Eklenme Tarihi : 05 Kasım 2010 Cuma
Sinan Asılyazıcı

Şimdi reklamlar

Ticaretin sadece iki basit işlevi vardır: pazarlama ve yenilik. Peter Drucker


Eskiden radyolar ( pardon radyo) reklam programını anons ederdi. Televizyon yeni çıkmıştı ve reklam vermek çok fazla olan bir uygulama değildi. Gazete reklamları ise diğerlerine oranla daha sık kullanılıyordu. Ancak doğru ya da yanlış pazarlama vardı ve hep olacağı gibi.Perakende sektöründe ise o dönemin oyuncuları arasında Migros, Gima, Ankara Pazarları ile o zaman içinde markette barındıran Yeni Karamürsel Mağazaları İstanbulun zincir mağazalarıydı. Üçler ve Sarıyer markette o dönemden hafızamda kalan yerel zincirlerdi. Elbette adlarını sehven unuttuğum ve o dönemde bilmediğim mağazaları yazamıyorum. Daha sonra perakende sektöründe yaşanmaya başlayan ve hız kazanan reklam faaliyetlerini ve yoğunlaşma sürecini hep birlikte gözlemledik ve yaşadık. Artan rekabet ve perakendecilerin sayısı ile tiplerindeki artış, bu gün çok daha etkin çalışmalarla müşterilerin karşısında yer almaktadır. Perakende sektöründe yaşanan ilk ivmede bu faaliyetler içerisinde ilk akla gelen insertler olmaktadır. Öncelikli olarak gazete içerisinde verilme ile başlayan bu yöntem ( bende bunu yapabilen bir zincirde görev almıştım ) daha sonra maliyetler nedeni ile elle dağıtılma yöntemine dönüşmüştür. Bu gün halen yaygın olarak kullanılan bu yöntemde daha iyi çalışmalar yapmak gerekiyor. İnsertlerin daha dikkat çekici ve daha farklı odaklar içermesi gerekiyor! Televizyon kullanımı ise, daha pahalı olması ve bazı kuruluşların bölgesel olması nedeni ile her zaman tercih edilememiştir. Daha sonra artan televizyon kanalı sayısının reklamları biraz daha kolay verilebilir hale getirdiği ise yadsınamaz bir gerçektir. Ama artan zaping sayısının da. Bu tarz yöntemlerin sayısı ve tipleri giderek artmış ve çok farklı uygulamalarda tüketicilere sunulur olmuştur. Daha fazla akılda kalma, daha fazla mesaj ve daha fazla faydanın anlatımı önemli olmuştur. Ancak tanıtım ve reklam harcamaları, her zaman gerekli olduğu tarz ve şekilde uygulanmayıp daha çok yapıldı demek için yapılır hale gelen uygulamalar şeklinde de kendini göstermiştir. Reklamın iyisi kötüsü olmaz sözünü anımsatan bu uygulamalar zaman, zaman kaynakların boşa harcanmasına neden olmuştur. Bu durumda, azalan karlılık ve eklenen rekabet de ele alındığında bu tip konular için bütçe ayrılması veya ayrılan bu bütçenin harcanması elbette kolay olmamaktadır.Uzun yıllardır raflarımızda yer alan birçok marka tüketiciler üzerinde çeşitli etkilere neden olabilecek konularda reklamlar yapmakta, çeşitli faaliyetler düzenlemekte ve adları ile özdeş olmuş çalışmalara imza atmaktadırlar. Doğallıkla bu raflarda tercih edilmeyi kolaylaştırmaktan, farklı mesajlara kadar uzanan ve planlanan bir sürecin sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sonuçta tüm bu çalışmalar bütünü ve bütünsel etkisi ya meyvelerini vermekte ya da yenilenerek yeniden meyvelerinin toplanmasını gerçekleştirmektedir. Günümüz perakendeciliği, giderek artan bir şekilde sosyal sorumluluk projelerinde yer almakta, giderek büyüyen bir sektör olarak daha fazla dikkate alınmaktadır. Ancak özellikle değinmek istediğim nokta ise; tüketicilerin halen çok büyük bir bölümünün tercih ettiği alışveriş kanaları arasında yer alan süper ve hipermarketlerin, hem daha fazla müşteriyi tutma çabası hem de daha farklı reklam ve tanıtım harcamalarıyla onların zihinlerinde giderek daha fazla yer etme olgusudur. Zor bir süreç bu elbette ama perakendecilikte de giderek zorlaşan bir süreç yaşamıyor mu? Aynı mesafe ile yer alan ve a marka salçayı aynı fiyata ve hemen, hemen de benzer teşhir standartlarıyla satan satış noktaları arasındaki farklar tüketici açısından ne ve nelerdir? Burada segmentasyon ve konumlandırma noktası düşündürücü olmakta bence. Bunu çok iyi bilmeli ve gerçek avantajlarımızı çok daha iyi kullanmalıyız, düşüncesindeyim. Yapılmıyor mu? Yapanlar var ve her geçen gün daha fazla artan çabalar eşliğinde. Doğru planlanan ve harcanan çalışmaların katkısı yadsınamaz. Kanımca tüketicilerin nezrinde akılda kalan ve hedefe ulaşan çalışmalar yapmak kaçınılmaz olmaktadır. Bu arada aklımda kalan eski sloganları ararken daha birçoğuna ulaştım, özellikle seçtiklerimin bazıları bu gün ya satıldı ya da başka sloganlar kullanıyorlar. Ama ya hafızalarda kalanlar. Bazı eski reklam sloganları; (*)National Televizyon: Anında görüntü beklemeden sesKodak: Gülümseyin KodaklaKeybi: Çok süpermarketSunny: Günlük güleçlikMintax: Mintaxla canım MintaxlaOsmanlı Bankası: Yok aslında birbirimizden farkımız; ama biz Osmanlı Bankasıyız.İzocam: Yöneticimiz uyuyor mu? Reklamları dinlediniz (*) ilef.net Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive