Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2007 Çarşamba
Ergün Güler

Bizim Mahalleye de Bekleriz

Bizim mahalle tanımlaması hemen seçimlerden sonra Ertuğrul Özkök`ün sayfasına yansımıştı. Özkök, Emin Çölaşan ve bir grup arkadaşının seçim sonucu beklentileri ve 23 Temmuz günü yaşadıkları hayal kırıklıklarını 24 Temmuz`da kendi köşesinde şöyle ifade ediyordu


DÜN sabah bizim mahalleden biriyle sohbet ediyordum. AKPye şiddetle muhalefet eden, Erdoğanı Bu ülke için en büyük tehlike olarak gören, dolayısıyla da beni şiddetle eleştiren bir mahalle sakini. Meğer biz ayda yaşıyormuşuz dedi. Hayır ayda değil, sadece kendi mahallende yaşıyorsun. Kafanı oradan dışarı çıkarmıyorsun. Dünyayı, kendin gibi düşünen üç beş arkadaşın, senin mahallende oturan azgın azınlığın üç beş faksından, e-postasından ibaret sanıyorsun. Mesele bu. Bu yazı bana geçtiğimiz günlerde, herkes tarafından çok iyi tanınan, Türkiye`nin en önemli yazarlarından biri ile yaptığım görüşmeyi hatırlattı. Uzmanlık alanım perakende olunca, değerli yazarımızla sohbetimiz ülke perakendesi ve gömlek markalarına geldi. Kendisi, Hangi gömlek markaları iyi dersiniz? diye sorunca; ben de Türkiye`nin tekstildeki üstünlüğünden, bunun gömlek markalarına yansımalarından ve birkaç markadan bahsettim. Nitekim mahalle farkımız burada iyice ortaya çıktı. O bana, birkaç marka ismi sıraladı (Türkiye`de bu markalar hiç olmadı) ve Mısır`daki bir dağın ipeğinin çok güzel olduğundan, bu ipekle yapılan gömleklerin mükemmelliğinden bahsetti. O an içimden geçeni Ertuğrul Özkök sayfasına taşıyınca, ben de blogumda yazmamın gerekliliğini anladım. Şimdi gelelim, bizim sektörümüz adına buradan çıkacak sonuca; Ülke gerçeklerinden uzak, dünyayı kendi çevresinden ibaret gören yazarlarımızın, Türkiye`nin en hızlı büyüyen sektörü ile ilgili sorunları, dolayısıyla bize vizyon kazandıracak farklı çözümleri sayfalarına taşımaları ihtimali çok düşük. Yine, gazetelerin Genel Yayın Yönetmenleri`nin sektördeki gelişmeleri (kısaca sektörü) Migros`un satılması yada satılmaması olarak gördüğü bir yayın politikası hakim. Yani, gazetelerin köşelerini bırakın, haberlerinde bile sektöre ayrılan sayfa sayısı çok az. Bu durumda, perakende.org gibi bağımsız haber portallarına, Market dergisi gibi sektörel yayınlara daha çok iş düşüyor. Sektörün sesi olma yolunda daha fazla çaba harcamalılar. Ayrıca, perakendeciler, bu türden mecraları daha verimli kullanmalılar. Perakendenin liderlerini, seslerini duyuracakları mecraları daha iyi analiz etmeye çağırıyorum. Ulusal basının, sektörel basından daha etkili olduğunu biliyorum, ancak sektörün ihtiyaçlarını, sorunlarını, bunların çözümlerini, sektörel basının daha iyi anladığını ve daha çok katkı koyabileceğini de biliyorum. Perakendenin kahramanlarını bizim mahalleye de bekliyorum. *** NASIL STARBUCKS OLUNUR? 13 Temmuz 2007`de yağan yağmur sizi sırılsıklam eder. Sığınacak bir yer ararsınız. Bir sürü seçeneğiniz vardır ama birini tercih edersiniz. Simba Toys Türkiye Genel Müdürü Sayıl Afyonlu da tam böyle bir durumdayken, Starbucks`ta almış soluğu. Kahve içip rahatlayacak... Kozyatağı Carrefour`daki Sturbucks`tan kahvesini alacağı sırada, çalışanlardan biri Çok ıslanmışsınız, size hemen birşeyler verelim deyip, Starbucks logolu tişörtü paketinden çıkarıp uzatıyor... Sayıl Bey`e Hayırdır, reklam mı aldın? dediğimde, bu hikayeyi paylaştı. Geçen hafta da Starbucks, Gönlünü İşe Vermek isimli kitabı okumuştum. Şimdi bu grubun nasıl dünya markası olduğunu daha iyi anlıyorum. Starbucks, sadece kahve satmıyor. Starbucks sadece hizmet sunmuyor. Starbucks, sizi anlıyor. Dünya markası böyle olunuyor...
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive