur. Hücre zarı, hücre içi ve hücre çekirdeğindeki birçok biyolojik olaylarda etkilidir ve kas ile sinirlerdeki elektrik uyarılarının iletilmesini sağlar. Kalp ve damar hastalıkları ile çok ilgisi vardır. Enfarktüs geçiren insanlarda magnezyum düşüklüğü saptanmıştır. Damar sertliğine yol açan damarlardaki yağ ve kalsiyum birikmesi de magnezyum eksikliğinden oluşur. Sodyum vücut sıvılarında en fazla bulunan elementtir ve sıvı dağılımı ile sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlar. Ayrıca asit-baz dengesi ve sinir uyarılarının taşınması en önemli görevlerindendir. Kalsiyum vücudumuzda en fazla bulunan elementtir. Kemik yapısının yanı sıra kas kasılmalarının düzenlenmesine, sinir uyarılarının taşınmasına, hücre zarlarında iyon değişimine, hormonların, sindirim enzimlerinin ve nörotransmitterlerin salgılanmasına yardımcı olur. Yaşla ilgili kemik kayıplarını ve kırılmalarını önler. Kalsiyum sadece süt ve doğal sularda bulunur. İçerisinde kalori ve kolesterol olmadığı için maden suyu, kalsiyum açısından süte en iyi alternatif olmaktadır. Bikarbonatlar, magnezyum, sitratlar, sodyum, flor ve kalsiyum maden suyunda bulunan doğal dengeleri ile, ürolojik hastalıkların seyri ve özellikle ameliyat sonrasında çok etkendir. Böbrek taşlarının tekrarlamasını önlemenin en kolay, en pratik ve doğal yolu bu sıvıları bolca tüketmektir. Bikarbonatlı sular alkali yapıları sayesinde mide asiditesini nötralize eder ve bu özelliği nedeni ile peptik ülser hastalığının tedavisinde önemli rol oynarlar. Yine fonksiyonel mide ve bağırsak hastalıklarında semptomları azaltıcı etkileri vardır. Kalsiyum ve magnezyum içeren sular bağırsak molaritesini azaltarak stres sonucu gelişen ishal gibi şikayetleri önlemede etkili olurlar. Sülfatlı sular safra salgılarını ve akımlarını artırır. Kalsiyum zengini doğal mineralli sular, menopoz döneminde kadınlarda ve ileri yaşlarda erkeklerde kemik erimesinin önlenmesi ve tedavisinde yeterli kalsiyum desteği sağlanmasında önemli bir seçenektir.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive