Avi Alkaş'tan Sektör Değerlendirmesi

Alışveriş merkezi gurusu Avi Alkaş, birer fabrika olarak tanımladığı AVM'ler ve sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Eklenme Tarihi : 23 Şubat 2009 Pazartesi
avi-alkastan-sektor-degerlendirmesi
Sabah gazetesinden Şelale Kadak, sektörün uzman ismi Avi Alkaş'la bir röportaj gerçekleştirdi. Biz de sektör için kritik konuların masaya yatırıldığı söz konusu söyleşiyi Perakende.org'a taşıdık.***Sanırım onun için alışveriş merkezi gurusu demek yanlış olmaz. Türkiye'de alışveriş merkezi işine giren işadamlarının mutlaka yolu Avi Alkaş ile kesişmiştir. Alışveriş merkezleri, dünyanın yaşadığı derin krizi bizim de aynı derinlikte hissetmeye başladığımızın şu günlerde sanki öncü gösterge. Neticede Alkaş bu merkezlerin yaklaşık 3 bin kişiye doğrudan iş yaratan fabrikalar olduğunu söylüyor. Biliyoruz ki son aylarda yaprak kımıldamayınca başta konfeksiyon sektörü olmak üzere pek çok perakendeci bugüne kadar olmadığı agresiflikte satış tekniklerine yöneldi ve mesela kasım gibi asla düşünülmeyecek aylardan başlayarak kış indirimleri uyguladı. Kimse stok yükünü belinde taşımak istemedi. Krizin ne kadar derinleşeceği konusunda ahkam kesecek bilgi de yoktu kimsede. O nedenle hafiflemek, sıfır kar pahasına dahi olsa en iyi çözüm oldu. Peki öyleyse bundan sonra neler olacak? Onlarcası yapılan ve daha onlarcasının projelendirildiğini bildiğimiz alışveriş merkezleri hız kesecek mi? Yatırımcı bekleme odasında daha ne kadar süreyle duracak? Yoksa bu yatırımlardan tümden vaz mı geçecek? Ofis, konut ve alışveriş merkezleri konusunda milyarlarca dolarlık cirosuyla dünyada önemli bir isim olan Jones Lang La- Salle ile Türkiye'de ortaklığa giden Alkaş bu hafta İş'te İnsan'ın konuğu* Alışveriş merkezi yatırımcısı korkuyor mu? Bir kısım yatırımcılar dalganın içinde olmak, hazırlıklı olmak gerektiğine inanıyor. Bütün mesele öz kaynak-borç kıyaslamasındaki oranların iyi olması. Finans sektörü iyi değil. Finansman rahatlarsa projeler rahatlayacak.* Kriz yüzünden kaç proje ertelendi? Bildiğim 15 proje yavaşladı, ertelendi. Ama buna karşılık Zorlu Projesi'nde olduğu gibi tam hız devam eden projelerimiz de var. * 2009 kayıp yılı denip duruyor. Sizce bu kadar çok alışveriş merkezinde kimler para harcayacak? Şu anda Turizm Bakanlığı ve dernek başkanımızla birlikte kasımda, Dubai'deki gibi bir alışveriş festivali yapmak için çalışıyoruz.* Tüketim alışveriş festivalleriyle nasıl artacak? Mudo'nun sahibi Mustafa Taviloğlu'nun bir lafı vardır. Biz bu kadar mal yapıyoruz, peki müşteri aydan mı gelecek diye. Hayır aydan gelmeyecek ama çevre ülkelerden gelecek.Türkiye'nin şu anda kendi nüfusuna yetecek kadar alışveriş merkezi yok ama bir kriz var ve tüketim düşüyor. O zaman çevre ülkeleri çekmek için cazibe merkezi haline gelmeliyiz. Alışveriş merkezinde yolumuz uzun. Biz uyanık olmalı ve bu krizin içindeki fırsatı yakalamalıyız. * Alışveriş merkezleri konusunda Türkiye'nin şu anki fotoğrafı nasıl? İstanbul'da 75, Türkiye'de 220 alışveriş merkezi ve 4.5 milyon metrekare mağaza alanı var. Biz önümüzdeki 3-4 yılda 9 milyon metrekareye bekliyorduk. Bu tabii bildiğimiz, inşaatına başlamış projelerdi. Alışveriş merkezleri büyümeye başladı. Bugün Cevahir 105 bin metrekare, İstinye Park 85 bin metrekare. Yeni nesil alışveriş merkezleri daha da büyüyecek. Teknoloji marketleri, hiper marketler, yapı marketler çoğalacak.* Alışveriş merkezleri için, Bir fabrika gibi diyorsunuz, neden? Ortalama bir alışveriş merkezi 1500 ile 3 bin civarında doğrudan iş yaratır. Orada ürettiğiniz hizmetle de bir sürü alt sektöre de iş yaratırsınız. Ekonomik gelişme alışveriş merkezleriyle daha çabuk algılanabilir.* Gerçekten bu trend böylesi bir durgunlukta devam ediyor mu? Ediyor diyorum. Ama belki hepsi değil. Bu hafta ben iki tane çok ciddi yatırımcı ile alışveriş merkezi projesi konuştum. Biri şehir içinde otelli bir proje, diğeri şehir kenarında yine konut ve otelli bir projeydi. Bugün Anadolu'nun değişik şehirlerinden talep var. Yeter ki projeler doğru olsun.* Öyle görünüyor ki alışveriş merkezi yatırımı yapanlar bu yıl turizme ciddibel bağlayacak... İkisi birleşiyor. Bakın aldığımız duyumlar bu yıl İngiltere'den gelecek olan turist sayısında artış olacağı yönünde. Avrupalı turist euro zonundan çıkmak istiyor. Yunanistan'da, İspanya'da pahalı geliyor. Kanıtlanmış bir gerçek var bir de. İnsanların turistik seyahatte çok daha rahat alışveriş yapıp, para harcadığı yönünde. Elma ve tarçın kokusu şartBugüne kadar 30'a yakın projeye danışmanlık yapan ve bir o kadar projenin de halen içinde olan Alkaş, bir alışveriş merkezinin başarısını lokasyona bağlıyor ve şunları söylüyor: Bir de tabii yer açılınca işler bitmez. Yeni doğan bir bebek düşünün. En iyi uygulamalar hayata geçirilmeli. Elma ve tarçın kokusu alışveriş dürtüsünü körükler mesela. Temizlik, güvenlik önemli. Buralara girmek zorunda değilsiniz. İnsanları cezbetmelisiniz. * Yeni dönemde iş yapma şeklinin değişeceğini anladık. Yeni alışveriş merkezi projelerinizde daha çevreci, binalar bir yaklaşım içine giriyor musunuz? Kriz çevreci olmayı zorunlu hale getirecek. Avrupa'da şu anda çevrecilik konusunda öne çıkan alışveriş merkezleri ödüle daha çok yaklaşıyor. Yağmur suyunu topluyor mu? Atık suyunu ne yapıyor? Kullandığı malzemeler yerel mi? Sürdürülebilir ve yenilebilir enerji konusu öne çıktı. Alışveriş merkezleri soğuk ve sıcak ısı kuyuları yapıyor artık. Yazın sıcağını, kışın soğuğunu kuyuya atıyor, sonra da kullanıyor. * Ahmet Nazif Zorlu ile alışveriş merkezi projesine başlamadan önce yurtdışında bir tur attığınızı söylemiştiniz... Zorlu Projesi'nde biraz daha Uzakdoğu esinlenmesi istedik. Bizim projede de konut, otel, kültür merkezi de yer aldığı için yüksek kuleli projeleri dolaşmak ilginç olacaktı. İnceleme heyeti olarak biz 6 günde Hong Kong, Singapur ve Kuala Lumpur'un da aralarında bulunduğu bölgelerde 31 alışveriş merkezi, 20 otel gezdik. Başarısız örnekleri dahi gördük. * Alışveriş merkezi de yönettiğiniz için soruyorum, insanlar geliyor mu? İlginç bir durum. Kapı girişi azalmıyor. Cevahir'i, Sevgililer Günü'ne de rastlayan hafta sonu 180 bin kişi ziyaret etmiş. Bu insanlar akıtmayıp damlatsalar yine yeter. Kendi kendimizi olduğumuzdan daha kötü göstermeye başladık sanki. Biz biraz daha yakınmaya alışığız galiba. İçimizdeki oryantallik, az soğanlı bol acılı edebiyat bizi başka yerlere çekiyor. Eğer oturup, farklı birliktelikler yaratabilirsek o zaman önümüzde fırsatlar var. Türkiye'nin konumu 2001'e göre çok daha iyi. Dolayısıyla bu avantajları kullanmamız lazım.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive