Vitrinden Mağazaya Sözsüz Satış

Rekabetin çarkı hızla dönerken, müşteri sadakatini korumak gittikçe zorlaşırken, bütün yolların çıktığı yer aynı: Görsel yönetim. Bir başka ifadeyle sözsüz satış! Fark yaratmanın sırrı ve başarının altın anahtarı olarak gösterilen görsel yönetim; sessiz, sözsüz ama etkili yöntemlerle perakendenin en büyük gücü...

Eklenme Tarihi : 13 Şubat 2009 Cuma
vitrinden-magazaya-sozsuz-satis
Berrak CoşkunHani bazen, donar kalırsınız bir vitrinin önünde. Mankenin üzerindeki kırmızı elbise, Tam sana göreyim, beni mutlaka al diye bas bas bağırır sanki. Ya o güzelim dekor eşliğinde sunulan ayakkabılara ne demeli? Onlarsız bir adım dahi atamayacağınız hissine kapılırsınız aniden, hiç aklınızda yokken. Daha ne olduğunu anlayamadan, mağazanın içinde bulursunuz kendinizi. Satın almaya istekli ve kararlı vaziyette! İşte böyle bir gücü, böyle bir etkisi var görselliğin. Ayaklarımızı yerden kesen, gönlümüzü çelen büyülü bir dünyadır çünkü. İlk görüşte aşk gibi, çağrısına kayıtsız kalmak imkansız. Rekabetin çarkı hızla dönerken, perakende markaları da mekan, ürün tasarımı ve çeşitli görsel düzenlemelerle tüketicinin dikkatini çekmeye çalışıyor. Tüm dünyada sözsüz satış olarak adlandırılan perakende tasarımı ve görsel yönetim, her geçen günle birlikte yeni anlamlar, yeni boyutlar kazanıyor. Üstelik aydınlatmadan mimariye, mağaza personelinin giyiminden raf sistemlerine, vitrin çalışmasından mağaza içerisinde çalınan müziğe, ortam kokusundan soyunma kabinlerinde yaşatılan deneyime kadar uzanan çok geniş bir alanı kapsıyor. Konusunda uzman isimlerle yaptığımız söyleşiler ise görsel kodları deşifre edip, sektöre ayna tutmak açısından önemli... Cemil Azder Üçge Butik Bölüm Yönetmeni/ Mimar Görsel sergileme ve alan yönetimi başarısı, günümüz rekabet koşullarında perakende markalarına nasıl bir avantaj sağlıyor?Perakende dünyasında görsellik hep önemliydi ama şimdi, her zamankinden daha önemli. Aslında mağazalar, bu dili kullanarak müşterileriyle konuşuyor. Bir mağaza, sadece görünümüyle bile Ben pahalı ve herkesin alışveriş yapamayacağı bir markayım mesajını verebilir tüketiciye. Ya da tam tersi... Seçilen renkler, reyonları ziyaret etme yönü, orada geçirilecek süre, hepsi de mağazanın donanımı ile doğrudan ilgili. Mağazadaki her ayrıntının, o mağaza için bir mimik olduğunu söyleyebiliriz. O nedenle bazı mağazalar samimi bir gülümseme ile Hoş geldiniz, nasıl yardım edebiliriz size? algısı yaratırken, bazıları ise Bir an önce alacağını al ve çık hissi uyandırır. Dolayısıyla mağaza donanımı deyip, geçmemek lazım. Çok dikkat edilmesi gereken bir konu... 34 yıllık tecrübe Üçge Mağaza Ekipmanları olarak, çözüm ortaklarınıza sunduğunuz ayrıcalıklar neler?Üçge, 34 yıldır mağaza ekipmanları üretiyor. Yurtiçinde ve yurtdışında edinilen onca deneyim, Üçgeyi dünyanın sayılı üreticilerinden biri yapmıştır. Bu elbette müthiş bir bilgi birikimi demek!.. Üçge Yönetim Kurulu Başkanı Gökçin Arasın ileri görüşlülüğü de firmayı geleceğe taşımıştır. Daha hızlı, daha güçlü, daha yükseğe ilkesi, Üçgenin felsefesini özetlemeye yeter sanırım. Hızlı hareket edebilen, hem insan kaynakları hem teknolojiyle gücüne güç katan Üçge, her zaman daha iyiye ulaşmayı hedefler. O yüzden bugün 65 ülkeye ihracat yapabiliyoruz. O yüzden dünyanın en büyük perakendecileri Üçgeyi tercih ediyor. Anahtar teslim çözüm ürettiğimiz için... Her şeyden önce, mimari ekibimiz çok güçlü. Butik grubundaki bütün mimar arkadaşlarımız, konusunda uzman. Ayrıca hepsi, kurumsal müşterilerimizle uzun yıllara dayanan dostluklara sahip. Çünkü Üçge ile çözüm ortaklarının ilişkisi, devamlılık arz eder. Mağazanın proje aşamasından itibaren hep beraberiz zaten. Projelerimizi ihtiyaca göre şekillendirip, mağaza yerleşimini yapıyoruz. Ardından, en uygun malzemeyi seçiyoruz. Üretim aşamasında da hızlı ve pratik yaklaşımlarımız var. Yaşa göre mağaza tasarımı Marka ve ürün sunumu arasındaki denklem nasıl kurulmalı? Markaya uygun mekan oluştururken, firmaların en çok tekrarladığı yanlışlar neler? Mağaza konseptinin markayla uyumlu olması şart. Aynı şekilde, satılacak ürün ile mağaza dizaynının temel unsurları arasında da bir uyum yakalanmalı. Bu, sıkça yapılan hataların başında geliyor. Uyumsuzluk, markayı ve satışları olumsuz etkiliyor. Uyum, satışları artıran önemli bir faktör. Markanın imajını kuvvetlendiren bir özellik aynı zamanda. Hemen hemen bütün markalar, kendi müşteri profillerine uygun özel teşhir sistemlerine yöneliyor. Müşteri grubu gençlerden oluşan mağazalar ile orta ve üzeri yaş grubuna hitap edenleri gözünüzün önüne getirin, ne demek istediğim daha net anlaşılır o zaman. Örneğin, genç kitlenin hedeflendiği mağazaları ele alalım. Renk ve malzeme açısından ötekilere benzemez. İçinde dinamik, değişken, hatta çılgın izler taşımalı mutlaka... Ürünlerin hak ettiği raf payını alabilmesi için nelere dikkat etmek gerekir?Aslında doğrudan doğruya ürünle ilgili. Satılan ürünün kalitesi, dizaynı ve çeşitliliği çok belirleyici. Satış hızı da önemli. Çekici, görece pahalı ürünleri sıradan bir teşhirle sunmak, ürünün değerini düşürür. Özel ürünlere özel sistemler uygulanmalı. Mağaza ışığına rağmen ayırt edilecek bir ışıkla aydınlatılmaları yerinde olur. Ürünlerin sergilenmesine imkan tanıyan yükseklik ayarları ise tüketici davranışlarını etkiler. Kot pantolonların yakınında, göz hizasında bulabileceğimiz kemerler gibi... Raf düzeni, ürüne değer katarFonksiyonellik mi, estetik mi, dayanıklılık mı? Mağaza içinin planlanması sırasında, hangisi daha öncelikli? Bu konuda farklı görüşler var. Bana göre estetik, fonksiyonellik ve dayanıklılık şeklinde bir dizilim olmalı. Önce müşteriyi mağazaya çekmek lazım. Mağazanın cazibesi, müşteriye verilen ilk mesaj... Estetik algısı paylaşıldıktan sonra, sıra mağaza içindeki müşteri hareketlerine geliyor. Fonksiyonellik, işte burada karşımıza çıkıyor. Müşteri ürün ararken, fiyatları incelerken, ürünleri denerken, zevk almalı ve rahat etmeli. Mağaza içi planlama, müşteriye kolaylık sağlamalı. Herkes her şeyin farkında artık. Müşteriyi mağazada daha fazla tutmak için sıkıcı hilelerle alışverişi uzatma çabası, her iki tarafa da yarar sağlamıyor. Dayanıklılık ise özellikle mağaza çalışanlarını ve sahiplerini ilgilendiriyor. Beklenen ürün performansı ile maksimum etkiyi yaratacak raf konumlaması arasında nasıl bir ilişki söz konusu? Ürün performansı, dizaynı oluşturan öğelerle yakından alakalı. Raf dizaynı, ürünün doğru yansıtılmasını saylayan en önemli etken. Ürünlerin biçimleri, çeşitleri, hatta renkleri, uygun raf dizaynının belirlenmesinde rol oynar. İyi planlanmış raf düzeni, ürüne ve markaya değer katar. Raf sisteminde kullanılan malzeme, tasarım, ergonomi, renk seçimi ve ışıklandırma da ürün performansını direkt olarak etkileyen diğer ayrıntılar... Bir perakende klasiği ÜçgeGörsellik, tüketici tercihlerini nasıl etkiliyor? Birkaç örnek vermeniz mümkün mü?Tüketici, mağazaya girmeden önce de girdikten sonra da görselliğin etkisi altında hareket ediyor. Ürünü öne çıkarmak veya ürüne değer katmak adına yaptığınız görsel çalışmaları, mağazanın geneline yayabilirsiniz. Tedarikçilerinize bağlı biraz. Son yıllarda, Üçgede ahşap yatırımlarına ağırlık verdik. Çok şık, ince işlenmiş ahşap ürünlerimizle sıcak bir mağaza ortamı yaratıyoruz. Tüketici, içeride kendini rahat hissediyor. Neticede, marka ve ürünler hakkındaki olumlu yargısı güçleniyor. Lake boya hattımızdan çıkan pürüzsüz parlaklıktaki ünitelerimiz ise üzerinde sergilenen ürünlerin daha kaliteli olduğu algısına yol açıyor. Perakendede kimlerle çalışıyorsunuz? Butik mağazacılık olarak, bir çırpıda sıralayamayacağım kadar çok markanın çözüm ortağıyız. Levis, Dockers, Celio, Puma, Lee-Wrangler, Koton, Mudo, Beymen, Harvey Nichols, Accessorize, YKM, Network, Fabrika, Yataş, C A ve Matraş, ilk aklıma gelenler... Öte yandan, Üçge olarak 34 yıldır gıda perakendesinin devleriyle çalışıyoruz. Metro Group, Carrefour, Migros, Tansaş, Bim, Kiler, Çetinkaya, Adese ve Makromarketi, listenin en başına yazabiliriz. Dünyanın dört bir yanında hipermarket çalışması yaparken; Koçtaş, Praktiker, Tekzen, Bauhaus gibi yapı marketlerle de ortak projeler yürütüyoruz. Ayrıca son dönemde sayısı hızla artan teknoloji marketleri için çözüm üretmeye devam ediyoruz. Elektro market zinciri Teknosa, Bimeks ve Media Marktla işbirliği içindeyiz. Üçgenin müşteri portföyü çok geniş. Depo-raf sistemlerinden zücaciyeye, eczaneden kütüphaneye, müzik marketlerden bijuteriye; kısacası satış olan her yere özgü ürün mevcut. En üst düzeyde teknoloji Harvey Nichols için gerçekleştirdiğiniz özel çalışma, pek beğenilmiş ve hayranlıkla karşılanmıştı... Detaylarını sizden öğrenebilir miyiz? Mağazacılık anlamında yalnızca bizim için değil, ülkemiz için de çok önemli bir projedir Harvey Nichols. Hasan Mengü imzasını taşıyan mağaza, kusursuz dizaynı ile her türlü malzemenin en iyi şekilde değerlendirilmesine olanak tanıdı. Çok özel malzemeler ve detay çözümler uygulanarak, tam bir butik mağazacılık örneği verilmiş oldu. Rafların boyası, kalitesini belirlemede önemli bir etken... Soyulmuş, pul pul olmuş boyalar, markanın o güne dek müşteride uyandırdığı imajı bir anda tuzla buz edebiliyor. Üçgenin bu konuda gösterdiği hassasiyetten ve kullandığı modern teknolojilerden bahseder misiniz? Tam o noktada, Üçge ön plana çıkıyor. Estetiği ve görselliği kuvvetli ekipmanların yıllarca sorunsuz kullanılması, Üçge farkıdır. Dünyanın dört bir yanında yaptığımız mağazalar, iyi birer örnektir. Teknolojide de iddialıyız. Fabrikalarımızın üretim hatlarında hizmet veren makine parkımız sürekli geliştiriliyor. En ileri teknolojilerden yararlanıp, doğru ürünü ideal haliyle üretiyoruz. Hatlardan çıkan tüm ürünler, sevkiyat sahasına gönderilmeden önce kalite departmanında ayrıca kontrol ediliyor. Şu anda Üçgede bulunan makine parkı, Avrupadakilerden bile ileri seviyede. Üretim hatlarımızı ziyaret eden Avrupalı çözüm ortaklarımız, hayranlığını gizleyemiyor. Çeşit yönetiminde nasıl bir politika izliyorsunuz?Mağazacılıkta 34 yıllık deneyimimiz ve yenilikçi anlayışımızla güçlü bir yapıya sahibiz. Mağaza dizaynını oluşturan her türlü ürünü üretebiliyoruz. Hizmetimiz, müşterilerimizin tercihlerine göre şekilleniyor. Kurumsal müşteriler, Benim konseptim şu. Bunu üretir misiniz? tarzında bir yaklaşım sergiliyor. Böyle durumlarda konseptin dışına çıkmıyoruz. Bazıları ise konseptine ek olarak, yeni bir ürün tasarımı istiyor. O zaman, AR-GE ve YÜT (Yeni Ürün Tasarımı) bölümlerimizdeki hummalı çalışmaların sonunda baştan aşağı yeni bir ürün ortaya koyuyoruz. Konsepti tamamen bize bırakan müşterilerimiz de var. Onlar için satış alanındaki bütün ürünleri tasarlıyor, mağazanın tarzını belirliyoruz. Üçgenin mimari kadrosu, bu anlamda çok deneyimli. Dünyanın her yerinde mağaza donattığımızdan, müşteri profillerine ve alışkanlıklarına hakimiz. Jeyan ÜlküYalın Tan Jeyan Ülkü İç Mimarlık Görsel bütünlüğü yakalamak ve markanın imajını mağazanın görselliğine yansıtmak, soyut bir kavramı somutlaştırmaya benziyor biraz... Siz nasıl tanımlıyorsunuz? Mesleğimiz gereği hayal satıyoruz. Ancak satış aşamasına gelmeden önce müşteriyi tanımak ve anlamak için gerçeklere dayıyoruz sırtımızı. Profesyonelce hazırlanmış pazar araştırma raporları, markanın tüm verilerini artı ve eksi yönleriyle önümüze seriyor. Kurumsal firmalar, zaten bu araştırma raporlarıyla bize ulaşıyor. Yeni yaratılacak markalarda, durum biraz daha farklı. Yeni bir oluşum adına marka danışmanları, reklam ve PR ajanslarıyla birlikte konuyu irdelemeye, hikayeyi oluşturmaya başlıyoruz. Tam bir takım çalışması! Marka yaratmanın ve markayı yaşatmanın koşulları, giderek güçleşiyor. Günümüzde üründen çok, markayı nasıl pazarladığınız ve pazarda ona nasıl bir yer açtığınız önemli. Pazarlamanın en etkin silahlarından biri ise mekan tasarımı. Reklamın da önünde olduğu, yapılan araştırmalarda açıkça belirtiliyor. Mekan, markanın en iyi şekilde anlatılabildiği hakiki ve samimi bir ortam olarak kabul ediliyor. Reklam filmlerinin veya gazete sayfalarının veremeyeceği samimi bir buluşma noktası... Dünyada yaratılan perakende noktaları markalarıyla değil, mimarlarıyla anılıyor artık. Markanın neye yatırım yaptığı konusuna geliyoruz yine. İşin en can alıcı kısmı, burada gizli. Çünkü duyguları somutlaştırıp tüketiciyle buluşturmak, en nihayetinde de markayı tüketilen ürün haline getirmek, iyi malzeme kullanmakla veya renk seçimiyle açıklanabilecek matematiksel yaklaşımlardan çok daha derin bir mevzu. Perakendeyi ve tasarımı bilmeniz, bu konularda ihtisaslaşmanız lazım. Lüks = mekan denklemiPerakendede kimlerle çalıştınız? Zamanla şehir efsanesine dönüşen projelerinizden söz etmeniz mümkün mü?Yalın Tan Jeyan Ülkü İç Mimarlık olarak, şimdiye dek pek çok yerli ve yabancı markayla çalışma fırsatımız oldu. Koleksiyon, Matraş, Jeanslab, Penti, Diesel, Levis, Dockers, Gebe, Yataş, Oriflame, Mango, Centro, Go Mongo, Starbucks, Doğa, Replay, Guess, Vero Moda, Jack Jones, bunlardan bazıları... Mesleğe atıldığımız ilk yıllarda perakende tasarımı yapmak gibi bir hedefimiz yoktu. Fakat belli bir konuda uzmanlaşmanın önemine, başarının ancak böyle kazanılacağına inanıyorduk. Perakende sektöründen gelen talepler artınca, yönümüzü belirlemiş olduk. Biz konuyu ciddiye aldık, sektör de ürettiğimiz işleri ciddiye aldı. Attığımız her adıma başarı eşlik etti. Temelde yaptığımız şey, -bütün güncel malzemeleri yan yana koyarak- bir markayı iç mimari kimliği içinde tanımlamaktan çok farklı. Yarattığımız mekanın basit bir mağaza olmaktan öteye geçmesi gerektiğini, zamanla ve tecrübeyle öğrendik. Evet, perakende tasarımındaki başarıda tasarımcının payı büyük. Ben biraz daha ileri gidip, markanın tanınırlığında ve tüketilirliğinde de tasarımcının payı olduğunu, hatta bundan sorumlu olduğunu düşünüyorum. Tasarımcı, bir bakıma markanın ticari sorumluluğunu üstlenir. Marka ile perakende tasarımı ve satış mekanı arasında nasıl bir ilişki var? Daha doğrusu, nasıl bir ilişki kurulmalı? Marka sahibinin markadan beklentisi ve markayı konumlandırması, bizim için çok önemli. Var olan markalarda ise geleceğe ilişkin hedefleri bilmek şart. Markanın konumlandırılmasına göre mağaza sirkülasyonları önerir, içerideki trafiği yönlendirirsiniz. Ürün teşhiri, vitrin cephesi, kabinler, kasa-paket, depolama... Hepsinin farklı formasyonda sunulması gerekir. Lüks = mekan. Ama buradaki lüks, pahalı anlamında anlaşılmamalı. Daha çok, kendini özel hissettirmeye odaklı bir lüks... Mekanın getirdiği artılarla markaya, dolaylı yoldan da müşteriye verilen değer... Satış alanının metrekaresi, hacmi, doğru aydınlatma çözümleri, geniş soyunma mekanları, kolay ve yormayan bir alışveriş ortamı, sözünü ettiğimiz değeri açıkça ortaya koyar. Mağaza var, mağazacık var! Ürünlerin uygulama ve görselliğe uygun bir şekilde sergilenebilmesi için mekanda neler yapılmalı? Başarılı sunumun formülü ne? Satılan ürünün içeriği, her zaman dikkate alınacak ilk kriter. Mağazanın ana odağı ürün olduğuna göre, en doğru formatta sunulmalı. Ayrıca iyi bir hikayesi olmalı. Çünkü ürüne olan inancımızı, onun üzerine yazacağımız hikayeyle ifade etmeye çalışırız. Bazen, müşteri kendi hikayesiyle gelir bize. Hikayeye uygun bir bütçe oluşturmak, hemen ardından mağaza yerleşimi, mekan ve cephe çözümleri, doğru aydınlatma, kullanışlı, dayanıklı ve yenilikçi malzemeler, zincir mağaza ise bu prensibe yönelik teşhir sistemleri, mekan kurgusunu tamamlamaya yardımcı olur. Projenin her evresini ürünle ilişkilendirmek, işin püf noktası. Tüm markalara ve ürünlerine aynı hikayeyi yazamayacağınız gibi, farklı ürünlere de aynı bütçelerde bir oluşum sağlayamazsınız. Aynı proporsiyonlarda mekan çözümü yapamazsınız; seçeceğiniz aydınlatma armatüründeki ampul renk kodu bile ürünler arasında farklılığa yol açar. Ürünü ön plana çıkaracak malzeme, renk ve doku tercihleri, teşhirde çok önemli bir yer tutar. Bugün, pek çok mağazada benzer hataları görüyoruz. Tasarımdaki minimalizm akımı, beyaz renk ve boş mekanlardan ibaret sanılıyor(!) Böyle dejenere olmuş bir yığın mağazacık var sektörde. Mağaza ve aydınlatma bembeyaz, ürünler iç içe... Dünya modasına yön veren trendler, iç mimariyi nasıl etkiliyor? Kullandığınız renkler, malzemeler, sık sık değişiyor mu? Mağaza konseptlerine, genelde 4-5 yıllık bir tüketim ömrü biçilir. Son dönemde perakendenin içinde bulunduğu genel krizi de düşünürseniz... Süre biraz daha uzayabilir. Markalar, yatırımlarını belli başlı ülkelere ve adreslere; amiral gemisi olarak adlandırdıkları mağazalara yönlendiriyorlar artık. Bir kısmı ise mevcut konseptine evrim geçirterek, mağaza algısını farklılaştırmaya çalışıyor. Sonuç itibariyle mağazaların konsepti 5 seneden önce değişmiyor. Zaten her sene yeni bir yüz belirlemek, kalıcı olmayı zorlaştırır. Bir markanın dekorasyonu ile trendlerin örtüşmesi, ancak bu boyutta gerçekleştirilen evrimlerle mümkün hale geliyor. İç mimari firmalarının trend takibi, daha çok güncel malzemelerle ilgili. Çünkü malzeme, yarattığımız kurgudaki kimliğin çağdaş duruşuna destek verir. Renkleri ve farklı malzemeleri kullanmayı seviyoruz galiba. Doğru aydınlatma alışveriş isteğini tetikliyorMağaza tasarımında aydınlatma ne kadar önemli? Mekana ait malzeme ve renk seçimlerinin bir bütünlük içinde olduğunu farz edelim. Sıra aydınlatmaya gelir, yani her şeyin düğümlendiği noktaya... İstenen kurguyu yaratabilmenin, tanımlamanın, müşteriyi iştahlandırmanın, ürüne verilen değerle birlikte kişiye verilen değeri ön plana çıkarmanın en kıymetli yoludur aydınlatma. Mekan konseptine uygun armatür belirlendikten sonra doğru aydınlatma seviyesi tespit edilir. Profesyonel firmalar tarafından yapılan aydınlatma senaryoları, gün içinde mağazadaki aydınlatma seviyesini değiştirir. Amaç, ürün üzerinde beklenen etkiyi uyandırmak ve bunu mağazaya yansıtmaktır. Ürünün mağazada başka, evde başka durmasını engelleyen de aydınlatmadır doğal olarak. Aynı şekilde, fabrikada ayarlanan kombinlerin, mağazaya girdiğinde farklılaşmamasını sağlar. Hepsi bu kadar mı? Değil elbette. Vitrinin önünden geçen müşterinin ürüne odaklanmasına, tabiri caizse orada çakılıp kalmasına neden olur. Alışveriş isteği bile doğru bir aydınlatma ile kolayca tetiklenebilir. Dolayısıyla aydınlatma, bilinen tüm perakende taktiklerini destekleyici boyutta ve profesyonellikte yapılmalıdır. Bir yanda estetik, diğer yanda işlevsellik! Projelerinizde önceliği hangisine veriyorsunuz? Bu iki kavramı birbirinden ayırmak çok zor. Tasarım aşamasında müşteri profilimizi oluştururken, işveren markanın verilerinden yararlanırız. Söz konusu veriler ikiye ayrılır. İlki, markanın vizyonu ve misyonu hakkındadır. İkincisi ise markanın perakende operasyonuyla... Birincisi; estetiğin mimari bazda yorumlanmasıdır, başka bir deyişle konseptin yaratılması. İkincisi de saptanan konseptin perakende kuralları dahilinde çalışması anlamına gelir. Veriler, amaca hizmet eder: Hedef kitlenin beklentilerine yanıt verecek rahat bir alışveriş ortamı sağlamaya... Müşterinin bilinçaltı şifreleri tasarıma yön veriyor Dekorasyon konusunda firmaların en çok tekrarladığı yanlışlar neler? En büyük yanlış, maalesef kopyalamak! Amerikayı yeniden keşfedelim demiyoruz tabii ama aradaki çizgiyi görmek lazım. Kopyalamak başka şey, perakende dünyasındaki trend-setterlardan esinlenip markanın misyonu ve Türk tüketici alışkanlıkları dahilinde harmanlamak başka... Doğrusu da budur. Kısaca küresel düşünüp, yerel hareket etmek biçiminde özetlenebilir. Mağazayı müşterinin gördüğü gibi mi görüyorsunuz? Evet, öyle görmeye mecburuz. Üstelik müşterinin bilinçaltı beklentilerini de yanıtlamak zorundayız. Çünkü bilinçli müşteri, içgüdüsel olarak büyük bir farkındalıkla hep aynı tarz restoranları, otelleri, gece kulüplerini ve mağazaları ziyaret eder. Dinlediği müzikleri ve bindiği arabaları da buna dahil ederseniz, onun hayat tarzını yakalamış olursunuz. Mekan tasarımı ile müşteri sadakati artırılabilir mi? Kesinlikle evet. Bütün mesele, hedeflediğiniz tüketici grubunun hayat tarzını keşfetmekte... Ona paralel tasarladığınız mekanlar, doğal bir cazibe merkezine dönüşecektir. Mağaza tasarımında farklılaşma nasıl sağlanır? Markanın hitap ettiği müşteri grubunu iyi analiz etmek, sık sık uğradığı diğer alışveriş mekanlarını öğrenmek, rakip mağazaların tasarımını incelemek ve oralarda sunulmayanı sunmak... Başka çözüm yok! Mango ve Zara, bence bunu çok iyi yapıyor. Çağdaş, konforlu ve lüks hissi veren mekanlarında uygun fiyatlı kıyafetler satıyorlar. Uluslararası standartlar açısından değerlendirdiğinizde, Türkiyedeki mağazaların görsel yönetim uygulamalarını nasıl buluyorsunuz? Yabancı markalar için yorum yapmayacağım, çünkü onların görsel tasarımları orada hazırlanıp burada uygulanıyor. Ülkemize dönersek, ne yazık ki bir-iki yerli markanın dışında çok kötü. Mağaza açılıyor, ürünler yerleştiriliyor fakat konsept korunamıyor. Tasarladığımız mekanlar, tanınmayacak hale geliyor bazen. Mağaza sahiplerinin de geçerli sebepleri vardır herhalde. İşte o noktada, işlevsellik ve görsel estetik dengesi önem kazanıyor. Mine Merkit - YKM Görsel Sunum Müdürü Marka kültürü ile görsel sunum arasında nasıl bir ilişki söz konusu? Doğru formülü ararken, nelere dikkat edilmeli? Markanın verdiği tüm mesajların birbirini tutması, birbiriyle uyumlu olması gerekiyor. Bence marka kültürü, çok parçalı puzzle gibi... Bir parça uyumsuzsa puzzle bitemiyor, yarım kalıyor ve neye benzediği tam anlaşılmıyor. Görsel sunumun pek çok parçası var. O nedenle resmin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Marka kimliği, görsel sunumun gerektirdiği uçsuz bucaksız yaratıcılığı belli sınırlar içinde kalmaya zorlayabiliyor bazen. Hatta büyük ölçüde yönlendiriyor. Mesela biz, reklam kampanyalarımızdaki imaja uygun bir tasarımla vitrinleri açmak durumundayız. Her defasında kilitlenir kalırım önce, hiçbir şey üretemeyeceğimi düşünürüm. Çünkü bir başkasının tasarımını kullanmayı ve o tasarıma müdahale etmeyi sevmem. Ekibimle birlikte reklam kampanyasının story boardlarını karşımıza alır; günlerce bakar, bakar, bakarız... İlk başta bizi iten faktör, daha sonra kendi içimizde farklı bir yaratıcılığa sürükler bizi. Kampanya temasını anımsatan ama aslında değişik, yeni bir tasarım üretir, onu vitrinlerde uygularız. Günlerce bakıp da istediğimiz şeyi bulamadığımız, üretemediğimiz, sadece tek bir sezon oldu şimdiye kadar. O boardlara haftalarca baktık, baktık, baktık... Yok, çıkmadı! Gecelerce uyuyamadığımı hatırlıyorum. En sonunda bir şeyler yaptık. Fakat şimdi, o günleri ve o vitrini hatırlamak bile istemiyorum. Yaşamdan kareler vitrinde! Mağazanın önünden geçenleri yakalayabilmek için sadece iki saniyeniz var. Çarpıcı vitrinlerin olmazsa olmazları neler? Aslında birçok farklı unsurla çekebilirsiniz müşteriyi. En etkili olanlar ise hareket, pırıltı, renk ve ışık... Gözü yakalamak, ilgiyi toplamak, yaptığımız işin püf noktası. Vitrin camlarını ayna olarak kullanmak, size ne çağrıştırıyor? Tüketici, kendinden neler bulmalı orada?Vitrin tasarımı gerçek yaşamdaki herhangi bir sahneye benzediğinde, işte ancak o zaman müşteriyi bu kareye dahil etmek mümkün oluyor. Geçmişte yaptığımız vitrinlerin birinde, şöminenin karşısında sallanan sandalyesinde oturan Noel Baba figürünü kullanmıştım. Elinde bir masal kitabı tutuyordu. Sözümona anlattığı masalı dinleyen çocuğa (Noel Baba, yalnızca çocuklara ait bir gerçeklik oluyor!)özenip de odaya girmek isteyen ufaklıkları ikna etmek için az uğraşmadık hani... Vitrin dekorundaki yapay karları eline alıp, Acaba sahici mi? diye bakan yetişkinlere (Nasıl gerçek olabilir ki?) ne buyurulur? Kızakla kayan çocuk mankenlere öpücük gönderen, cama yapışıp Yemeğimi yedikten sonra geri geleceğim, sakın bir yere gitme! diyen çocuklar bile gördüm. Her sene uyguladığımız deniz/mayo vitrinleri, ayrı bir olay. Suya atlayan yüzücü mankenlerin etkisinde kalıp, aniden tatile çıkmaya karar veren o kadar çok insana rastladım ki... Aynı etki, kış/kayak vitrinlerinde de geçerli. Kayak zor ama kızakla kayabilirim diye kendi kendine mırıldanan müşterilerle karşılaştık. Yine karşılaşacağımızdan eminim. Söz biter, ışık konuşurVitrin, markanın müşteriyle kurduğu ilişkiye nasıl bir katkı sağlıyor?Vitrinler, markayla ilgili bir hikayenin giriş bölümünü anlatıyor. Devamını görmek için mağazaya girmek gerek. O yüzden de hikayenin giriş bölümünün ilginç olmasına özellikle dikkat ediyoruz. Gerçek hayatla örtüşen vitrin düzenlemelerinin, tüketiciyle aramızdaki bağı kuvvetlendirdiği kesin. Son birkaç sezondur, vitrinlerde sadeleşmeye gidildiğini gözlemliyoruz. Mümkün olduğunca çok ürün sergilemek yerine, bir hikaye anlatma kaygısı öne çıkıyor. Siz neye bağlıyorsunuz bu değişimi?Mağazalarda bulunan ürün çeşidi ve marka sayısı, sürekli olarak artıyor. Bunların hepsini vitrinde sergilemeniz, elbette mümkün değil. Karmakarışık bir görüntü gözü yorar, ayrıca estetik durmaz. Diyelim ki birisine hediye almak istiyorsunuz. Birkaç parçayı beğeniyorsunuz ama satış elemanı, durmadan başka başka seçenekler daha çıkarıyor önünüze. Bir türlü karar veremiyorsunuz ne alacağınıza. İnsan, yapısı itibariyle çok fazla seçenek sunulduğunda bocalar. Vitrinde de aynı şey! Daha net, daha kolay anlaşılır mesajlar vermek gerekir. Gözü yakalayıp dikkati çekmek ve müşteriyi iç mekana alabilmek için çok fazla vaktiniz yok. Işık, tasarımda nasıl bir rol oynuyor?Işık; arzu ettiğimiz son vurgulamayı, karikatür veya esprideki punch lineı sağlar bize. Bir nevi bitiriş cümlesi... Işıkla istediğinizi gizler, istediğinizi ön plana çıkarır, harikalar yaratabilirsiniz. Aslında bütçe meselesiVitrin ve mağaza içinin uyumu hakkında neler söylemek istersiniz? Mağazacılığın vazgeçilmezidir. Ortalama bir mağazanın vitrin metrekaresi, mağaza toplam alanına kıyasla yüzde 1lerin altındadır genelde. Bu yüzde 1deki dekorasyon giderini, bütün ayrıntılarıyla mağazaya taşımanız imkansız. O havayı yansıtabilirsiniz ancak. Minimum ölçülerde de olsa, YKMnin vitrin temasını mağaza içine taşımaya özen gösterdiğimizi söyleyebilirim. Perakende tasarımı ve görsel yönetim için en elverişli koşullar nasıl sağlanır?Türkiyedeki perakende görsel tasarımcıları, yurtdışındakiler gibi dolgun bütçelere, geniş malzeme imkanlarına sahip değil. Hal böyleyken, hem yaratıcı hem üretici olmak zorundayız. 2+2=4, ya 0 ya 1 gibi kesinliği olan bir iş yapmıyoruz. İçinden gelmesi lazım, keyif alman lazım. Mesela ben asla mekanik olamıyorum, ekip arkadaşlarımın da mekanik olmasını istemiyorum. Yetenek, olmazsa olmaz. İsterseniz on sene okuyun, yetenek yoksa olmaz. Tüm trendleri takip etmeniz, merak etmeniz, öğrenmeniz şart. Ahenk içinde çalışabileceğiniz renkli bir ekibiniz de varsa, gerekli bütün donanıma sahipsiniz demektir. Yaratırsınız, üretirsiniz, paylaşırsınız. Açıkçası ben şanslıyım. Bu işi YKMde yapmak, son derece avantajlı. Ürün seçimindeki uçsuz bucaksızlık, merkez yönetimin ve mağaza yönetimlerinin görsel sunum konusuna verdiği önem, maddi-manevi desteklerinin her zaman arkamızda olduğunu bilmek, işimizi severek yapmamızı kolaylaştırıyor. Her seferinde kendimizi aşıp, başarılı işler ortaya koyabiliyoruz.Enis Tilav - Vetrina Display Mannequins Visual Merchandising Visual Merchandiser Group Manager Vitrin tasarımı, perakende sunum ve marka imajı arasındaki denklemi nasıl kurmak gerek? Bunun en güzel cevabını, 2000li yılların başından itibaren, mağaza içinde deneyim yaşatarak fark yaratmayı başaran üst düzeyde kaliteli markalar veriyor. Onlar, görselliği her zaman bir adım öne çıkarıyor. Hem de sadece vitrinde değil. Mağaza içinde, markanın yer aldığı binada, hatta mağazanın bulunduğu çevrede, tüm güçlerini ortaya koyarak unutulmaz tasarımlara imza atıyorlar. Günümüz rekabet koşullarında gücünü ortaya koymak isteyen markalar, kaynaklarının büyük bir kısmını görsellik için harcamak durumunda. Pek çok ulusal ve uluslararası markaya teşhir mankeni hazırlıyorsunuz. Sizi tercih eden markalar, hangi kriterleri dikkate alıyor?Her şeyden önce, ürünlerini mağaza içinde ve vitrinde müşteriye en doğru şekilde yansıtacağımızı biliyorlar. Görsellik, satışı hızlandırmak amacıyla başvurdukları bir yöntem aslında. Üstelik çok güçlü bir silah. Kendi koleksiyonlarına uygun; ürünü iyi taşıyabilecek vücut ölçülerine sahip mankenleri tercih ediyorlar. Gerektiğinde, kalıpların üzerinde bel, basen, göğüs gibi hatlarda değişiklik yapabiliyoruz. Ele aldığımız bir projenin tüm aşamalarında, profesyonel desteğimizi sunuyoruz. Dolayısıyla markaların güvenini boşa çıkarmıyoruz. Sanırım, bizimle çalışmak istemelerinin başlıca sebepleri bunlar.Yeni trend sadeleşmek! Perakendede kimlerle çalıştığınızı öğrenebilir miyiz?Birçok firma ile çalışmaktayız. Vakko, Bilsar, Penti, DKNY, Çalık Holding, Aysira Gelinlik, Samsun Çarşı, Crispino, Sevenhill, Javelin, Dufy, Collezione, Real, Arslanlı, Ayla Bayer, şimdi ilk aklıma gelenler... Bu markalara, vitrin tasarımı ve vitrin mankeni konusunda hizmet veriyoruz. Yurtdışında ise isimlerinin gizli kalmasını isteyen bazı firmalara manken gönderiyoruz.Nasıl bir koleksiyona sahipsiniz? Kaç değişik modelde manken üretiyorsunuz? Hiç saymadım ama 200ün üzerinde model ürettiğimizi söyleyebilirim. Bayan, erkek, çocuk, büst, torso modellerimiz mevcut. Gün geçtikçe, firmalardan gelen talepler doğrultusunda çeşidimiz artıyor. Teknolojinin sunduğu imkanlardan ne ölçüde yararlanıyorsunuz?Vitrinlerimizin tasarımını yaparken, kesinlikle 3DMax, Arcon, InDesign gibi 3 boyutlu görsel programlar kullanıyoruz. Müşterimiz, kendi mağazasını dijital ortamda görerek karar veriyor. Uygulamaya daha sonra geçiyoruz. Şu anda vitrinde kabul gören güzellik anlayışını anlatır mısınız? Sor 2 yıldır, vitrinlere net çizgiler hakim. Ürün odaklı sunumlar ağırlıkta. Sadeliğe dönüş de dikkati çeken bir başka husus... Yuda Mimarlık - Aslı Dağaltı, Ulaş YılmazBir kavram olarak sık sık karşımıza çıkan mağaza tasarımı, uygulamada ne anlama geliyor? Perakendede görsel yönetim konusuna dahil edebileceğimiz başlıca unsurlar neler? Mağaza tasarımının ilk şartı, fonksiyonellik... Ürünle kullanıcının en efektif şekilde karşılaşmasını sağlamak, tasarım açısından vazgeçilmez bir kriter. Mağaza, aynı zamanda markayı tanımlayan mekan. Marka ne söylemek istiyorsa, ürünler neyi refere ediyorsa, mağaza tasarımı onu yansıtmalı. Hızlı, basit ve net bir markaysanız, mekandaki anlatımınız da öyle şekillenmeli. Ciddi, elegant bir erkek giyim markasıysanız, mekandaki maskülen havayı pekiştirmek için ağır, koyu renkli ve kesinlikle metal barındıran tasarımları tercih etmelisiniz. Mağaza tasarımının uygulamaya dökülmesi, aslında markanın somutlaştırılması anlamına geliyor. Marka kimliğiyle mağaza tasarımını birbirinden ayırmadan değerlendirmek, gerçek başarıyı getiriyor. Görsel yönetim fonksiyonellikle birleştiğinde ise son derece etkili geri dönüşler sağlanıyor. Bazen, işlevsiz gibi görünen materyaller de mağaza tasarımına ifade katıyor. Satmaktan ziyade, sadece göstermek amacıyla orada bulundurulan ürünlerden söz ediyorum. Sözgelimi nevresim mağazasında Cow Parade sergisinden bir inekle karşılaşmak, hem tanıdık hem aykırı gelecektir tüketiciye. İlk şaşkınlığı geçtikten sonra mağazada geçirdiği süreyi uzatacak, markayla bağ kuracaktır. Öte yandan, ürün farkı diye bir şey kalmadı artık. A mağazasındaki malı, ufak tefek değişikliklerle Bden alabiliyorsunuz. Nasıl ayıracaksınız birini öbüründen? Yine görsel sunum çıkıyor yolumuza. Mağazada farklılık, ambalajda farklılık... Herhangi bir markanın logosu, rengi ve kurumsal kimliğiyle başlayan etki, görsel sunum sayesinde vitrine geçiyor. Mağaza iç dizaynı, dış alanı, soyunma kabinleri ve kasa bölümünde çarpıcı farklılıklar yaratmak, görsel yönetimin başlıca konusu. Mağazadaki ışığın rengi dahi sunumun bir parçası... Tasarımda eğlence eksik!Marka ve satış/sunum mekanı arasında nasıl bir denklem kurulmalı? Firmaların en çok tekrarladığı yanlışlar neler?Perakende mağazacılıkta tek bir doğru veya tek bir yanlış yok. Hepsi değişken. Dönemsel olarak tekrar edilen davranış biçimleri, markaların birbirlerinden gördüklerini uygulaması sonucu kalıplaşıp yerleşiyor ve doğru farz ediliyor. İnsan algısına sürekli tecavüz edilerek, görsel bir şölen yaşatmak isteniyor. Yeni olan, çabuk eskiyor. Markaların farklılık arayışı, söz konusu devinimi hızlandırıyor. Ancak üst üste yapılan yanlışlar yüzünden ürünlerin kalitesi düşüyor. Pervasızca bütün farklılıkları denemek, Ben yaptım, oldu tavrını takınmak, marka değerine hasar verebiliyor. Kurumsallaşma sürecini tamamlamış firmaların mağazacılıkta değişiklik yaratması çok daha kolayken, yeni markaların denenmemişi denemesini tehlikeli buluyoruz. Kurumsal markaların taklidi, ne yazık ki benzer mekanların türemesiyle sonuçlanıyor. Ucuz olsun diye bilindik çözümler, bilindik malzemeler kullanılıyor. AVMlerde yönetimlerin dağıttığı bir dekorasyon şartnamesi var sanki(!) Tek tip malzemeye yönelmiş mekanlar yan yana... Müşteriyi şaşırtma kriterinden yola çıkılıyor belki ama yapılan değişiklikler temelsiz kaldığından, istenilen etki uyandırılamıyor. Doğru aydınlatma nedir, bilinmiyor. Çok çiğ renklerdeki ışıklandırmalar, mekansal farklılıkları fazlasıyla vurguluyor. Dolayısıyla kasa, erkek-kadın reyonları ve kabinler, başka başka mağazalara aitmiş gibi görünüyor. AVMlerdeki farklı ışık renkleri, kimi yerde markanın tanınmasını zorlaştırıyor. Ve nedense ürün sergilemenin, mağaza tasarımının önemli bir öğesi olduğu unutuluyor. İndirim dönemlerinde iyice düzensizleşen sergilemeler, ortalıkta dolaşan askılar, markanın itibarını sarsabiliyor. Mağazayla kullanıcı arasındaki bağlantı da zayıf. Mekanlar, eğlenceli tasarım anlayışından yoksun. Kullanıcıyı dışlayan bir yaklaşımın hakim olduğu bile ileri sürülebilir. 2 doz matematik, 1 doz yaratıcılıkSizce bir mağaza tasarımının ne kadarı matematik, ne kadarı yaratıcılık? Boyutlar, ölçekler, oranlar, ulaşılabilirlik ve faydanın matematiği... Hepsinde de ölçü insan. İnsan boyutuna, alışkanlıklarına vakıf olmadan, ona hitap edebilmek mümkün değil. Askıların göz hizasında sıralanması ve renklerine göre bir düzenleme yapılması, yere yakın yerlere ayakkabıların konması, yüksek yerlere stok ve yarım beden mankenlerin dizilmesi, hep matematik kökenli yönelimler. Modern mimarlığın atası Le Corbusierin kurduğu altın oranlar ilkesi, tüm tasarım dallarında ve perakende mağazacılığında başvurulacak en temel kaynak. Yeni bir ürün ortaya koyarken, matematik altyapıyı yaratıcılıkla desteklersiniz. Böylece ortama dinamizm ve ritim duygusu katarsınız. Dans etmeye benziyor. 2 doz matematik, 1 doz yaratıcılık... İkisi arasında sürekli gidip gelen, ayrıca birbirlerinden beslenmelerine imkan tanıyan bir denge modeli. Görsel mağazacılık ile tüketici ihtiyaçlarındaki değişim arasında nasıl bir ilişki var? Konseptin bu derece öne çıkmasını, neye bağlıyorsunuz?Görsel mağazacılık, tüketiciyi yönlendirir. Diğer taraftan, tüketici ihtiyaçları da görsel mağazacılığı... Yalnızca sezon değişimlerinde değil; Anneler Günü, Sevgililer Günü, Babalar Günü, yılbaşı ve bayramlarda kullanıcıyı vitrinden yakalamak önem kazanıyor. Hiç akıllarında olmayan bir ürünü, sırf konsept gereği alabiliyor insanlar. Birtakım trendler ise kullanıcıyla bağlantıya geçme olanağını artırıyor. Daha organik, daha doğal ürünlerin revaçta olduğu günümüzde, bu sinyali vitrinden tüketiciye vermek işe yarıyor. Konseptin öne çıkmasının başlıca sebebi, tüketicinin dikkatini çekmek istemek. Bir anlamda tanımlı olabilmek... Çünkü tüketici, tanıdığı ürünle daha çabuk bağlantı kuruyor. Konsept bütünlüğü, kullanıcıyla ürünün direkt temasını sağlıyor. Ürün açısından baktığınızda da zahmetsiz seçim imkanını ve satın alınabilme hızını beraberinde getiriyor. Konsept, atlanmaması gereken bir detay. Amerikalıların dediği gibi Perakendede şeytan, detayda gizli. Rekabet koşullarında öne çıkma kaygısı taşıyan perakendeciler, tüketiciyi çekebilmek için mutlaka yenilikçi ve kullanıcıyla direkt bağlantılı bir duruş sergilemeli. Son kurşun: Altıncı duyu 10 üzerinden 10 verilecek iç dizaynlar, tüketicide nasıl bir etki uyandırmalı? Şaşırtmalı mı, gülümsetmeli mi, yoksa sadece hayranlık uyandırması yeterli mi? 10 üzerinden 10 verilecek iç dizaynların, en başta ticari başarıyı desteklemesi, yani para kazandırması lazım. Mutlaka ses getirmeli. Alışılmışın dışına çıkıp, takip edilecek yeni değerler katabilmeli sektöre ve tasarım dünyasına. Hayranlık uyandırmak, her zaman çok doğru olmayabilir. Ulaşılabilirlik kavramından fazla uzaklaşmadan, kullanıcıyı etkilemesini tercih ediyoruz. Altıncı duyu, yani duyu ötesi algı, son birkaç sezondur sektör oyuncularının da ilgi odağı. Peki, görsel mağazacılığa ne katıyor? Aslında işin reklam yönü ile tasarımı birleştiren bir kesişim kümesine işaret ediyor. Denenecek pek çok şey zaten denendiği için elde kalan son koz ve son kurşun olarak bakılıyor bu algı meselesine. Sonsuzluğa açılan ve çeşitliliği olan bir oyuncak!.. İşin nahoş tarafı, kandırmaya müsait bir durum yaratması. Sırrı ise samimi olup, inanılan değerler konusunda müşteriyi ikna edebilmekte saklı. Tamamen güvenilir olmakla alakalı. Mağazalarda çalınan hızlı müziklerin, insanları alışverişe sevk ettiği düşünülürdü eskiden. Son yıllarda tam tersi geçerli. Huzurlu ve sakin ortamların, karar verme sürecini pozitif yönde etkilediğini gözlemliyoruz. Renkler, fiyat etiketleri ve promosyonlar da satışı desteklemeli tabii. Burada bilinmesi gereken en önemli şey, mağaza dekorasyonunun tek başına satışı artırmaya yetmeyeceği gerçeğidir. Sürekliliği, markanın tutarlı ve sağlam duruşu sağlar. Perakendede kimlerle çalışıyorsunuz? Birkaç örnek vermeniz mümkün mü?Fabrika Altınyıldızın Adapazarı Ada Center AVMdeki mağaza uygulaması, Altınyıldızın yeni markası Altınyıldız Classics için mağaza konsept tasarımı, İstanbul Mayadrom Alışveriş Merkezindeki Johns Coffee, Selfishe özel tasarladığımız geleceğin mağazası, Uludağ Gazozun Köln Anuga Yiyecek İçecek Fuarı (2007) ile Paris Fuarında (2008) sergilenen standı, Krea Dizayn dış cephesi ve iç mekan konsept projeleri, Koton firmasına ait Winmax markasının restoran tasarımı, Ole markasına cafe tasarımı, başarıyla taçlandırdığımız çalışmalar arasında... Kullanıcı odaklı yaklaşım Genelde ne tür malzemeler kullanmayı tercih ediyorsunuz?Uyguladığımız bütün projelerde denenmemişi denemeye, bilindik malzemelere yeni kullanım alanları yaratmaya özen gösteriyoruz. Kullanıcıya Acaba mı? sorusunu sordururken, akılda kalıcı mekanlara imza atıyoruz. Genelde organik malzemelerden yararlanma eğilimindeyiz. Doğallığı, kullanıcıyla aramızdaki mesafeyi kısaltmak adına önemsiyoruz. Değişik malzemeleri bir araya getirmeyi, onların enerjisini diğer materyallerle birleştirmeyi seviyoruz.Aydınlatmadan raf tasarımına uzanan görsellik zincirinde, dünyadaki gelişmeler ne yönde?Butik mağazaların görselliği ile ilgili strateji, perakende mağazacılığından farklı. Gerçekte, perakende sektörünü yönlendiren de A sınıfı müşteriye hitap eden butik markaların getirdiği yenilikler... Kişiye özel, kesinlikle sıradışı ve modüler tasarımlara sıkça rastlıyoruz. Ancak tasarım öyle bir dünya ki, her an her şey yer değiştirebiliyor. Sektörler ve tasarım alanları, birbirine nüfuz edebiliyor. Bu sene otel dekorasyonunda ön plana çıkan renkleri, bir sonraki sene mağazalarda, teknelerde, hatta evlerde görebiliyorsunuz. Malzemelerin kullanılabilirliği giderek artıyor. Eski, her zaman değerini koruyor. Yerel unsurlar, tasarıma daha fazla dahil ediliyor. Çok hızlı bir görsel iletişim ağının içinde yaşayan insan, hâlâ görüp dokunduğu, kokusunu duyabildiği şeyleri benimsiyor. Markaların sağlam duruşunu mümkün kılacak kaynak da aynı aidiyet duygusu. Dolayısıyla kullanıcı odaklı olma ve kişiye kendini özel hissettirme kavramları, uzun bir süre daha tasarıma yön verecek. Meriç Manken - Hakan Alpay Meriç, Hülya Meriç Korkmaz Geçmişten bugüne baktığınızda, nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? Sektör, kendini yeterince geliştirmeyi başarabildi mi? Firmamız, 60lardan beri faaliyette. Köklü geçmişimiz, en büyük güvencemiz. Bu birikim ve tecrübe, zamana tanıklık ettiğimiz anlamına da geliyor tabii. Sektörümüzün geçirdiği evreleri, bizzat yaşayarak deneyimledik. Aslında Türkiyedeki gelişmelere paralel ilerlediğimizi söyleyebiliriz. Büyük sıkıntıların çekildiği, yoktan var etme mücadelesinin verildiği dönemler geride kaldı. Kurucumuz Rafet Meriç, 1958 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Resim ve Heykel Bölümünü bitirdiğinde, vitrin mankenciliği konusu el değmemiş, bakir bir alandır ülkemizde. Sektörle alakalı Schaufenster dergisinde Almanyada vitrin mankeni üreten bir firmanın heykeltıraş aradığını okuyan Rafet Bey, ilana başvurur ve 5 yıllık yurtdışı macerasını başlatır. Sektörün çeşitli bölümlerinde çalıştıktan sonra Türkiyeye döner. İlk atölyemiz, Çorumda kurulur. Malzeme eksikliği bir yana, vitrin mankenlerinin birleşim noktaları için ihtiyaç duyulan torna sektörü bile yoktur henüz. Her ayrıntıyla tek tek uğraşmak gerektiği açık. İlk sevkıyatlar, İstanbul Beyoğluna yapılır. 70lerde, firma İstanbula taşınır. 80lerde, ekonominin canlanması ve mağazacılığa verilen önemin artması, servis yaptığımız mağaza sayısını çoğaltır. 90larda, maalesef tescil konusu gündeme gelir. 2000ler ise sektörümüzün kendini bulduğu, hatta kendini aştığı yıllar... Sektörel yatırımlarımıza, her yıl yeni modeller sunarak devam ediyoruz. Trendleri izleyip, dünya kalitesinde yeni, özgün ve kullanıma elverişli teşhir mankenleri hazırlıyoruz. Almanyadaki Euroshop Fuarı ile Avrupadaki diğer moda fuarlarına katılıp, ülkemizi temsil ediyoruz. Oralarda sergilediğimiz ürünler, uluslararası platformda geldiğimiz noktayı gösteriyor. Fakat hâlâ bazı ürünlere zor ulaşıyoruz. Çeşit çeşit mankenPerakendede kimlerle çalışıyorsunuz?Dünyanın önde gelen firmalarına kendi koleksiyonlarımızı pazarlıyor ve bunun haklı gururunu yaşıyoruz. Yurtdışı bağlantılarımız çok fazla. Son 20 yılda, mağazalaşma sürecinde önemli mesafeler kateden Türk markalarıyla da oldukça başarılı görsel sunumları paylaştık. Paylaşmayı sürdürüyoruz. Organize perakende sektöründeki gelişmeler ve giderek yaygınlaşan AVM kültürü sayesinde, modellerimiz herkese ulaşır oldu. Sizi tercih eden markalar, hangi kriterleri dikkate alıyor?En temel sebep, tasarımda yakaladığımız kalite... Uluslararası standartlarda ürettiğimiz koleksiyonlar, çözüm ortaklığı yaptığımız markaların işini kolaylaştırıyor. Hızlı ve iyi servisimiz, satış sonrası destek hizmetimiz de etkili elbette. Markalar, kendilerini en doğru şekilde ifade etmelerine olanak tanıyacağımızı ve özgün modeller hazırlayacağımızı biliyor. Nasıl bir koleksiyona sahipsiniz? Kaç değişik modelde manken üretiyorsunuz? Kuruluşumuzdan beri yaptığımız tüm kalıpları saklıyoruz. Şimdi, sayısını kestiremeyeceğimiz kadar çok modelimiz var. Yurtdışı fuar organizasyonları öncesinde, özellikle Euroshop öncesinde, yeni bir koleksiyon oluşturuyoruz. Firmalardan da farklı talepler geliyor. Böylelikle model sayımız devamlı olarak artıyor. Rakam vermek imkansız. Baby face mi, karakteristik hatlar mı?Türkiyede, canlı modelden çalışarak vitrin mankeni üreten tek firmasınız. Zor olmuyor mu?Sadece Türkiyede değil, Balkanlardan Çine uzanan coğrafyada, bunu gerçekleştirebilen tek firmayız. Ne ölçüde emek harcandığını, siz tahmin edin artık. Vitrin mankenine yakışacak yüzleri bulmak, hakikaten ayrı bir uğraş gerektiriyor. Yapılacak yüze karar verdiniz diyelim. Modeli çamurla çalışıyorsunuz, birebir ölçülerde. Zor ve zahmetli. Avrupada bile birkaç büyük firma dışında, hiç kimse tarafından yapılamıyor. Üstelik çok maliyetli. Canlı modelden düzgün bir prototip çıkarmak, ortalama ne kadar sürüyor?Tek kafa ise yaklaşık 2 ay... Bütün bir vücut çalışıyorsanız, tamamlanması ve en son halini alması 6 ayı buluyor. Genelde eski Doğu Bloğu ülkelerinden gelen kadınlarla çalışıyorsunuz. Bulgar ve Çekoslovak asıllı modellerle... Neden Türk kadını değil de yabancılar?Vitrin mankenlerinde, karakteristik hatlar çok önemli. İyi bir yüz, iyi bir kemik yapısı, çamurla yaptığınız çalışmadan verim almanızı sağlıyor. Türk kadını çirkin sonucu çıkmasın buradan, yalnızca kemikli bir yüz yapısı yok. Ama çok beğendiğimiz modeller de mevcut. Cansu Dere, Sema Şimşek mesela, vitrin mankeni olabilecek hatlara sahip. Vitrin gerçeğin aynası Teknolojinin sunduğu imkanlardan ne ölçüde yararlanıyorsunuz?Biz, geleneksel üretim şekli olan el işçiliği ile çalışıyoruz. Ancak daha gelişmiş teknolojileri kullanma arayışımız devam ediyor. Güzellik, göreceli bir kavram. Yapılan tanımlar, sürekli yenileniyor. İdeal kilodan saç boyuna kadar, tepeden tırnağa revizyona uğruyor kadın... 10 yıl öncesinin değer yargıları, şimdikinden çok farklı. Algı ve beğenideki bu değişiklikler, vitrin mankenlerini de etkiliyor mu? Nasıl? Kesinlikle çok doğru bir tespit. Yerden göğe kadar haklısınız. 50li yıllardan itibaren vitrin mankeni akımlarına bakarsanız, gündemdeki kadının kopyası ile karşılaşırsınız. Her dönemin modası, vitrin mankeni modasını da şekillendirmiştir. Örneğin şimdi belirgin, kemikli yüzler, biraz kemikli vücutlar, geniş omuzlar, hatta hafif adaleli kollar ve hafif kaslı bacaklar revaçta. Yani fit duran vücutlar... * * * Görsel mağazacılık özel dosyasını, konunun uzmanı, yazarımız Pınar Salman'ın değerlendirmeleriyle noktalıyoruz.Mağaza dergisinin bu sayısı itibariyle başladığımız görsel mağazacılık dosyalarımızın ilk yazısını kaleme alırken, öncelikle Sayın Cemil Azderin görüşüne katıldığımı ve tamamen desteklediğimi belirtmek istiyorum. Görsel mağazacılık ve mağazanın genel görselliği ile ilgili çalışmalar, son yıllarda perakende dünyasında her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır. Görsel mağazacılık teknikleri doğru uygulandığında, mağaza müşteri ile direkt iletişime giriyor. Oluşturulan mağaza ve marka imajıyla verilmek istenen mesajlar ise müşterinin önce beynine, sonra kalbine ulaşabiliyor.Uzun zamandan beri üzerinde durduğum konuların başında gelen görsel mağazacılığın müşterilerin altıncı duyusuna dokunması gerekliliği de işte, tam olarak bu demek...Sektöre öncülük eden günümüz mağaza zincirleri, beş duyuya yönelik tüm alanlarda en başarılı çalışmaları zaten gerçekleştirmiş. Onlar, altıncı duyunun peşinde koşuyor artık.Ürünlerinizle müşterinize verdiğiniz mesajların açık ve anlaşılır olması, görsel mağazacılık malzemelerinizin kalitesiyle ve doğru kullanılmasıyla birebir bağlantılı. Kullanılan malzemenin kalitesi müşteri tarafından anlaşılmaz diye düşünmemelisiniz. Ürünlerinizin kalitesi, onları sergilemek için seçtiğiniz materyallerin kalitesiyle uyuşmalı mutlaka. Yoksa müşteriniz bu uyumsuzluğu hemen anlar ve mağazanızda nedenini tam anlayamadığı bir rahatsızlık hisseder. Zamanla mağazanızı tercih etmekten vazgeçebilir bile.Özellikle tekstil perakendeciliğinde, görsel materyaller arasında mankenler başrolde... Ürünümüze uygun manken seçmek, işimizde en önemli başarı kriteri. Mankenlerin beden ölçüleri dışında, kullanışlı ve ürün yapısıyla uyumlu olmaları da özel dikkat isteyen bir konudur bizim için. Sonuçta pahalı bir malzemedir manken. Özenle seçilmeli, korunmalı ve üzerinde sunulan ürünlerle doğru orantılı olarak her defasında yeniden elden geçirilmelidir. Bazı ürünler terzi mankenlerde, bazı ürünler saçlı ve aksesuarlı mankenlerde, bazı ürünler ise nötr mankenlerde sergilenir. Ürünlerinizin tasarımı ve kalitesi, hangi tip mankeni kullanmanız gerektiğine karar verirken sizi yönlendirecektir. Hazır sırası gelmişken; Meriç Vitrin Mankenlerinden Hakan Alpay Meriç ve Hülya Meriç Korkmaza, Vetrina Mankenden Enis Tilava, sürekli yeni modeller üreterek sundukları farklı alternatifler için çok teşekkür ediyoruz.Vitrin yerleştirirken, arkadaşlarımızın mankenlere gereken özeni göstermediğine şahit oluyorum bazen. Çok üzülüyorum. Bu özensizlik, manken üretiminin ne kadar zor bir iş olduğunu bilmemelerinden kaynaklanıyor diye düşünüyor ve elimden geldiğince, kendi öğrencilerimi bilinçlendirmeye çalışıyorum. Manken, ürününüzü müşteriye yakınlaştıracak en temel unsur. Onlar, size destek vermek üzere uzun yıllar hizmet edebilir. Tabii, siz de onlara hizmet etmeyi unutmazsanız... Mankenlerinizin bakımını, temizliğini, gerektiğinde onarımını, makyajını, saçını, özenle takip etmelisiniz. Aksi halde, en kıymetli ürününüz bile değerinin çok altında görünebilir vitrinde. Mimar Jeyan Ülkü ise mağaza görselliği ve iç dekorasyonu deyince, her zaman hatırlattığım iki konuya bir kez daha değinme fırsatını verdi bana. Yaratmak istediğimiz markanın müşterilerine yönelik yaşam alanları oluşturmak, bunlardan ilki. Yani müşterimizin alışık olduğu ve içinde bulunmaktan keyif aldığı mekan algısını mağazamızın dekorasyonu ile yaratmak... Böylece istedikleri, zaten hep yaşadıkları veya yaşamayı arzuladıkları alanlara götürmek onları ve bu alanlarda alışveriş yapmalarına imkan tanımak... Özel tasarlanan mekanlarda, ticari kaygılarla ürün sunumuna itibar etmeme gerekliliği vardır. Eğer markamızın görsel sunum prensiplerini zedelersek, zamanla müşterilerimizin güvenini de zedeleyeceğimizi unutmamalıyız.Yine Jeyan Ülkünün ve Sevgili Mine Merkitin üzerinde durduğu, benim de 2009 yılının seferberlik konusu ilan ettiğim AYDINLANMA mevzusundan bahsetmeliyim biraz. Yani mağaza içi ışık kullanımından... Alışık olduğumuz aydınlatma tanımını, bu sene AYDINLANMA ile değiştirmek istiyorum. Çünkü eski tanım, ışıktan tasarruf edilsin diye tamamen yanlış ışıklandırılmış mağazaları ya da eskiyen armatürlerin yerine farklı renkte olanları takmakta hiçbir sakınca görmeyen zihniyetleri çağrıştırıyor bana. Oysa artık, ortamı ısıtmadan aydınlanma imkanı sunan, tasarruf da yapabilen, aklınıza gelebilecek her renkte armatür bulmak mümkün. Mühim olan, mağazamızdaki görselliğin bilincine varmamız ve aydınlanmaya niyet etmemiz. Doğru malzeme, en uygun fiyatlarla elimizin altında aslında. Yeter ki Aydınlanma pahalıdır önyargısından kurtularak, araştırmaya devam edelim. Yuda Mimarlıktan Aslı Dağaltı ve Ulaş Yılmaz, matematik ve mağaza görselliği arasındaki ilişkiyi anlatırken, günümüz mağaza mimarisinin önemli ipuçlarını ne güzel de özetliyor. Mağazada kasadan soyunma kabinlerine, raflardan ışıklara kadar, her şey müşteri için yapılıyor. Bu bilinç işin geneline hakim olduğunda, başarılı görsel çalışmalar ortaya çıkıyor. Bir mağazanın iç tasarımını yaparken, sadece o mağazadan alışveriş edecek olanları değil, aynı ortamda belki 18 saatini geçirenleri de düşünmek gerekiyor. Ürünün doğasına uygun tasarımlar yapabilmek ise başarının anahtarını getiriyor bize. O noktada görsel mağazacılarla el ele çalışan mimar ve tasarımcılar, başarıyı iki katına çıkarıyor. Mekana ruh katacak görsel mağazacılar ve mekanı tasarlayanlar, önümüzdeki yılın başarılı projelerinde hedefe beraber yürümeli mutlaka. Tüm mağazacılara, şimdiden bereketli bir yıl diliyorum...
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive